mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2015 Pazar

ŞİİR: BİR ANDA VE BİR YERDE (BOJİDAR ÇİPOF)



İnadına yaşıyorum olumsuzlukların


Umuduna gelecek güzel günlerin

Her yeni günle, her yeni anla, saliseyle

Ama bu kez biraz cimriyim zamana

Süzerek yudumluyorum artık anları

Damıtarak içiyorum her damlasını

Gün ya da gece her neysen işte o

Bekle beni birazdan geliyorum yanına

Fakat yola çıkarken bilmiyorum yerini

Bildiğim şu ki bir anda ve bir yerdesin


Bojidar Çipof 

30 Haziran 2011

17 Kasım 2014 Pazartesi

SEN DİYECEĞİMİ ARIYORUM


Gün; Kasım

Yollar; sarı solgun yapraklara esir,

Bastıkça halı gibi hışırdamaktalar

Havada nem var ve de kasvet

Birine adres soracakken sana rastladım 

Bu şehrin yabancısıyım ben kadın

Sen diyeceğimi arıyorum yerini bilir misin?


Bojidar Çipof
17 Kasım 2014 




16 Kasım 2014 Pazar

İKİLEM!


Yazdıklarını silebilirsin, yazıp sildikleri de silebilir misin? Ona yazdıkların hep aklında kalır…  Anımsadıkça içinde bir daha yazarsın. Bir daha, bir daha… Sürekli yinelenir beyninin derinliklerinde. Sonuçta ne yaparsan yap içinden silemezsin, çünkü kelimeler sahiplidirler… Birine yazmışsın, sen yazmışsın…

 

Yazdıkların” söylemi burada mecazidir. Yazman ya da söylemen hatta ona hiç demeden sadece kendi içinde terennüm de etsen, bunlar senin içinde biri için oluşmuş kelimelerdir ve sahiplidirler.

 

Ama dil; bir daha konuşamaz, çünkü “onsuz”dur. Duyulan sesler sen(siz)dir. İçinde avaz avaz ama sessiz kopar kelimeler, kendinden başka kimsenin duymadıklarıdır bunlar… Sevgiyi en derininde de gömsen yine hep aklına gelir. Ona yazdıkların, “Bunlara lâyıktır” dediklerin!

 

Başka tenlerde hissiz sevişmelerde; daha da fazla kelimeler gelir aklına. Nemli gecenin ıslak damlaları, başka bedenlerle seni sarmaladığında da aklına gelir. Ona yazdıkların, “Bunlara lâyıktır” dediklerin!!

 

Belki toprağın suya hasreti misalidir bu… Ama fazla su fidanı çürütür, belki fazla sevgi de… Ya da fırtınalı diye deniz sevilmez mi? Ama ya batırırsa seni?

 

İkilem!

 

Bu kısa yazıda; “Pozitivizm” ile “Negativizm” kavramlarını çarpıştırdık. Yazımız; her iki pencereden de algılanabilir. Bir pencereden pozitif ve sevgi dolu ifadeler, sanki hasret de içererek haykırıyor!

 

Diğer pencereden ise negatif söylemler ve özellikle “Bunlara lâyıktır” söyleminde her iki pencereden bakmak olası!

 

Nereden bakacağınıza siz karar vereceksiniz. Neye lâyıktır? Fazla su verilen fidan ve deniz örneklerinde de cümle her iki anlamda algılanabilir.

 

İkilem!

 

Bilginin tek ve sabit olmadığını ve keşfedilmek için sorgulanması gerektiğini, bunun sonrasında kabul edilmesini öngören, merak etmeyi ve şüphe etmeyi öğütleyen bilimsel yaklaşım olarak bilinen “Paradigma” ile de yukarıdaki cümleler irdelenebilir. (Yunanca= Παραδείγματι “Paradeigma”)

 

Paradigma; Platon, Aristoteles ve Herodot zamanlarında ortaya çıkmakla birlikte bu kavramın tanımı ve bilim felsefesinde Dünya’ya tanıtılmasını sağlayan; “Thomas Samuel Kuhn” farklı formüllerinden birinde şöyle demekte:

 

Paradigma; 

İzlenen ve kontrol edilen “olan”dır.


Soruların tarzı hangi konuyla ilgili olduğuyla iç içedir ve sağlamasının nasıl test edilebilirliğiyledir.

Bu soruların nasıl sorulacağıyladır.

Sonuçların karşılaştırmalı olarak nasıl yorumlanacağıyladır.


İkilem bu noktada bizi sorguculuğa getirdi! Sorgulamadan, irdelemeden hiçbir adım atılmamalı… Sosyoloji; bir başka deyişle “toplum bilim” merkezinde insan olan ve toplumla insanın etkileşimi üzerinde çalışan bir bilim dalıdır. İnsan; her daim kendi penceresinden ve işine geldiği gibi hareket eden algı ekseninde hareket eder. Anlamak istediğini anlar, görmek istediğini görür. Bireylerde, bilincin oluşmasından sonra başlayan süreçte ana faktör eğitimdir. Burada eğitim sisteminin artı ya da eksilerini irdelememekteyiz. Ancak toplumu temel ihtiyaçlarından (Doymak, barınmak, giyinmek) sonra eğitim ile yasalarla gelenekler ayakta tutar.

En iyi eğitim sistemi ve Dünya’daki en çağdaş yasalarıyla yönetilen bir noktada yaşıyor olsanız da “Ön yargı” Negativizmin temel gıdasıdır. Herkes, gerçekleştirebilir ya da gerçekleştiremez ama kendi arzularına göre düşünür. Sorgulama biçimi, beklentileri ve tepkilerinde ön yargı hep egemendir!


“İkilem” başlıklı yazımız, bu nedenle negatif ve pozitif pencerelerden her iki anlamda da algı yaratabilecek bir üslûpla yazıldı…


Şimdi sabrınız varsa yazının baş tarafını bir kez daha okuyunuz. Bilerek ve isteyerek çelişkili ifadeler içeren cümlelerde, pozitif ya da negatif tarafta olduğunuza siz karar verin… Felsefeniz bol olsun

 

Bojidar Çipof

15 Kasım 2014

20 Ekim 2014 Pazartesi

TA Kİ…



Bazen bir umut daha doğar

Son bir çaredir belki…

Herşeye rağmen

Bir kez daha elini uzatmak istersin

Ancak

Çok zaman anlaşılmaz ve ziyan edilir bu…

İçinden de olsa denemişsindir her çareyi

Anlaşılamamanın zorluğunu yaşarsın

Geri dönülmez yolun doğruluğunu görürsün

Sonra yalnızlıktır ruhu doyuran; ta ki…


Bojidar Çipof
20 Ekim 2014 



10 Şubat 2013 Pazar

ŞİİR: YAĞMURLA YÜRÜMEK (BOJİDAR ÇİPOF)




Bugün burada yağmur vardı

Baktı sahilde yalnızım yarenlik etti bana

Damlaların sesini saymaysam hiç konuşmadı

Düşen seslerini dinlerken gözlerim yerdeydi

Ve bakarken sulara yüzünü görmek için

Ve özlem gidermek adına hayale dalarak…

Büyük bir istek ve arzu sarmıştı benliğimi

Nefesinin bana değdiğini sandım o an

Derin derin içime çekince anladım yanıldığımı

Yere düşen damlaların kokusuymuş sadece…

Uzaktaki geminin yükü gibi ağırlaştı omuzlarım

Yakınmalarla dolu sert bir esinti yaladı beni

Karanlık yüzeyinin yansımalarıyla vurdu deniz

Düşe kapılmadan düş kurmak mümkün mü?

Suya doğru eğildim ama bu kez temkinle

Düşmemek için pek dikkat ederek aradım onu

Düşen hep beden olsa kan revan olur yaşam

Kötü ki ruh düşüyor her seferinde boşluğa

İçimde taşıdığım dikenler, gidin sizinle işim yok!

Gidin başkasını kanatın benimle uğraşmayın…

Renksiz gölgeler, siz de ayrılın etrafımdan

Gölge edeceğinizi yitik ruhlarda arayın…

Sahte duygular, sizin de çabalarınız beyhudedir

Beklemeyin, bu gece bağırmayacağım içimden

Zira bedenimden o anlamsız ağırlıklar gitti

Bulutlar, yine ağlamadan kaçıyorum sahilden

Gidiyorum, adımlarımı hissetmeden basarak

Göremeden aradığımı, bulamadan umduğumu

-------------------

Bugün burada yağmur vardı birlikte yürüdük…


Bojidar Çipof

11 Ekim 2011
Yeşilköy sahilinde bir sağanak anı…

http://www.antoloji.com/yagmurla-yurumek-siiri/

30 Aralık 2012 Pazar

ŞİİR: KARE BULMACA (BOJİDAR ÇİPOF)




Kare bulmaca gibisin soldan sağa yukarıdan aşağıya

Çözmeye çalışıyorum ama nafile hep bir kelime eksik

Ya bulmacayı yazan unutmuş soruyu tarif ederken

Ya da kendini eksik tanımlatmış aldatmışsın yazanı


Kare bulmaca gibisin soldan sağa yukarıdan aşağıya

Bitirdiğinde nasıl ki tamamlamanın bir hazzı oluyorsa

Ben hazzımı almıştım senden, seni çözmeye çalışırken

Eksikler gizlerin olsun arta kalanları çözmesem de olur 


Bojidar Çipof   
4 Haziran 2011 

21 Aralık 2012 Cuma

ŞİİR: FARKINA VARDIM Kİ YAZ BİTMİŞ (BOJİDAR ÇİPOF)




Farkına vardım ki yaz bitmiş…

Güz de çoktan terk etmiş buraları

Kış gelmiş ama ben anlayamamışım

Kasvetle yoğun karanlık günle uyanınca,

Soğukla karışık yağmura yakalanınca,

Boş elimi havaya uzatınca fark ettim…

Tabi kötü bir şey değildi bu yaptığım

Ben sadece yazı dondurmuşum içimde

Onu özenle saklamışım süpürenlerden

Öylesine ısınmışım ki üşüyünce anladım

Üzerimdeki ılımanlığın nedeni senmişsin

Ve farkına vardım ki yaz gerçekten bitmiş…



Bojidar Çipof

4 Kasım 2011 

16 Aralık 2012 Pazar

ŞİİR: BANA ÇAM AĞAÇLARININ SESİNİ TARİF EDEBİLİR MİSİN? (BOJİDAR ÇİPOF)



Çam ağaçlarının sesini tarif edebilir misin?

Aşk fısıltısı gibi bir nefes var da kulağımda

Bir ormandayım sanki ve fısıldıyor

Hatırlatıyor bana geçmişteki gezmelerimizi 

Onu anıyorum şimdi bir ormanda olmasam da

Bir soğuk akşamüstüydü

Gözlerimi alamamıştım onu ilk gördüğümde

Bir ışık haresi belirmişti yolumun üstünde

Gün ışığını yitirirken etrafım birden ışıldamıştı

Güneş feryat eder gibi son ışığını bana yansıtmıştı

Tuhaf hayallerle de karışan kafam aydınlanıverdi

O; çamurlar arasında parlayan beyaz bir zambaktı

Gün doğarken ortaya çıkan sabahın güneşiydi

Dudaklarından bana savrulan bir seda

Tefrika roman gibi her gün tekrarlanan bir hayal

Münzevi yaşamımdan beni ışığa taşıyan nurdu o

Ama sonra ışığımı, nurumu, hayalimi bıraktım

Velhasıl her şeyimi onda bırakarak ayrıldım ben

Yalnızca bir ses kaldı kulaklarımda o günlerden

Hani birlikte dolaşırken o ormanda,

Ve çam ağaçlarının her rengini seyrederken onunla

Rüzgârda kulağıma gelen yaprakların sesi nerede

Şimdi o sesi anımsamaya çalışıyorum

Fakat beyhude gelmiyor kulaklarıma

Yoksa ben ona değil de mavi bir lâdine mi vuruldum

Bu nedenle sana soruyorum şimdi

Bana çam ağaçlarının sesini tarif edebilir misin?


Bojidar Çipof
7 Şubat 2011 




14 Aralık 2012 Cuma

ŞİİR: ELÂ GÖZLERE ÂŞIK OLMAK (BOJİDAR ÇİPOF)


Elâ gözleri derin bir yerinde saklamışsan

Kundaklamış sarmalamışsan onları kalbinde

İhtimamla daha da büyütmek için sevgiyi

Yüreğine kakılmış iri iki elmas gibiyseler

Parlamaları yüzünden aksediyorsa; âşıksın

Yanında ve sana bakıyorlarsa; şanslı âşıksın

Zaman akar, ruhlar tek olur bedenler gibi

Çok ziyade sevgi ile dolar aşk halinde kişi

Belirgin anlaşılır yüzünden içindeki mutluluk

Gün iştiyak halinde geçer onu göremediğinde

Zaman akmaz taşar su misali sevgi yatağından

Seni onu sevdiğin gibi seven elâ gözler varsa

Sen gerçekten âşık hem de çok şanslı âşıksın

Fakat tablo her zaman pembe olmaz kızarır

Yüz umutsuzlukla gölgelenir ruh kapkara olur

Görememek başlarsa ve ayrılığa delaletse kötü

Hem de çok kötü ümitsiz aşk hali mi yoksa bu?

Bundan ötürü ziyade düşüncelere girdiysen

Senin gibi olanlar arasında sessizce kuytularda

Hüzünlü ve tek dolaşmaklar bir çare olmaz sana

Yüzünde herkesin göremeyeceği çizgiler belirir

Saklamaya çalışma kalbinde çok derin de olsalar

Zira içinde hüzün ve keder de olsa zaman akar

Yaşam sürmekteyse kalan yaşama umut olmalı

Belki bir tutam sevgi eşliğinde hâlâ sulamaktasın

Son kalan toprağın avuçlarından kaymaması

Sularla birlikte erimemesi, akıp gitmemesi için

Sıkıca tutabilirsen sevgini belki bir çare daha var

Gerçekten varsa denemelisin hem de sonuna dek

Ama son çare ayrılıksa, hakikaten denediysen her şeyi

Ne yaşadıysan ne kadar sevdiysen yarısını al

Yarısı onun yarısı senin olsun

Sadece elâ gözleri ona bırakma

Onların ikisi de sende kalsın... 

29 Temmuz 2012 Pazar

ŞİİR: ONLAR İÇİN 24 SATIR (BOJİDAR ÇİPOF)




Yılların hasretiyle buluşmanın ardından
Gün güzeldi, gece de öyle ama azdı vakit
Bundandı damıtarak kullanmalarının nedeni
Bundandı o demlenen anlara olan cimrilik...
Sanki bir ırmak gibi fakat su sesi olmadan
Yüreklerinin çınlamasıyla doldu ve aktı zaman
Gecenin ıssızlığı sessizdi ve sinmişti o gece
Bırakmıştı sinsi karanlıklarda gizlenmeyi
Onlara bakmadan geçmişti sokaklarından
Rüyalarındaki atlıları da salmışlardı
İstedikleri yerlere gidebilirlerdi onlar...
Vaatsiz, çıkarsız ve çöken karanlığa inatla
Sıyrılmışlardı kendi ışıklarıyla aydınlanarak
Kavrulmuşlardı öpüşmenin her rengi ile
Isınmışlardı nefeslerinin arkadaşlığında
Tenleriyle kavurarak bir diğerini...
Birbirlerinin yüreklerine misafirdiler onlar
Dillerin raksını kimse bozmasın diye korkarak
Yaşamın gerçekliği ile tekrar savrulacaklarını
Bile bile düşünmemeye çalışıyorlardı zamanı
Tekrar görüşebilmenin bilinmezliği ile ezilerek
Yaşamın gerçekliğinin acımasızlığı ile üzülerek
Belki albüme bir fotoğraf daha eklemek için
Hasret ile yine tek bir geceyi bekliyorlar şimdi...


Bojidar Çipof
24 Temmuz 2012 

23 Temmuz 2012 Pazartesi

ONLAR İÇİN 24 SATIR

 

Yılların hasretiyle buluşmanın ardından

Gün güzeldi, gece de öyle ama azdı vakit

Bundandı damıtarak kullanmalarının nedeni

Bundandı o demlenen anlara olan cimrilik…

Sanki bir ırmak gibi fakat su sesi olmadan

Yüreklerinin çınlamasıyla doldu ve aktı zaman

Gecenin ıssızlığı sessizdi ve sinmişti o gece

Bırakmıştı sinsi karanlıklarda gizlenmeyi

Onlara bakmadan geçmişti sokaklarından

Rüyalarındaki atlıları da salmışlardı                   

İstedikleri yerlere gidebilirlerdi onlar…

Vaatsiz, çıkarsız ve çöken karanlığa inatla

Sıyrılmışlardı kendi ışıklarıyla aydınlanarak

Kavrulmuşlardı öpüşmenin her rengi ile

Isınmışlardı nefeslerinin arkadaşlığında

Tenleriyle kavurarak bir diğerini…

Birbirlerinin yüreklerine misafirdiler onlar

Dillerin raksını kimse bozmasın diye korkarak

Yaşamın gerçekliği ile tekrar savrulacaklarını

Bile bile düşünmemeye çalışıyorlardı zamanı

Tekrar görüşebilmenin bilinmezliği ile ezilerek

Yaşamın gerçekliğinin acımasızlığı ile üzülerek

Belki albüme bir fotoğraf daha eklemek için

Hasret ile yine tek bir geceyi bekliyorlar şimdi…


Bojidar Çipof
24 Temmuz 2012