13 Ekim 2017 Cuma

YUNANİSTAN’DA “KÜÇÜK ASYA FELAKETİ” ANMA TÖRENLERİ


 Yunanlılar, İstiklal Savaşı’nı müteakip başta İzmir olmak üzere Ege havalisinden kaçmak zorunda kaldıkları Eylül 1922’deki bozgunları için “Küçük Asya Felaketi” (Mikra Asiatiki Katastrofi)  demektedirler.
Küçük Asya Felaketi, aynı zamanda Yunanistan'ın kuruluşundan itibaren bir yüzyıl Yunan Devleti’nin siyasetinde egemen olan ve “Megali İdea” olarak bilinen  politikasını da bitirmiştir. (Megali İdea’nın en üst mertebesi; İstanbul’un bir gün “Konstantinopolis” adı ile Yunanistan’ın başkenti olma hülyasıdır. Megali İdea günümüzde sadece bir ütopyadır)
Yunanlılar; Küçük Asya Felaketi’ni Yunan Ordusu için bir yenilgi olmanın yanı sıra; 1924 Nüfus Mübadelesi ile Anadolu'daki Rum/Yunan nüfusun (İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada hariç) yok olmasına da neden olduğu düşünmektedirler.
Yunanistan’da her sene Eylül ayı sonlarında Küçük Asya Felaketi ile ilgili anma merasimleri düzenlenir. Çünkü Küçük Asya Felaketi Türklerin kendilerine yaptığı bir soykırım olarak da addedilmektedir.
Küçük Asya Felaketi’ni ve günümüzde Yunanistan’da nasıl anıldığına girmeden evvel İzmir’in işgaline giden süreci kısaca tanımlayalım…
13 Kasım 1918’de İstanbul’un işgal edilmesinden sonra şüphesiz İstanbul’da da Türklere karşı ölümle de neticelenen hareketler oldu ama İzmir’de ve havalisinde Yunanlılar resmen katliamlar yaptılar! Yunan askerleri; çok sayıda çoluk, çocuk, yaşlı, hamile demeden binlerce Türk’ü öldürdüler, kadınların ırzına geçildi, evler yağmalandı.
Mondros Mütarekesi esnasında Rauf Bey’e Yunanlıların mütareke şartlarından istifade edemeyeceği hakkında bir teminat mektubu verilmişti. Ancak bu teminat mektubunun bir anlam ifade etmeyeceği, 13 Kasım 1918’de İstanbul’un işgaline Yunan gemilerinin de katılmasıyla anlaşıldı.
Bir yandan İstanbul’daki Rum Patrikhanesi Bizans bayrağını göndere çekerek, Osmanlı Devleti’ni yok sayarken öte yandan İzmir’de, ikinci kez 1919’da İzmir Metropoliti olarak atanan Chrysostomos (Hrisostomos Kalafatis) da İzmir’de yayınlanan Yunanca gazetelerde Yunan propagandası yapmaya ve yerleşik Rumlara; evlerine, işyerlerine Yunan bayrakları asmalarını tavsiye etmeye başlamıştı.

İzmir Metropoliti Chrysostomos Kimdir?
Chrysostomos (Hrisostomos Kalafatis)  1867’de Mudanya Tirilye’de (Zeytin Bağı) doğdu. İlk olarak 1910-1914 yılları arasında İzmir Metropoliti olarak vazife yaptı. Ancak Nisan 2010’dan itibaren, göreve başlar başlamaz devlet aleyhine çalışmalara başladı, mitingler düzenledi. O yıllarda dini liderler dini işler dışında cismani işlerden de sorumluydular ve İzmir Metropoliti olan kişi aynı zamanda Vilayet Azası da olmaktaydı. 23 Nisan 1911’de Aya Yorgi Yortusu’nda Rumları Osmanlı’ya karşı kışkırtan bir konuşma yaptığı için Aydın Valisi nazım Paşa tarafından Chrysostomos Vilayet Azalığı’ndan uzaklaştırıldı ama ilk dönemi olan 1914’e kadar İzmir Metropoliti olarak kaldı.
Chrysostomos’un ikinci İzmir Metropolitliği dönemi 1919-1922 yıllarını kapsar. Yunanlıların İzmir’i işgal etmesi için Chrysostomos’un önderliğinde zemin hazırlanmaya başlanmış ve Adalar ile diğer illerden Yunanlılar İzmir’de ikamet edilerek nüfus çoğunluğu yaratmaya çalışılmıştır.
12 Mayıs 1919’da Paris’te yapılan konferansta alınan bir karara istinaden işgal devletleri İzmir ve havalisinin Yunanlılara verilmesi resmen kabul ettiler. Yunanlı bir ajan (Albay) Mavroudis ile Metropolit Chrysostomos hemen ertesi gün, 13 Mayıs 1919’da 1922’ye kadar terör örgütü merkezi gibi kullandıkları Aya Fotini Kilisesi’nde bir toplantı düzenlediler ve en kısa zamanda Yunanlıların İzmir’i işgal edeceğinin müjdesini yerleşik Rumlara verdiler.
Yine ertesi gün, 14 Mayıs 1919'da; Müttefik kuvvetlerinden Amiral Caltrope İzmir Valisi İzzet Bey’e bir nota vererek ertesi gün İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edileceğini resmen bildirdi.
İzmir Metropoliti Chrysostomos 15 Mayıs’ta İzmir işgal edilirken bir yandan Yunanlı askerleri Kordon’da takdis etti öte yandan da “Helen evlatlarım. Bugün İsa’nın en büyük mucizesine tanık oluyoruz. Bu uğurda ne kadar Türk kanı dökerek içerseniz o kadar sevaba gireceksiniz! Ben de bir bardak Türk kanı içerek onlara olan kin ve nefretimi teskin etmiş olacağım. Bütün azizler sizinledir. Hadi evlatlarım feslileri öldürün” diye bağırdı.
İlk Yunan askerleri kafilesinin başında olan Albay Zafiriu’ya da Türkleri öldürmenin çok kutsal bir görev olduğunu söylemiş ve Yunanlıların İzmir’i terk etmesine kadar adeta Yunan Hükümeti’nin bir yöneticisi gibi faaliyetlerde bulunmuş, Türklere karşı yapılan katliamlarda rol almıştır.
9 Eylül 1922’de Türk askerleri İzmir’e girdiler. Aya Fotini Kilisesi top ateşiyle yerle bir edildi. Chrysostomos 10 Eylül’de halk tarafından linç edildi. (4 Kasım 1922’de ise kilise tarafından aziz olarak da ilân edildi)
Yunanlıların İzmir ve havalisinde yaptıkları tüm katliamlara karşın, Mustafa Kemal Atatürk ve ordusu tarafından denize dökülerek kaçmaları ve bu ağzı ve eli kanlı Rum papazının linç edilmesini hâlâ içlerine sindirememişlerdir. Kendi katliamlarını unutarak, toprağını savunanların kendilerine “soykırım” yapıldığını günümüzde de iddia etmekte, bu hezimet için ise yazımızın başında belirttiğimiz gibi “Küçük Asya Felaketi” (Mikra Asiatiki Katastrofi)  demektedirler.
Bu hınç ya da kin ile Yunanistan’da bazı yerleşim yerlerine Anadolu topraklarından isimler vererek başına “Nea” yani “Yeni” ibaresi koymuşlardır. Yunanistan’ın Attika bölgesinde de aynı zihniyet ile oluşturulmuş Nea Smirna (Yeni İzmir) bölgesi de vardır. Burada İzmir’de yıkılan Aya Fotini Kilisesi’nin bire bir aynısı bir kilise inşa edilmiştir. Bu kilisenin avlusunda Chrysostomos’un eli ile İzmir’i işaret eden bir heykeli bulunmaktadır ve altında “İzmir Şehidi” yazmaktadır. Ve bu anıt heykelin önünde her sene Küçük Asya Felaketi anmaları düzenlenir. Her sene olduğu gibi bu sene de “Küçük Asya Felaketi’nin 95. Anma Etkinlikleri” yapılmıştır.
Yunanistan’da ayrıca Nea-İonia (Yeni İyonya) adlı bir ilçe de vardır. İonia; İzmir ve Aydın çevresinin eski adıdır. Mübadele ile gidenler Yunanistan’da eski hülyalarının devamı olmalı ki Yeni İyonya adlı bir yerleşim birimi de kurmuşlardır. Mübadele esnasında bu ilçeye Alanya (Yoğunluklu olarak Tophane Mahallesi çevresinden) de yoğun bir yerleşim olduğundan Alanya Belediyesi; Yeni İyonya ile kardeş kent olmuştur.
27 Eylül’de İyonya Belediyesi Meclisi’nin yaptığı bir organizasyonla Küçük Asya Felaketinin 95. Yılı için etkinlikler ve bir koşu düzenlendi. Koşu için verilen güzergâh “Küçük Asya Felaketi mültecilerinin mahallelerinde” olarak tarif edildi.
Etkinliğin ana tanım ise; “Osmanlı Devleti yetkilileri tarafından Küçük Asya Rumlarının Soykırımının anılması” olarak belirtildi.
Atina merkezde ise 17 Eylül Pazar günü Metropolitan Kilisesi’nde Küçük Asya Felaketi devlet töreni olarak yapıldı ve her zaman olduğu gibi yine “soykırım” (Genocide) olarak tanımlandı. Törende Yunanlıların uğradığı sözde soykırımı “Ermeni ve Süryaniler’de olduğu gibi” şeklinde de lanse edildi.
Yunanistan Mülteci Dernekleri Federasyonu ve Attika Bölgesi Federasyonu tarafından düzenlenen ana etkinliğe; 30'u aşkın Küçük Asya dernekleri, çeşitli sivil toplum kuruluşları ile çok sayıda halk katıldılar. Yunanistan’da Türkiye karşıtı STK ve derneklerin sayıları binlerle ifade edilmektedir. Törene Atina ve çevre beldelerin belediye başkanları ve Yunan Hükümeti’ni temsilen Milli Savunma Bakan Yardımcısı Dimitris Vitsas da katıldılar.

94 Yıl Sonra Yeniden Kurulan İzmir Metropolitliği

Geçtiğimiz yıl 29 Ağustos 2016 tarihli bir sen sinod kararı ile 94 yıl aradan sonra İzmir’de yeniden bir Metropolitlik kuruldu.
Yunanistan'ın Volos kentinde doğmuş ve 4 yıl önce Türk vatandaşlığına alınmış olan 45 yaşındaki Bartholomeos Samaras adlı bir papaz İzmir Metropoliti olarak atandı.
Patrikhane, İzmir'e yeni metropolitin atanmasını geçtiğimiz sene son derece önemli ve tarihi bir olay olarak değerlendirmişti. Atina'daki İzmirli Rumların kurduğu dernekler aracılığı ile de bu atamadan duyulan memnuniyet ifade edildi. Yunan basınında ise İzmir’de 94 yıl aradan sonra yeniden bir metropolitlik ihdas edilmesini Türkiye’ye karşı bir “gol” olarak tanımladılar. Bu seneki anma haberlerinde de 2016’da kurulan İzmir Metropolitliği için aynı şekilde kurulmasının önemi hakkında söylemler yer almıştır.





4 Ekim 2017 Çarşamba

ZAMANA CİMRİ OLSAK


Ekim, sonra Kasım, ardından Aralık ve yeni Ocak, yeni sene derken seneler akıyor.

Ve tabi seneler akarken ömürden bakiye kalan da azalmakta ve ne kötü ki bakiyeyi bilmeden sarf etmekteyiz…

Artık ay Ekim. Sonbaharın o güzel ayı Eylül bitti. Kimilerimiz diğer aylar gibi bunu da hoyratça sarf etti!

Oysaki zamana biraz cimri olsak! Hoyratça sarf ettiğimiz anlara sahip çıksak. Ve bu anlarda yaşanan sevgilere de…


Bojidar Çipof 
2 Ekim 2017


GÜN EYLÜL KOKUYORDU…


Buram buram hasret eşliğinde gün Eylül kokuyordu…

Henüz düşmemiş yapraklar son günlerini yaşamakta, rüzgârla savrulacakları anı beklemekteydiler. Hâlâ düşmemiş olanlar; umutsuzca bekleyenlerin tavrı gibi tedirgindiler…

Sonu belli bir hikâyeydi bu… Kopmak ve savrulmaktı kaderde olan…

Henüz kopmamış yapraklar, son ana kadar direnmeye devam ettiler. Dallarından kopmamaya, rüzgâra boyun eğmeye çalıştılar ama nafile!

Ve sonunda son yaprak da yere ulaştı ama o da büyüdüğü ağacın dibine düşemedi. Rüzgâr acımasızdı. Bambaşka bir gövdenin önüne, başka gövdelerden kopmuş yaprakların üzerine savurdu onu…

Buram buram hasret eşliğinde gün Eylül kokuyordu.


Bojidar Çipof
4 Eylül 2017


2 Temmuz 2017 Pazar

TUTTURMAK!



Tam “Bu kez tutturdum” derken bir de bakarsın ki

Sanki “Piyango” biletine yanlış bakmışsın da

“Büyük İkramiye”yi sayı farkıyla kaçırmışsın gibi

Yine tutmamış!


Bojidar Çipof  
4 Haziran 2017




MISRALAR GÜN YÜZÜ GÖRSE



Saklaya saklaya iç içe geçtiler,

Üst üste yığıldılar!

Bir şeyler ayırmaya kalkıyorum

Olmuyor!

Ağzına kadar dolu bir depo misali

Aradığımı bulamıyorum…

Anlayacağınız çok fazla birikmişler

İçimde karman çorman duruyorlar mısralar…


Bazen kendime şöyle soruyorum:

“Yollamadıkça neden yazarsın?”

“Sadece gönlünde kalırsa kim görür bu satırları?”


Diyorum ki;

Sana bir şeyler yazsam?

Bu kez saklamasam derinlerde

Kelimelere esaret yaşatmasam

Mısralar gün yüzü görse…


Bojidar Çipof 
1 Temmuz 2017


NEYİN EKSİK?



Sordular “Neyin eksik?”

Dedim “Yarım eksik”

Dediler “Tam görünüyorsun”


Dedim “Bir de içime sorun”


Bojidar Çipof
25 Haziran 2017




29 Ekim 2016 Cumartesi

PEKİ!


Bu kez gerçekten bitti be gülüm…
Yaz gibi,
Daha ermemiş kış gibi,
Geçen zamanlar gibi,
Henüz bitiremediğimiz sene gibi…

Bu kez gerçekten bitti be gülüm…
Ne yazsam yollar sana çıkacak bu nedenle bu aralar pek yazasım yok…
En iyisi artık arada eski sözleri anımsayarak susmak desem de kalem geveze olunca bazen dayanamıyor…
Veda mektubundan bu yana düşünüyorum; bir gün karşılaşsak “selam” bile saklamadık ki!

Diyeceğin kalmadığında en anlamlı kelimedir şu: “ Peki!”

Bu kez gerçekten bitti be gülüm… 

Peki demiştim ya…


Bojidar Çipof
21 Ekim 2016


SU ALIP GÖTÜRMESE…


İki arada bir deredeyim!
Dereyi geçsem arada sıkışıyorum
Aradan sıyrılsam derede boğuluyorum
Birini bulsam, sıkı sıkı ellerini tutsam
Su alıp götürmese…

Bojidar Çipof
5 Ekim 2016



28 Ekim 2016 Cuma

AYASOFYA’YA İMAM ATANMASINA YUNANİSTAN TEPKİSİ

Rum Patrikhanesi ve Bizans sever kesimlerden müze durumunda olan Ayasofya’da Yunanca ayin yapılması için zaman zaman talepler gelmekte, öte yandan ise başta Alperen Ocakları olmak üzere milliyetçi gruplar tarafından da en azından Cuma günleri Ayasofya’da namaz kılınması için talepler bulunmaktaydı.

Geçtiğimiz Kadir Gecesi’nde Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez Ayasofya içinden yapılan bir canlı yayına katılarak söyleşi yaptı ve ardından uluslararası yarışmalarda dereceler almış hafızların katılımıyla 85 yıl sonra ilk kez minarelerinden ezan okundu.

Kurban Bayramı’nda ise Ayasofya meydanında bayram namazı kılındı. Bu iki eylem Yunanistan’ı fevkalâde rahatsız etti. Yunanistan Başkonsolosu bahsi geçen günlerde Sultanahmet’e giderek olan biteni yerinde takip etti ve ardından Yunanistan’da tepkiler ortaya çıktı.
Megali İdea” doktrininde; Türkiye coğrafyasında bulunan 3 Ayasofya’da ayin yapılmasının ardından İstanbul’un Konstantinopolis olacağı rüyası ya da hülyası bulunmaktadır. [1] 
Geçtiğimiz yıllarda 1. Ayasofya olan İznik’te Rum Patriği tarafından yönetilen bir ayin yapılmıştı. Trabzon’daki halen müze olarak faaliyette bulunan 2. Ayasofya’da ise bu talep oluşan yerel tepkilerden ötürü sadece söylemde kaldı.
Ancak 15 Ağustos 2010’da simgesel olarak daha üst bir dinî yer olan Sümela Manastırı’nda Rum Patriği Bartholomeos tarafından yönetilen Meryem Ana Yortusu ayini yapıldı. Bu ayin; başta Yunanistan olmak üzere dışarda coşkuya içeride ise tepkilere neden oldu. 15 Ağustos’un Yunanlılarca çok acı bir anlamı bulunmaktadır. Çünkü 15 Ağustos tarihi Meryem Ana Yortusu olmanın dışında aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet’in 1461’de Trabzon’u fethettiği gündür.
2010’da yapılan bu ayin Patrikhane ve Yunanistan çevrelerince en üst mertebede sevinç yaratmıştı. Sonraki yıllarda 2015’e kadar Sümela’da her 15 Ağustos’ta Bartholomeos’un yönettiği aynı ayin tekrarlandı ve bir anlamda –kendilerine göre- geleneksel hale geldi ve bir nevi “hak” olarak telakki edildi. [2] 
Ancak bu sene Sümela’da 15 Ağustos’ta ayin yapılmasına tamirat nedeniyle izin verilmedi! Bu sene için ayin izni verilmemesi başta Yunanistan olmak üzere çok üst düzey tepkilere neden oldu ki bunun en tepe örneği; Geçtiğimiz 15 Ağustos’ta Yunanistan Cumhurbaşkanı Pavlopulos tarafından yapıldı. Gerçekleşemeyen ayine karşı alternatif olarak Yunanistan’daki “Vermio Dağı”nda bulunan “Panayia Sümela Manastırı”nda yapılan bir ayinde Yunanistan Cumhurbaşkanı Türkiye’ye adeta kin kustu! [3] 

İstanbul Ayasofya
Yukarıda belirttiğimiz gibi Megali İdea’ya göre 3. Ayasofya olan Çemberlitaş’taki Ayasofya’da Yunanca ayin yapma hülyası ise Yunan ve “Yunansever” unsurların en çok gerçekleştirmek istediği bir eylemdir.
17 Eylül 2010’da Yunan asıllı ABD vatandaşı Dolar milyarderi Chris Spirou’nun başkanı olduğu “Ayasofya’ya Özgürlük” (Free Agia Sophia Council of America)  adlı bir konsey; Ayasofya’da korsan bir ayin yapmaya kalkışmıştı. Chris Spirou kalabalık bir Yunanlı grubu finanse ederek, baskın bir şekilde ve gerekirse arbede yaratacaklarını da ifade ederek,  müze vasfında olan Ayasofya’ya ücret vermeden gireceklerini o günlerde çok sık çıktığı televizyon kanallarında duyurdu. Burada Ayasofya’ya ücret verilmemesi hususu; Ayasofya’yı müze değil kilise vasfında kabul ettiklerinden dolayıdır. [4] 
Ancak başlarında meczup Chris Spirou’nun bulunduğu gruba, İstanbul’a geldikleri takdirde can güvenliklerinin olmayacağının bildirildi ve bu eylem daha Türkiye’ye girmemiş olan grubun Yunanistan hududundan geri dönmesi ile akamete uğradı. [5] 

Aslında Ayasofya’da Çok Uzun Yıllardır Namaz Kılınmaktadır
916 yıl kilise 482 yıl cami olarak ibadete açık olan Ayasofya; 1935’ta Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye dönüşürken mabedin imam kadrosu günümüze kadar sembolik olarak korunmuştur.
1991’den itibaren ise Ayasofya’nın önden bakıldığında sağ arka kısmında bulunan “Hünkâr Kasrı” öğle ve ikindi namazlarında cami olarak Öğle ile İkindi vakitlerinde faaliyette bulundu. Ezanlar Sultanahmet Camii ile karşılıklı okundu.
Hünkâr Kasrı; Sultan 1. Mahmud zamanında ana binaya ilave olarak yapılmış bir kasırdır ve yapılmasından itibaren padişahlar ve beraberindekilerin Cuma günleri abdestlerini alarak ardından namaz kılmak için camiye geçtikleri bir mekân olarak kullanılmıştır.

Bartholomeos’un Patrik Oluşunun 25. Yıldönümü
22 Ekim 2016, Rum Patriği Bartholomeos’un patrik oluşunun 25. yıldönümüdür. Bu yıldönümü için İstanbul’da birkaç gün süren etkinlikler tertiplendi; Yunanistan ve birtakım ülkelerde kutlamalar yapıldı, kitaplar yayınlandı.
ABD Başkanı Barack Obama ve çok sayıda yabancı devlet adamı da Patriğe kutlama mesajları yolladılar. Obama’nın mesajında; Patriğin görevinde 25. yılını tamamlamasından ötürü duyulan memnuniyet ifade edilmekte, Bartholomeos’un öğretilerinin insanlar için bilgelik ve aydınlanma ayağı olduğu, insan hak ve özgürlüklerini desteklemesi ve mülteciler için yaptıkları övgüyle anılmaktadır.
22 Ekim günü Patrikhane içindeki Aya Yorgi Kilisesi’nde, Bartholomeos’un 25. yılını kutlamak için çok sayıda yabancı din adamı ve diplomatın da katıldığı bir ayin yapıldı.
Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın bir tebrik mektubu gönderdiği bu ayinde Yunanistan Hükümeti’ni Dışişleri Bakanı Yoannis Amanatidis, temsil etmiştir. Yeni Cumhuriyet Partisi Başkan Yardımcısı Adonis Georgiadis ise partisi adına ayine katılmıştır.
Ayinin sonunda Yunanistan Dışişleri Bakanı Yoannis Amanatidis patriği öven bir tebrik konuşması yapmıştır. Ayrıca geçtiğimiz Haziran’da Girit’te yapılan Pan Ortodoks toplantısını da büyük bir başarı olarak tanımlamış, bu toplantıdan modern Dünya’ya önemli mesajlar çıktığını vurgulamış ve Patriğe Ortodoksluk ve Helenizm için çok daha fazlasını başarması için güç dilemiştir.

20 Ekim’de Ayasofya’ya İmam Atandı!
20 Ekim’de Diyanet İşleri Başkanlığı bir ilk olarak buraya “İmam Önder Soy”u asaleten “Ayasofya İmam”ı olarak atadı. Önder Soy imamlıkta üst bir mertebe olan “Kurra Hafız”dır ve titri atamanın çok önemli olduğunu vurgulayan bir faktördür. Şu anda Ayasofya'nın dört minaresinden 5 vakit ezan sesi verilmektedir ve Hünkâr Kasrı’nda tüm vakit namazları kılınmaya başlanmıştır. Fatih Müftüsü İrfan Üstündağ, Hünkâr Kasrı'nın 5 vakit ibadete açık olduğunu belirterek, İmam Önder Soy'un görevlendirilmesiyle cemaat sayısının da çok arttığını vurgularken, geçtiğimiz Kurban Bayramı'nda uzun yıllardan sonra ilk kez bayram namazı da kılındığını hatırlatmıştır.
İmam Önder Soy, yapılan atamayla ilgili olarak şunları söylemiştir: “İlk önce lâyık olamadığımı düşündüm ama bundan da vardır bir hayır diyerek ya Rabbim’den yardım dileyerek bu göreve başladım. Çevremdekiler hocam inanıyoruz ki siz orada çok güzel çalışmalar yapacaksınız diye dualarla birlikte bizi buraya uğurladılar. Normalde vakit namazlarında bay ve bayan olarak 100 kişi oluyoruz. Ama bugün neredeyse üç katı bir kalabalık cemaatle karşı karşıyayız” dedi. 21 Ekim’de kılınan ilk Cuma namazına yoğun ilgi oldu. İçeriye sığmayan cemaatin çoğunluğu bahçede ibadetlerini gerçekleştirdi.
20 Ekim’de yapılan bu atama ve ardından ilk Cuma namazının 21 Ekim’de kılınması Yunan çevreleri çıldırttı. Rum Patriği Bartholomeos’un göreve başlamasının 25. yıldönümünden iki gün evvel, ABD Başkanı Barack Obama’nın kutlama mektubuyla aynı güne denk gelen bu atama Yunanistan’da şok etkisi yaptı.
Yunanlar, Türkiye’de zaten yıllardır 2 vakit namaz kılınan bir yere asaleten imam tayin edilmesi ve 5 vakit namaz kılınmaya başlanmasına neredeyse çıldırdılar.
O kadar tepki verildi ki; Patriğin 25. yıldönümü etkinliklerine katılmak için İstanbul'a gelecek olan “Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos”, Ayasofya'da ezan okunmasını protesto etmek için İstanbul ziyaretini iptal etti.
Oysaki 11 Eylül’de 94 sene sonra, Sen Sinod Genel Sekreteri Barholomew Samaras’a episkopos rütbesi verilmiş (Ordinasyon)  ve ardından “İzmir Metropoliti” tayin edilmişti. Bu tayin için Yunanistan’da sanki İzmir’i yeniden işgal etmişler gibi neredeyse bayram etmişlerdi!
------------------
------------------

YUNANİSTAN CUMHURBAŞKANI PROKOPİS PAVLOPULOS TÜRKİYE’YE KİN KUSTU!

2010’da Cumhuriyet Tarihi’nde ilk olarak 15 Ağustos’ta Sümela’da ayin yapmak üzere Rum Patrikhanesi’ne izin verildi ve bu 2015’e kadar rutin bir hal aldı. Sümela’da aslında uzun zamandır taş düşmesi sorunları vardır ve şu anda da taş düşmelerine karşı, ziyaretçilerin can güvenliklerini tehlikeye atmamak için bir tamirat yapılmaktadır. Yunanistan Cumhurbaşkanı “Prokopis Pavlopulos” bu sene 15 Ağustos’ta Sümela’da ayin yapmamaları için bu tamiratın bahane edildiğini iddia ederek Türkiye’ye kin kustu!

Pavlopulos’un bu ani çıkışını irdelemeden önce biraz geriden başlayarak Sümela Manastırı’nda son birkaç yıldır yapılan ayinleri ve bunlara verilen izinleri irdeleyelim.

Cumhuriyet tarihinde ilk kez 15 Ağustos 2010’da Sümela Manastırı’nda ayin yapmak üzere Rum Patrikhanesi’ne (Talebi üzerine) izin verilmişti. Sümela Manastırı’nın Hıristiyan Dünyası’ndaki bir adı da “Virgin Mary Monastery”dir. (Bakire Meryem Manastırı) Bu manastırın, MS.375’ten sonra inşa edilmeye başlandığı bilinmektedir. Bu bağlamda; 15 Ağustos, tüm Dünya’da “Meryem Ana Yortusu” olarak kutlanmaktadır ve yapılan talep; Sümela’daki ayinin manastıra da adını veren Meryem Ana Günü’nde bir ayin yapılmasıydı. 

Türkiye Devleti’nin azınlık vakıflarına ve mensuplarına fevkalâde iyileştirmeler yaptığı ve azınlık cemaatlerinin Cumhuriyet Tarihi’nde en fazla edinimler sağladığı bir dönemde böyle bir talep de devletçe hoşgörü çerçevesinde geri çevrilmedi.

Bir gazetede yapılacak ayin şu başlık ile yer almıştı: “Sümela'da ayinin şartları belirlendi.” [1]  Haberin devamı da şöyleydi: “Trabzon'un Maçka İlçesi sınırlarında bulunan Sümela Manastırı'nda 15 Ağustos'ta yapılacak ayine, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kısıtlama getirildi. Manastırda düzenlenecek “dini içerikli etkinliğin”, ziyaretçi sirkülâsyonuna engel olmaması, sınırlı sayıda ziyaretçinin katılımıyla dış avlu kısmında, Valilikçe belirlenecek saatlerde yapılması istendi.”

Ancak bu izin verilirken çok önemli bir ayrıntı bu hoşgörü çerçevesinde atlandı! “15 Ağustos 1461” aynı zamanda Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon Rum İmparatorluğu’nu yıktığı tarihtir. Bu çakışma; ilerleyen günlerde ve sonraki senelerde Yunanistan’da kullanıldı, 15 Ağustos’ta Sümela’da ayin yaparak Pontus’un rövanşının alındığı şeklinde değerlendirildi.

2010’da ana avluya kısıtlı bir ziyaretçi sayısı alınması şartıyla ayin için izin verilmesine karşın; Rum Cemaati mensupları ile Yunanistan’dan gelen ziyaretçilerin yanı sıra Rusya’dan da çok sayıda ziyaretçi geldiler ve Sümela’da izdiham yarattılar. Yunanistan’da sayıları yüzlerle ifade edilen Pontus dernekleri bulunmaktadır ve bu dernek ya da sivil toplum kuruluşlarının hepsi Türkiye karşıtıdırlar.

Aynı şekilde Rusya’da da ciddi boyutta bir Pontus organizasyonu ve kendilerine Pontuslu diyen, sayıları azımsanmayacak Rum bulunmaktadır. “Rusya Yunan Cemaatleri Federasyonu Başkanı” ve aynı zamanda Rus Duma’sı milletvekili olan aşırı “Pontus’çu” “İvan Savidis” de yukarıda bahsedilen, 15 Ağustos 2010’da Sümela Manastırı’nda yapılan ayinin organizatörleri arasındaydı. Ancak bu zat daha önceleri de provokasyonlarda bulunmuştur.

İvan Savidis’in adını ilk olarak 2009’da duyduk! 5 Ağustos 2009’da Rusya’dan geldiği bir grup Rum ile birlikte Sümela’da provokatif bir ayin düzenlemeye kalkıştı. Selanik Valisi “Panayotis Psomyadis’”in de aralarında bulunduğu bu grupla birlikte gelen Rum din adamları aniden mumları çıkartarak korsan ayin yapmaya başladılar. Trabzon Müzeler Müdürü Nilgün Yılmazer ve görevliler tarafından engellendiklerinde ise bir arbede yaşandı. Bu arbedenin ardında Rusya’dan gelen gruptaki Rumlar aniden  “Yunan Milli Marşı”nı okumaya başladılar. 

16 Ağustos 2009’da İHA’da ise şu haber yer aldı: İvan Savidis İHA’ya; “Trabzon'da görkemli bir Ortodoks kilisesi inşa edeceğim. Bu manastırlar ise bizim atalarımızdan kalan yerlerdir. Buralar Ortodoks dindar insanların kiliseleridir, Türk Hükümeti'nin kiliseleri değildir. Bu olayın ne kadar önemli bir olay olduğunu tüm Dünya’ya göstereceğim”  şeklinde bir beyanat vermişti. 

15 Ağustos 2010’da yapılan ayinin ardından Yunan gazetelerinde sanki rövanşa geldiler ve çok mutlu oldular ve bu ilk ayinden sonra çıkan Yunan gazetelerinde kullanılan şu ortak bir kelime ise düşündürücü oldu: “Huşu”…

15 Ağustos 2010’da çıkan Yunan gazetelerinin başlıkları şöyleydi:

Ethnos: “Sümela Manastırı’nda Ekümenik Huşu

Avriyani: “Trabzonda duygusal anlar; Sümela Manastırı’nda tarihi ayin” 

Vradini: “Pontus’un Meryem Anası,  artık daha güzel günlerin garantisi

Espresso: “88 yıl sonra huşu ve gözyaşı, Pontos’un Meryem Anası için ağladık

Elefteros Tipos: Meryem Ana artık gözyaşı dökmüyor

15 Ağustos 2009’daki provokasyon ile ilgili olarak, biraz gecikmeli de olsa, 7 Ocak 2010’da Aydın Milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu’nun TBMM’de gündem dışı söz alarak yaptığı konuşma; içeriği nedeniyle önem arz etmektedir.

15 Ağustos 2010’da yapılan ayinde ise iş ayyuka çıktı ve ziyaretçilerin büyük kısmı aniden üzerlerindeki giysileri çıkartarak üstünde eski Pontus İmparatorluğu haritaları ve bir kısım ziyaretçilerde ise “I am Pontios” yazılı tişörtler ortaya çıktı.

2011’de artık rutin hale gelen bu ayin için 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü’nde yazdığımız 11 ve 20 Mayıs ile 8 Ağustos’ta yazdığımız üç makalede gelişmeleri ve bahsi geçen Meclis tutanağının tam metnini koyarak her yıl artarak yükselen “Pontus” faaliyetlerine bir kez daha dikkat çekmiştik.

Her sene 15 Ağustos’ta Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon Rum İmparatorluğu’nu yıktığı tarihte Sümela’da ayin yapmayı rutin bir “Hak” olarak gören zihniyet, bu sene tamirat nedeniyle ayin yapamayınca Cumhurbaşkanı mertebesinde “Kin” kustu!

Yunanistan Cumhurbaşkanı Pavlopulos yapılamayan Sümela ayinine karşı bir alternatif olarak Yunanistan’daki “Vermio Dağı”nda bulunan “Panayia Sümela Manastırı”nda yapılan ayine katıldı ve orada yaptığı konuşmasında; 15 Ağustos için geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu sene Sümela’nın tahsis edilmemesini Türk Devleti’nin özellikle engellediğini ve bu durumun “keyfilik” olduğunu savundu.  Bir yandan Sümela ayini için ”Açıkçası çok üzgünüm” ifadesini kullanırken öte yandan sözde Pontus soykırımı için bunun Yunanlıların tarihsel belleğinde büyük bir acı olduğunu ve en azından, faillerin tespitini ve Türkiye’den artık “Samimi bir özür" beklendiğini, ifade etti…

Yunanistan Cumhurbaşkanı; Eleftherios Venizelos tarafından 1930 yılında, söz konusu edildiği gibi, Sümela’nın Yunanlılarca Kutsal Simge olduğunu ve Pontus aktivisti “Leonidas Iasonidis”in (1884-1959)  geçmişte Pontus için yaptığı çalışmaları övgüyle anlattı. Her 15 Ağustos’ta Pontus Rumlarının uğradığı bu acımasız soykırımdan dolayı ruhları için Sümela’da dua edilmesi gerektiğini söyledi ve “Türkiye; Yunanlıların/Rumların tarihsel hafızasını bükmesin” şeklinde de tehditkâr bir ifade kullandı.

Yunanistan’daki Panagia Sümela Vakfı Başkanı “George Tanimanidis” ise diğer Pontus derneklerinin de onayı ve Veroiya Belediyesi’nin de tasvibiyle ile Panayia Sümela Büyük Haç Ödülü’nü, Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos’a verilmesi kararlarını açıkladı. Pontus’daki Helenizm Soykırımı'nın tanınması için mücadelelerini savunmak için Cumhurbaşkanı’nın da desteklerinin devamını diledi.

Ayinden sonra ise Yunanlılarca Osmanlı’ya karşı direnişin simgesi sayılan “Aleksandır İpsilanti”nin büstüne çelenk konuldu. Alternatif ayine ve ardından yapılan seremonilere Yunanistan Maliye Bakan Yardımcısı Trifonas Alexiadis, SYRIZA Milletvekili Frosso Karasarlidou, milletvekilleri Kostas Gkioulekas, Andreas Lykourentzos, George Katsiantonis ve Veria Belediye Başkanı Kostas Vorgiazidis de katılanlar arasındaydı.

Yunan medyasında 16 Ağustos’ta çıkan haberlerde ise Cumhurbaşkanının bir gün önce verdiği beyanat ve yapılamayan ayin için Türkiye’yi suçladığı ile samimi bir özür beklentisine yer verildi, Türk Dışişleri Bakanlığı suçlandı ve ayinin yapılamayacağı hakkındaki Türk Dışişlerinin mektubuna “Demagoji” nitelemesi yapıldı. Dini ve milli nefreti körükleyen ve dostluk ile iyi komşuluk ilişkilerinin ruhuna aykırı olan bu durumun düzeltilmesi gerektiğini ve Cumhurbaşkanının Türkiye’de "Tüm azınlıkların insanlık dışı muamele" gördüğünü belirttiği medyada yer aldı. Tadilatın bir çarpıtma olduğu iddia edildi. Cumhurbaşkanının “Pontus Soykırımını unutmayacaklarını ve bunun nihai ispatı için çaba göstereceğiz ve samimi bir özür beklentisinde olacağız” şeklindeki ifadelerine özellikle yer verildi.