pontos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pontos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2020 Cumartesi

PONTUSÇULUK HIZ KESMEDİ



 Gerçek Hayat Dergisi’nin 4 Mayıs tarihli baskısında FETÖ konulu 176 sayfalık bir özel sayı yayınlamıştı. Dergide yer alan bazı söylemler Helenler tarafında büyük rahatsızlık yarattı ve bu dergiye yapılan tepkiler Yunan medya kanallarında hâlâ devam ediyor. Derginin yayınlanmasından hemen sonra Yunan Skai Televizyonu özel bir haber yaparak bahsi geçen dergide yer alan, Rum Patriği Bartholomeos da dâhil olmak üzere Rum Cemaati’nin birçok üyesinin Fethullah Gülen'e, Başkan Tayyip Erdoğan'a darbe düzenleyebilmeleri için yardım etmekle suçlanmasının kabul edilemez olduğunu savunmuştu. Bu haber Yunan ulusal medyasının yanı sıra Rum/Yunan dini kanallarında yer aldı. Bahsi geçen derginin sanki sadece Rum Patriği ve cemaatini hedef alan bir yayın olduğu, özellikle Pontusçu sitelerde de abartılarak haber yapıldı. Oysaki 176 sayfalık derginin içindeki birçok bahisten biri Rum Patriğiydi…
Yaşadığımız koronavirüs pandemisi nedeniyle Türkiye aleyhtarı söylemlere biraz mola veren Yunan medya unsurları ve ABD’deki Yunan diasporasının yönettiği, önceliği Rum Patrikhanesi ve Heybeliada Ruhban Okulu olan medya unsurları yeniden harekete geçtiler.
Derginin Mayıs ayının başında yayınlanması, Helenlerin ve Helenseverlerin yaklaşan 19 Mayıs’ta planladıkları Türkiye aleyhtarı çalışmalarına da bir anlamda girizgâh oldu. Yunanistan’da 24 Şubat 1994 tarihinde alınan bir parlamento kararı ile 19 Mayıs 1919 (Sözde) “Pontus Soykırımı Anma Günü” olarak kabul edilmiştir. Geçtiğimiz sene bunun 100. Yılı gerekçesiyle Türkiye aleyhine çeşitli törenler etkinlikler yapıldı. 19 Mayıs 2020’yi ise “100+1” olarak tanımladılar.
Yunanistan’ın 13 Mart 2020’den itibaren göreve gelen yeni Cumhurbaşkanı Katerina Sakellaropoulou sözde Pontus Rumları Soykırımı Anma Günü münasebetiyle, bir önceki Türk düşmanı Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos’u aratmayacak Türk aleyhtarı söylemleriyle dolu, aşağıdaki mesajı yayınladı:
“Geçmişin iğrenç eylemleri ve samimi pişmanlıktan sorumlu olmak, barışçıl bir arada yaşama ve halkların refahının geleceğini bekleyen liderlerin cesaret ve sorumluluğunun örnekleridir. 19 Mayıs günü; Pontus Yunanlılarının Soykırımı Anma Günü olarak kabul edilmiştir. Bugün ise bir asır önce kaybettiğimiz Pontus Rumlarının yüz binlerce kurbanını onurlandırıyoruz.
Soykırımdan kurtulmuş Pontus Yunanlılarının, Yunan Devleti’nin son derece zor koşullar altında toparlanmasına, ekonomik genişlemesine ve Yunanistan'daki eğitim ve kültürün gelişmesine muazzam katkılarını ve aktif katılımlarını da dikkate almalıyız.
Uluslararası toplumun gelecekte insanlığa karşı benzer suçları önlemek adına sadece kurbanların anısını korumak için değil, aynı zamanda masum sivillerin sistematik imhası gibi, bu iğrenç barbarlığın eylemlerini hafifletmek ve kınamak gibi bir görevi de vardır”
Yunanistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Kostas Vlasis tarihsel hafızanın korunmasının ahlaki, tarihi ve ulusal bir görev olduğunu vurgulayarak sözde Pontus Soykırımı'nın uluslararası tanınması için mücadelenin devam ettiğini ve bunun kolektif bir görev ve ortak bir neden olduğunu belirten açıklamalarda bulundu. Twitter’da yaptığı bir paylaşımda, Türkiye'nin geçmişini kabul ederek Yunanistan Devleti’ne karşı sorumluluklarını üstlenmesini istedi.
Yunan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ise şu beyanatı verdi:
Bir asır önce Pontus Yunanlıları eşi görülmemiş bir zulümün kurbanı oldular. Zulüm gördüler, yerlerinden edildiler ve öldürüldüler. Hayatta kalanlar, anavatanında yeniden yükselmek için atalarının evlerini geride bırakarak kaçtılar.
Yunanistan Devleti oybirliğiyle soykırımı tanıma görevine açıkça cevap verdi ve hâlâ uluslararası kabul edilmesi ve Dünya çapında tanıtımı için mücadele ediyor. Buna paralel olarak Yunanistan, Pontus'tan çocuklarının gücünü yeni Yunanistan’a entegre etti. Pontus Soykırımı’nın uluslararası düzeyde tanınması için mücadele ediyoruz. Haklılık günü şafak sökünceye kadar bu anma gününü onurlandıracağız”
Yunanistan’ın Türkiye düşmanlığı ve “Megali İdea”nın en üst mertebesi olan bir gün İstanbul’un “Konstantinopolis” adı ile yeniden Helenizm’in başkenti olması hayali asla bitmeyecektir. Birçok makalemizde bunu yazdık ama yine de hatırlatmak babında; Yunanistan Anayasası’nda 3. madde başka bir ülke anayasasında görülmemiş bir şekilde bir komşu devlete gönderme yapmaktadır. Maddenin özeti şöyledir: “Yunanistan’ın dini Ortodoksluktur. Dinin başı Konstantinopolis’tedir
Yunanlı bu siyasilerin yanı sıra, bu sene 100+1 olarak lanse edilen, 19 Mayıs sözde Pontus Soykırımı Anma Günü için yüzlerce anma töreni yapıldı ve siyasi, akademik ve medya mensuplarından Türkiye aleyhine yazılar yazıldı.
Bu anma törenlerinden en çirkini, Yunan Parlamentosunun önünde yapılan törendi! Parlamento önünde törensel yürüyüş yapan Helen kıyafetli muhafızlara 19 Mayıs’ta geleneksel Pontus kıyafetleri giydirildi ve bu kıyafetlerin sadece 19 Mayıs için kullanıldığı da belirtildi.
Haberlerde Pontuslular Federasyonu’nun organizasyonuna Covid-19 salgınının getirdiği kısıtlayıcı önlemlerin engel olamadığına da yer verildi. Yunan Parlamentosu önünde toplananların sözde katledilmiş Pontuslu atalarına karşı her şeyi göze alarak toplandıkları da haberlerde belirtiliyor. Parlamento önünde toplanan güruh içinden bazı kişiler -engel olmaya çalışanlara rağmen- Türk Bayrağı yaktılar.
Yunanlı siyasilerin verdikleri densiz demeçlere, özellikle Yunan Başbakanı Kiriakos Miçotakis’in “Pontus Soykırımı’nın uluslararası düzeyde tanınması için mücadele ediyoruz” şeklindeki densiz sözlerine Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından çok sert yanıt verildi.
Bu açıklamalara ilişkin Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, “Kurtuluş Savaşımızın ilk adımının atıldığı 19 Mayıs 1919 tarihi yalnızca milletimiz için değil, emperyalizme karşı savaş vermiş bütün mazlum milletler için kutlu bir gündür. Böyle bir günde Yunanistan Meclisi ve makamları tarafından 19 Mayıs 1919’un yıl dönümü bahanesiyle yapılan mesnetsiz ve hezeyan dolu açıklamalar ne tarihi gerçeklerle ne de 21. yüzyılın değerleriyle bağdaşmaktadırKendi tarihiyle yüzleşemeyen Yunan liderliği, Tahkikat Komisyonu raporlarını ve Lozan Barış Antlaşması’nın savaş suçlarına ilişkin maddesinin altında yatan gerçekleri hatırlamalıdır” şeklinde açıklama yapıldı.
Ayrıca Birinci Dünya Savaşı’nda, İzmir’deki işgalin dehşet verici boyutlara ulaştığı vurgulanarak, “Bu acı işgal, hiçbir gerekçesi olmayan, mezalime sahne olmuş planlı ve yüz kızartıcı bir istilaya dönüşmüştür. İşgalin üzerinden daha beş ay geçmeden işlenen mezalimin ulaştığı dehşet verici boyutların müttefiklerin Tahkikat Komisyonu oluşturmasını gerektirecek kadar ciddi olduğu unutulmamalıdır.” değerlendirmesinde de bulunuldu.
Neden yazımızın başında Gerçek Hayat Dergisi ile ilgili husustan yola çıktık? Bir dergide çıkan habere aşırı sansasyonel tepki yapıldı. Tenkit tabi ki yapılabilir ama bunu bir koz olarak ele alıp yaklaşan 19 Mayıs’ta planladıkları Türkiye aleyhtarı faaliyetlere de katarak, koz sayarak bizce fazla abartı yapıldı.
ABD’de Helenizm için çalışan çok sayıda sivil toplum kuruluşları arasından ikisi önemli! Archonlar ve AHEPA(Bu konuda site içinde bu kuruluşlarla ilgili çok sayıda makalemizi bulabilirsiniz)
Archonların Başkanı Anthony J. Limberakis resmi web sitelerinde; “Türk dergisinin Ekümenik Patriğe ve dini azınlıklara karşı suçlamaları sahte ve gerçeklerden yoksun” şeklindeki başlıkla bir yazı yazdı.
Bu bildiride dikkat çeken bir husus, son zamanlarda Türkiye aleyhine yapılan ve dini özgürlüklerin olmadığını savunan tezlerin içinde Rumlar dışındaki toplulukları da katmaya çalışmalarıdır. Yazıda ilginç olan bir husus daha var! Her zaman Yunanlılığı/Rumluğu öne çıkaran Limberakis bu kez evvelâ Yahudi ve Ermenilerden bahisle Rumları da içeren bir bildiriyi yayınlamıştır. Yazının tercümesi:
Ekümenik Patrikhane’nin Archonları; Yahudi, Ermeni ve Rum cemaatlerinin dini liderlerine karşı yayınlanan nefret söylemini yayınlayan Gerçek Hayat Dergisi’nin özel sayısına yapılan tepkilere katılmaktadır.
Bu korkunç makale, Türkiye sınırları içinde ve ötesinde en savunmasız dini topluluklara karşı kötü propaganda ve nefret söylemiyle doludur.
Archonlar bu temelsiz ve pervasız suçlamaları şiddetle kınıyor. Gerçek Hayat’ın söylemi; bölünmeyi şiddetlendirir ve paranoyayı teşvik eder. Bu durum medeni dünyada meşru ve ciddi söylemden ziyade bağnazlıktan başka bir şey değildir.
Türkiye'nin dini azınlıklarının liderlerine yapılan bu saldırının topyekûn hepimize yapılmış bir saldırı olduğuna inanıyoruz. Siyasi partiniz, dininiz, etnik kökeniniz, ırkınız veya toplum durumunuz ne olursa olsun, bir insanı güvenlik ve esenlik duygusu ile korkutmak bir terör eylemidir ve yüksek sesle kınanmalıdır.
Türkiye’de dini toplulukların üyeleri ve dini liderleri, Hıristiyan ile Yahudiler son derece iltihaplı ve asılsız iftiralar ile hedef alınıyor. Bu eylem çok acı verici, çok ağır ve sorumsuz olduğu kadar daha ileri iddialarda da bulunduğundan, Türkiye'de Ortodoks cemaatine yönelik yanlış iddiaları azaltmak için endişelerimizi kamuoyuna açıklamanın gerekli olduğunu düşünüyoruz. Devlet yetkililerinin (Burada ABD yetkililerini kast ediyor) gerekli önlemleri alacağından emin olduğumuzu beyan ediyoruz ve yalvarıyoruz! “Adaletin sesine duymaz” olmayınız.”
Yunanistan resmi haber ajansı ANA-MPA ise derginin yayınlanmasından yaklaşık iki hafta sonra, bir ajans için artık haber niteliği kalmamış bir konuyu, Yunanistan'ın Ortodoks Parlamentolar Arası Meclisi Heyeti Başkanı Maximos Charakopoulos’a dayandırarak yine ajans haberi yaptı. 16 Mayıs’ta çıkan haber şöyle:
Dini özgürlükler maalesef belirli çevrelerde yetiştirilen nefret ve hoşgörüsüzlük duyguları tarafından tehdit edilmeye devam ediyor” diyen Maximos Charakopoulos yaptığı açıklamada, dinsel özgürlüklerin Türkiye'de belirli çevrelerde yetiştirilen nefret ve hoşgörüsüzlük duyguları tarafından tehdit edilmeye devam ettiğine dikkat çekiyor. Türk dergisi “Gerçek Hayat” tarafından yayınlanan makale oldukça endişe vericidir, çünkü Ekümenik Patriği ve diğer dini liderleri iftira ve tamamen temelsiz suçlamalarla hedef haline getirmektedir.
Makalenin yazarlarının küçük düşürücü ve asılsız iddiaları, düşmanlığı körüklemekte ve Türkiye'deki dini liderlere ve azınlıklara karşı nefret uyandırmaktadır. Ancak, bu tür uygulamalar geçmişte BM İnsan Hakları Konseyi gibi Uluslararası ve Avrupa Örgütleri tarafından da defalarca kınanmıştır.
Bir Türk gazetesi tarafından yayınlanan sahte haberlerin Eylül 1955 olaylarını, yani Konstantinopolis'in Yunan azınlığına karşı olan pogromu (soykırımı) tetiklediği dikkat çekicidir. Her durumda, bu gibi eylemler dünyadaki her özgür vatandaş tarafından kınanmalıdır. Türk devletinin duruşunu resmi olarak netleştirmesini bekliyoruz. Ekümenik Patrik ve Ekümenik Patriklik resmi kurumlar tarafından tamamen korunmalı ve bu nedenle bu tür uygulamalar dini nefreti körükledikleri için mahkeme işlemlerini başlatmalıdır. Ekümenik Patriğin korunmasından uluslararası toplum ve her şeyden önce AB sorumludur.
Yunanistan’da Türkiye, Türkiye’nin azınlıklara sözde zulmü, Batı Trakya Türkleri ile ilgili asılsız yalan haberler, seçilmiş müftülere hiç değinmeden Yunanistan tarafından atanmış müftüler üzerinden neredeyse her gün yalan dolan haberler çıkıyor. Bu yayınların kötü tarafı aynı zamanda Batı Trakya Türklerine ve ibadethanelere yönelik provokasyonlara yönlendirme yapan, algı yaratan söylemler olması…
Bu yayınların her birine Türkiye ya da Türk medyası tarafından yanıt verilse ajanslarda yer kalmaz! Ama görüldüğü gibi bir dergi üzerinden fırtınanın âlâsını yarattılar.

YENİ ABD BAŞPİSKOPOSU ELPİDOPHOROS LAMBRİNİADİS
Yunanistan ve dünya genelindeki Pontus organizasyonlarının sözde anma yapmaları, hezeyanları, densizliklerinin arasında ABD’den ilginç bir bilgi var.
Geçtiğimiz sene Haziran’da Archonlar ve AHEPA tarafından fevkalade desteklenen bir kişi “Elpidophoros Lambriniadis” ABD Başpiskoposu oldu. Elpidophoros Lambriniadis tarihte bir ilk olarak Türk vatandaşı olan bir ABD Başpiskoposudur.
Öncesinde Bursa Metropoliti, Heybeliada Ruhban Okulu sorumlusu olmuş, parlak bir eğitim kariyeri olan, birçok lisanı konuşan Türk Vatandaşı İstanbullu, Bakırköylü bir Rum olan Elpidophoros, uzun bir süredir bu göreve hazırlanmaktaydı. Yeni ABD Başpiskoposu’nu resmi makamında ziyaret eden ilk resmi kişi ABD Dini Özgürlükler Büyükelçisi Samuel Brownback olmuştu. (28 Haziran 2019)
Elpidophoros’tan önceki ABD Başpiskoposu olan Dimitrios döneminde elimizde Pontus ile ilgili söylemlerde bulunduğuna dair bir arşiv yok. Eski Başpiskoposun bu minvalde bir çabası olmamıştı.
Halen TC vatandaşı da olan yeni ABD Başpiskoposu Elpidophoros Lambriniadis 17 Mayıs’ta cemaate kapalı yapılan ayinden sonra verdiği beyanatta 17 Mayıs Pazar günü yapılan ayini sözde Pontus Soykırımı’na ithaf ettiğini beyan etti.
Sözlerine “Geçmişi ve geleceği olan bir toplumuz” şeklinde başlayan Lambriniadis; “Bu gözlemlerin ikisi de geçmişe sahip bir topluluk ve geleceğe sahip de bir topluluk olduğumuzu akla getiriyor. Geçmiş asla unutulmamalıdır, Pontus’u unutmamalıyız. Bu bağlamda geleceği nasıl ele alacağımız ise şimdi her zamankinden daha önemlidir. dedi.
Aynı zamanda Türk vatandaşı da olan ABD Başpiskoposu’nun bu söylemi fevkalâde önemlidir.
İçeriklere genel olarak dikkat edildiğinde “Helenler” ve “Helenseverler” pandemi dinlemiyor. Fikirler ve söylemler değişmiyor.

19 Haziran 2019 Çarşamba

TSİPRAS’DAN PONTUS HAMLESİ

Yunanistan Resmi Gazetesinde, "Pontuslu Rumların Tarihsel Arşivi Hazırlama Komitesi" adlı ortak bir komitenin kurulmasıyla ilgili olarak 31 Mayıs 1919 tarihinde B/2009 sayı numaralı, Başbakan Alexis Tsipras tarafından imzalanmış bir kararname yayınlandı. (ΦΕΚ, Τεύχος B’ 2009/31.05.2019)
Bu kararnameyi Alexis Tsipras’ın istifasının öncesinde Türkiye aleyhine attığı bir adım olarak da yorumlayabiliriz ya da istifanın ardından yapılacak seçimlerde Türkiye aleyhtarlığının prim sağlaması için atılmış bir adım.


Fotoğraf: Alexis Tsipras’a Pontus dernekleri ile görüşmesinde kendisine kemence hediye edilirken. Yakasında “G” soykırım anlamında “Genocide rozeti bulunuyor.
 Yunanistan’da Pontus dernek ve kulüplerinin parçalanmış bir yapısı vardır ve aralarında yapılan törenler ve tarihleri üzerinde bile fikir ayrılıkları bulunuyor. Türkiye aleyhine yapılan etkinlikleri kendi doğrultularında yapmaktalar. Oysaki bu işin arkasındaki finansörler ve üst akıl, sayıları azımsanmayacak kadar çok olan Pontus dernek ve kulüplerinin bir arada, tek ses olarak hareket etmelerini arzulamaktalar. Alexis Tsipras da bu adımı atarak bir anlamda bütün Pontus dernek ve kulüplerini bir çatı altında toplamayı amaçlamaktadır.
1994 yılında, Yunanistan Parlamentosu’nda 19 Mayıs 1919 tarihini “Pontus Soykırımının Anma Günü” olarak kabul eden bir yasa onaylanmış ve 8 Mart 1994 tarihli Yunanistan Resmi Gazetesi’nde yayınlanmıştı. 
Bazı medya unsurlarında şu paragraf yer aldı: “Bu, Başbakan Alexis Tsipras'ın, Pontus Helenizm’inin soykırımının hatırasını korumak için, Pontus toplumlarının temsilcilerine ortak bir komite kurulmasına yönelik taahhüdünün gerçekleştirilmesidir.
Alexis Tsipras ile Pontus dernek ve kulüplerinin temsilcileri, 18 Mayıs 2019'da Selanik'teki Başbakanlık binasında toplandılar. Sözde Pontus soykırımı iddiasının 100. yıldönümünden bir gün önce böyle bir toplantı yapılması dikkat çekti! Komisyonun çalışmaları, Yunanistan Resmi Gazete’sinde detaylı olarak açıklandı. Açıklama, Pontus kültürünün ve Pontus tarihinin ortaya çıkmasına ilişkin tekliflerin detaylandırılması ve değerlendirilmesi süreci hakkındaydı. Ayrıca Selanik ve Atina’da tematik parkların oluşturulmasına yönelik tekliflerin hazırlanması ve sunulması istendi. Bu parklarda yapılacak tematik peyzaj ile gezenlerde Pontus kültür ve tarihinin vurgulanarak algı yaratılması hedeflenmektedir.
Yunanistan’da ve Dünya’da “Megali İdea”, “Patrikhane”, “Ruhban Okulu” hususları ile ilgilenen çok sayıda oluşum/destekçi bulunuyor. Bunların Pontusçuluktan ayrıldığı bir nokta var!
Megali İdea, Patrikhane, Ruhban Okulu konularında Türkiye’ye baskı yapanlar; başta ABD olmak üzere AB ülkeleridir. Özellikle ABD “Archon” topluluğu, ABD’de çok zengin ve etkin kişilerden oluşur ve kendilerini canlarını ve mallarını Helenizm ve Patrikhane uğruna harcamaktan sakınmayacak kişiler olarak tanımlarlar!
Pontus dernek ve kulüplerinin faaliyetlerini Megali İdea, Patrikhane, Ruhban Okulu konuları ile iç içe olsalar da ayrı değerlendirmek gerekiyor! Çoğunluğu Yunanistan’da bulunan, Avrupa ve ABD ile Kanada ve Rusya’da sayıları yüzlerle ifade edilebilecek, linkte bir kısmının listesi bulunan dernek ve benzeri Pontusçu oluşum var. 

Megali İdea’nın Türkiye aleyhine çalışan bir başka kolu olan Pontusçuluk on yıllardır çok aktif durumda!

Üzücü olan Karadeniz insanı arasında bir kısım insanları sözde Pontus soykırımı masalına inandırmış olmaları.

Bunun yansıması olarak yazılmış/yazdırılmış Pontusçu kitapların, makalelerin sayıda azımsanamaz.

Aşağıda hakkında bilgi bulunan Yunanlı İvan Savidis’in sahibi olduğu “Pontos News” adlı bir site bu konuda başı çeken medya unsurları arasında. Örneğin bu sitede çıkan bir haberde şu iddia yer aldı; “1919'da Kemal Paşa'nın Samsun'a geçişini takiben Pontus'ta yüz binlerce Yunanlıyı katlettiler. Erkekler, kadınlar ve çocuklar dâhil olmak üzere 350.000'i aşan soykırım kurbanı vardır. Tecavüzler, işkenceler ve taburlarda zorunlu ağır çalışmalar Pontuslu kardeşlerimizin ölümüne yol açtı. Ve bu bir soykırımdır. Pontuslular Rum, Yunanlı ve Hıristiyan oldukları için öldürülmüşlerdir.” denilmektedir.
Sözde Pontus soykırımının 100. yılı için Yunanistan’da sayısız etkinlik düzenlendi. Bir bakıma 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsuna ayak basmasının 100. yılının Türkiye’deki kutlamalarını gölgelemeye çalıştılar. Bu seneki sözde Pontus soykırımının 100. yılı için oluşturulan logo; “PGNTGS” şeklindeydi. Pontos kelimesinin içindeki  “O” harfleri yerine “Genocide” (soykırım anlamında) “G” harfi kullandılar.
Gelelim yazımızın konusu olan "Pontuslu Rumların Tarihsel Arşivi Hazırlama Komitesi"ne!
Komisyon; Makedonya-Trakya Sektörü’nden sorumlu İçişleri Bakan Yardımcısı ve Başbakanlık Genel Sekreterliği Selanik Ofisi’nin danışmanları tarafından yönetilecek ve aşağıda belirtilen 11 kurumdan görevlendirilen üyelerden oluşacaktır.
1-Başkan: Makedonya-Trakya Sektörü’nden sorumlu İçişleri Bakan Yardımcısı
2-Pan-Hellenic Pontus Toplumları Federasyonu (ΠΟΠΣ) http://pops.gr
3-Yunanistan POE Federasyonu (ΠOE) http://www.poe.org.gr
4-Eski SSCB Pan-Hellenic Toplulukları Federasyonu (ΕΣΣΔ/ΠΟΣΕΠ)
5-Eğitim, Araştırma ve Din İşleri Bakanlığı temsilcisi
6-Kültür ve Spor Bakanlığı temsilcisi
7-Çevre ve Enerji Bakanlığı temsilcisi
8-Maliye Bakanlığı temsilcisi
9-Başbakanlık Genel Sekreterliği Selanik bürosundan bir danışman,
10-Selanik Aristotle Üniversitesi'nden Pontus Çalışmaları Bölümü ve Arkeoloji Bölümü Başkanlığı temsilcisi
11-Pontus Çalışmaları Komitesi’nin temsilcisi
Ayrıca Yunanistan Başpiskoposluk Federasyonu da bu projeye destek verecektir. 10 ve 11 sıradaki kurumlar Yunanlı milyarder İvan Savidis tarafından finanse ediliyor.
(İvan Savidis, Forbes’e göre yaklaşık 2 Milyar Dolar serveti olan Yunan/Rus işadamıdır. 2003'te, Putin taraftarı bir parti olan “Birleşik Rusya Partisi”nden Devlet Duma milletvekili seçildi. Yunan PAOK Kulübü’nün sahibi olan İvan Savidis Mart 2018’de hakeme kızarak belinde silah ile sahaya inerek Yunanistan Futbol Ligi’nin 3 hafta tatil edilmesine neden olmuştu. 2009’da Sümela’da yaşanan korsan ayinin tertipleyicisi ve 2010’da başlayan ve birkaç yıl devam eden 15 Ağustos Sümela ayinlerinin de finansörü ve organizatörüdür. Bu konuda bkz. Bojidar Cipof, Sümela Mudanya Arasında Megali İdea Hareketliliği)
Yukarıda zikredilen Yunan kurumlarını alt alta yazdığımızda anlaşılan şudur ki; Yunanistan’ın neredeyse tüm resmi kurumları Türkiye aleyhine çalışmak üzere sözde Pontus soykırımı söyleminde bir çatı altında toplanarak Türkiye aleyhine örgütlenecekler.

İstifa etmiş ve erken seçim sürecinde olan Tsipras yapılacak seçimlerde seçilsin ya da seçilmesin Yunanistan Hükümeti’nin başına kim geçerse geçsin Yunan “Megali idea”sı için çok cazip olan Türkiye aleyhtarı “Pontus Projesi”ni sürdürecektir.

YUNAN MEGALİ İDEA’SINA GÖRE BİR GÜN GERÇEKLEŞMESİNİ DÜŞÜNDÜKLERİ “SÖZDE PONTUS” HARİTALARI


MEGALİ İDEA’YA GÖRE BİR GÜN “İSTANBUL” DA “KOSTANTİNOPOLİS” ADIYLA YUNANİSTAN’IN BAŞKENTİ OLACAKTIR





22 Mayıs 2019 Çarşamba

KİN KAPISI HİKÂYESİNDEN 200. YIL PROGRAMI ÜRETEN YUNANİSTAN


“Yunanistan, 1821’in 200. yılını Türkiye aleyhine bir algı operasyonuna çevirme girişimlerini başlattı. 1821’de Mora İsyanı’yla eş güdümlü şekilde devleti yıkmayı hedefleyen hareketliliği yönlendirdiği gerekçesiyle Patrik 5. Grigorios bugün Kin Kapısı adı verilen yerde asılmıştı. Bir Türk hükümdar asılana dek kapalı tutulacağı açıklanan ve kapalı tutulan Kin Kapısı, Fener Rum Patrikhanesi’nin ana giriş kapısıdır.„




1994 yılında, Yunanistan Parlamentosu tarafından 19 Mayıs 1919 tarihi “Pontus Soykırımının Anma Günü” olan bir yasa kabul edildi ve 8 Mart 1994 tarihli Yunanistan Resmi Gazetesi’nde yayınlandı. Bu bağlamda 19 Mayıs 1919’un Türkiye açısından çok önemli olan 100. yılını Yunanlılar sözde Pontus soykırımı olarak törenler ve etkinliklerle andılar.
Bu hususta Yunan siyasilerden gelen maksadını aşan mesajlara 20 Mayıs’ta Dışişleri Bakanlığı’mız tarafından şu karşılık verilmiştir:
Bu anlamlı günümüzü gölgelemeye yeltenen Yunanistan'daki bazı radikal grupların, tarihimize yönelik hayal ürünü iddialarını, Türkiye'ye yönelik nefreti körüklemeyi hedefleyen etkinliklerini ve Yunanistan'daki bazı siyasetçilerin iç politika saikleriyle tarihi olguları çarpıtan açıklamalarını kabul etmek mümkün değildir.
Sözde “Pontos Soykırım”ı safsataları süredururken şimdi de 1821’in 200. yılını Türkiye aleyhine bir algı operasyonuna çevirme faaliyeti başlatıldı. Burada 1821 yılı ile özdeşleşen Rum Patrikhanesi’nin “Kin Kapısı” olarak tanımlanan kapalı olan ana giriş kapısı ve 1821’deki gelişmeleri, tarihi süreci değerlendireceğiz.

MEGALİ İDEA (BÜYÜK YUNAN ÜLKÜSÜ)
Yunanistan’ın ana doktrini “Megali İdea”dır. Megali İdea, bir gün İstanbul’un mutlaka tekrar Helenlerin merkezi olacağına inanılan bir ütopyadır.
Yunanistan Anayasası’ndaki 3. Madde; başka bir ülkede örneği bulunmayan bir maddedir ve özetle şöyledir: “Yunanistan’ın resmi dini Ortodoksluktur, dinin başı Konstantinopolis’tedir (İstanbul)”
İstanbul için Yunan Anayasası’nda “Konstantinopolis” denmiştir. Anayasası için “Başka bir ülkede örneği” bulunmayan cümlemizden kastettiğimiz işte budur! Komşu bir ülkenin, bir şehrinden, İstanbul’dan bahsedilmesi ve bu bahiste de Bizans dönemindeki adı ile anayasalarında yer almasıdır.
Fransız İhtilali’ni müteakiben, Avrupa’da Yunan hayranlığı ve “Yunancılık” akımı başladı. Bunun tohumlarını atan Yunanlı ozan, şair ve militan “Rigas Ferreos” oldu. Bu kişi “Megali İdea”nın kurucusu ve hamisidir. Rigas Ferreos, 1879 Fransız İhtilali’nin ardından Avrupa’da başlayan milliyetçilik akımları sürecinde, Bizans hanedanından bir torunu kullanarak Avrupa soyluları arasında kendine yer bulmuştu. Bu militan şair; Avrupa’da Yunan hayranlığını çok güzel kullanarak kendine önemli yandaşlar buldu. Bu yandaşların en önemlisi ise Ferreos’tan fevkalade etkilenen ve tanışmalarının ardından Yunanlılara methiyeler içeren, lirik şiirleriyle tanınan “Lord Bayron”dur. 
Rigas Ferreos belki yaşamında bu idealinde muvaffak olamamış fakat Türklük aleyhinde Avrupa’da ortaya çıkmakta olan “Yunanlılık” hareketine çok büyük bir ivme kazandırmıştır. 1757 yılında Filistin'de doğmuş, zengin bir maceraperest olan Rigas, 25 yaşlarında İstanbul’a da gelmiş ve Fener’deki güçlü Rum ailelerinden devlete ihanet ettikten sonra Rusya'ya kaçan Konstantin İpsilantis’in oğlu Aleksander İpsilanti’nin genel sekreteri olmuştu. Aleksander İpsilanti, daha sonra babası gibi Türkiye’den kaçacak ve Osmanlı’yı yıkmak idealini gerçekleştirmek amacıyla Rus Ordusu’nda general olacaktır.
Rigas’ın attığı bu tohumlar meyvelerini kısa sürede verdi ve Yunan yandaşı Avrupalı soylulardan destek gören çeşitli örgütler ortaya çıktı. Bu örgütlerin en önemlisi ise 16 Ocak 1814’de Rus Çarı’nın, Odesa kentindeki yazlık sarayında toplanarak kurulan ve “Paramasonik” bir kuruluş olan “Filiki Eterya”dır. Megali İdea’ya göre Filiki Eterya; en kısa zamanda askeri örgütlenmesini de tamamlayarak merkezi İstanbul olacak şekilde “Büyük Yunanistan”ın kurulması için bir ihtilal hazırlığına ve Patrikhane’de silah ve isyan esnasında karışıklık yaratmak maksadıyla sahte Yeniçeri elbiseleri stoklamaya başladılar.
Bu gizli cemiyetin kurucuları: Patnoz'lu Manuel Ksantos, Yanyalı Athanasios Çakalos ve Nardan'lı Nikolaos Skuphas’tır. Bu üç kişi aynı zamanda Masondular ve Filiki Eterya’nın kuruluşunda “masonik” örgütlenme biçiminden faydalanmışlardır. Yani hücre yöntemiyle yapılanarak, bir hücrenin olası yakalanmasından diğer hücrelerin etkilenmemesini amaçlamışlardı.
Bu gizli derneğin ilk toplantılarının Çar'ın yazlık konutunda gerçekleşmesi ve Rus ordusunda General Aleksander İpsilantis (Alexandros Hypsilantis) ile Rus diplomatı olarak Çarın emrinde bulunan bir başka kaçak Yunanlı olan Kont Kapodistria’nın (Yoannis Kapodistrias) bu ihanetin başında bulunmaları ise Rumlar arasında büyük heyecan yaratmıştı.
Bu süreç; 1821’de Rum Patriğin bugün adı “Kin Kapısı” olarak bilinen yerde asılmasına kadar giden sürecin başlangıcıdır.
2 Şubat 1821’de Mora İsyanı başlayınca bir yandan da Patrikhane’de gizli faaliyetler başladı. Bu durumun istihbaratını alan Sultan 2. Mahmut, Sadrazam (Benderli) Ali Paşa’yı bu konuyu araştırmaya ve gereken tedbirleri almak üzere görevlendirdi. Sadrazam Ali Paşa derhal Patrikhaneye bir baskın düzenledi ve aramalar esnasında bu istihbaratın gerçekliği ortaya çıktı. Rum Patrikhanesi’nin örgütün silah deposu halini aldığı, ele geçirilen çok sayıda silah ve sahte yeniçeri giysisi ile ortaya çıktı.
10 Nisan 1821’de, Patrik 5. Grigori­os tutuklandı ve bugün Patrikhane’deki “Kin Kapısı” olarak anılan yerde asıldı, Sultan 2. Mahmut ile Sadrazam (Benderli) Ali Paşa kapıya gittiler kadavrasını gördüler ve bir Yahudi topluluğuna kadavrayı sokaklarda sürükleyerek denize atma emrini verdiler.
Bu olaydan sonra “Kin Kapısı” Rumlar ve Yunanlılarca sembolleştirildi ve o meşhur fetva verildi: “Bir Osmanlı Padişahı ya da bir Osmanlı veliahdı ya da bir Osmanlı şeyhülislamı burada (kapıda)asılmadıkça açılmasın…
Kin Kapısı ile ilgili özel bir ritüelin bulunduğu ve yeni bir patriğin göreve geldiği gece bu kapının arkasında bu özel ritüele göre bir ayin yapıldığı Yunan tarih kaynaklarında bulunuyor. Günümüzde, Rum Patrikhanesi’ne gelen tüm ziyaretçiler, devlet adamları, diplomatlar yan kapıdan içeri alınırlar. Bu kapının açılması yönünde geçmişte Türkiye tarafından yapılan talepler ise daima nazikçe reddedilmiş ya da savuşturulmuştur.
(Patriğin asılış tarihi ile ilgili olarak bazı Türk tarih kaynaklarında 21 ya da 22 Nisan tarihi verilmektedir. Ancak Patrikhane tarafından her sene yapılan anma ritüelinin tarihi 10 Nisan’dır)
1994 yılından itibaren takip ettiğimiz Patrikhane konusunda; Kin Kapısı ile ilgili basına düşmüş elimizde sadece bir örnek var! Ocak 2011’de Kıbrıs Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu Hrisostomos ve beraberindeki papazlar kin kapısının ardında fotoğraf çektirip bunu Kıbrıs basınında kullanmışlardı.
Her sene 10 Nisan’da Patrik ve birkaç üst rütbeli papaz tarafından gerçekleştirilen asılan patriğin anma ritüeli belki de kamuoyunda bir hassasiyet yaratmamak adına afişe edilmezdi!
Bu sene ise bu durum farklı bir şekilde lanse edilmekte!
10 Nisan’da “Kin Kapısı”nda yapılan ayin ile ilgili olarak evvelâ Yunan sosyal medyalarında bazı haberler yer aldı. Hemen ardından ise Patrikhane ile ilgili yayın yapan Yunan dinî haber portallarında aşağıdaki haber verilmeye başlandı. Aynı kaynaktan servis edildiği metinden anlaşılan bu haber ve birkaç adet fotoğraf bahsi geçen sitelerde şu şekilde çıktı: “Her yıl olduğu gibi bu sene de 10 Nisan 2019 Çarşamba sabahı, Ekümenik Patrik Bartholomeos, selefi 5. Grigori­os'un asıldığı yerde onun anısına mum yaktı, dua etti ve çiçek bıraktı.  Patrik Bartholomeos bu kutsal yerde, derin bir sessizlik içinde, İsa Mesih'in kilisesinin ve tüm inananlarının korunması ve cemaatinin ruhsal gelişimi için dua etti.”
İçeriği kısa olan haberdeki “Her yıl olduğu gibi bu sene de 10 Nisan”da şeklindeki ifade fevkalade önemlidir.
26 Nisan’da ise Yunanistan Yeni Demokrasi Partisi Başkanı Kyriakos Mitsotakis, eşi ve kızı ile birlikte İstanbul’da Rum Patrikhanesi ve Ruhban Okulu’nu ziyaret etti. Çıkan haberlerde, Mitsotakis ve ailesinin kin kapısı arkasında asılan Patrik Grigorius için dua ve meditasyon yaptıkları ve eşi Daphne Mitsotakis’in de bir çelenk bıraktıkları fotoğrafları ile birlikte yer aldı.
Bu kadar sene sessiz sedasız gerçekleştirilen anma töreninin birden bire medyada afişe edilmesinin ardından Yunanistan’dan bu konuda önemli bir bilgi geldi!
Yunanistan Kilisesi Sen Sinodu’nun 7 Mart 2019 tarihli toplantısında aldığı bir karara göre 2021 yılında 1821’de Patrikhane’nin kapısında asılan patrik ve ardından kapatılan ve bugün adı Kin Kapısı olarak bilinen tarihi olayın 100. yılında etkinlikler yapılması için bir karar alınmış. Bahsi geçen tarihin ulusal yas ilan edilmesi için de bir adım atılmış, alınan karar ise kamuoyuna hemen açıklanmamış. 6 Mayıs 2019’da öğle saatleri civarında ise Yunan sosyal medya unsurlarında bu toplantı ve alınan kararlarla ilgili paylaşımlar başladı.
Verilen bilgilere istinaden; 9 Mayıs 2019 Perşembe 10.30-13.30 saatleri arasında Yunanistan Sen Sinod binasında tüm üst düzey Yunanlı din adamlarının, metropolitlerin katılması istendi. Din adamlarının yapılması planlanan program dâhilinde belirli bir etkinliğe katılmaları da istendi. Bu hususta teklifler ve önerilerin yazılı olarak sunulması, bu suretle ise Yunanistan Sen Sinod’u tarafından uygun görülen tekliflere onay verileceği, nihai onaydan sonra bu etkinlikte yer alınmasının şerefli bir görev olacağı vurgulandı. Ayrıca Yunanistan Kilisesi adına yapılacak olan etkinliklere ek olarak her metropolitliğin kendi yerel aktivitelerini de planlaması ve tarihi olayları vatandaşlara tanıtmak için gerekli olan her türlü aktivitenin şimdiden hazırlanmaya başlanması da istendi.
Bir yandan Yunanistan’daki metropolitlikler eliyle bu hazırlıklar başlamış iken öte yandan 18-19 Ekim 2019 tarihlerinde, Atina’da “1821 Devrimi Uluslararası Bilimsel Konferansı” düzenleneceği de anlaşıldı.
Bu hazırlıklardan anladığımız şudur ki; 1821’de yaşanan ve yukarıda ayrıntılarını verdiğimiz olay, Türkiye tarafından gerçekleştirilmiş bir katliam olarak sözde Pontos soykırımının 100. yılı gibi bu kez de 1821’in 200. yılı şeklinde çeşitli ülkelerin kamuoylarına sunulacak ve sonuçta bu konuda Türkiye karşıtı bir algı operasyonu yapılacaktır.
Türkiye topraklarında kurulmuş bir “Ortodoks Halifeliği” ile eş anlamlı sayılması gereken Patrikhane’ye “Ekümenik” sanının bir gün verilmesinin ülkemiz açısından ne kadar sakıncalı olduğunu her fırsatta vurguluyoruz.
Yunanistan bugünkü bildiğimiz coğrafyasında tesadüfen kurulmuş bir ülkedir. 1821’de yaratılmak istenen isyan ve sonrasında Yunanistan’ın Osmanlı’dan bağımsızlığını elde etmesi sürecindeki Helenik amaç; bugünkü coğrafyasında bir Yunanistan kurmak değildi!
Yunanistan; 1814 Yunan gizli ihtilal örgütü Filiki Eterya ile başlayıp 1821’de (Yunanlılara göre) hüsranla biten maceradan sonra gelişen bir takım olaylar sonucunda bu günkü coğrafyasında kurulmuş bir ülkedir.
Onların amacı; üzerinde yaşadığımız topraklarda, başta İstanbul ve Ege olmak üzere Türkiye topraklarında bir Yunanistan kurmaktı. Yunanistan Anayasası’ndaki 3. Madde'de, ülkenin merkezini İstanbul olarak ve Bizans dönemindeki adıyla gösterilmesi bu nedenle çok önemlidir...

14 Temmuz 2018 Cumartesi

RUM PATRİKHANESİ'NİN GİZLİ DESTEKÇİLERİ

 Geçtiğimiz aylarda Patrikhane taraftarı haber sitelerinde yeni bir alışkanlık başladı. Amiyane tabir ile Patrikhane’den öksürseler anında haber yapan; Fanarion, Anatoli, Romfea, Agioritiko gibi web sitelerinde ve bunlara bağlı sosyal medya hesaplarında Patrikhane ile ilgili haberler dolaylı olarak yer almaya başladı.

Yunanca paylaşım yapan bu haber sitelerinde kendi açılarından çok önemli konular dahi artık direk olarak paylaşılmıyor ve dünyanın bir ucunda bir Grek sitesinde çıkan haber alıntı olarak paylaşılıyor.

Rum Patriği Bartholomeos, 25 Nisan 2018’de Ankara’da Cumhurbaşkanlığı’na bir ziyarette bulundu. Kabul esnasında Patriğin herhangi bir talebine cevap verildiği hakkında hiçbir resmi kaynakta bilgi paylaşılmadı. Konu ile ilgili haber ajanslarımızda tek satırlık bilgiler paylaşıldı. (Örneğin ANKA: Cumhurbaşkanımız günlük programında “Bartholomeos’u kabul edecek” şeklinde) (DHA -Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fener Rum Patriği Bartholomeos'u Beştepe'de kabul etti.) 

Patrikhane’ye tüzel kişilik verilmesi ile Ekümenik sıfatla kabul edilmesini ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını yıllardır Patrikhane Türkiye’den talep etmektedir ve AB ile ABD de bu hususlarda yıllardır Türkiye’ye baskı yapmaktadır. Ancak bu üç konuda Türkiye’nin tavizi olmadı.  Yıllardır yinelenen bu taleplerle ilgili bir değişiklik olsaydı mutlaka resmi bir açıklama yapılırdı.  Ve de bir edinim sağlansaydı yukarıda belirttiğimiz Yunanca yayın yapan haber sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında zaten flaş olarak duyurulurdu. Örneğin; İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu’nun resmi web sitesi olan Anatoli’de (Anadolu) çok iyi bir atmosferde yarım saat süren bir nezaket ziyareti yapıldığı haber oldu.

Bu noktada yayın organlarındaki haber verme itiyatları değişikliği gibi bir başka itiyat değişikliğinin de son zamanlarda gözlemlendiğini bildirmek gerekir. Yabancı misyon temsilcilerini Patrik seçildiğinden beri makamında kabul eden Bartholomeos, yabancı misyon temsilcilerini artık Heybeliada Ruhban Okulu’nda kabul ediyor.

Örneğin 6 Şubat 2018’de dini bir etkinlik bahane edilerek, ayinin ardından Heybeliada Ruhban Okulu’nda, okulun yeniden açılması için Türkiye’de bulunan misyonlardan Büyükelçi ve Başkonsolos düzeyinde kişilerin de katıldığı “Halki İlahiyat Okulu'nun yeniden açılması için Ekümenik Patriğin Yeni Çağrısı”  adı verilen bir toplantı düzenlenmişti. 1 Mayıs’ta Ruhban Okulu’nda yine aynı şekilde “İngiltere Büyükelçisi Sir Dominick Chilcott” ve “AHEPA” Amerikan Helenik Eğitim İlerleme Derneği'nin üst düzey üyeleri ve Başkanı “Carl R. Hollister” ağırlandı. AHEPA’nın Kanada kolunun Yüksek Komiseri ve Başkanı “Christos Argirious” ise toplanan bir yardımı Heybeliada Ruhban Okulu'na verdi. 

Bartholomeos 4 Mayıs’ta, Avustralya’da çıkan “O Cosmos Gazetesi”ne bir röportaj verdi ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun önümüzdeki Eylül’de açılacağını söyledi. Patrikhane için çok önemli olan Heybeliada Ruhban Okulu’nun Eylül’de açılma ihtimali kendi kaynaklarında değil, dünyanın diğer bir ucundan Greek-Australian Newspaper olarak tanımlanan O Cosmos Gazetesi’nde yayınlandı. Avustralya’da çıkan bu haber ilginçtir ki 11 Mayıs’a kadar yukarıda bahsi geçen kendi haber sitelerinde yer almadı. 11 Mayıs’ta Amen ve Romfea web siteleri; 4 Mayıs tarihli Avustralya O Cosmos Gazetesi haberini kaynak göstererek haberi verdiler ve Ruhban Okulu ile ilgili bilginin 1 Mayıs’ta İngiltere Büyükelçisi Sir Dominick Chilcott ve “AHEPA” Derneği'nin üyelerine de söylendiği anlaşıldı.

10 Mayıs’ta şaşırtan bir gelişme oldu. Birleşik Arap Emirlikleri finansmanındaki ve “FETÖ” destekli/destekçisi “AHVAL” adlı bir haber sitesinde “Evren Dede” imzalı bir makalede, 4 Mayıs’ta “O Cosmos Gazetesi”nde çıkan Bartholomeos’un söyleşisi paylaşıldı. “AHVAL” adlı sitenin Türkiye’den erişimi engellenmiştir. (Vekil sunucu uzantılar kullanılarak erişilebilmektedir.)

AHVAL” haber sitesi ile ilgili Türkiye’de çıkmış çok sayıda haber bulunmakta. Bir örnek olarak “TİMETURK”te 3 Aralık 2017’de çıkan haber şu başlıkla yer almakta:

BAE’nin Finanse Ettiği “Türkiye Karşıtı Bir Site Kuruldu Başrolde FETÖ Var!

Haberin özeti şöyle: “Birleşik Arap Emirliklerince finanse edilen haber sitesi yayına başladı. Kurulacağı bilgisi aylar öncesinden sızdırılan sitede FETÖ ile ilişkili isimler dikkat çekiyor! Suudi Arabistanlı Twitter fenomeni Müctehid'in aylar öncesinden duyurduğu Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan destekli Türkiye karşıtı haber sitesi kuruldu. Sitenin ana omurgasını ise Türkiye'de isimleri Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile anılan isimler oluşturuyor.” 

 

(Haberin tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz) 

https://www.timeturk.com/bae-nin-finanse-ettigi-turkiye-karsiti-site-kuruldu-basrolde-fev to-var/haber-794279 

12 Mayıs’ta İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu’nun web sitesi “Anatoli” de AHVAL’i kaynak göstererek Bartholomeos’un Heybeliada Ruhban Okulu ile ilgili haberini paylaştı. Şu linkteki haberin içinde AHVAL’ın linki de yer almakta: 

http://anatoliblog.blogspot.com.tr/2018/05/blog-post_80.html

Tahminimizce Patrikhane tarafından kendilerince bir değerlendirme yapılarak ve bunu medya ile paylaşarak “Algı” ve kamuoyu yaratmaya çalışılmaktadır. Çünkü Ruhban Okulu’nun açılması için en ufak bir söz alınmış olsa; yayın organları olan Fanarion, Anatoli, Amen, Romfea, Agioritiko gibi web sitelerinde ve Patrikhane’nin resmi web sayfası olan “patriarchate.org”da bir bayram edası içinde bu haber yayınlanırdı.

Böyle bir haberi paylaşmak için, dünyanın ucunda Avustralya’daki bir medya aracılığı ve FETÖ destekli/destekçisi bir başka medya organını mesnet olarak göstermelerine ne gerek vardı?

Her halükarda asıl önemli olan husus şu ki Patrikhane nicedir bir şeylerin hazırlığında ve bunun için yan yollar ve gizli destekçiler kullanıyor.

---------------------------

https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/teostrateji-arastirmalari-merkezi/rum-patrikhanesinin-gizli-destekcileri

http://soyledik.com/tr/makale/7377/rum-patrikhanesinin-gizli-destekcileri--bojidar-cipof.html