7 Eylül 2018 Cuma

ORTODOKS DÜNYAYA HÜKMETME GİRİŞİMLERİ: ABD-RUSYA GİZLİ SAVAŞI

“Rusya- ABD çatışması, kiliseler ve Ukrayna üzerinden sürüyor. Fener Rum Patrikhanesi’nin 1-3 Eylül’de düzenlediği “Synaxis Toplantısı”nda Ukrayna Kilisesi'nin statüsü de tartışıldı. 31 Ağustos'ta da Rus Patriği Kiril İstanbul'daydı ve "Hiçbir kilise başka bir Ortodoks Kilisesi'nin pozisyonuna aykırı bir şekilde karar veremez.” mesajı vermişti...„




 Fener Rum Patrikhanesi’nin üç yılda bir düzenlediği,  “Synaxis Toplantısı” olarak tanımlanan, dünya genelindeki Rum/Yunan Ortodoks üst rütbeli din adamlarının katıldığı bir toplantı 1-3 Eylül tarihleri arasında İstanbul Taksim’deki Aya Triada Rum Kilisesi’nde, Rum Patriği Bartholomeos'un başkanlığında yapıldı.

Bu mekânın seçilmesinde gösteriş faktörünün en planda olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü geçmişte yapılmış bu tür toplantılar genelde Patrikhane içindeki Aya Yorgi Kilisesi içinde yapılmıştır. Aya Triada Kilisesi mimari olarak gerçekten çok görkemlidir ve bir süre önce büyük bir restorasyon yapılmıştır.

Toplantı ile ilgili olarak dışarıya çok az bilgi sızdı. Patrikhane’nin yayın organlarında ise bu konuda haber yayınlanmadı. Bartholomeos’un basına verilen kapanış konuşmasında ise dini cümleler, Hıristiyanlık birliği, temenniler görüldü.

Oysaki alınan bilgilere göre; 1-3 Eylül’de yapılan bu toplantıda en önemli konu başlığı, son zamanlarda gündemde bulunan ve dinî olmaktan çok siyasi bir boyutta süregelen Ukrayna Kilisesi’nin statüsü oldu. Bu makalemizde Rum Patrikhanesi ile Rus Patrikhanesi arasında uzunca bir süredir sorun olarak devam eden Ukrayna Kilisesi’nin dinsel statüsünü irdelemiyoruz. Bu hadisenin siyasi bir boyutu vardır ve bu boyut ABD ile Rusya arasında bir gövde gösterisi durumundadır.

31 Ağustos’ta yani toplantıdan bir gün önce Rus Patriği Kiril ve bir heyet İstanbul’a gelerek Rum Patrikhanesi’nde bir görüşme yaptılar. Bu görüşmenin yapılacağı her iki patrikhanenin web sitelerinde bir ay öncesinden bildirildi. Fakat bu süre içinde yapılacak görüşme ile ilgili başka bir paylaşım yapılmadı.
Ve ardında bir sır perdesi bıraktı!

Rum Patrikhanesi’nin itiyat haline gelmiş bir davranış biçimi vardır! Her görüşmenin ardından direk ya da birinin üzerinden kendi emelleri doğrultusunda beyanlar verirler. Rum Patrikhanesi’nin metropolitlerinden olan Fransa Metropoliti Emmanuel Adamakis’in,  süregelen Synaxis Toplantısı dâhilinde bu konuda önemli bir öneride bulunacağı şeklinde bazı Yunan/Rum sosyal medya hesaplarında paylaşımlar yapıldı. Fakat hemen ardından bahsi geçen yandaş hesaplarda sanki tekzip gibi şu ifadeler yer aldı: “Fransa Metropoliti’nin konuşmasının kamuoyuna duyurulması beklenmiyor!

Yazımızın devamında görüleceği gibi Rus Patrikhanesi’nin 2. Adamı olan Volokolamsk Metropoliti Hilarion bunun yapılmaması için çok açık bir şekilde “Konuşursanız konuşuruz” şeklinde tehditkâr bir mesaj verdi. Zaten Fransa Metropoliti Emmanuel’in Synaxis Toplantısı süresinde ne önerdiği ya da söylediği dışarı sızmadı!

RUS PATRİĞİ KİRİL İSTANBUL’A NE İÇİN GELDİ ve NEDEN HEMEN DÖNDÜ?

Rus Patriği Kiril’in gelişi ve gidişi ve ardından Patrik Kiril’in Atatürk Havalimanı'nda Rus medya unsurlarına verdiği beyanlar ile Rus Metropolit Hilarion’un döner dönmez aynı gün yaptığı basın toplantısını irdelemek gerekiyor. Çünkü ortada dinî denilebilecek bir sorun yok! Rus ve ABD çatışması var!

Süreç şöyle işledi: Rus Patriği Kiril ile aralarında Volokolamsk Metropoliti Hilarion ve Arhimandrit Nikolay Balashov'un da bulunduğu bir heyet 31 Ağustos’ta Atatürk Havalimanı'ndan İstanbul’a geldiler. Kendilerini Patrikhane’nin metropolitlerinden Sassima Metropoliti Gennadios ve Rusya İstanbul Başkonsolosu Andrey Podjelyshev havaalanında karşıladı.

Rus Patriği ve heyeti Rum Patriği Bartholomeos ve Patrikhane’deki rütbeli papazlar ile bir karşılaşma gerçekleştirdiler. Bartholomeos Rus Patriği ve heyetine özetle; “Sizinle ve Sinod üyelerinizle buluşma fırsatına sahip olmaktan mutluluk duyuyorum.  Kiliselerimiz her çağda dünyadan gelen çeşitli zorluklar ve problemlerle karşılaşırlardı ama bizler Tanrı'nın lütfuyla her zaman ortak bir dil buluruz. Sanırım politikacıların diyalogları ve bizim tarafımızdan düzenlenen diyaloglar arasında bir fark vardır. Politikacılar tarafından düzenlenen bir diyalogda, her iki taraf kendi ülkesinin çıkarlarını savunuyor, oysa Ortodoks Kilisesi içinde düzenlenen bir diyalog farklı bir doğaya sahiptir” dedi. 

Yunan/Rum kaynaklarında bu görüşme ile ilgili olarak ise (farklı medya unsurlarında ortak söylem şeklinde) şu şekilde haberler yer almıştır.

Ekümenik Patrikhanesi ve Moskova Patrikhanesi'nin uzun süredir devam eden tartışması, her iki tarafın da Ukrayna Kilisesi'nin bağımsızlığı konusundaki görüşlerini sunmasıyla tamamlandı.
Ekümenik Patrik Bartholomeos, Fener’in Ukrayna Kilisesi ile ilgili olarak ne istediğini dile getirdi ve tüm kiliselerden bir iyi niyet kanalı şeklinde arabuluculuk yapılmasını ve ilişkilerde herhangi bir ihlal olmaması gerektiğini söyledi. Bu ruh hali Moskova'da da zaten biliniyordu.

Bir başka kaynakta şu ifadeler bulunuyor: “Siyasi boyutla ilgili olarak, Atina-Moskova ilişkilerinin de ayrıca krizde olduğu, Başkan Erdoğan ve Putin’in ise balayında olduğu unutulmamalıdır. Her durumda, Ekümenik Patrikhane’nin Yunanistan ve Kıbrıs Kiliselerinin desteğine ihtiyacı vardır.

İKİ PATRİK ARASINDAKİ İÇERİĞİ AÇIKLANMAYAN GİZLİ GÖRÜŞME

Bu karşılamanın ardından iki patrik baş başa iki buçuk saat süren bir görüşme yaptılar. Rus tarafından yapılan açıklamalarda bu iki buçuk saat süren bir görüşme ile ilgili “Hiç bir açıklama yapılmaması kararı” alındığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda; Metropolit Hilarion’un “Konuşursanız konuşuruz” şeklindeki tehditkâr söylemi de Yunan/Rum tarafına bir ikaz mahiyetindedir.

Ukrayna Kilisesi meselesi basit bir konu değildir. Rus Patrikhanesi doğal olarak Rusya’nın politikası doğrultusunda hareket etmektedir. Rum Patrikhanesi de direk ve açık olarak ABD politikası doğrultusunda hareket etmektedir.

Rus Patriği çok güçlü bir kişidir ve Rusya’da çok önemli bir makamdır. Bu aşamada; “Rum Patriği’nin ayağına geldi” demek çok anlamsız olur. Rus Patriği Kiril’in Synaxis Toplantısı’dan bir gün önce gelmesi ve Rus Patrikhanesi adına Rus Metropolit Hilarion’un “Susun yoksa konuşuruz!”  anlamına gelen tepkisini ilerleyen günlerde “Rus–ABD” çatışması dâhilinde anlayacağız…

Rus Patriği Kiril, İstanbul Atatürk Havaalanı’nda dönüş uçağına girmeden önce Rus gazetecilere şu açıklamalarda bulundu: "Son toplantımızdan sonraki iki yıl içinde çok şey oldu. Bugün kardeşçe bir tartışma yaptık ve gündemdeki tüm sorunları tartıştık. Umarım daha iyi bir dünya yaratmak için birlikte çalışmaya devam edeceğiz. Patrik Bartholomeos’un onayı olmadan, ne konuştuğumuzu size söyleyemem. Ama bilmediğiniz bir sır ya da bir şey yoktur. Tartışmamız haklıydı. Dünya’daki sorumluluklarımızı kendisi de anlıyordu.  Dünya hızla değişiyor ve hiçbir kilise başka bir Ortodoks Kilisesi'nin pozisyonuna aykırı bir şekilde karar veremez.”

VOLOKOLAMSK METROPOLİTİ HİLARİON’UN BASIN TOPLANTISI

Rus Patrikhanesi'nin Dış Kilise İlişkileri Bölümü Sorumlusu Volokolamsk Metropoliti Hilarion ise 31 Ağustos’ta Rusya’ya döndükleri anda bir basın toplantısı yaparak aşağıdaki hususlarda konuştu:

Patrik Bartholomeos tarafından karşılandık. Toplantının ilk kısmı resmi formatta gerçekleşti. Burada tüm İstanbul Patrikhanesi üyeleri hazır bulundular. Patrik Hazretleri kısa bir açıklamada bulunarak konuklarını selamladı. Daha sonra iki patrik Bartholomeos'un ofisinde gizli bir görüşme gerçekleştirdiler.

Görüşme yaklaşık iki buçuk saat sürdü ve çok samimiydi. Bu toplantı her şeyden önce, iki patrik arasındaki kişisel ilişkilerin güçlendirilmesi için önemlidir. Ve elbette iki kilise arasındaki ikili ilişkilerin güçlendirilmesi için yapılmıştır. Tabi ki en önemli gündem Pan-Ortodoks birliğinin sorunudur.

Soru: Patriklerin Ukrayna'daki kilise durumunu tartıştıklarını söylediniz. Hangi sonuçlara varıldı?

Hilarion:  “İki patriğin konuşmalarının içeriğini ifşa etme hakkına sahip değilim. Patriklerin görüşmesinin  içeriği üzerinden  spekülasyon yapmak için açık medya organları çok heyecanlılar ve toplantı hakkında daha biz konuşmadan bilgi vermeye başladılar.  

Yine de sizlere iki patrik arasındaki konuşmanın içeriğinin İstanbul Patrikhanesi yetkilileri tarafından açıklanmaya başlanması durumunda yorum yapabileceğimizi ifade edebilirim. Karşı taraftan bir açıklama yapılmadan, herhangi bir spekülasyona mahal verilmemelidir. Lütfen bilgi olmadan yapılabilecek yorumlara alet olmayınız.”

Soru: Yunan medya araçlarına bakarak, Metropolit Emmanuel patriklerin toplantısı hakkında ve Ukrayna’daki durum hakkında yorumda bulundu. Bu beyan gerçek midir?

Hilarion:  “Metropolit Emmanuel'in bugün medya araçlarındaki ifadesine dikkat çekmek istiyorum.  Bence çok ayrık fikirli bir pozisyondadır ve bunun teyit edilmediğini de anımsatırım.
Elbette ki Rus Kilisesi'nin çeşitli konularda kendi görüşleri vardır. Bunları asla gizlemedik. Yani, birbirimize söyleyebileceğimiz, temelde yeni bir şey yoktur.  

Bugün bu toplantıda herhangi bir karar verilip verilmediğini sordunuz. Her iki Ortodoks Kilisesi bir dini konsey (Sen Sinod) tarafından yönetildiği için iki patriğin bir araya gelip ancak karar veremediklerini belirtmek isterim.” 

Volokolamsk Metropoliti Hilarion ayrıca Synaxis Toplantısı’nın ardından bir beyanat veren Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroshenko'nun ifadelerine de sert tepki gösterdi ve bunun Ukrayna'daki bugünkü liderliğinin popülerliğini artıracak ve yakında yapılacak olan seçim için kullanmak istediği bir siyasi plan olduğunu söyledi ve "Mevcut Ukrayna Hükümeti bir sonraki seçime kadar altı ay süreyle daha iktidarda kalmak için popülaritesini arttırmaya çalışmaktadır. Kendisine başarılar dilerim.” dedi.

Ukrayna Kilisesi’nin bağımsızlığının siyasi bir boyutu olduğu aşikârdır. Putin ise muhalefetini Rum Patriği’ne açık bir şekilde yapmaktadır ve Rum Patrikhanesi’ni ABD’nin bir maşası olarak nitelendirmektedir.

Geçtiğimiz ay Yunanistan’dan iki Rus diplomatın sınır dışı edilmeleri ile ABD’de Rum Patrikhanesi için şu anda yürütülen propagandalar bir siyasi hesaplaşmanın parçalarıdır.

Nasıl ki Yunanistan iki Rus diplomatı sınır dışı ederken aslında ABD çıkarları için hareket ediyorsa, ABD’de başta Archonlar olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşu da Rum Patrikhanesi için çalışmaktadır. Bu destek an itibariyle çok yüksek bir mertebeye ulaşmış durumdadır.

Geçmiş makalelerimizde ayrıntılı bilgiler bulabileceğiniz Archonlar her sene bu topluluğu kuran eski patriklerden Athenagoras adına “Athenagoras İnsan Hakları Ödülü” veriyorlar. Bu ödül için seçilen kişilerin mutlaka siyasi ve Megali İdea emelleri için çalışan, Türkiye karşıtı bir yönü bulunuyor.



Archonlar bu sene 26-28 Ekim tarihleri arasında New York Hilton Midtown'da bir toplantı yapacaklar ve bahsi geçen ödülü de bu toplantıda ABD’li Rum Papaz Alexander (Alex) Karloutsos  ve eşi Xanthi’ye vereceklerdir. (Papaz Alex Karloutsos'un oğlu ABD Dışişleri Bakanlığı Üst Düzey Görevlisi Michael Karloutsos'tur)

Archonlar bu seneki toplantı için “Konstantinopolis Ana Kilisesi’nin Dini Özgürlüğünü Sağlama Çabalarımıza Odaklanmak İçin Bir Hafta Sonu Çalışması” tanımlaması yapmışlar ve davetiyelerinde; “26-28 Ekim hafta sonunda Archon Grubunu ağırlayacağız ve Konstantinopolis Ana Kilisesi için din özgürlüğünü güvence altına alma çabalarımıza odaklanacağız.

Ülkemiz çok ağır bir konjonktür içindedir. Etrafımız ekonomik, siyasi ve askeri bir çemberle sarılmıştır. Odaklanmamız gereken çok sorun ve hatta sorunlar yumağı içindeyiz ama Rum Patrikhanesi ve ona bağlı olarak gelişen hususlar göz ardı edilmemelidir. Rus Patrikhanesi kendi devletinin bekası için din ile birlikte siyasi bir faaliyet sürdürüyor. Rum Patrikhanesi ise ABD’nin bekası için din ile birlikte siyasi bir faaliyete alettir. Archonların faaliyetlerine baktığımızda tutuklu ABD papazı Brunson için en ağır ifadeler bu grubun kaynaklarında yer almaktadır.

Önümüzdeki aylarda Rusya ve ABD’nin çatışmalarının; kiliseler ve Ukrayna üzerinden devam edeceğini göreceğiz.

----------------

14 Temmuz 2018 Cumartesi

PATRİKHANE “BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ VE ANKARA METROPOLİTLİĞİ” KURDU


 Son zamanlarda Patrikhane’ye Ekümenik statüsü verilmesi ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması için Rum Patrikhanesi’nin çabalarının arttığını gözlemliyoruz. Özellikle şu an içinde bulunduğumuz yoğun gündemde fark ettirmeden edinimler sağlamaya çalışıyorlar. Okulun açılması için ABD’den ve AB’den çok sayıda politikacı devreye girmekte, ABD’de çok etkin olan bir grup olan Archonlar da özel kampanyalar yürütmektedir. Geçen makalelerimizde dikkat çektiğimiz gibi gelenek olarak Patrikhane’de yapılan birçok toplantı ve kabuller, son aylarda Heybeliada Ruhban Okulu’nda yapılmaya başlandı, sıradan ayinlerin ardından çok sayıda yabancı diplomatın da iştirak ettiği toplantılar gerçekleşti.

Rum Patrikhanesi her sene düzenli olarak Sen Sinod (Patrikhane Dinî Meclisi) toplantıları yapar. Gündemlerinin yoğunluğuna göre bazen 2 bazen de 3 gün süren Sen Sinod toplantıları, gelenek olarak Patrikhane içindeki sinod toplantı odasında yapılır. Bu seneki 10-12 Temmuz tarihlerinde yapılan sinod toplantısı Heybeliada Ruhban Okulu’nda toplantı salonunda yapıldı.



Elimize geçen fotoğraflarda, salonun ciddi bir masraf ile çok iyi bir şekilde restore edildiği görülüyor. Bu salona 10 Temmuz’da Patrik Bartholomeos’un kestiği kurdelenin ardından girilmiş! 1. Derece Eski Eser statüsünde olan Heybeliada Ruhban Okulu’nda böyle bir onarınım yapılması için resmi makamlardan izin alınıp alınmadığını ise bilinmiyor!

Yunan/Grek yanlısı haber sitelerinde bu gelişmenin ardından 2014 Haziran’da Selanik Aristoteles Üniversitesi'nin büyük bir akademik kadro ile Ruhban Okulu için hazırladığı, AVM tarzında bir değişim içeren bir proje yeniden servis edilmeye başladı.

2014’de yapılan bu proje ile ilgili Aristoteles Üniversitesi'nde yapılan basın açıklamasında şu sözler söylenmişti:“Bu Aristoteles Üniversitesi'nin evrensel güçlerini de gösteren bir projedir Mevcut ekonomik koşullar ve tüm zorluklarla rağmen bu konudaki ilhamımız, özellikle şimdi daha da güçlüdür.” Bahsi geçen toplantıda; 1971 yılında Türk yetkililer tarafından kapatılana kadar Ekümenik Patrikhane ve Ortodoksluğun bir sembolü olan Halki Ruhban Okulu’nun yeniden açılması için ne gerekiyorsa yapılması gerektiğine de vurgu yapılmıştı.


1971’de okulu Türkiye’nin Ruhban Okulu’nu kapatmış olduğu külliyen yalandır. Zira aynı yıl yürürlüğe giren YÖK Kanunu çerçevesinde tüm yüksekokullar YÖK’e bağlanmıştı. Patrikhane ise (Bugün de olduğu gibi) gerek müfredat ve gerekse öğrenci ile öğretmenler açısından tam bağımsızlık ya da denetimsizlik istiyordu.

Böyle bir rüya gerçekleşebilir mi? Eski eser bir taşınmazda böyle bir mimari değişim yapılabilir mi? Elbette ki hayır! Ancak içinde bulunduğumuz 2018 Temmuz ayında, 2014’deki bir rüyanın fotoğraflarının neden yeniden servis edilmeye başlandığı ise üzerinde durulması gereken bir husus!

Patrikhane’nin en büyük destekçisi konumunda olan ABD’li Archonların geçmişte zengin içeriğe sahip olan resmi web sitesinde kısa bir süre önce büyük bir değişim yapıldı. https://www.archons.org/  

Ana sayfada flash ile dönüşümle açılan sadece 2 sayfa bulunuyor. Bu sayfalardan birincisinde bir fotoğraf üzerinde; “Heybeliada Okulu 47 yıl! Heybeliada Ruhban Okulu 1971'den beri zorla kapalıdır.”

(Halki Seminary... Year 47! The Theological School of Halki remains forcibly closed since 1971)

Bu sayfalardan ikincisinde ise bir fotoğraf üzerinde; “Türk Hükümeti, Ekümeniğin binlerce mülküne el koydu” şeklinde ifadeler yer almaktadır. 

(Desecration of Property The Turkish Government has confiscated thousands of properties from the Ecumenical)



Rutinin dışında, Heybeliada Ruhban Okulu’nun yenilenen toplantı salonunda yapılan Sen Sinod toplantısı ile ABD’de çok etkin ve zengin kişilerden oluşan Archonların web sitelerindeki bu değişim ve 2014’de Selanik Aristoteles Üniversitesi'nin hazırladığı projenin yeniden servis edilmesinin zamanlama olarak çakışması ilginçtir.

Patrikhane geçtiğimiz yıllarda, üzerinde Rumluğun esamesi olmayan Silivri, Sivas, Bergama, Efes, Antalya, İznik, Perge, Çanakkale, Edirne, İzmir gibi yerlere metropolitler atadı. Rum Patrikhanesi esas olarak, Türkiye’de bulunan ve Türk vatandaşları olan Rum Cemaati’nin dini ihtiyaçlarını karşılamak için faaliyettedir.

Bu sene Heybeliada Ruhban Okulu’nda yapılan sinod toplantısında bazı yeni metropolitlikler ihdas edildi.

Bu tayinler arasında çok dikkat çeken bir husus var.

Yapılan açıklamalarında 1922’den beri boş olan duran “Ankara Metropolitliği”nden bahis edilerek “Birleşik Arap Emirlikleri ve Ankara Metropolitliği” ihdas ve tayin yapıldı.

Ankara’da; Sivas, Silivri, Çanakkale’de olduğu gibi Rum yok! Neden Ankara’da 1922’den beri olmayan bir metropolitlik kurma gereği duyuldu?

Birleşik Arap Emirlikleri ve Ankara Metropolitliği

Ankara Metropolitliği sadece Ankara değil aynı zamanda “Birleşik Arap Emirlikleri ve Ankara Metropolitliği” olarak ihdas edildi.

Birleşik Arap Emirlikleri’nin Türkiye aleyhinde çalışmaları ve düşünceleri malumdur ve bu aleyhteki çalışmalar arasında artık Rum Patrikhanesi ve Ruhban Okulu lehine de destek verildiği görülmektedir.

Rum Patriği Bartholomeos, 1 Mayıs’ta Heybeliada Ruhban Okulu’nda bazı diplomatlarla bir toplantı yaptı ve Eylül’de Ruhban Okulu’nun açılacağını duyurdu. Ardından bunun yalan olduğu ve yabancı misyon temsilcileri arasında algı yaratmaya yönelik olduğu ortaya çıktı.

Onlara göre; bu kadar önemli bir konu, onlarca kendi siteleri dururken Birleşik Arap Emirlikleri finansmanındaki ve “FETÖ” destekli/destekçisi “AHVAL” adlı bir haber sitesi üzerinden 10 Mayıs’ta haber edildi.

Aradan geçen 2 aydan sonra Patrikhane sinodunda alınan bir kararla “Birleşik Arap Emirlikleri ve Ankara Metropolitliği” ihdas edilmesinin düşündürücü olduğu aşikâr!

 ------------------



RUM PATRİKHANESİ'NİN GİZLİ DESTEKÇİLERİ

 Geçtiğimiz aylarda Patrikhane taraftarı haber sitelerinde yeni bir alışkanlık başladı. Amiyane tabir ile Patrikhane’den öksürseler anında haber yapan; Fanarion, Anatoli, Romfea, Agioritiko gibi web sitelerinde ve bunlara bağlı sosyal medya hesaplarında Patrikhane ile ilgili haberler dolaylı olarak yer almaya başladı.

Yunanca paylaşım yapan bu haber sitelerinde kendi açılarından çok önemli konular dahi artık direk olarak paylaşılmıyor ve dünyanın bir ucunda bir Grek sitesinde çıkan haber alıntı olarak paylaşılıyor.

Rum Patriği Bartholomeos, 25 Nisan 2018’de Ankara’da Cumhurbaşkanlığı’na bir ziyarette bulundu. Kabul esnasında Patriğin herhangi bir talebine cevap verildiği hakkında hiçbir resmi kaynakta bilgi paylaşılmadı. Konu ile ilgili haber ajanslarımızda tek satırlık bilgiler paylaşıldı. (Örneğin ANKA: Cumhurbaşkanımız günlük programında “Bartholomeos’u kabul edecek” şeklinde) (DHA -Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fener Rum Patriği Bartholomeos'u Beştepe'de kabul etti.) 

Patrikhane’ye tüzel kişilik verilmesi ile Ekümenik sıfatla kabul edilmesini ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını yıllardır Patrikhane Türkiye’den talep etmektedir ve AB ile ABD de bu hususlarda yıllardır Türkiye’ye baskı yapmaktadır. Ancak bu üç konuda Türkiye’nin tavizi olmadı.  Yıllardır yinelenen bu taleplerle ilgili bir değişiklik olsaydı mutlaka resmi bir açıklama yapılırdı.  Ve de bir edinim sağlansaydı yukarıda belirttiğimiz Yunanca yayın yapan haber sitelerinde ve sosyal medya hesaplarında zaten flaş olarak duyurulurdu. Örneğin; İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu’nun resmi web sitesi olan Anatoli’de (Anadolu) çok iyi bir atmosferde yarım saat süren bir nezaket ziyareti yapıldığı haber oldu.

Bu noktada yayın organlarındaki haber verme itiyatları değişikliği gibi bir başka itiyat değişikliğinin de son zamanlarda gözlemlendiğini bildirmek gerekir. Yabancı misyon temsilcilerini Patrik seçildiğinden beri makamında kabul eden Bartholomeos, yabancı misyon temsilcilerini artık Heybeliada Ruhban Okulu’nda kabul ediyor.

Örneğin 6 Şubat 2018’de dini bir etkinlik bahane edilerek, ayinin ardından Heybeliada Ruhban Okulu’nda, okulun yeniden açılması için Türkiye’de bulunan misyonlardan Büyükelçi ve Başkonsolos düzeyinde kişilerin de katıldığı “Halki İlahiyat Okulu'nun yeniden açılması için Ekümenik Patriğin Yeni Çağrısı”  adı verilen bir toplantı düzenlenmişti. 1 Mayıs’ta Ruhban Okulu’nda yine aynı şekilde “İngiltere Büyükelçisi Sir Dominick Chilcott” ve “AHEPA” Amerikan Helenik Eğitim İlerleme Derneği'nin üst düzey üyeleri ve Başkanı “Carl R. Hollister” ağırlandı. AHEPA’nın Kanada kolunun Yüksek Komiseri ve Başkanı “Christos Argirious” ise toplanan bir yardımı Heybeliada Ruhban Okulu'na verdi. 

Bartholomeos 4 Mayıs’ta, Avustralya’da çıkan “O Cosmos Gazetesi”ne bir röportaj verdi ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun önümüzdeki Eylül’de açılacağını söyledi. Patrikhane için çok önemli olan Heybeliada Ruhban Okulu’nun Eylül’de açılma ihtimali kendi kaynaklarında değil, dünyanın diğer bir ucundan Greek-Australian Newspaper olarak tanımlanan O Cosmos Gazetesi’nde yayınlandı. Avustralya’da çıkan bu haber ilginçtir ki 11 Mayıs’a kadar yukarıda bahsi geçen kendi haber sitelerinde yer almadı. 11 Mayıs’ta Amen ve Romfea web siteleri; 4 Mayıs tarihli Avustralya O Cosmos Gazetesi haberini kaynak göstererek haberi verdiler ve Ruhban Okulu ile ilgili bilginin 1 Mayıs’ta İngiltere Büyükelçisi Sir Dominick Chilcott ve “AHEPA” Derneği'nin üyelerine de söylendiği anlaşıldı.

10 Mayıs’ta şaşırtan bir gelişme oldu. Birleşik Arap Emirlikleri finansmanındaki ve “FETÖ” destekli/destekçisi “AHVAL” adlı bir haber sitesinde “Evren Dede” imzalı bir makalede, 4 Mayıs’ta “O Cosmos Gazetesi”nde çıkan Bartholomeos’un söyleşisi paylaşıldı. “AHVAL” adlı sitenin Türkiye’den erişimi engellenmiştir. (Vekil sunucu uzantılar kullanılarak erişilebilmektedir.)

AHVAL” haber sitesi ile ilgili Türkiye’de çıkmış çok sayıda haber bulunmakta. Bir örnek olarak “TİMETURK”te 3 Aralık 2017’de çıkan haber şu başlıkla yer almakta:

BAE’nin Finanse Ettiği “Türkiye Karşıtı Bir Site Kuruldu Başrolde FETÖ Var!

Haberin özeti şöyle: “Birleşik Arap Emirliklerince finanse edilen haber sitesi yayına başladı. Kurulacağı bilgisi aylar öncesinden sızdırılan sitede FETÖ ile ilişkili isimler dikkat çekiyor! Suudi Arabistanlı Twitter fenomeni Müctehid'in aylar öncesinden duyurduğu Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan destekli Türkiye karşıtı haber sitesi kuruldu. Sitenin ana omurgasını ise Türkiye'de isimleri Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ile anılan isimler oluşturuyor.” 

 

(Haberin tamamını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz) 

https://www.timeturk.com/bae-nin-finanse-ettigi-turkiye-karsiti-site-kuruldu-basrolde-fev to-var/haber-794279 

12 Mayıs’ta İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu’nun web sitesi “Anatoli” de AHVAL’i kaynak göstererek Bartholomeos’un Heybeliada Ruhban Okulu ile ilgili haberini paylaştı. Şu linkteki haberin içinde AHVAL’ın linki de yer almakta: 

http://anatoliblog.blogspot.com.tr/2018/05/blog-post_80.html

Tahminimizce Patrikhane tarafından kendilerince bir değerlendirme yapılarak ve bunu medya ile paylaşarak “Algı” ve kamuoyu yaratmaya çalışılmaktadır. Çünkü Ruhban Okulu’nun açılması için en ufak bir söz alınmış olsa; yayın organları olan Fanarion, Anatoli, Amen, Romfea, Agioritiko gibi web sitelerinde ve Patrikhane’nin resmi web sayfası olan “patriarchate.org”da bir bayram edası içinde bu haber yayınlanırdı.

Böyle bir haberi paylaşmak için, dünyanın ucunda Avustralya’daki bir medya aracılığı ve FETÖ destekli/destekçisi bir başka medya organını mesnet olarak göstermelerine ne gerek vardı?

Her halükarda asıl önemli olan husus şu ki Patrikhane nicedir bir şeylerin hazırlığında ve bunun için yan yollar ve gizli destekçiler kullanıyor.

---------------------------

https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/teostrateji-arastirmalari-merkezi/rum-patrikhanesinin-gizli-destekcileri

http://soyledik.com/tr/makale/7377/rum-patrikhanesinin-gizli-destekcileri--bojidar-cipof.html

İÇİM TIKA BASA DOLU


Yokluğunda o kadar çok özlem biriktirdim ki

Koyacak yer bulamıyorum

İçim tıka basa dolu…

Diyorum ki;

Bir kısmını sarsam sarmalasam

Sana yollasam…


Bojidar Çipof
11 Haziran 2018



17 Mayıs 2018 Perşembe

ABD, ARCHONLAR ve DİNİ ÖZGÜRLÜKLER RAPORUNDA TÜRKİYE






 ABD’de “Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu” (USCIRF) adlı bir kuruluş var. Bu komisyon her sene Dünya’da din özgürlüğü ile ilgili bir rapor hazırlıyor ve ABD Hükümeti’ne sunuyor. Aslında bu raporun uluslararası diplomaside hiçbir bağlayıcılığı yok çünkü rapor sadece tavsiye niteliğinde, ancak  ABD tarafından “Algı Yönetimi” olarak kullanılan önemli bir argüman!

 

USCIRF’nin 2018 raporunda; 28 ülkede 2017 yılı içindeki din özgürlüğü ihlallerini kendilerince belgelemişler. Ve bu ülkeler arasında Türkiye de var!

 

Amerikan Kongresi tarafından kurulmuş olan bu komisyonun kendi ağızlarından tanıtımı şöyle: “Dışişleri Bakanlığı'ndan ayrı ve bağımsızdır. Tüm Dünya’da din özgürlüğünü gözlemleyen ve Devlet Başkanına, Dışişleri Bakanına ve Kongre'ye siyasi önerilerde bulunan bağımsız, çift partili bir ABD hükümeti danışma konseyidir. USCIRF, yurtdışındaki dini özgürlük ihlallerini, bu ihlallerin gerçeklerini ve koşullarını gözden geçirmekte ve Başkan, Dışişleri Bakanı ve Kongre'ye politika tavsiyeleri vermektedir. USCIRF Komiserleri, her iki siyasi partinin Başkanı ve Kongre liderleri tarafından atanırlar.

 

ABD Kongresi tarafından kurulmuş ve ABD maliyesi tarafından finanse edilen bir komisyonun ne kadar “bağımsız” olduğu şüphesiz tartışılır.  Bu komisyonun her sene yayınladığı raporlarda, bazı ülkelerdeki din özgürlüğü ihlalleri gözler önüne serilse de raporda yer alan bazı ülkeler, ABD çıkarları açısından özellikle yerden yere vurulmaktadır.

 

Açıkçası USCIRF’nin bağımsızlığı iddia edilse de bu masum görüntü kisvesi altında ABD politikalarını “Algı Yönetimi” olarak Dünya’ya empoze eden bir kurumdur.

2018 raporunun önemli bir kısmında özellikle endişe duyulan ülkeler (Countries of Particular Concern) veya IRFA (International Religious Freedom Act) olarak tanımlanan ülkelere yönelik tavsiyeler yer alıyor.

 

Raporda geçtiğimiz 2017 yılında dini özgürlüğü sistematik ve aleni olarak uygulayan veya bunlara yapanlara ses çıkarmayan hükümetler olarak şunlar gösterilmiş: Burma, Çin, Eritre, İran, Kuzey Kore, Suudi Arabistan, Sudan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan -ve diğer altı ülke- Orta Afrika Cumhuriyeti, Nijerya, Pakistan, Rusya, Suriye ve Vietnam.

 

Raporda dini ihlallere sistematik olarak devam eden ve bu husustaki test unsurlarının bir ya da ikisini karşılayan ülkeler için ikinci bir kategoride ise şu ülkeler yer alıyor: Afganistan, Azerbaycan, Bahreyn, Küba, Mısır, Hindistan, Endonezya, Irak, Kazakistan, Laos, Malezya ve Türkiye…

 

Raporda ayrıca dini ihlallere sistematik olarak devam eden devlet dışı aktörler de şu üç grupta yer alıyor: Irak ve Suriye'deki DAEŞ, Afganistan'daki Taliban ve Somali'deki El-Şabab.

 

http://www.uscirf.gov/sites/default/files/USCIRFAnnualReport2018_wlinks.pdf

 

ABD’ye göre “bağımsız” olan USCIRF Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu’nun 25 Nisan’228 sayfalık 2018 Raporu’nu yukarıdaki linkten indirilebilir.

 

Raporda Türkiye açısından tuhaf olan bir durum var! Türkiye’ye 7 sayfa ayrılmış ama bu 7 sayfada ağırlıklı olarak “Rum Patrikhanesi” ve vakıfları yer almakta…

 

ABD’nin Rum Patrikhanesi’ne olan desteğini biliyoruz. Patrikhane’ye “Ekümenik” sanının verilmesi, Patrikhane’ye “tüzel kişilik” verilmesi ve “Heybeliada Ruhban Okulu”nun açılması; bunlar ABD’nin yıllardır Türkiye’den istediği taleplerdir…

 

ABD’de Helenizm emellerine ulaşmak için 1966 yılında kurulan “Order of Saint Andrew The Apostle Archon of The Ecumenical Patriarchate” adlı ABD’de inanılmaz siyasi ve ekonomik güce sahip bir dernek var.

Sözde bağımsız bir ABD kuruluşu olan USCIRF ile sözde değil özde Helenizm neferi Archonlar el ele açıkça aleyhimize faaliyetteler.

USCIRF’nin 25 Nisan’da yayınladığı rapordan hemen sonra 5 Mayıs’ta; Archonlar da her yıl yaptıkları gibi Türkiye’yi hedef alan kararların alındığı “Din Özgürlüğü Zirvesi” yaptılar. 

 

Archonların Başkanı Dr. Anthony J. Limberakis 11 Mayıs’ta, USCIRF raporunu mesnet alarak Türkiye aleyhine (Özeti aşağıda bulunan) bir açık mektup yayınladı.

“ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu (USCIRF), Bir Kez Daha Türkiye'yi, Dünya’nın Her Yerindeki Dini Özgürlük İhlalcileri Arasında Tanımlamaktadır.

ABD Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu (USCIRF) dünyadaki din özgürlüğünün ihlallerini belgeleyen 2018 Yıllık Raporunu yayınladı ve Türkiye'yi 2. Seviye ihlal edenler arasında yani, dini özgürlük ihlallerine sistematik, devam eden ülkelere dâhil etti.

USCIRF'in Türkiye hakkındaki 2018 Yıllık Raporuna göre; 2017'de Türkiye'de din özgürlüğü durumu daha da kötüye gitti. Rum metropolitlerine çifte vatandaşlık verilmesindeki gecikmeler gibi hususlar da raporda yer aldı.

Bazı olumlu işaretler de var! Son yıllarda hükümet bazı azınlık mülklerini dini azınlık topluluklarına iade etme yönünde adımlar attı. Hükümet iki tarihi dini azınlık mülkünü, Rum Ortodoks Sümela Manastırı'nı ve Bulgar Ortodoks Kilisesi'ni restorasyon çabalarını destekledi.

Ancak, Ekim 2016'dan bu yana Protestan Papaz Andrew Brunson'un haksız bir şekilde gözaltında olmasının ülkede yaşayan diğer Hıristiyanlar üzerinde ürpertici bir etkisi oldu.

Erdoğan Hükümeti, Ekümenik Patrikhane’ye haksız baskı yapmaya da devam ediyor: Türk Hükümeti, Sen Sinod’a yalnızca Türk vatandaşı olanların seçilebileceğini dikte etmeye de devam ediyor. 2010'dan bu yana, sadece 30 yabancı metropolit Türk vatandaşlığına alındı

1971'den bu yana Heybeliada Rum Ortodoks İlahiyat Okulu kapatılmıştır. Oysaki o zamandan bu yana binlerce imam-hatip okulu açılmıştır.

Bu arada, tüm dini gruplar gibi Patrikhanenin hukuki statüsünün olmaması, tüzel kişiliğinin tescil edilmesi yasaklanmaktadır. Bunun yerine, Patriğin kendi kişisel adıyla mülk kaydettirmesi gerekiyor.

Ekümenik Patrikhanenin Archonları; ABD'li milletvekillerine Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasına izin vermek için Türkiye'ye baskı yapmalarını ve Konstantinopolis Ekümenik Patrikhanesi'ni desteklemelerini ve şu dört ana konuyu ele almaları için çağrıda bulunuyor.

1-Türk hükümeti Ekümenik Patriğin seçimini onaylamakta ve Patriğin bir Türk vatandaşı olması gerektiğinde ısrar etmemelidir.

2-Ekümenik Patrik Bartholomeos'un Ortodoksların Dünya çapında ruhani lideri olarak tanınması ve sadece yerel bir rahip olarak muamele görmemesi.

3-Ekümenik Patrikhaneye tüzel kişilik! Patrikhane Türkiye'de herhangi bir resmi işlemi kendi adı ile yapmasının engellenmemesi ve Patrikhanenin mülk almasını ve diğer idari işlere sahip olması için aracı kullanmasına gerek kalmaması.

4-Mülkiyetin Müsaderesinin önlenmesi: Tüzel bir kimlik olmadığı için Türk Hükümeti Patrikhane'nin yüzlerce yıldır sahip olduğu mülklere el koydu.

USCIRF yıllık raporunda listelenen din özgürlüğünün ihlalcileri arasında ABD'nin NATO müttefiki Türkiye de başlardadır. Buna göre, ABD Hükümeti’ni; Türkiye'nin dini azınlıkların haklarının iyileştirilmesi ve özellikle de Ekümenik Patrikhane’ye karşı devam eden ayrımcılığa ve tacize son verilmesi ile Türkiye'nin NATO'daki durumunu irdelemeye çağırıyoruz.”

Tekrar gibi olmakla birlikte, anlıyoruz ki ABD tarafından “bağımsız” lanse edilen “USCIRF” bağımsız değildir.

 

USCIRF Archonlarla birlikte omuz omuz Helenizm için çalışıyor ve anlıyoruz ki hem USCIRF hem de Archonlar aslında ABD’nin Türkiye aleyhindeki düşüncelerini dile getiren uzantılar…

 

--------------------------

https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/teostrateji-arastirmalari-merkezi/abd-archonlar-ve-dini-ozgurlukler-raporunda-turkiye


http://soyledik.com/tr/makale/7373/abd-archonlar-ve-dini-ozgurlukler-raporunda-turkiye--bojidar-cipof.html