1 Şubat 2013 Cuma

RUM PATRİKHANESİ’NİN RUHBAN OKULU DEZENFORMASYONU


Geçtiğimiz günlerde, Vakıflar Meclisi’nin, Ruhban Okulu’nun civarındaki 190 dönüm koruluğu Aya Triada Manastırı Vakfı’na iade etmesi Yunan/Rum camiasında çok büyük sevinç yarattı. Rum Patriği Bartholomeos, Agos’a verdiği röportajda, Ruhban Okulu’nun kapalı olmasının kendilerinin en büyük sorunlarından biri olduğunu söyledi.

Hükümet umut vaat etmekle yetiniyor” diyen Bartholomeos’un, “1844’ten 1971 yılına dek eğitim veren Ruhban Okulu’muz insanlığın gelişimine katkıda bulunan pek çok mezun verdi. Bu okulu Atatürk kapatmadı, İnönü kapatmadı, Menderes kapatmadı fakat 1971’de Nihat Erim’in döneminde bir haksızlığa maruz kaldık ve okulumuz kapatıldı. Bu haksızlık hâlâ devam ediyor. Hükümet yetkilileri bize haklı olduğumuzu söylemekle ve umut vaat etmekle yetiniyor.” dedi.

Tabi ki Patriğin bu sözleri gerçeği yansıtmamaktadır! Zira bu okuldaki eğitime, 1971’de çıkan YÖK Yasası’na bağlanmak istemedikleri için kendileri ara verdiler ve her fırsatta bunu Türkiye’nin kapattığı şeklinde antipropaganda aracı olarak kullandılar. Yazılarımızda sıkça vurguladığımız gibi Patrikhaneye ne kadar hak verilirse verilsin daha fazlasını istemektedirler ve her verilen hak sonrasında, buna bir teşekkür edecekleri yerde mutlaka bir serzeniş ya da kötüleme söyleminde bulunmaktadırlar.

Metropolit Elpidophoros Lambriniadis de kısa bir süre önce aynı gazeteye “Ruhban Okulu’nun açılması talebimizde geri adım atmayacağız.” demişti. Özellikle Elpidophoros Lambriniadis kaynaklı olarak son haftalarda çok yoğun bir şekilde Ruhban Okulu’nun açılmasına yönelik ve yasal prosedürü saptırarak yapılmış beyanatlar bulunmaktadır. Bu konuda yapılan eleştirilere ise “Bir takım medya ajanları” nitelemesi de yapılarak “Ortodoks Cemaati’nden Lambriniadis’in açıklamalarının çarpıtılmasına tepki” başlığı ile Hıristiyan forumlarda çok sayıda yazı çıkmıştır. Yazının ilk paragrafı şöyledir:

Sevgili kardeşler, son zamanlarda Sayın Bursa Metropoliti Elpidophoros Lambriniadis hazretlerini bazı medya ajanları hedef almıştır. Ve metropolit hazretlerinin söylediklerini saptırarak ona karşı kin dolu pis bir kampanya başlatmışlardır. Buna yönelik metropolitimiz Anadolu Ajansı’na bir röportaj vererek ve ona karşı olan saptırmaları sona erdirmiştir. Bilgilerinize…

Aralık ayının sonunda, T.B.M.M.’ne gönderilen bir tasarı ile üniversitelerde yeni bir açılım sağlanmak istenmektedir. Yüksek Öğretim Kurumları ve Teşkilat Kanunu’nda değişiklik öngören bu tasarı ile Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi kurulması ve üniversitede İslam Araştırmaları Enstitüsü’nün yanı sıra bir de “Dini İlimler Fakültesi” açılması öngörülmektedir. Bu fakültede farklı dinlerle ilgili kürsüler kurulması ve Türk vatandaşı Hıristiyanların bu okuldan faydalanması öngörülmekte ve bu üniversiteye 60 profesör, 75 doçent, 100 de yardımcı doçent olmak üzere 520 kişilik kadro ihdas edilmesi düşünülmektedir.

Bu ilk anda kulağa hoş gelen ve anlık bir tepki verilmeden önce iyice irdelenmesi, bu okulun neler getireceğini, nasıl katkı ve faydalar yapabileceğini ve varsa tabi ki de öneri getirilmesi icap eden bir pozitif gelişmedir. Nitekim Türkiye Ermenileri Patrikhanesi Ruhani Kurul Başkanı Başrahip Tatul Anuşyan, sunulan tasarının umut verici olmakla birlikte akıllarda bazı soru işaretleri uyandırdığını da ifade ederek şunları söylemiştir:

Her ne kadar umut veren bir uygulama olsa da, bazı tasarılar gibi havada kalma riski var. Başta umut verici gözüküyor ancak zamanla pürüzler ortaya çıkıyor ve ‘Bunu da yaptık’ diyerek bir maske süsü veriyorlar. Örneğin dersleri kim verecek? Bu bir soru işareti. Türkiye’de Hıristiyanlık konusunda bilgi sahibi insan vardır ancak bunu öğretecek, konu hakkında öğrencileri bilgilendirecek insan sayısının çok olduğunu sanmıyorum. Dediğim gibi, umut verici ama sonuçlarını zamanla göreceğiz.

Türkiye Ermenileri Patrikhanesi Ruhani Kurul Başkanı Başrahip Tatul Anuşyan’ın bu yaklaşımına pozitif bir gözlükle bakarak, en azından ileriye yönelik istişareye açık ve ihtiyaçlar doğrultusunda karşı öneriler de yapmaya hazır bir söylem olarak bakıyoruz. Tabi ki bu güne değin böyle bir ihtiyacın karşılanmasına yönelik bir yüksek eğitim kurumu bulunmamaktadır ve Sayın Anuşyan’ın konuya ihtiyatla yaklaşmasını son derece doğal olarak görmekteyiz.

Rum Patrikhanesi’nin, uzun zamandır süregelen, Ruhban Okulu’nun açılması için Türkiye’ye yaptıkları/yaptırdıkları baskıyı ise yukarıdaki gibi sadece dini eğitim ihtiyacına matuf bir istek olarak telakki etmemiz mümkün değildir. Zira Heybeliada Ruhban Okulu Müdürü Elpidophoros Lambriniadis’in ağzıyla hemen bu olumlu yaklaşıma tepki verilmiştir.

Aslında birkaç yıldan bu yana Hıristiyan eğitimini de içinde barındıran bir yüksek okul açılmasının önünü kesen Rum Patrikhanesi ve Patrikhane’nin Ruhban Okulu’nun açılması için yaptığı dayatmasıdır.

Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması dini eğitim ihtiyacının karşılanması için değildir. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi bu okulu YÖK Yasası dışında özel bir statü elde edebilmek için kendileri kapatmıştır. Bu okulda öğrenci olabilecek gençler Türkiye’deki Rum Cemaati içinde yoktur. Olsa da bir elin parmaklarını geçmeyecektir. Cemaatin sayısı -her ne kadar kendilerince dört bin olarak telaffuz edilse de- Rum etnik kökeninde olanları esas alırsak binbeşyüzün altındadır.

Peki, bu okulda okuyacak öğrenci nerede? Bunun cevabı hazırdır! “Getirtiriz!”

Peki, bu okulda eğitim verecek kadro nerede? Bunun da cevabı hazırdır! “Onu da getirtiriz!

Hükümetin, Heybeliada’daki Ruhban Okulu’nun açılması talebine karşılık olarak bu yeni üniversiteyi adres göstermesi karşısında, Ermeni Cemaati gibi ihtiyatla da olsa en azından olumlu bir adımla yaklaşılmamasının nedeni; Rum Patrikhanesi cenahının bu şekilde açılacak bir okulun dini eğitimi sağlayacağı ama ideaya hizmet etmeyeceğinin endişesidir.

İyi niyet çerçevesinde olmayan bu yaklaşım için Agos Gazetesi’nde, Heybeliada Ruhban Okulu Müdürü Elpidophoros Lambriniadis kaynaklı olarak şu değerlendirme yapılmıştır:

…Ancak, Heybeliada Ruhban Okulu Müdürü Elpidophoros Lambriniadis, bu durumun kendileri açısından çok önem taşımadığını belirterek, Ruhban Okulu’nun açılması talebinde geri adım atmayacaklarını söyledi. Lambriniadis, Agos’a yaptığı açıklamada, “Üniversitede İslamiyet dışındaki dinlerin de okutulması elbette önemli. Fakat bizim mevcut durumda kapalı olan bir okulumuz var. Biz de, bu mevcut okulumuzun aynı şekilde açılmasını istiyoruz. Hiçbir okulun açılması, kimseyi kötü etkilemez. Yeni bir okul açılması kötü bir şey olmasa bile, bu durum, Ruhban Okulu’nun neden hâlâ kapalı olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Başka okullar da açılsın, ancak biz Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden eğitime açılması konusundaki mücadelemizde geri adım atmayacağız.

Rum Patrikhanesi’nin Heybeliada Ruhban Okulu’nun ideayı desteklemek için ve hiçbir şekilde yüksek eğitim ile ilgili yasa ve mevzuatlara uymamak koşuluyla açılmasına yönelik bu ısrarı ve Türkiye’ye yaptığı/yaptırdığı baskılar; isteğin dini değil de siyasi bir emel olduğunu aşikâr ortaya koyuyor.

Bu inadın bir başka açısı da var… 1500 kişilik Rum Cemaati’nin –ki sadece İstanbul’da yüz kadar rütbeli, rütbesiz papaz var- karşısında 70 bin dolayındaki Ermeni Cemaati’nin dini eğitim ihtiyaçlarını sağlayabilecek bir projeye olumlu bakmasının, istişareye açık olmasının önünü kesmektedir.

Özetle; Patrikhane’nin entelektüel ve akademik çevreler ile medyada çok iyi bir şekilde sürdürdüğü dezenformasyon neticesinde Ermeni ve diğer gayrimüslim vatandaşların konuya kuşku ile yaklaşmaları sağlanmakta ve bu cemaatlere hizmet edilmesinin önü de bu suretle kesilmektedir.

http://www.21yyte.org/tr/

13 Ocak 2013 Pazar

RUM PATRİKHANESİ’NİN AYVALIK ve CUNDA HAVALİSİNDEKİ FAALİYETLERİ



Ayvalık Cunda Adası, Rum Patrikhanesi’nin seyir defterinde önemli bir rol oynar. Bu yarım adada, Osmanlı döneminde Papaz İkonomos, (Ayvalık'ın kurucusu olduğu da ileri sürülür) ilk papaz mektebini açmış, okulun esas amacı ortaya çıktığında ise zamanla faaliyeti önlenmiştir. Tarihi önemi ve lojistik açıdan, Yunan Adaları’na olan kısa mesafesi göz önüne alındığında ise Cunda’nın önemi daha iyi anlaşılır. Zira bu mektep için izin alınırken çocuklara temel Hıristiyanlık bilgilerinin öğretileceği ortaya konsa da zamanla Osmanlı’nın başına belâ bir yer halini almıştır. Rumların Osmanlıya karşı ayaklanma hareketinin ilk adımları Cunda Adası’nda atılmıştır. Patrikhane’nin davranışlarında hep simgesel adımlar olduğunu bilmekteyiz. Bu bağlamda Cunda’daki ilk papaz okulunun duygusal olarak ağırlığı daima süregelmiştir ve bu duygusal ve simgesel bağlılık halen süregelmektedir.

Cumhuriyet sürecinde, Rum Patrikhanesi tarafından tayin edilen Cunda Adası Metropoliti aynı zamanda Heybeliada Ruhban Okulu’ndan da sorumlu metropolit olarak atanmakta ve okulda kendisine simgesel olarak bir makam odası tahsis edilmekteydi. 

Anadolu’da bu kadar çok kilise varken özellikle sanki pilot bölge olarak Cunda Adası üzerinde yoğunlaşılmasının nedeni, Patrikhane’nin bu bölgeye tarihsel açıdan verdiği önemi bir kez daha ortaya koymaktadır. Heybeliada Ruhban Okulu’na ve açılmasına verilen önem, tarihteki bu ilk Rum Papaz Okulu’na ve bunun coğrafi merkezi olan Cunda Adası’nı da ayrıca ruhani bir anlam yüklemeyi de anlaşılır kılmaktadır.

Cumhuriyet dönemi süresince Cunda Adası Metropolitliği var iken kısa bir süre önce Ayvalık Metropolitliği de ihdas edildi ve geçtiğimiz yıl içinde bir ilk olarak, Heybeliada Ruhban Okulu’ndan sorumlu metropolit olarak  Bursa Metropoliti görevlendirildi. Bursa Metropoliti Elpidophoros Lambriniadis’in aynı anda Heybeliada Ruhban Okulu’ndan da sorumlu olarak atanmış olmasında “Bunda ne var? “denebilir.

Fakat bu güne değin Cunda Adası Metropoliti simgesel olarak aynı zamanda Ayvalık dini coğrafyasından da sorumlu (dini yetki alanı= eparhiya) iken bu gün ayrıca bir de Ayvalık Metropoliti tayin edilmesi dikkat edilmesi gereken bir başka husustur. Zira bu coğrafi alanlarda halen Rumluğun esamesi bulunmamaktadır. Bu dini yetkililerin (metropolitler) o alanlarda ne işe yarayacakları da bir bilinmez iken mesela Bursa Metropoliti’nin aniden Kütahya ile de ilgilenmeye başlaması ve orada da metruk bir kilisenin aniden değer kazanması dikkat çekicidir. Elpidophoros Lambriniadis, geçtiğimiz sene içinde Mudanya/ Tirilye’de metruk 2 kilisenin mülkiyetinin Patrikhane kullanımı için satın alınmasında da başrolü oynadı…

Oysaki Türkiye’nin azınlıklara ve bilhassa Rum Ortodoks azınlığa yönelik olarak verdiği haklar çerçevesinde, Vakıflar Kanunu’na eklenen geçici madde ile azınlık vakıflarının taşınmaz mallarının iadesine karar vermesi ve Sümela Manastırı’nda Rum Ortodoks vatandaşların ibadetine izin vermesi ancak bu iyi niyetlere hiçbir karşılık görmemesi/görememesi göz ardı edilmemelidir.


Cunda Adası ve Havalisindeki Eski Kiliseler

Aya Triyada:  İlk inşa edilen kilisedir, 1865'te yeniden inşa edildiği bilinmektedir. Bakkal Sokağı’ndaki bir arsa üzerindedir.

Ayios Dimitriyos : Doğuya bakan yönde, yel değirmenlerine yakın bir yerde olduğu hakkında sadece rivayetler bulunmaktadır.

Panayia Kilisesi : 1850'de ikinci kez inşa edilmiş olan bu kilisenin Bakkal Sokağının başında, iki  ve bir yarım duvarı kalmıştır.

Ayios Pandeleymon : Kayıtlara göre kuzeybatıda bulunuyormuş. Aşağıdaki Ayios Nikolaos Kilisesi gibi, denizciler tarafından azizlerin anısına inşa edildiği rivayet edilmektedir.

Ayios Nikolaos : Kuzeybatıda ve Azizlerin anısına inşa edilmiş olduğu bilinmektedir.

Profiti İliya Kilisesi : Eskiden Kurufitilya denilen tepenin zirvesinde bulunuyordu. Zaman içersinde yıkıldı. Kurtuluş Savaşının ilk asker kurşununun anısına tepeye "İlk Kurşun Tepesi" dendii. Şimdi bu tepede Rehabilitasyon Merkezi olarak kullanılan büyük bir yapı mevcut bulunmaktadır.

Ayos Dimitriyos : Şimdiki Halk Eğitim Merkezi'nin yerinde bulunan kilise 1945 yılına dek cami,sonra da Erkek Sanat Okulu Atölyesi olarak kullanıldı.

Ayios Yannis : Cumhuriyet'ten bu yana cami olarak kullanılıyor. Çarşı Camii ya da Saatli Camii olarak biliniyor. 1944 depreminde saat ve çan kulesinin üstü yıkılınca saatiyle anılmaya başlanmıştır.

Meryemana Kilisesi : Yılı bilinmemektedir. Ayvalık'ın alınışından sonra, çıkan bir yangında kül olmuştur. İkinci Pazar yerinde (Küçük Pazar), bulunuyordu. Ayvalık Despotunun ikametgâhı da aynı yerdeydi.

Ayios Yorgi : Şimdiki Çınarlı Camii’dir. 

Kato Panayia Kilisesi : Hayrettinpaşa Mahallesi’nde, Gazi İlköğretim Okulu avlusundadır. Hayrettinpaşa Camii olarak ayaktadır. Ayvalık'ın kurucusu olduğu ileri sürülen, Papaz İkonomos'un, kimsesiz kız çocukları için yaptırdığı kaydedilen "Kız Yetiştirme Yurdu" adlı külliyenin bir parçasıydı.

Faneromeni Kilisesi (Ayazma) : Hüsnü Uğural Stadı’na giden yol üzerindeki sokaktadır. İçindeki su (ayazma) kutsal sayılmaktadır.

Aya Triyada : 13 Nisan Caddesi’nde bulunuyordu. Şu an yerinde Abdulvahit Sağlam İlköğretim Okulu bulunmaktadır.

Ayios Nikolaos : Aynı yol üzerinde Aya Triyada Kilisesi’nden biraz ileride solda bulunuyordu. Biberli Cami adıyla ayaktadır fakat kullanılmamaktadır.

Ayios Vasilios : İzine ve yerine rastlanamamıştır.


http://www.21yyte.org/tr/
 

12 Ocak 2013 Cumartesi

BOJİDAR ÇİPOF 11 ARALIK 2012'DE RUMELİ TV'DE BÖLÜM 3




BÖLÜM 3:  
Rumeli TV'de Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (RUBASAM) Başkanı Özcan  Pehlivanoğu'nun hazırlayıp sunduğu "BALKAN MASASI" programında son gelişmelerin ışığında Yunanistan ve Batı Trakya Türklerinin durumu ele alındı. Türkiye'de yaşayan Rumlar ile Batı Trakya Türklerinin hak ve özgürlükler ile Batı Trakya müftüklerileri ile Rum Patrikhanesi'nin durumu tartışıldı.

Katılanlar:
Rubasam Başkanı
Özcan  Pehlivanoğu

Araştırmacı Yazar
Bojidar Çipof

Rubasam Başkan Yardımcısı
Süheyl Çobanoğlu

Yunanistan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı
Ferruh Özkan

BOJİDAR ÇİPOF 11 ARALIK 2012'DE RUMELİ TV'DE BÖLÜM 2

  

BÖLÜM 2:
Rumeli TV'de Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (RUBASAM) Başkanı Özcan  Pehlivanoğu'nun hazırlayıp sunduğu "BALKAN MASASI" programında son gelişmelerin ışığında Yunanistan ve Batı Trakya Türklerinin durumu ele alındı. Türkiye'de yaşayan Rumlar ile Batı Trakya Türklerinin hak ve özgürlükler ile Batı Trakya müftüklerileri ile Rum Patrikhanesi'nin durumu tartışıldı.

Katılanlar:
Rubasam Başkanı
Özcan  Pehlivanoğu

Araştırmacı Yazar
Bojidar Çipof

Rubasam Başkan Yardımcısı
Süheyl Çobanoğlu

Yunanistan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı
Ferruh Özkan

BOJİDAR ÇİPOF 11 ARALIK 2012'DE RUMELİ TV'DE BÖLÜM 1





BÖLÜM 1:
Rumeli TV'de Rumeli Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (RUBASAM) Başkanı Özcan  Pehlivanoğu'nun hazırlayıp sunduğu "BALKAN MASASI" programında son gelişmelerin ışığında Yunanistan ve Batı Trakya Türklerinin durumu ele alındı. Türkiye'de yaşayan Rumlar ile Batı Trakya Türklerinin hak ve özgürlükler ile Batı Trakya müftüklerileri ile Rum Patrikhanesi'nin durumu tartışıldı.

Katılanlar:
Rubasam Başkanı
Özcan  Pehlivanoğu

Araştırmacı Yazar
Bojidar Çipof

Rubasam Başkan Yardımcısı
Süheyl Çobanoğlu

Yunanistan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı
Ferruh Özkan

30 Aralık 2012 Pazar

ŞİİR: KARE BULMACA (BOJİDAR ÇİPOF)




Kare bulmaca gibisin soldan sağa yukarıdan aşağıya

Çözmeye çalışıyorum ama nafile hep bir kelime eksik

Ya bulmacayı yazan unutmuş soruyu tarif ederken

Ya da kendini eksik tanımlatmış aldatmışsın yazanı


Kare bulmaca gibisin soldan sağa yukarıdan aşağıya

Bitirdiğinde nasıl ki tamamlamanın bir hazzı oluyorsa

Ben hazzımı almıştım senden, seni çözmeye çalışırken

Eksikler gizlerin olsun arta kalanları çözmesem de olur 


Bojidar Çipof   
4 Haziran 2011 

23 Aralık 2012 Pazar

BOJİDAR ÇİPOF 22 ARALIK 2012'DE MELTEM TV'DE BÖLÜM 3




BOLÜM 3: Muharrem Bayraktar'ın hazırlayıp sunduğu "DİYALOG" programında, Balkan Savaşları'nın 100. Yılında, Balkanlar tartışıldı. Bojidar Çipof ile Özcan Pehlivanoğlu'nun katıldığı programda, Yunanistan'da ve Bulgaristan'da yaşayan Türkler ile İstanbul'da yaşayan Rumların durumu da masaya yatırıldı.

BOJİDAR ÇİPOF 22 ARALIK 2012'DE MELTEM TV'DE BÖLÜM 2

  

BOLÜM 2: Muharrem Bayraktar'ın hazırlayıp sunduğu "DİYALOG" programında, Balkan Savaşları'nın 100. Yılında, Balkanlar tartışıldı. Bojidar Çipof ile Özcan Pehlivanoğlu'nun katıldığı programda, Yunanistan'da ve Bulgaristan'da yaşayan Türkler ile İstanbul'da yaşayan Rumların durumu da masaya yatırıldı.

BOJİDAR ÇİPOF 22 ARALIK 2012'DE MELTEM TV'DE BÖLÜM 1




BOLÜM 1: Muharrem Bayraktar'ın hazırlayıp sunduğu "DİYALOG" programında, Balkan Savaşları'nın 100. Yılında, Balkanlar tartışıldı. Bojidar Çipof ile Özcan Pehlivanoğlu'nun katıldığı programda, Yunanistan'da ve Bulgaristan'da yaşayan Türkler ile İstanbul'da yaşayan Rumların durumu da masaya yatırıldı.

21 Aralık 2012 Cuma

ŞİİR: FARKINA VARDIM Kİ YAZ BİTMİŞ (BOJİDAR ÇİPOF)




Farkına vardım ki yaz bitmiş…

Güz de çoktan terk etmiş buraları

Kış gelmiş ama ben anlayamamışım

Kasvetle yoğun karanlık günle uyanınca,

Soğukla karışık yağmura yakalanınca,

Boş elimi havaya uzatınca fark ettim…

Tabi kötü bir şey değildi bu yaptığım

Ben sadece yazı dondurmuşum içimde

Onu özenle saklamışım süpürenlerden

Öylesine ısınmışım ki üşüyünce anladım

Üzerimdeki ılımanlığın nedeni senmişsin

Ve farkına vardım ki yaz gerçekten bitmiş…



Bojidar Çipof

4 Kasım 2011