
Araştırmacı Yazar ve Müzisyen Bojidar Çipof'un Bu Blogunda; Çeşitli Yerlerde Çıkan ya da Basılmış Yazıları, Makaleleri, Şiirleri ve Televizyon Programlarından Videolar Bulunmaktadır.
29 Mayıs 2026 Cuma
İSTANBUL’UN FETHİ ve HIRİSTİYANLIK TARİHİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

9 Ekim 2023 Pazartesi
İNGİLTERE KRALI CHARLES, YUNANİSTAN ESKİ HANEDANI’NIN SON REİSİ VELİAHT PRENS PAVLOS ve ARCHONLAR
İngiltere Kralı III.Charles’ın 2015’te Galler Prensi iken kurmuş olduğu,
“Prince's Trust International” adlı, merkezi Güney Londra “8 Glade Path Londra SE1 8EG” bulunan bir vakıf var.
Vakfın amacının (Kendi ifadeleriyle) küresel genç
işsizliği kriziyle mücadele etmek, gençlerin öğrenmesini, kazanmasını ve
gelişmesini sağlamak, eğitim, istihdam ve girişim programları sunmak için
dünyanın dört bir yanında yerel ortaklarla birlikte çalışmak olduğu
belirtiliyor.
Kısaca Kral III.Charles tarafından,
Prens iken kurulan gençlerin işe, eğitime veya öğretime katılımını desteklemek için
dünya çapındaki hükümetlerle birlikte çalışan, kâr amacı gütmeyen bir hayır
kurumları ağı şeklinde de tanımlayabiliriz.
Kral III.Charles
tarafından kurulan bu vakıf hakkında biraz daha araştırma yapıldığında; küresel
genç işsizliği kriziyle mücadele etmek için 2015'te kuruldu ve bu yana dünya
çapında gençleri destekleyen bir faaliyet içinde olduğu görülüyor. Ve
faaliyetlerinin çok büyük ölçekte olduğunu da özellikle vurgulayabiliriz.
Vakıf, son 10 yılda
gençlere yaptığı yardımlarla 1,4 milyar Sterlin (ISO Kodu:GSP) tutarında fayda sağlamış. Geçtiğimiz yıl Birleşik
Krallık genelinde 46.000'den fazla genci desteklenmiş. (İngiltere’de 1.066 milyon Sterlin. İskoçya’da 145 milyon Sterlin
harcamışlar)
Büyük bir organizasyon
olan Prince's Trust'ın 1.100'ün üzerinde personeli ve yaklaşık 9.000 gönüllüsü
ve yardımcı çalışanı bulunmaktadır. https://princestrustinternational.org/
Kendileri için şöyle
diyorlar: Gençlerin kendi geleceklerini
inşa etmelerine yardımcı olacak programlar ve müdahaleler geliştirmek için
yerel ortaklarla birlikte çalışıyoruz.
Gençlerin
sesini küresel sahnede yükseltmeye ve onların ihtiyaçlarını işimizin tasarım ve
sunumunun tam merkezine koymaya kararlıyız. Çabalarımız; sürdürülebilir küresel
kalkınma hedeflerine ulaşmaya
Şu
anda İngiliz Milletler Topluluğu dâhilinde ve Asya, Afrika, Karayipler, Orta
Doğu ve Avrupa genelinde 20'den fazla ülkede faaliyetteyiz ve kuruluşumuzdan bu
yana 50.000'den fazla gence destek olduk.
Misyonumuz
gençleri öğrenmeye, kazanmaya ve gelişmeye teşvik etmektir. Başarılı olmak ve
somut istihdam sonuçları sağlamak için gereken becerileri ve güveni
geliştirmeye yönelik fırsatlar sağlıyoruz.
Uzmanlığımızı
küresel bir yerel ortak ağıyla harmanlıyor ve gençlerin kendi geleceklerini
inşa etmelerine yardımcı olacak programlar ve müdahaleler geliştiriyoruz.
Vizyonları için ise; “Her
gencin başarılı olma şansı olmalıdır” sloganını benimsemişler ve 2018'den
bu yana programlardaki gençlerin %66'sına iş ve eğitim sağlanmış.
Çalışma alanları olarak ülkeler
takdim ediliyor: Yunanistan, Barbados, Jamaika, St. Lucia, Trinidad, Tobago, Sırbistan,
Malta, Mısır, Ürdün, Gana, Kenya, Nijerya, Ruanda, Tanzanya, Karayipler,
Uganda, Pakistan, Hindistan ve Malezya. Vakfın İngiltere ve İskoçya dışında en
fazla yardım ettiği ve ilgilendiği ülke Yunanistan!
Yazımızın devamında; Kral
III.Charles’ın “Helen/Yunan”
tarafını irdelemek gerekiyor. Evvelâ Kral III.Charles’ın Helen tarafını,
ardından Yunanistan Veliaht Prensi Pavlos'u ve bu vakıftaki rolünü ele
alacağız.
III.Charles annesi II.
Elizabeth'in 8 Eylül 2022'de ölümü üzerine tahta çıktı. Charles ve eşi Camilla;
Birleşik Krallık ve İngiliz Milletler Topluluğu Kralı ve Kraliçesi olarak 6
Mayıs 2023'te, kraliyet törenlerinin hep yapıldığı, Westminster Abbey'de (Westminster Katedrali) taç giydiler.
Kral III. Charles'ın taç
giyme töreninde; Bizans İlahi Topluluğu, Rum Ortodoks ilahileri okudu. Bunun
Kral'ın Charles'ın merhum babası Prens Philip'e saygı duruşu olarak yapıldığı
açıklandı.
Bir evlat doğduğu zaman dinini
ve milletini babasından alır. Peki, merhum Prens Philip neydi? Oğlu Charles nedir?
Yunanistan’da Kral Charles için neden “Yunan
Kral” derler?
Prens Philip, 1921 yılında
Yunanistan ve Danimarka Prensi unvanıyla Yunanistan'ın Korfu adasında doğdu.
Philip'in ebeveynleri, 1949'da Yunan Ortodoks rahibeleri için bir hemşirelik
tarikatı kuran ve Tinos Adası’nda eğitim gören Yunanistan Prensi Andrew ve
Battenberg Prensesi Alice idi. (Andrew ve
oğlu Philip; doğumlarıyla birlikte ailelerinin Danimarka soyu nedeniyle
Yunanistan ve Danimarka Prensi unvanları ile anılmaktadırlar)
Philip'in babası,
Yunanistan Prensi Andrew ise İngiltere, Fransa ve Rusya tarafından 1863'te
imzalanan bir protokolün ardından Yunanistan Kralı seçilen, eski adıyla Danimarka
Prensi Wilhelm olan I.George’un dördüncü oğluydu. (I.George, 1913'te Selanik'te suikast sonucu öldürülmüştür)
Prens Andrew'un kardeşi
I.Konstantin, I.George'un ölümünden sonra Yunanistan Kralı oldu. 1920-1922
yılları arasında krallık yaptı. Britannica'ya göre, "Birinci Dünya Savaşı sırasındaki
tarafsız ama esasen Alman yanlısı tutumu, Batılı Müttefiklerin ve Yunan
rakiplerinin onu 1917'de tahttan indirmesine neden oldu"
Yukarıdaki kısa tarihçe
ile II.Elizabeth döneminde kraliçe ile evlenerek aileye katılan Philip'in bir
Helen olduğunu görüyoruz. İngiltere’nin II.Elizabeth dönemi ve ardından gelen
prenslerin ise Philip'in soyundan devam ettikleri için resmen Yunan/Helen
olduklarını görüyoruz. Zaten Charles da çok büyük bir Grekofil’dir. (Grekofil= Helensever)
Kral III.Charles, 2018'de
Galler Prensi olarak yaptığı Yunanistan ziyareti sırasında Kathimerini'ye
şunları söylemiş: "Her şeyin dışında, Yunanistan benim kanımda
var ve onun antik kültürüne ve tarihine uzun zamandır hayranlık
besliyorum." Yunanistan'ın birçok güzel ve eşsiz yeri var”
Geçtiğimiz Eylül ayında
Kraliçe II.Elizabeth'in ölümünün ardından Kral olan Charles şunları söylemişti:
"Bu kadar derinden önemsediğim hayır kurumlarına bu kadar zamanımı ve
enerjimi ayırmam artık mümkün olmayacak. Ancak bu önemli çalışmayı biliyorum.
Başkalarının güvenilir ellerine geçecek"
Prens Pavlos’a geçmeden
önce yazımızın başlığında bulunan Archonlar hakkında kısa bir bilgi vermek
gerekiyor.
Archonlar; eski Patriklerden I.Athenagoras tarafından
ABD’de kurulmuş, Rum Patrikhanesi’nin himayesinde Amerika’da yapılanmış, adeta
bir devlet gibi organize edilmiş bir topluluktur. Fener Rum Patriği’nin
başkanlığında sivil ve ruhanilerden oluşan adeta bir “Hükümet” modeli gibi çalışan üyelere “Archon” deniyor. Archonluk tüm imkânlarını “Megali İdea”
emelleri için ortaya koyabilecek kişilerden oluşan “Paramasonik” bir
yapılanmadır.
Rum Patriği I.Athenagoras, 1966 yılında “Order of Saint Andrew The Apostle Archon of The Ecumenical Patriarchate” adıyla bu derneği Amerika’da kurdu ve çok fazla kişiyi “Archon” unvanıyla donattı ve bu şekilde kilise bağlarının korunmasını amaçlamaktaydı.
Archonlar; şu anda ABD’de inanılmaz siyasi ve ekonomik güce sahiptirler ve her sene “Athenagoras İnsan Hakları Ödülü” adı altında bir ödülü yıllık geleneksel yemeklerinde kamuoyunda önemli yer arz eden kişilere vermektedirler. (Archonlar ile ilgili olarak sitedeki eski makalelerimizde hayli bilgi bulunmaktadır)
Archonlar bu sene ödülü Helen dedikleri kralın kurduğu “Prince's Trust International”a vermeyi kararlaştırdılar. Ödül geleneksel yemeğin her sene yapıldığı yer olan New York Hilton Oteli'nde 21 Ekim 2023 Cumartesi akşamı verilecek.
Athenagoras İnsan Hakları
Ödülünün “Prince's
Trust International”a verilmesine karar verilmesinin ardından
bu ödülü almaya Kral gelemeyeceğini iletti ve kendisinden sonra en uygun kişi
olarak vakfa başkan yardımcısı olarak seçtirdiği, Yunanistan Veliaht Prensi
Pavlos'un bu seneki Athenagoras İnsan Hakları Ödülünü alması için görevlendirdi.
Prince's Trust International'ın İcra Kurulu Başkanı Will Straw da kürsünün onur
konuğu olarak bahsi geçen yemeğe katılacak.
Kral III.Charles etkinliğe
katılamayacağı hususunda şunları söyledi: "Prince's Trust International'ın
Başkan Yardımcısı Ekselansları Veliaht Prens Pavlos'un bu ödülü vakıf adına
almayı kabul edeceğinden özellikle çok mutluyum” Veliaht Prensi Pavlos,
2015'teki kuruluşundan bu yana Prince's Trust International yapılanması içinde
yer almaktadır. Sonuçta Yunan kökenli Kral Charles ile Prens Pavlos
akrabadırlar.
20 Mayıs 1967 doğumlu olan
Prens Pavlos; Yunanistan'ın son kralı II.Konstantin ve eşi Danimarka Prensesi
Anne-Marie'nin en büyük oğludur. Prens Pavlos, Yunanistan tahtının varisi ve doğumdan
itibaren veliaht prensiydi. Unvanını monarşinin kaldırılmasına kadar korudu.
Babasının ölümüyle birlikte Yunanistan kraliyet hanedanının reisi oldu. (10 Ocak 2023 – günümüz)
Aralık 1967'de
Yunanistan’da Albaylar Cuntası diktatör bir rejim ile Yunanistan’da idareyi ele
aldılar. Tahta 1964'te oturan II.Konstantinos cuntaya karşı
düzenlediği hareketin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından yurt dışına
çıktı. Ocak 2023’de vefat etti. Kraliyet mülkünün kamulaştırılması nedeniyle
tazminat talep eden eski Kral'a Yunan devleti, 2003'te 13 milyon Avro’nun
üzerinde tazminat ödedi.
Yunanistan’ın Krallık
dönemindeki aileden olan Prens Pavlos’u İngiltere eski Yunanistan Kraliyet
ailesini olarak tanımaya devam ediyor. Zaten yukarıda; “Sonuçta Yunan kökenli Kral Charles
ile Prens Pavlos akrabadırlar” demiştik.
Ödül hakkında Buckingham
Sarayı Archonların başkanı Anthony Limberakis'ten bilgi aldığını deklare etti
ve şunları bildirdi: “Kurucu ve Başkan olan Majesteleri Kral III.Charles
adına Prens Pavlos’a güvenimiz tam olduğunu beyan ediyoruz"
Bu ödülü geçmişte
alanların bazıları: İskenderiye Patriği, Ukrayna Metropoliti Epiphaniy, Başkan
Joseph Biden (Başkan yardımcısıyken),
eski Başkan Jimmy Carter, eski Başkan George Bush ve First Lady Barbara Bush,
eski Sovyet lideri Mihail Gorbaçov, Rahibe Theresa ve geçen sene COVID
aşılarını geliştiren bilim adamları.
Fener Rum Patrikhanesinden
yapılan açıklamaya göre Patrik Bartholomeos İngiltere ziyareti kapsamında, 25
Ekim 2022’de Buckingham Sarayı'nda Kral III.Charles ile bir araya gelerek yarım
saatlik bir görüşme yapmışlar. Patrik Kral'ın Annesi Kraliçe II.Elizabeth'in
vefatı nedeniyle taziyelerini ve kilise adına saltanat için dualarını ve iyi
dileklerini iletmiş.
Patrik ile birlikte;
Thyateira ve Büyük Britanya Başpiskoposu Nikitas, Laodikya Metropoliti
Theodoritos ve Belçika Metropoliti Athenagoras ve Yunanistan'ın İngiltere
Büyükelçisi Ioannis Raptakis ve Yunanistan Büyükelçisi Matthew Lodge;
görüşmenin ardından Kral III.Charles’a takdim edilmişler.
Kral III.Charles’ın
Yunanlılığını biraz daha irdeleyelim!
Yunanistan basınında
Charles için “Yunan Kral” dendiğini yazmıştık. Sebep çok basit! Prens
Charles’ın babası Philip, Corfu adası doğumlu. Tarihçilerin rivayetine göre Philip
çocukluğundan itibaren Yunan geleneklerine ve Helen idealine fazlasıyla tutkun.
Ve bu tutkunlukla çok uzun sene İngiltere Kraliçesi’nin eşi olarak İngiltere’de
yaşadı.
Kraliyet tarihi uzmanı
Hugo Vickers ''Prens Philip bir Yunan prensidir” diyor. Vickers'a göre
Kraliçe'nin ve Prens Philip’in Yunanistan'a hiç gitmeyişinin nedeni Yunanistan'da
monarşinin başına gelenler.
Kral III.Charles,
Yunanistan'ın Glucksburg Hanedanı'nın ilk hükümdarı olan Yunanistan Kralı I.
George'un torunudur. Buna karşılık, Charles'ın babası merhum Prens Philip zaten
Yunandı ve babası Yunanistan Prensi Andrew idi. Kral Charles, hem Galler Prensi
sıfatıyla hem de özel ziyaretler kapsamında Yunanistan'ı birçok kez ziyaret
etti. 2018 yılında yaptığı resmi ziyarette, Yunan Devrimi'nin İki Yüzüncü Yıl
Törenlerine katıldı.
Sonuçta, Yunan kanı
taşıyan İngiliz monarşisinin olması çok önemli ve potansiyel olarak Yunanistan
için avantajlı. Kral Charles, ülkede politika kararlarını doğrudan etkileyemese
de Yunanistan ziyareti gibi hamleler, iki ülke arasındaki ilişkilerin değerli
ve stratejik olduğunu ortaya koyuyor.
Kral Charles’ın eski
hanedanın son temsilcisi olan Prens Pavlos’u ABD’ye, çok etkin bir yapı olan
Archonların yıllık ödül törenine göndermesi bize göre Prens Pavlos’u ABD’de
parlatmaktır.
21 Ekim’de yapılacak bu
törenden sonra ya da önce Prens Pavlos’u Başkan Biden ile bir araya
getirirlerse hiç şaşırmayacağız.
------------------------
8 Aralık 2021 Çarşamba
JOE BİDEN; YENİ ATİNA BÜYÜKELÇİSİ’Nİ HELENİZM’İN DESTEKÇİLERİNDEN SEÇTİ!

8 Ekim 2021’de Yunan ANA-MPA haber Ajansı’nda çıkan
bir haberin başlığı; “Atina Büyükelçisi pozisyonu için Biden'ın favorisi kim?”
şeklindeydi.
(Aynı zaman diliminde bu haber Beyaz Saray Bülteninde
de yer almıştır)
Beyaz Saray tarafından 8 Ekim 2021 Cuma öğleden sonra
yayınlanan bir açıklamaya göre, Ailesi Yunanistan’dan göç etmiş, Yunan kökenli
bir Amerikalı işadamı olan George James Tsounis; ABD Başkanı Joe
Biden tarafından “ABD'nin Atina Büyükelçiliği” görevine aday
gösterildi.
ABD’de bilindiği gibi bu tür görevlendirmelerden evvel
ABD Senatosu’nda, senatörlerden oluşan bir heyet tarafından onaylanması
gerekiyor.
Tsounis'in adaylığı, Türkiye aleyhtarlığı ile bilinen
ABD Senatörü Robert (Bob) Menendez başkanlığındaki ABD
Senatosu Dış İlişkiler Komitesi tarafından yapılan bir duruşmanın ardından
onaylandı.
George Tsounis'in 2022’nin başında Atina'ya gitmesi ve
ABD diplomatik misyonunun dizginlerini devralabileceği öngörülüyor.
George Tsounis, Chartwell Hotels grubunun
kurucusu ve yönetici direktörü olduğu için turizm endüstrisinde geniş deneyime
sahip bir kişidir. Bu şirket tüm kuzeydoğu eyaletlerinde güçlü bir varlığa
sahiptir ve Hilton, Marriott ve Intercontinental gibi bu alandaki önemli
isimlerle de işbirliği yapmaktadır.
George Tsounis; New York Üniversitesi'nde ve ardından
St. John's Üniversitesi'nden hukuk diploması aldı. Eğitiminin hemen ardından
Long Island'daki en büyük hukuk firmasında çalıştı. Eşinin adı Olga olan
Tsounis’in üç çocuğu var.
George Tsounis’in ABD iş ve siyaset dünyası ile güçlü
bağlantıları bulunuyor. 2013 yılında, Barack Obama'nın yönetimi altında,
ABD'nin Norveç büyükelçisi olarak atanması düşünüldü. Ancak bu düşünce başarısız
oldu. Takip eden yıllarda Tsounis, özel ve kamu sektöründe çeşitli roller
üstlenme fırsatı buldu ve adaylığını güçlendirmesi için yeni deneyimler
kazandı. Özellikle Chartwell Hotels'in yönetimindeki deneyimi ve ayrıca borsaya
kayıtlı iki şirket olan Arbor Realty Trust ve New
York's Signature Bank'ın yönetimini devralması, New York'taki yatırım
topluluğunun en üst seviyelerinde önemli bağlantılar geliştirmesini sağladı.
Bununla birlikte, 53 yaşındaki George Tsounis'in ABD
başkentinde sürdürdüğü siyasi bağlantılar da aynı derecede önemli. Çünkü George
Tsounis'in bir kariyer diplomatı olmadığı düşünülürse, sonuçta bu siyasi bir
atamadır…
Bu açıdan bakıldığında, 2012 seçim kampanyasında Obama-Biden adına
Yunan-Amerikalıların Başkanı olarak görev yaptığı gibi Başkan Biden ile
sürdürdüğü uzun vadeli ilişkiyi belirtmekte fayda var.
Ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken'i
yakından tanıyor ve yakın bir dostluk geliştirdiği Senatör Robert Menendez'in
tam desteğine sahip. Zaten ABD’de bu tür atamalarda bir yöntem olan senatoda
kendini izah ve kabul etme prosedürü Senatör Menendez'in desteği ile sıradan ve
basit bir formaliteyle oldu ve aynı gün karara bağlandı.
Tsounis, Demokrat Parti'nin ana sponsorlarından biri
olmasına rağmen, iki büyük partiden milletvekilleri ve senatörlerle
Capitol'deki iletişim kanallarını açık tutuyor. Yani Tsounis son derece
taktiksel hamleler yapmakta olan bir kişi!
Gelelim Tsounis’in Helenizm ile olan aşkına. (Bu
cümlede normalde “bağına” kullanılması gerekir. Biz ise “aşkına” dedik!)
Zaten Yunan asıllı olan Tsounis tam bir Helenofil ve
hayatını Helenizm’e adamış biri!
Helenizm adına yaptığı faaliyetler arasında; Amerika
Rum Ortodoks Başpiskoposluğunun Başpiskoposluk Konseyi’nde, Faith and
Leadership 100 topluluğunda ve Hellenic American Leadership Council (HALC)
üyesi olarak, Kilise ve Yunan-Amerikan toplumu ile bu yakın ilişkisini kariyeri
boyunca sürdürdü. Yunan Bağımsızlığının İki Yüzüncü Yıl Kutlamalarının eş
başkanıdır
Aslında, eski ABD Başpiskoposu Dimitrios da Tsounis'e
Amerika'daki Yunan Ortodoks Kilisesi tarafından verilen en yüksek nişan olan
Saint Paul Madalyasını takdim etmişti.
Buna ek olarak, Tsounis, eski Güney Kıbrıs Rum
Yönetimi Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofiyas tarafından kendisine verilen Kıbrıs
Amerikan Örgütleri Federasyonu'nun Kıbrıs için Adalet Ödülü'nü ve Amerikan
Yahudi Komitesi (AJC) ile Yunan- Amerikan Konseyi Liderliği yapmıştır.
George James Tsounis’in yukarıda görüldüğü üzere
çeşitli Helenik STK’larda ve ABD’deki en etkin Türkiye karşıtı topluluk olan Archonların
birçok organında yöneticilik yaptığı görülüyor.
Geçtiğimiz ay Bartholomeos’un ABD ziyaretinde de ön
saflarda yer almış, Türkiye karşıtı Helenizm faaliyetleri göze çarpmıştır.
Helenlerin vizöründen bakıldığında ABD Büyükelçiliği
için çok ideal ve parlak kariyerli bir aday olduğu da görünüyor. Zaten kariyer
diplomatı olmadan bu göreve getirilmesi kendi açılarından boşa değil.
Ailesi Yunanistan’dan göç etmiş bir birey olan George
Tsunis'in maddi durumu da gayet yüksek seviyede. Diplomat vasfı olmadığı için
böyle bir devlet görevini kabul etmesine (maddi açıdan) hiç
gerek yok!
YA HELENİK AÇIDAN?
George Tsunis'in bu görevi Helenizm için bir
adanmışlık, maddi anlamda tatmin edici ve de ABD’de üst akıl konumunda olan çok
güçlü Yunan diasporası temsilcilerinin telkini hatta görevlendirmesi olarak da
algılamak mümkün!
Yunan kökenli ve ABD’deki Helenik yapılanmanın önemli
bir bireyinin ABD Yunanistan büyükelçisi olması ve de bu kişinin böyle bir görev
yapmaya maddi açıdan hiç de ihtiyacı olmayan biri olması düşündürücüdür.
Bu haberin Yunan haber Ajansı ANA-MPA 8 Ekim’de yer
alması ile aynı anda Beyaz Saray bülteninde yer aldı. Bir gün sonra atama
gerçekleşti.
ABD Senatosunda, Başkan tavsiyesi ile resmi bir
göreve (bakanlık, büyükelçilik v.s.) getirilecek kişilerin,
komisyon önünde hayli terletildikleri ve de zorlandıklarına haberlerde tanık
oluyoruz. Robert Menendez bu işi “Tereyağından kıl çeker
gibi” aynı gün halletti. Zaten daha resmi Senato ataması kabulü yapılmadan
Beyaz Saray Bülteninde yer alması da hayli ilginç. Bizim anladığımız tüm kulis
faaliyetleri yapılmış ve formalite olarak George Tsunis Senato Komisyonu’nda
sanki bir sohbet toplantısı yapmış ve onaylanmış.
8 Ekim’de bu atama gerçekleştiğinden 1 gün sonra 9
Ekim’de Türkiye’den ilk kez ABD’ye tayin olmuş biri olan Amerika Başpiskoposu
Elpidophoros, ABD Başkanı'nı ABD'nin Yunanistan Büyükelçiliğine George
Tsunis'i aday gösterdiği için tebrik etti.
Atamayı çok isabetli bir karar olarak niteledi ve Twitter hesabından şu açıklamada bulundu:
“George Tsunis Helen Amerikan toplumunun seçkin bir üyesi, Kilisemizin sevilen bir üyesidir"
“Başkan Joe Biden'ı ABD'nin Yunanistan
Büyükelçisi olarak George Tsunis'i aday gösterdiği için tebrik ediyorum. George
Tsunis, Helenik Amerikan topluluğunun seçkin bir üyesi, kilisemizin sevilen bir
üyesi ve Başpiskoposluğumuzun Yunan Bağımsızlığının İki Yüzüncü Yıl
Kutlamalarının eş başkanıdır” dedi.
GEORGE TSUNİS’İN ATİNA BÜYÜKELÇİLİĞİ
TÜRKİYE AÇISINDAN NE İFADE EDER?
Çok şey ifade eder!
Yazımızın içinde çok yerde vurguladığımız gibi Tsunis
bir kariyer diplomatı değil. Zengin ve yüksek kariyerli bir işadamı!
Hayatı boyunca Helenizm için kendini adamış, eski eski
ABD Başpiskoposu’ndan ABD Yunan Ortodoks Kilisesi’nin en yüksek nişanına mazhar
olmuş.
Geçtiğimiz haftalarda Yunanistan’daki ABD askeri
varlığı ve üslenmesi ile ilgili olarak Sayın Başkan Recep Tayyip Erdoğan’ın şu
minvalde bir söylemi oldu. “Yunanistan’da ABD üssü kurulmadı. Yunanistan
tümüyle ABD üssü oldu”
Tekrar gibi olacak ama kariyer diplomatı olmayan, maaş
almaya ihtiyacı olmayan zengin ve tanınmış bir işadamı, hayatı boyunca “Megali
İdea” Helenizm ideali için kendine göre savaşmış, kafası Türkiye karşıtlığı
ile dolu bir Atina Büyükelçisi sene başında göreve başlayacak!
Yunanistan neredeyse tümüyle ABD üssü oldu derken
şimdi de Yunanistan’ın başına eki emperyalist devletlerin eski sömürgelerine
tayin ettiği gibi ABD, Yunanistan’ın başına bir “Genel Vali” ya da “Sömürge
Valisi” mi atadı?
Göreceğiz…
---------------------------
16 Ağustos 2021 Pazartesi
BU SENE SÜMELA’DA HELENİZM’E GEÇİT VERİLMEDİ

Geçtiğimiz 1 Temmuz’da 5
sene süren restorasyon çalışmalarının ardından, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet
Nuri Ersoy'un katılımıyla Sümela Manastırı yeniden ziyarete
açıldı. Maçka ilçesindeki Karadağ'ın Altındere Vadisi'nde bulunan manastır
vadiden yaklaşık 300 metre yükseklikte bulunan ormanlık alandaki kayalar
oyularak inşa edilmiştir. Manastır, kaya düşme riskine karşı Eylül 2015'te
ziyarete kapatılarak restorasyona alınmıştı.
2010’da Cumhuriyet
Tarihi’nde ilk olarak 15 Ağustos’ta Sümela’da ayin yapmak üzere Rum
Patrikhanesi’ne izin verildi ve bu 2015’e kadar rutin bir hal aldı. 2015’te
yukarıda belirttiğimiz kaya düşme riskine karşı manastır ziyaretçi trafiğine de
kapatılmıştı ve restorasyon çalışmaları 2016’da başlamıştı.
Helenler için bu
manastır büyük önem taşıyor. Bu önemin en az Ayasofya’ya gösterdikleri kadar
olduğuna vurgu yapmak gerekir. Helenler, Türkiye topraklarında bulunan bu
kültür ve tabiat varlığını “kendi malları” gibi görüyorlar
ve bu manastır üzerinden “Sözde Pontus Soykırımı” söylemi
ile Türkiye’yi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Sümela’da ayin yapmayı kendileri için
bir “hak” olarak sayan zihniyet; manastırın restorasyon
için kapanması ile birlikte en üst seviyeden hortladı.
Sümela’da 2009’dan
itibaren gelişen olayları irdelemeden evvel 2015’teki elzem kapanmaya o zamanın
Yunanistan Cumhurbaşkanı “Prokopis Pavlopulos” 15 Ağustos
2015’te Sümela’da ayin yapamadıkları için tamiratın bahane olduğunu iddia
ederek Türkiye’ye kin kusmuştu!
Prokopis
Pavlopulos yapılamayan Sümela ayinine karşı bir
alternatif olarak Yunanistan’daki “Vermio Dağı”nda bulunan “Panayia
Sümela Manastırı”nda yapılan bir ayine katıldı ve orada 15
Ağustos için geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu sene Sümela’nın tahsis
edilmemesini Türk Devleti’nin özellikle engellediğini ve bu durumun “keyfilik”
olduğunu savundu. Bir yandan Sümela ayini için ”Açıkçası
çok üzgünüm” ifadesini kullanırken öte yandan sözde Pontus
soykırımı için bunun Yunanlıların tarihsel belleğinde büyük bir acı olduğunu ve
en azından, faillerin tespitini ve Türkiye’den artık “Samimi
bir özür" beklendiğini, ifade etti…
Prokopis
Pavlopulos, Sümela’nın Yunanlılarca Kutsal Simge olduğunu
ve Pontus aktivisti “Leonidas Iasonidis”in (1884-1959)
geçmişte Pontus için yaptığı çalışmaları övgüyle anlattı. Her 15 Ağustos’ta
Pontus Rumlarının uğradığı bu acımasız soykırımdan dolayı ruhları için
Sümela’da dua edilmesi gerektiğini söyledi ve “Türkiye;
Yunanlıların/Rumların tarihsel hafızasını bükmesin” şeklinde de
tehditkâr bir ifade kullandı.
Prokopis
Pavlopulos’un bu tepkisini bir kanara bırakalım ve
2009’dan itibaren Sümela’da neler yaşandığına bir göz atalım.
2010’da ilk kez yapılan
ayin çok önemli. 2010’da ana avluya kısıtlı bir ziyaretçi sayısı alınması
şartıyla ayin için izin verilmesine karşın; Rum Cemaati mensupları ile
Yunanistan’dan gelen ziyaretçilerin yanı sıra Rusya’dan da çok sayıda ziyaretçi
geldi ve Sümela’da izdiham yarattılar.
Yunanistan’da sayıları
yüzlerle ifade edilen Pontus dernekleri bulunmaktadır ve bu dernek ya da sivil
toplum kuruluşlarının hepsi Türkiye karşıtıdırlar. Aynı şekilde Rusya’da da
ciddi boyutta bir Pontus organizasyonu ve kendilerine Pontuslu diyen, sayıları
azımsanmayacak Rum bulunmaktadır. “Rusya Yunan Cemaatleri Federasyonu Başkanı”
ve aynı zamanda o zamanda Rus Duma’sı milletvekili olan aşırı “Pontus’çu”
“İvan Savvidis” 15 Ağustos 2010’da Sümela’da yapılan
ayinin organizatörleri arasındaydı. Ancak bu zatın adını ilk olarak 2009’da
duymuştuk.
Bu zat; 5 Ağustos
2009’da Rusya’dan geldiği bir grup Rum ile birlikte Sümela’da provokatif bir
ayin düzenlemeye kalkıştı. Selanik Valisi “Panayotis Psomyadis’”in
de aralarında bulunduğu bu grupla birlikte gelen Rum din adamları aniden
mumları çıkartarak Sümela’da korsan ayin yapmaya başladılar. Trabzon Müzeler
Müdürü Nilgün Yılmazer ve görevliler tarafından
engellenmek istendiğinde ise bir arbede yaşandı. Bu arbedenin ardından gruptaki
Rumlar aniden “Yunan Milli Marşı”nı okumaya
başladılar.
İvan
Savvidis, Forbes’e göre yaklaşık 2 Milyar Dolar serveti olan Yunan/Rus
işadamıdır. 2003'te, Putin taraftarı bir parti olan “Birleşik Rusya Partisi”nden Devlet Duma milletvekili seçildi. Yunan PAOK Kulübü’nün sahibi
de olan İvan Savvidis Mart 2018’de hakeme kızarak belinde silah ile sahaya
inerek Yunanistan Futbol Ligi’nin 3 hafta tatil edilmesine neden olmuştu.
2009’da Sümela’da yaşanan korsan ayinin tertipleyicisi ve 2010’da başlayan ve
birkaç yıl devam eden 15 Ağustos Sümela ayinlerinin de finansörü ve
organizatörüdür.
İvan
Savvidis’in sahibi olduğu “Pontos News” adlı bir haber sitesi bu konuda
başı çeken medya unsurları arasındadır. Örneğin bu sitede geçmişte çıkan bir
haberde şu iddia yer aldı; “1919'da
Kemal Paşa'nın Samsun'a geçişini takiben Pontus'ta yüz binlerce Yunanlıyı
katlettiler. Erkekler, kadınlar ve çocuklar dâhil olmak üzere 350.000'i aşan
soykırım kurbanı vardır. Tecavüzler, işkenceler ve taburlarda zorunlu ağır
çalışmalar Pontuslu kardeşlerimizin ölümüne yol açtı. Ve bu bir soykırımdır.
Pontuslular Rum, Yunanlı ve Hıristiyan oldukları için öldürülmüşlerdir”
16 Ağustos 2009’da İHA’da şu haber yer aldı: İvan Savvidis
“Trabzon'da görkemli bir Ortodoks kilisesi inşa edeceğim. Bu
manastırlar bizim atalarımızdan kalan yerlerdir. Buralar Ortodoks dindar
insanların kiliseleridir, Türk Hükümeti'nin kiliseleri değildir. Bu olayın ne
kadar önemli bir olay olduğunu tüm Dünya’ya göstereceğim”
Açık kaynaklarda “Eski
Yunan Casus” olarak hakkında bilgi bulunabilen Savvas
Kalenderidis geçtiğimiz 15 Ağustos 2021’de Yunanistan’da
bulunan alternatif Panagia Sümela’daki ayinden sonra İvan
Savvidis hakkında şu konuşmayı yaptı:
“İvan Savvidis'in eylemleri olmasaydı Panagia Sümela tekrar
açılmayacaktı. Bunu bilgilerinize sunuyorum çünkü o dönemde olan her şeyi Türk
Basını aracılığıyla takip etmiştim”
15 Ağustos
2009’daki provokasyon ile ilgili olarak, biraz gecikmeli de olsa, 7 Ocak
2010’da Aydın Milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu’nun TBMM’de
gündem dışı söz alarak yaptığı konuşma; içeriği nedeniyle önem arz
etmektedir. (7 Ocak 2010’da TBMM’de yapılan konuşmalar
alttaki linkte mevcuttur)
https://drive.google.com/file/d/1PygMTS9ILHuSqxXiGT4ZH_HK03-jN9m2/view?usp=sharing
15 Ağustos 2010’da
Sümela’da seneler sonra ilk olarak Rum Patriği Bartholomeos’un yönetiminde
Meryem Ana günü için bir ayin yapıldı.
Ayinin ardından Yunan
gazetelerinde çıkan bazı başlıklar şöyle:
15 Ağustos’tan sonraki
bazı Yunan gazetelerinin başlıkları şöyle:
Ethnos: “Sümela
Manastırı’nda Ekümenik Huşu”
Avriyani:
“Trabzonda duygusal anlar; Sümela Manastırı’nda tarihi
ayin”
Vradini: “Pontus’un
Meryem Anası, artık daha güzel günlerin garantisi”
Espresso: “88
yıl sonra huşu ve gözyaşı, Pontos’un Meryem Anası için ağladık”
Elefteros Tipos: “Meryem
Ana artık gözyaşı dökmüyor”
15 Ağustos 2010 ayini ile ilgili olarak 23 Ağustos 2010’da Türksam’da “Sümela'dan Sonra Aya Sofya'ya Yönelik Talepler Gelmeye Başlar mı?” bir makale yazmıştık. (Makaleye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz)
https://drive.google.com/file/d/1zOIxfJrooIhZWnCgeHY1LUtSaD4tdZOU/view?usp=sharing
2010’da Sümela’dan ayrı
olarak Ayasofya ile ilgili de tarihe düştüğümüz notta; günümüzde Ayasofya
üzerinden yapılan tepkileri ve hazımsızlıkları öngörmüşüz!
2010’daki ayinde yaşanan
en önemli husus; ziyaretçi kılığındaki Helen militanlarının üzerlerindeki
giysileri çıkarıp üzerinde Pontus haritası ve “Ben Pontusluyum”
yazılı tişörtlerini ortaya çıkarmalarıdır. 2010’dan 2015’e kadar yapılan
ayinlerde başka seviyesiz davranışlar olmadı.
Sümela’da sorun olmadı
ama Pontusçu Helenlerin Türkiye’yi suçlayıcı faaliyetleri bu dönemde ayyuka
çıktı.
2019’da devrin
Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras’tan bir hamle
geldi. Yunanistan Resmi Gazetesinde, "Pontuslu Rumların
Tarihsel Arşivi Hazırlama Komitesi"
adlı ortak bir komitenin kurulmasıyla ilgili olarak 31 Mayıs 1919 tarihinde
B/2009 sayı numaralı, Başbakan Alexis Tsipras tarafından imzalanmış bir
kararname yayınlandı. (ΦΕΚ, Τεύχος B’ 2009/31.05.2019)
Alexis Tsipras’a Pontus
dernekleri ile görüşmesinde kendisine kemence hediye edilirken. Yakasında “G”
soykırım anlamında “Genocide” rozeti bulunuyor ki
bu amblemi hâlâ kullanıyorlar.
Pontus dernek ve
kulüplerinin faaliyetleri; Megali İdea, Patrikhane, Ruhban Okulu konuları ile
iç içe olsalar da ayrı değerlendirmek gerekiyor! Çoğunluğu Yunanistan’da
bulunan, Avrupa ve ABD ile Kanada ve Rusya’da sayıları yüzlerle ifade
edilebilecek, aşağıdaki linkte bir kısmının listesi bulunan dernek ve benzeri
Pontusçu oluşum var.
https://drive.google.com/open?id=1hec4fjC5iWF2gtzF4S8T4QeFD6HKv32a
13 Mart 2020’den
itibaren göreve gelen Yunanistan’ın yeni Cumhurbaşkanı Katerina
Sakellaropoulou da sözde Pontus Rumları Soykırımı Anma
Günü münasebetiyle, bir önceki Türk düşmanı Cumhurbaşkanı Prokopis
Pavlopulos’u aratmayacak Türk aleyhtarı söylemleriyle dolu,
aşağıdaki mesajı yayınladı:
“Geçmişin
iğrenç eylemleri ve samimi pişmanlıktan sorumlu olmak, barışçıl bir arada
yaşama ve halkların refahının geleceğini bekleyen liderlerin cesaret ve
sorumluluğunun örnekleridir. 19 Mayıs günü; Pontus Yunanlılarının Soykırımı
Anma Günü olarak kabul edilmiştir. Bugün ise bir asır önce kaybettiğimiz Pontus
Rumlarının yüz binlerce kurbanını onurlandırıyoruz.
Soykırımdan
kurtulmuş Pontus Yunanlılarının, Yunan Devleti’nin son derece zor koşullar
altında toparlanmasına, ekonomik genişlemesine ve Yunanistan'daki eğitim ve
kültürün gelişmesine muazzam katkılarını ve aktif katılımlarını da dikkate
almalıyız.
Uluslararası
toplumun gelecekte insanlığa karşı benzer suçları önlemek adına sadece
kurbanların anısını korumak için değil, aynı zamanda masum sivillerin
sistematik imhası gibi, bu iğrenç barbarlığın eylemlerini hafifletmek ve
kınamak gibi bir görevi de vardır”
(Yukarıdaki
hususla ilgili ayrıntılı bilgiyi aşağıdaki linkte bulabilirsiniz)
http://soyledik.com/tr/makale/8080/pontusculuk-hiz-kesmedi--bojidar-cipof.html
Bu arada tarihte bir ilk
olarak bir Türk vatandaşı olan Elpidophoros Lambriniadis 22
Haziran 2019’da ABD Başpiskoposu oldu. Türkiye’den ABD’ye gitti. Önceki ABD
Başpiskoposlarının sözde “Pontus Soykırımı” ile ilgili
söylemleri, beyanları pek olmamıştı. TC vatandaşı olan yeni ABD Başpiskoposu Elpidophoros
Lambriniadis ise 17 Mayıs 2020’de koronavirüs nedeniyle
cemaate kapalı yapılan bir Pazar ayininden sonra medyaya bir beyanatta bulundu.
Yapılan Pazar ayinini sözde Pontus Soykırımı’na ve AHEPA’ya (American
Hellenic Educational Progressive Association) ithaf ettiğini
beyan etti ve şöyle konuştu: “Geçmişi ve geleceği olan bir toplumuz”
şeklinde sözlerine başlayan Lambriniadis “Bu gözlemlerin ikisi de geçmişe sahip bir
topluluk ve geleceğe sahip bir topluluk olduğumuzu akla getiriyor. Geçmişi
unutulmamalıyız, Pontus’u hiç unutmamalıyız. Bu bağlamda geleceği nasıl ele
alacağımız şimdi her zamankinden daha önemlidir. Ulusumuzdaki
topluluklar, farklı programlarda ve farklı düzenlemelerle yeniden açılmaya
başlıyor. Hıristiyanlığa olan sevgimizle kiliselerimizi halkın ibadetine tekrar
açılmaya başlarken sizleri bilgelik ve sabır uygulamaya davet ediyoruz”
dedi.
Geçtiğimiz sene
manastırın restorasyonu bitmemiş iken çok kısıtlı bir kadro ile ayin
yapılmasına izin verildi. Bu izin Helenleri pek sevindirmedi ve çok az
katılımlı, 70 kişiye verilen izinle yapılan ayini Rum Patriği yönetmedi. Avrupa
Birliği Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Christian
Berger’in de katıldığı bu ayini Patrikhane’den görevlendirilen
papazlar yaptı. Manastıra asılan Türk Bayrağı Yunanistan’da sorun oldu.
Gelelim 2021’e.
Geçtiğimiz 1 Temmuz’da Sümela Manastırı’nın Kültür bakanlığı resmi açılışı ile
birlikte Helenler yine kudurdu.
1 Temmuz’daki resmi
açılışın ardından, 10 gün sonra 12 Temmuz’da Yunan gazetelerinin başlıkları
şöyleydi:
Sümela
Manastırı’na restorasyonun ardından açılışta asılan Türk Bayrakları
Yunanistan’da krize yol açtı!
“Yunanlıların
her şeyi yok oldu - Manastırı Türk bayraklarıyla doldurdular”
“Pontus'taki
Panagia Sümela'daki geçişte Yunanlıların her eşyası dikkate alınmadı – Türkler-
"geçit edildi"
Türkiye’nin bir kültür
ve tabiat varlığı olan ve mülkiyeti Devlet’e ait olan bu tarihi yapının
restorasyon sonrası açılışında normal olarak asılan Kültür ve Turizm Bakanlığı
posteri ile yanında asılan Türk Bayrağı’nı hazmedemediler ve kudurdular.
Haberlerde daha da ileriye giderek; açılışta Bizans ile ilgili amblemlerin de
bulunması gerektiği şeklinde ve Türkiye’nin egemenliğindeki bir kültür
varlığının bugünkü statüsünü reddeden ya da tenkit eden söylemler yazıldı. Bu
söylemler neredeyse tüm Yunan kaynaklarında yer aldı. İlginç olan açılıştan 10
gün sonra tüm Helen kaynaklarında eşgüdümlü olarak benzer haberlerin çıkması!
Yunan Bayrağı ya da
Bizans Bayrağı asılsa Helenleri ne de memnun ederdik! Unutulmamalı ki Sümela
Manastırı Yunanistan’da değil ve sadece 15 Ağustos’ta değil 365 gün ziyarete
açık bir Türk müzesi…
Anadolu Ajansı’nda bir
haber çıktı!
Trabzon'daki Sümela
Manastırı'nın Temmuz’dan itibaren ziyaretçi rekoru kırdığı vurgulandı ve tarihi
Manastırı 99 günde 124.000'e yakın turistin ziyaret ettiği belirtildi. Helen
kaynakları Anadolu Ajansı’nı suçlayarak “Türk Manastırı” olarak
tanımlanmasına kudurdular.
Bu arada Helen
kaynaklarında 15 Ağustos’ta Rum Patriği’nin Sümela’da ayin yapacağı haberleri
aralıklarla çıkmaya başladı. Yunanistan Pontuslular Federasyonu= ΠΟΕ (Ya
da Pampontian Federasyonu) da
ayinle ilgili paylaşımlar ve organizasyonda yer aldıklarını duyurmaya başladı.
https://drive.google.com/file/d/1OI6RbF-NPO8YySJXZjEjgxURBhvtsnlR/view?usp=sharing
Pampontiaki'nin Başkanı
(Yunanistan Pampontian Federasyonu) George
Varythymiadis’in bu söylemlerinden dolayı olmalı ki 13
Ağustos’ta Sümela’daki ayin için geldiği İstanbul Havaalanı’nda gözaltına
alınıp, ülkeye girmesine izin verilmeyerek aynı gün geri yollandı. Bu hususta
da Yunan basınında çok sayıda menfi haber çıktı. George
Varythymiadis’in Pontus’la ilgili yaptığı tüm konuşmalarda
arkasında “genocide” amblemi bulunan bir poster bulunmaktadır.
https://www.facebook.com/poe.org/photos/a.1437321753023042/4243982412356948/?type=3
Bizce çok isabetli bir
karar olduğuna inandığımız bu geri göndermenin ardından George
Varythymiadis söylemlerinin dozunu arttırdı.
"Biz
sebebini çok iyi bilmekteyiz: Biz Soykırımın tanınması için mücadele ediyoruz
çünkü. Pampontiaki bu mücadelede başı çektiği için, muhtemelen [istenmeyen
insanlar] listesindeyim, sadece ben değil, başkaları da vardır. Ben sadece
ayine gitmeye çalıştım ve Dışişleri Bakanlığı'na da haber vermiştim”
Aynı konu Yunanistan’da
siyasilerin de gündemine girdi. SYRIZA Milletvekili Giannis
Amanatidis “Bu Türk davranışı, tacizdir. Pontus
Helenizmine saldırganlıktır. Yunan vatandaşlarının insan
hakları ciddi bir sorundur ve hükümet, onların tecavüzlerini önlemek ve
Pontus'a hac ziyareti için Panagia Sümela’yı ziyaret etmesi beklenen Pontus
kökenli yüzlerce Rum'a karşı bu tür uygulamaları aktif olarak desteklemek için
gerekli tüm adımları atmalıdır" dedi. Ve Pazartesi günü
Parlamento'da Nikos Dendias'a bir soru sunulacağını da kaydetti.
George
Varythymiadis bununla da kalmadı ve 9
Ağustos’ta yayınladığı gibi 15- Ağustos -2021 Referans: 10349 sayılı
bir başka basın bülteni daha yayınladı. İçeriğinde; “Bu
yıl, yıllarca süren zorunlu sessizlikten sonra, Ekümenik Patriğin Pontus’taki
tarihi Panagia Sümela Manastırı'nda İlahi ayini gerçekleştirmesi, Pontus
Helenizm’i tarafından özel ilgiyle bekleniyordu” şeklinde
ifadeler de bulunan açıklama yayınladı. (Linkte açıklamanın tercümesi ve orijinali
bulunmaktadır)
https://drive.google.com/file/d/1L5S5XJIzCVce2gwuNfuc4cHapPkVDN6X/view?usp=sharing
Yunanistan Dışişleri
Bakanlığı’nın George Varythymiadis’in
sınır dışı edilmesi ile ilgili resmi web sayfasındaki kısa açıklaması da tam
bir “Kara Mizah”
Yunanistan Pampontian
Federasyonu (ΠΟΕ) Başkanı George Varythymiadis'in
Türk makamları tarafından taciz edilerek gözaltına alınmasına ilişkin Dışişleri
Bakanlığı'ndan Açıklama:
Dışişleri Bakanı Nikos Dendias'ın talimatının ardından
Ankara Büyükelçiliği, Yunanistan Pampontian Federasyonu Başkanı aleyhindeki taciz
edici gözaltı ve sınır dışı etme kararına ilişkin Türk Dışişleri Bakanlığı'na
acil protesto düzenledi.
Bay Varythymiadis,
Trabzon Panagia Sümela’daki İlahi Ayin'e Pontus Helenizm’inin temsilcisi olarak
katılmak üzere bugün İstanbul'a gitmişti.
Yunanistan Dışişleri
Bakanlığı’nın açıklamasındaki “Pontus Helenizm’inin temsilcisi olarak katılmak
üzere” ibaresi çok ilginç!
Türk topraklarındaki bir
eski anıta, Türkiye’nin mülkiyetinde olan bir anıta “Pontus
Helenizm’inin” temsilcisi olarak gelecek!
Türkiye Devleti bizce
çok isabetli davranış ile sürekli Türkiye aleyhine konuşan, faaliyetlerde
bulunan George Varythymiadis’in ülkeye
girişine izin vermemiştir. Yine bizce bir başka çok isabetli davranışla
Bayrağımız için bu kadar yaygara çıkaran Helenlerin gözü önüne Sümela
Manastırı’na büyük bir Türk bayrağı asılmıştır.
Başka bir zaman olsa
belki bunu sorun ederlerdi ama Varythymiadis’in sınır
dışı edilmesinin ardından bayrak ile ilgili hiçbir sorun ayin esnasında
yaşanmadı. Patrik dâhil bunu kimse dile getirmedi.
Ama!
Ayini naklen yayınlayan
Yunan ERT3 kanalı ile akredite
olarak bulunan Yunanlı gazete muhabirleri sözleşmiş gibi manastırda asılı olan
Türk Bayrağı’nı kadrajlarına almadılar. TV de foto muhbirleri de öyle açılardan
çekim yaptılar ki kadrajlarda Türk Bayrağı’nı göstermediler. ERT3 TV’nin ve Patrikhane’nin
Youtube sayfalarından canlı yayın olarak yayınlanan ayinde de bayrağımız
görünmedi.
Oysaki aynı haberi veren
Trabzon’daki yerel 61 Saat TV’de Türk Bayrağı odaklı bir yayın yapılmıştır.
Aynı şekilde Trabzon’daki diğer yerel gazete ve internet sitelerinin
fotoğraflarında da Türk Bayrağı vardı.
“Bu bayram
günündeki tek çelişki soğuk ve bir noktada yağmur değildi. Restore edilen tüm
Yunan anıtlarında olduğu gibi Panagia Sümela anıtındaki Türk Bayrağıydı. Ve
tabii ki, Türkiye'den sınır dışı edilen ve Pontusluları temsil etmesine izin
verilmeyen Yunanistan Pampontian Federasyonu Başkanı George Varythymiadis'in
bulunmadığıydı!”
Şu cümleye dikkat
ediniz: “Restore edilen tüm Yunan anıtlarında olduğu gibi” adamlar
Sümela’yı kendi ülkelerinde zannediyor. Ya da kendi toprağı sayıyor!
Ayini Bartholomeos,
Kadıköy Metropoliti Emmanuel ve Philadelphia Metropoliti Meliton yaptılar.
Yunanistan'ın Ankara Büyükelçisi Michael-Christos Diamessis, Trabzon
Başkonsolosu Georgia Sultanopoulou, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı
temsilcisi ve yerel yetkililer ayine katıldılar.
Gelelim Patrik Bartholomeos’un
konuşmasına!
"Tanrı'nın
Annesinin büyüklüğüne hayran kalarak, o zamanki Tanrı'yı vaaz eden Havariler gibi, bu eski konutta, Panagia Sümela’nın Kutsal
Manastırı'nda ibadet etmek için bir araya geldik. Her yerde bulunan
Pontuslularla birlikte, ilahileri ile bu kutsal kaya üzerindeyiz ve her yıl
O'nu kutlamaya yürekten verdiğimiz sözümüzü yerine getirerek, Meryem Ana'nın
dağı olan Mela Dağı'nda ayin yapıyoruz.
Ve işte,
pandeminin çilesine ve onun getirdiği kısıtlamalara rağmen, Meryem Ana bugün
Yunanistan ve Kıbrıs, Rusya, Gürcistan, Romanya, Ukrayna ve Türkiye’den dindar
hacıları ve Dünyanın çeşitli yerlerinden Pontusluları memnuniyetle karşılamaktadır.
Kutsal
Manastırın kurucuları, keşişler Sophronius ve Barnabas ile ünlü Peristereotas
(Kuştul Manastırı) Manastırları'nın eski rahipleri ve dindar Hıristiyan
Pontuslularla birlikte her zaman onun nurlu ve ilahi lütfu ile bizi
karşılıyorlar.
Burada
Meleklerin Anası tarafından, Pontus Azizleri ile birlikte karşılanıyoruz.
Trabzon'lu Eugenios, Sinope Piskoposu Phocas, Vlasios, Sebastia piskoposu,
Athonite'li Athanasios, Trabzon'da doğup büyümüşlerdir.
Bakire
Meryem şu anda, dünyayı gökyüzüyle birleştirerek, bu halkın kalbinde şarkı
söylemesini duyuyor. Bugün, kutsanmış ve asil Komnenos'un ruhları, II. İoannis,
II. Aleksios ve bu aynı adı taşıyan Aleksios III, Kral Basil ve III. Tanrı'nın
Annesinin yüceliği için dua ederek sevinin.
II. Bayezid,
I. Selim, III. Murat, I. İbrahim, IV. Mehmet, II. Süleyman, II. Mustafa ve II.
Üçüncü Ahmet de bizi hissediyor.
Hepsi,
Meryem Ana'yı Peygamber olarak tanıyan ve onurlandıran, Kuran'a bağlı olarak,
bu Kutsal Manastırı ve rahiplerini çeşitli şekillerde sevip desteklediler,
güçlendirdiler ve onurlandırdılar.
Dürüst Türk
Hükümeti'nin, söz konusu Osmanlı dönemi padişahlarının barışçıl ve birleştirici
örneğini takip ettiğine şüphe yoktur, çünkü burada birliğin yenilenmesi ve
sağlamlaştırılması gerçekleştirilmiştir ve bunu yerel makamlardan rica ettik ve
şimdi de Meryem Ana'nın tarihi Manastırında kutluyoruz.
Tüm bunlar
için burada, sekizinci kez gerçekleştireceğimiz ilahi ayinde bize yapılan
şefkatli destek ve anlayış için şükranlarımızı sunarız.
Pontus
Bakiresi'ne (Meryem Ana’yı kast
ederek) yaptığımız bu hac yolculuğuna layık ve
atalarımızın Tanrısı, Vatan'ın bu kutsanmış yerinde, bu tarihi Patrik ve
Stavropegian Manastırı'nda mum yakmak ve Pontus'un kutsal topraklarında ibadet
etmek için buradayız”
Yukarıdaki metinde her
ne kadar (Bizce siyasi saik ile) Osmanlı padişahlarını anmış
olsa da metinde sık sık Pontuslulardan bahsetti. Ve ayrıca Fatih Sultan
Mehmet’in 15 Ağustos 1461’de yıktığı Pontus Krallarından da bahsetti ve onlara
da dua etti.
Türkiye düşmanı Pontus
Federasyonu Başkanı George Varythymiadis’in sınır
dışı edilmesinin üzerine daha özenli ve Pontus’u bu kadar ön plana çıkaran bir
konuşma olmamalıydı düşüncesindeyiz. “Ne suya ne sabuna” mantığıyla
bir yandan ağırlıklı olarak eski Helenlere dua ederken, öte yandan Türkiye
Devleti’ne teşekkür etti. Devlete ve eski Osmanlı padişahlarına şükran şeklinde
yapılan atfetmelerin samimiyeti tartışılır.
Bu kadar cümleden sonra son sözler:
Helenler çatlasa da patlasa da Sümela’da Türk Bayrağı dalgalanacak.
Orası Türk toprağı, orası Türkiye…
--------------------






