arhon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
arhon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mart 2018 Cumartesi

ABD'DE EKÜMENİKLİK KARAR TASARILARI

 Son birkaç aydır Türkiye’de ABD’nin “Müttefik mi, Düşman mı?” olduğu sorgulanıyor. ABD bir yandan Cumhurbaşkanlığı korumaları için tabanca satışına dahi onay vermezken, öte yandan terör uzantılarına binlerce tır malzemeyi hediye ediyor ki uzmanlar bu hediyelerin yaklaşık maliyetinin milyar dolar düzeyinde olduğunu söylüyor.

ABD’de en etkili lobi şüphesiz Yunan Lobisi’dir. Bu söylemi İsrail Lobisi’nin etkisinden yola çıkarak kabul etmeyecekler olacaktır. Tabi ki İsrail’in ABD nezdindeki gücünü yadsımak mümkün değildir. Ancak 2006’da başlayan ve günümüzde de katlanarak devam eden Türkiye karşıtı, Yunan/Rum kaynaklı eylemler öyle bir hal aldı ki gelinen noktada; endişelenmemek artık mümkün değil! ABD’de Yunan/Rum kökenli çok etkili bir topluluk olan ve en üst mertebede lobicilik yapan “Archonlar”ın gücünü, günümüzde sadece bir lobicilik olarak görmemek gerekir…

Geçmişteki Rum Patriklerinden 1.Athenagoras’ın 1966 yılında ABD’de, “Order of Saint Andrew The Apostle Archon of The Ecumenical Patriarchate” adıyla bir dernek kurarak başlattığı, kısaca “Archonluk” diye tanımlanan bu topluluk, ABD’de siyasi açıdan ve ekonomik açıdan çok güçlüdür.

Patrik 1.Athenagoras (Aristocles Spyrou); Türkiye ile SSCB’nin sıkıntılı bir döneminde, bir anlamda SSCB’ye gözdağı vermek için ABD’den “ithal” bir patriktir. Uçaktan indiği anda kendisine Türk pasaportu verilmiş ama 1948 ile 1972 yılları arasında yaptığı patriklik süresince Türkiye aleyhine çok zararlı faaliyetlerde bulunmuştur. Kendi tanıtım sayfalarında ve bu makalenin ekinde liste olarak verilen ABD eyaletlerinin senatolarında alınan kararlarda da görüldüğü gibi ana misyonları; Rum Patrikhanesi’nin "Ekümenik"liğinin Türkiye tarafından tanınmasını sağlamak ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması konusunda lobi çalışmaları yapmaktır.

Patrik 1.Athenagoras’ın Türkiye’ye yaptığı en büyük kötülük; İngiltere Başpiskoposu “Makarios”u, “Kıbrıs Başpiskoposu” tayin etmesidir.  Böylece Kıbrıs’ta çok kanlı ve vahşet dolu bir süreç başladı ve Makarios bu süreçte “Kanlı Papaz” olarak anıldı.

Bu makalenin konusu; Archonların 2006 yılında ABD’de başlattıkları “Ekümenik Patrikhane’ye Din Özgürlüğü Projesi” kapsamında, her eyalette Rum Patrikhanesi için bir din özgürlüğü inisiyatifi merkezi oluşturma çalışmalarının geldiği endişe verici noktadır. ABD’nin 50 eyaletinin 45’inde patrikhane adına sunulan karar tasarıları, eyaletlerin hem senatolarında, hem de temsilciler meclislerinde onaylanmıştır. En son Mart 2018’de Indiana Eyaleti senatosunda ve temsilciler meclisinde karar geçirilmiştir. ABD ile içinde bulunduğumuz karmaşık ilişkiler yumağında bu konuya çok dikkat edilmesi gerektiği kanısındayız!

Kabul edilen tasarılarda ortak nokta şudur: Eyaletlerin kabul ettiği tasarılardaki her paragrafının başında “whereas(oysa) şeklinde ve Türkiye aleyhine ağır söylemler içeren başlıklar bulunmaktadır. Tasarı ve onaylanan kararların metinleri ufak değişiklikler dışında neredeyse aynı, bu da aynı kaynaktan servis edildiklerini ortaya koymaktadır.

ABD’nin 50 eyaletinin 45’inde, aşağı yukarı aynı söylemler içeren tasarıların kabul edilmiş olması ise yazımızın başındaki; “ABD’de en etkili lobi şüphesiz Yunan Lobisi’dir” söylemimizi doğrular niteliktedir.

Makalemizin altında eyaletler bazında, bu tasarıları senatolara sunan senatörlerin adları, sunuş ve senatolarda ve temsilciler meclislerinde ayrı ayrı kabul tarihleri alfabetik olarak bulunmaktadır. Tasarıları veren senatörlerin ve bazı eyaletlerde tasarıyı sunan raportörlerin Yunan/Rum asıllı oldukları ise adlarından anlaşılıyor.

Indiana Temsilciler Meclisi üyesi Robert Morris'in desteği ve Archonların sıkı çalışmaları neticesinde, Patrikhane’nin desteklenmesi için verilen karar tasarı oybirliğiyle onaylanmıştır ve Indiana Valisi de onaylandıktan sonra alınacak kararları desteklemeyi taahhüt etmiştir.

Aslında Indiana Senato’sunda kabul tarihi:  22 Mart 2017 olmasına karşın, belgesi yayınlanmamıştı. Geçtiğimiz hafta içinde ve güncellendiği de belirtilerek yayınlanmış oldu.

Belgede Türk Hükümeti’ne Rum Ortodoks Kilisesi'nin on yıllardır devam eden dinsel özgürlüklerinin kısıtlanmasına son verilmesi, 1971 yılında Türkiye'deki Ortodoks Hıristiyanlara hizmet veren tek öğretim kurumu olan Heybeliada Ruhban Okulu’nun acilen açılmasına izin verilmesi çağrısında bulunuldu.

Archonların web sitesinde, Indiana Eyaleti’nin bu kararından sonra çıkan bir haberde ise Rum Patrikhanesi için şu söylem yer almaktadır.

Konstantinopolis'in Ekümenik Patrikhanesi, dünya çapında 300 milyondan fazla Ortodoks Hıristiyan’ın ruhani merkezi olup, Ortodoksluğu Hıristiyanlıktaki ikinci en büyük mezhep haline getirmektedir. Bu tarihi dini kuruma yapılan baskılara son vermek için dikkat çektiğimiz beş önemli konu şunlardır:

Ekümenik Patriğin seçimine Türkiye Hükümeti Karşıttır. Türkiye Hükümeti Ekümenik Patriğin seçimini onaylama makamı olmakta ve Patriğin mutlaka bir Türk vatandaşı olması gerektiğinde ısrar etmektedir.

Türkiye Hükümeti; Ekümenik Patrik Bartholomeos'un Ortodoksların dünya çapındaki ruhani lideri olarak tanınmamakta ve onu sadece yerel bir rahip olarak muamele etmektedir.

Geçmişte birçok Patriğin de eğitim aldığı Heybeliada Ruhban Okulu Türkiye Hükümeti tarafından, 1971'den beri kapatılmıştır. Okul acilen açılmalıdır.

Ekümenik Patrikhane’nin Türkiye'de herhangi bir resmi işlemi kendi adıyla yapmasını engellemek ve Patrikhane’nin gayrimenkul alması ile diğer idari işlere sahip olmasını önlemek için tüzel kişilik verilmemektedir.

Türk hükümeti; tüzel bir kimliği olmayan Ekümenik Patrikhane’nin yüzlerce yıldır sahip olduğu çok sayıda mülklere bu suretle el koymuştur.”

Bu tasarılarda imzaları bulunan senatörlerin çokluğu; dikkat edilmesi gereken bir husustur. Son üç dönemdeki ABD senatörlerin büyük çoğunluğu, bahsi geçen Rum Patrikhanesi yanlısı kararlarda imzaları ile yer almaktadır. ABD senatörlerinin ülkemizi ne kadar sevdikleri imzalarının ve desteklerinin çokluğundan da anlaşılıyor!

---------------------

ALABAMA - NEWMEXICO EYALETLERİNİN SENATO BELGELERİ

https://drive.google.com/open?id=1zRG98VTpyXwLspK-BLQNbQUnz_UEy9q3

NEWYORK – WYOMING EYALETLERİNİN SENATO BELGELERİ

https://drive.google.com/open?id=1m4-w7szcvYli1odT_SbIckJLNQ7iNwmI

2006 YILINDA ABD’DE BAŞLATILAN “EKÜMENİK PATRİKHANE’YE DİN ÖZGÜRLÜĞÜ PROJESİ”NE EYALETLERİN KATILIM TARİHLERİ ve ÖNEREN SENATÖRLER


Alabama
Senato ve Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 29 Mayıs 2007
Öneren Senatör: Jabo Waggoner

Alaska
Sunuş Tarihi: 18 Şubat 2010
Senato’da kabul tarihi: 5 Nisan 2010
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 11 Nisan 2010 
Öneren Senatör: Kevin Meyer

Arizona
Sunuş tarihi: 17 Ocak 2008
Senato’da kabul tarihi: 22 Mayıs 2008
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 18 Mart 2008
Öneren Senatör: Mark Anderson

Arkansas
Sunuş tarihi: 22 Ocak 2009
Senato’da kabul tarihi: 18 Şubat 2009
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 12 Mart 2009 
Öneren Senatör: David Johnson

California
Sunuş tarihi: 10 Eylül 2007
Senato’da kabul tarihi: 28 Şubat 2008
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 30 Eylül 2008
Öneren Senatör: Elaine Kontominas Alquist

Colorado
Senato ve Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 7 Nisan 2011
Öneren Senatörler: Joyce Foster ve Nancy Spence

Connecticut
Sunuş tarihi: 30 Nisan 2010
Raportörler: Themis Klarides ve John C. Geragosian

Delaware
Sunuş tarihi: 10 Mart 2009
Kabul tarihi: 19 Mart 2009 
Raportör: Nick Manolakos
(PDF dosyamızda belgesi yok)

Florida
Sunuş tarihi: 2 Mart 2010
Kabul tarihi: 23 Nisan 2010
Öneren Senatör: Mike Fasano

Georgia
Temsilciler Meclisi’ne sunuş tarihi:  Nisan 2007
Raportör: Mike Cheokas
Senato’ya sunuş tarihi:  27 Şubat 2008
Senato’da kabul tarihi: 6 Mart 2008
Öneren Senatör: David Adelman

Hawaii
Senato’ya sunuş tarihi:  4 Mart 2011
Öneren Senatör: Carol Fukunaga
(Henüz kabul edilmedi)

Idaho
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 14 Nisan 2015
Raportörler: Matthew Erpelding ve Melissa Wintrow

Illinois
Kabul tarihi:  31 Mayıs 2013
Öneren Senatörler: Antonio Munoz, Bill Brady ve Darin LaHood

Indiana
Senato’da kabul tarihi:  22 Mart 2017
(Mart 2018 başında yenilendi. Son şekli PDF dosyasındadır)
Iowa
Senato’ya sunuş tarihi:  12 Mart 2009
Senato’da kabul tarihi:  23 Mart 2009 
Raportörler: Wayne Ford ve Pat Murph
(PDF dosyamızda belgesi yok)

Kansas
Senato’ya sunuş tarihi:  6 Ocak 2011
Senato’da kabul tarihi:  3 Şubat 2011 
Öneren Senatör: Tim Owens

Kentucky
Senato’da kabul tarihi:  26 Mart 2008
Raportör: Mary Lou Marzian

Louisiana
Senato’da kabul tarihi:  Haziran 2007
Öneren Senatör: Edwin Murray

Maine
Sunuş tarihi: 25 Mart 2009 
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 31 Mart 2009 
Senato’da kabul tarihi:  2 Nisan 2009 
Raportör: Linda Valentino 
Öneren Senatörler: Margaret Craven ve Barry Hobbins

Maryland

Sunuş tarihi:  14 Mart 2008
Sunan Delege: Theodore Sophocleus
(Henüz kabul edilmedi)

Massachusetts
Senato’da kabul tarihi:  16 Nisan 2008
Öneren Senatör: Gale Candaras

Michigan
Sunuş tarihi:  19 Mart 2009
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 19 Mart 2009
Senato’da kabul tarihi:  25 Mart 2009
Öneren Senatörler: John Pappageorge, John Gleason ve Roger Kahn
(PDF dosyamızda belgesi yok)

Minnesota
Sunuş tarihi:  2 Nisan 2008
Öneren Senatörler: Yvonne Prettner Solon ve Sandra Pappas
(Henüz kabul edilmedi)

Mississippi
Sunuş tarihi:  19 Mart 2008
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 31 Mart 2008
Raportör: Alyce Clarke

Missouri
Sunuş tarihi:  19 Mart 2008
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi 7 Mayıs 2012
Senato’da kabul tarihi:  17 Mayıs 2012
Öneren Senatör:  Eric Schmitt 

Montana
(Henüz bir adım atılmamıştır)

Nebraska
Sunuş tarihi:  6 Ocak 2010
Kabul tarihi: 13 Nisan 2010 
Öneren Senatör:  Gwen Howard

Nevada
Kabul tarihi: 6 Mayıs 2009
Öneren Senatör:  William Raggio

New Hampshire
(Henüz bir adım atılmamıştır)

New Jersey
Senato ve Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 5 Mayıs 2006
Öneren Senatörler:  Bob Smith ve Joseph Kyrillos

New Mexico
Sunuş tarihi:  2 Şubat 2010
Kabul tarihi: 13 Şubat 2010 
Raportör: Al Park

New York
Senato ve Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 1 Nisan 2011
Öneren Senatörler:  Dean Skelos ve Michael Gianaris 

North Carolina
Kabul tarihi: 28 Haziran 2010
Öneren Senatör:  Bob Rucho

North Dakota
Sunuş tarihi:  26 Ocak 2011
Kabul tarihi: 24 Mart 2011
Öneren Senatör:  Tim Mathern

Ohio
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 9 Aralık 2014
Senato’da kabul tarihi:  Mayıs 2014

Oklahoma

Sunuş tarihi:  19 Şubat 2008
Kabul tarihi: 24 Mart 2008

Oregon
Sunuş tarihi:  4 Mayıs 2009
Senato’da kabul tarihi:  6 Mayıs 2009
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 1 Haziran 2009
Öneren Senatörler:  Rod Monroe, Bruce Starr ve Richard Devlin

Pennsylvania
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: Kasım 2006
Senato’da kabul tarihi:  10 Mart 2008
Öneren Senatör:  Barry Stout

Rhode Island
Senato’da kabul tarihi:  Mart 2007
Öneren Senatör:  Lou Raptakis

South Carolina
Sunuş tarihi:  20 Şubat 2008
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 9 Nisan 2008
Senato’da kabul tarihi:  Mayıs 2007
Öneren Senatör:  Phil Leventis

South Dakota
Senato’da kabul tarihi:  21 Şubat 2012
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 23 Şubat 2012
Öneren Senatörler:  Phyllis Heineman ve Stanford Adelstein 

Tennessee
Senato’da kabul tarihi:  Haziran 2007
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 17 Nisan 2008
Öneren Senatör:  Roy Herron

Texas
Sunuş tarihi:  1 Mayıs 2011
Senato’da kabul tarihi:  16 Mayıs 2011
Öneren Senatör:  John Whitmire

Utah
Sunuş tarihi:  23 Ocak 2009
Kabul tarihi:  5 Şubat 2009 
Öneren Senatör:   Patricia Jones

Vermont
Sunuş tarihi:  9 Şubat 2010
Kabul tarihi:  12 Mayıs 2010 
Öneren Senatörler:  Richard Sears ve Robert Hartwell

Virginia
Kabul tarihi:  1 Mart 2012
Delegeler: Johnny Joannou ve Manoli Loupassi

Washington
Senato ve Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 26 Şubat 2012 
Öneren Senatör:   Mike Padden

West Virginia
Sunuş tarihi:  11 Şubat 2008
Temsilciler Meclisi’nde kabul tarihi: 3 Mart 2008
Senato’da kabul tarihi:  8 Mart 2008
Öneren Senatör:   Joseph Minard

Wisconsin
Sunuş tarihi:  4 Mart 2010
Kabul tarihi:  22 Nisan 2010
Öneren Senatör:   Ted Kanavas

Wyoming
Kabul tarihi:  20 Haziran 2012

 

----------------

Makalenin yayınlandığı siteler:

https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/teostrateji-arastirmalari-merkezi/abdde-ekumeniklik-karar-tasarilari

https://soyledik.com/tr/makale/7178/abdde-ekumeniklik-karar-tasarilari--bojidar-cipof.html

 


26 Ocak 2012 Perşembe

BOJİDAR ÇİPOF'UN TELEVİZYON PROGRAMLARI ARŞİVİ (2010/2011)

Araştırmacı Yazar Bojidar Çipof’un, 2010 ve 2011 yıllarında Fener Rum Patrikhanesi hakkında katıldığı televizyon programlarının özetleri bu video dizisinde 11 bölüm olarak ve programların yayınlanış tarihleri esas alınarak hazırlanmış ve bu konuda araştırma yapanlara kaynak olması umuduyla sunulmaktadır. 

İzlendiğinde, bölümlerde hayli süratli oluşan Rum Patrikhanesi’nin aktiviteleri ele alınırken, genel konulardaki gelişmeler hakkında özü aynı fakat sunuşu farklı tekrarlamalar da olduğu görülecektir. Bu arşiv içinde bulunan videoları tam olarak izlemek için ana sayfadaki "ARŞİV" butonunu kullanınız.


RUM PATRİKHANESİ HABERLERİ BÖLÜM: 1

RUM PATRİKHANESİ HABERLERİ BÖLÜM: 2

RUM PATRİKHANESİ HABERLERİ BÖLÜM: 3

RUM PATRİKHANESİ HABERLERİ BÖLÜM: 4

RUM PATRİKHANESİ HABERLERİ BÖLÜM: 5

RUM PATRİKHANESİ HABERLERİ BÖLÜM: 6

RUM PATRİKHANESİ HABERLERİ BÖLÜM: 7

RUM PATRİKHANESİ HABERLERİ BÖLÜM: 8

RUM PATRİKHANESİ HABERLERİ BÖLÜM: 9

RUM PATRİKHANESİ HABERLERİ BÖLÜM: 10

RUM PATRİKHANESİ HABERLERİ BÖLÜM: 11

19 Ocak 2012 Perşembe

HELENİZM’DE MUDANYA PLANI (MUDANYA GAZETESİ 19 OCAK 2012)


MUDANYA GAZETESİ 19 OCAK 2012
Araştırmacı yazar Bojidar Çipof, Mudanya’nın Zeytinbağı Beldesi’ndeki Kemerli Kilise’yi satın alan 250 bin Euro’luk finansmanlığın perde arkasını yazdı…

Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında Mudanya ve Gemlik’te bir dizi incelemelerde bulunan Fener Rum Patriği Bartholomeos’un yol haritasını ortaya çıkaran araştırmacı yazar Bojidar Çipof, Zeytinbağı Beldesi’nde Rum Patrikhanesi tarafından geçtiğimiz ay 250 bin Euro’ya satın alınan Kemerli Kilise ile bu planın adım adım işlediğini öne sürdü.

Bursa’da Helenizm yayma hareketinin ilk adımının Mudanya’nın Zeytinbağı (Tirilye) Beldesi’nden atıldığına vurgu yapan Çipof,  şimdi de “Helenizm artık Türkiye’de hortlamaya hazır” dedi. Fener Rum Patrikhanesi’ne karşı 1996 ve 2007 yıllarında açtığı iki davası Yargıtay İçtihadı haline gelen araştırmacı yazar Bojidar Çipof, yayınladığı son yazısında "Bursa-Mudanya ve Zeytinbağı" üçgende olup bitenleri analiz etti. “Kemerli Kilise” olarak da bilinen “Panagia Pantovaasilissa” adlı eski kilisenin kısa bir süre evvel Rum Patrikhanesi tarafından satın alındığını hatırlatan Bojidar Çipof, Bartholomeos’un, Zeytinbağı’ndaki bu metruk ve dört duvar kalmış kiliseye senede birkaç kez gelerek ziyaretler ve ayinler yaptığını anlattı. Çipof, yazısında şu görüşlere yer verdi:


250 BİN EURO’LUK FİNANSMAN…

“(…) Geçen süre içinde Rum Patriği Bartholomeos, Zeytinbağı’ndaki bu kiliseye gelmeye devam etti. Bazen korsan bir ayin, bazen de günübirlik bir gezi mahiyetinde yanında cemaat mensupları ile birlikte bu ziyaretleri yaptılar.  Esnaf da bu ziyaretlerden ziyadesiyle mutlu oldu! Ve geçen sene ortalarında Patriğin parlak elemanlarından, akademik kariyeri hayli yüksek olan “Elpidophoros” dini lakaplı metropolit “Yani Lambriniadis”e “Bursa Metropolitliği” unvanı verildi. Şahıs gerçekten birçok lisan bilen, kariyeri yüksek ve en önemlisi sosyal medyadaki tüm imkânları kullanabilen ve çevresi de çok geniş olan bir kişi…

Lambriniadis, Bursa Metropoliti olduğunda ilk yaptığı iş, bastırdığı bir broşürde Bizans dönemi Yunanca Bursa haritasına yer vermesi oldu.. Heybeliada Ruhban Okulu’ndan da sorumlu Başpapaz olarak tayin edilen Bursa Metropoliti Lambriniadis, sosyal medyada Ruhban Okulu profilleri açmakta ABD Büyükelçisi’ni adada ağırlamaktadır.  6 Şubat’ta adada yapılacak bir tören ile de bu resmileşecektir. Cunda Metropolitliği ise boştur.

(…)Yani (Elpidophoros) Lambriniadis, son günlerde çok faaldir. Zeytinbağı’ndaki kilisenin 250 Bin Euro’ya satın alınmasını ve finansmanını sağlamıştır. Bu tabi bazı çevrelerce çok takdir topladı. Patriğin bir dönem, özellikle bir önceki görevi olan, Sen Sinod Genel Sekreteri iken her daim yanında olan Lambriniadis için Bartholomeos ile arasında gizli bir güç kavgası olduğu da söylenmektedir.

“MUDANYA İLE YAZILANLAR GERÇEKLEŞİYOR…”

(…)Yazdığımız her şey bir süre sonra hakikat oluyor. Mudanya ile ilgili de çok şey yazdık ve hepsi tek tek gerçekleşti. Büyük bir pazılın parçalarını birer birer birleştiriyorlar. Bunları ayrı ayrı ele alırsak ve iyimser bir gözle bakarsak “Ne var bunda?” demek de olası… Ama durum öyle değil. Tüm perspektife bakıldığında durum hiç iç açıcı değil!”


ZEYTİNBAĞI’NA UYARI…

Öte yandan Bojidar Çipof, “Patrikhanenin onararak ayin yapmayı planladığı kilisenin anahtarının belediyeye verileceği ve tarihi yapının günübirlik ziyaretlere de açık tutulacağı” yönünde görüş belirten Zeytinbağı Belediye Başkanı Ali Turan’a da gönderme yaptı. Belediyelerin bu konuda yanlış davrandığını ileri süren Çipof, “Turizmden anlık gelecek katkılar öncelikli olarak gözleri boyamakta. En büyük hata ise bu gelişmeleri münferit olarak değerlendirip, hoşgörü ve diyalog içerisinde değerlendirmektedir. Bir bütün olarak bakıldığında Anadolu yani onlara göre Küçük Asya’yı yeniden ele geçirme süreci başlamıştır. Yeni anayasa çalışmaları çerçevesinde umarız ki, Rum Patrikhanesini Vatikanlaştıracak, Türkiye’de ‘Ortodoks Halifeliği’ misali bir yapı oluşturacak bir gol yenmez” dedi.

"HELENİZM TÜRKİYE'DE HORTLAMAYA HAZIR" MAKALESİ’Nİ POYRAZ FM'DE DİNLEMEK İÇİN TIKLAYINIZ 

 


18 Ocak 2012 Çarşamba

BOJİDAR ÇİPOF MAKALESİ: "HELENİZM TÜRKİYE'DE HORTLAMAYA HAZIR" POYRAZ FM'DE



BOJİDAR ÇİPOF'UN  "HELENİZM TÜRKİYE'DE HORTLAMAYA HAZIR" ADLI MAKALESİ 18 OCAK 2012'DE  RADYO POYRAZ FM'DE

Uzunca bir zamandır Anadolu'daki metruk, duvarları dahi kalmamış kiliselerde Rum Patriği Bartholomeos tarafından yılın belli günlerinde ayinler yapılmaktaydı. Üzerinde Rumluluğun esamesi kalmamış bölgeler için ise eski Bizans adları kullanılarak metropolitlikler ihdas edilmeye başlandı. Bu konular; geçmiş yazılarımızda çokça el alındı. Bu itibarla bir kez daha bazı noktaları tekrar etmek yerine, eski yazılarımızın bir kez daha okunmasını, durumun artık vahamet arz etmeye başladığı şu noktada önemle tavsiye etmekteyiz.

17 Ocak 2012 Salı

HELENİZM TÜRKİYE’DE HORTLAMAYA HAZIR

Yunan milli ülküsü olarak bilinen ve ütopik olarak İstanbul’un “Konstantinopolis” adı ile tekrar Bizans’ın başkenti olmasını amaçlayan “Megali İdea” amaçları doğrultusunda 2010’da çok hamle yapıldı. Rum Patrikhanesi, arkasına ABD’yi ve ABD’de kurulmuş olan “Archon” topluluğunu da alarak önemli edinimler sağladı. Yunanistan ise içinde bulunduğu mali krize rağmen moral ve olabildiğince de maddi desteğini sürdürdü.

10 Mart 2010’da Habertürk Televizyonu’nda, “Kostantinoplelilerin Ekümenik Federasyonu Başkanı” olarak ortaya çıkan, Prof. Nikolaos Uzunoğlu’nun ağzından bu amaçlardan bir tanesini daha öğrenmiş olduk. Bu gelişme, “İstanbullu Rumlar Vatandaşlık İstiyor” şeklinde medyamızda sunuldu. Tabi bu gelişmeler olurken bir yandan da çok sayıda Yunan asıllı papazın Türk vatandaşlığı alması da sağlanmıştı.

Uzunca bir zamandır Anadolu’daki metruk, duvarları dahi kalmamış kiliselerde Rum Patriği Bartholomeos tarafından yılın belli günlerinde ayinler yapılmaktaydı. Üzerinde Rumluluğun esamesi kalmamış bölgeler için ise eski Bizans adları kullanılarak metropolitlikler ihdas edilmeye başlandı. Bu konular; geçmiş yazılarımızda çokça el alındı. Bu itibarla bir kez daha bazı noktaları tekrar etmek yerine, eski yazılarımızın bir kez daha okunmasını, durumun artık vahamet arz etmeye başladığı şu noktada önemle tavsiye etmekteyiz.

Geçtiğimiz yıllarda yine adım adım ve de Yunan/Rum vizöründen bakıldığında çok da güzel bir şekilde işleyen bir program dâhilinde, Türkiye’den Rumların neden kovulduğu sorgulanmaya başlandı. Ama bu gerçek değildi. Türkiye’den, Türk vatandaşı hiçbir Rum kovulmamıştı… Hatta bu konuda daha da ileriye gidildi ve bir güruh tarafından, Lozan Antlaşması mucibince 1925 yıllarında yapılan “Mübadele”  yani “karşılıklı zorunlu göç” dahi sanki Türkiye’nin bir büyük kusuru gibi ya da Türkiye zalim gibi lanse edilmeye başlandı.

Bir cümle ile vurgulamak istiyoruz ki; Varlık Vergisi ile 6/7 Eylül olaylarının Türkiye’nin kara lekeleri olduğunu ama bunlarla yüzleşilmiş ve tazminatlarının da ödenmiş olduğunu sıkça vurguladık ve belgeledik. "1964 yılında Türkiye Rumları kovdu" demek ise gerçekleri çarpıtmak demektir. Bu anımsatmayı ise şunun için yaptık: Geçtiğimiz sene Mart ayında ortaya çıkan “İstanbullu Rumlar Vatandaşlık İstiyor” söylemi ile birlikte 1964 yılında Rumların Türkiye’den sürgün edildikleri martavalı yine dillendirilmeye başlandı.

Nasıl ki Heybeliada Ruhban Okulu, 1971 yılında çıkan YÖK Yasası’na bağlanmak istemedikleri için kendileri tarafından kapatıldığı halde bu gün bunu “Türkiye okulumuzu kapattı!” şeklinde ve tamamen gerçek dışı bir şekilde ortaya koyuyorlarsa, 1964 sürgünleri meselesi de aynı şekilde çarpıtılan bir provokasyondur. 1964’te alınan bir kararla, 1930 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan, “İkamet Ticaret ve Seyrisefanin Anlaşması”; o günün koşulları ve uluslar arası hükümler çerçevesinde iptal edilmişti

1964’te Yunanistan ile Türkiye; Kıbrıs’tan ötürü savaşın eşiğindeydiler. Aralık 1963 sonunda ise Kıbrıs’ta, Rumlar tarafından tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen trajik olaylar gerçekleşti. 20 Aralık’ta Türk köylerinde başlayan kıyım 24 Aralık Noel Gecesi, Binbaşı Nihat İlhan’ın savunmasız eşi Mürüvvet ve evlatları Kutsi, Hakan bir banyo küvetine sokularak katledildiler. Bu masumların banyo küvetindeki fotoğrafı Türkiye’de büyük bir infial yarattı.

Bu arada 1964 başında bir gelişme oldu ve Beyoğlu’nda gizli faaliyet gösteren bir “Yunan” derneği ortaya çıkarıldı. Bu derneğin adı geçen sene ortaya çıkan “Kostantinoplelilerin Ekümenik Federasyonu’ örneğinde olduğu gibi yanlış tercüme edilmiş ve esas kimlik gizlenmişti. Derneğin gerçek adı; “Elliniki Enosis” yani “Helenik İlhak”tı. Savaşın eşiğine gelinmiş bir ortamda böyle bir adla gizli faaliyet gösteren ve kayıt dışı makbuzlarla Rum Cemaati’nden bağış toplanması “İsmet İnönü Hükümeti”ni harekete geçirdi.

Kanlı Noel”in acısı içinde bulunan Türkiye, 1930 yılındaki “İkamet Ticaret ve Seyrisefanin Anlaşması”nı feshetti ve Türkiye’de yerleşik Yunanistan vatandaşlarının 6 ay içinde ülkeyi terk etmesi şeklinde bilinen süreç başladı.

1964 Sürgünleri; sürgün değildirler. Kendi vatandaşı oldukları ülkeye hudut dışı edilen Yunanlılardır. Gelmek isteyen ve 120 Bin kişi olarak telaffuz edilenler ise 1964’de Türkiye’de gidenler değildir.

Büyük bir oyun oynanmaya başladı! Bir yandan edinimler elde ediliyor, öte yandan da psikolojik savaş teknikleri ile dezenformasyon yaratılıyor. Amaç: Türkiye’ye doğru bir göç yaratmaktır ve bu göç için, bir anlamda istila için ayrılmış büyük fonlar bulunmaktadır. Eski yazılarımızda Yunanistan tarafından tüm mali krize rağmen Türkiye’de yaşayan Rumlara, “Yunanistan Sosyal Yardım ve Sosyal Sigorta Bakanlığı” bütçesinden verilen (3 ayda bir 1300 Euro) aylıkları yazmıştık.

Bizans entrikalarında eylemler çok uzun süreçler göz önüne alınarak uygulanır. 2 Kasım 1991’de Patrik olan Bartholomeos (Dimitri Arhondoni) patrik oluşundan itibaren Anadolu’daki metruk kiliselerde bilinçli bir şekilde ayinler tertip etmekte ve yerel yöneticilerle ilişkiler kurmaktadır. Şimdi anlaşılıyor ki Anadolu’da bu metruk kiliselerdeki ayinler boşa yapılmamış!

Yapılan ayinlerde turizm işi ile uğraşanlar ile turistik obje satışı yapanların maddi anlamda yüzü tabi ki gülmektedir. Ancak edilen kârların ulusal değerlerin kaybı ile mukayesesi de yapılmalıdır. Bu bağlamda, yazımızın devamında, “Bursa/Mudanya/Zeytinbağı” üçgeninde olup bitenleri analiz etmek istiyoruz. Zira burada da adım adım ilerlendi ve bir hedefe varıldı!

Mudanya’nın şirin beldesi Zeytinbağı’ndaki (Tirilye)Kemerli Kilise” olarak da bilinen “Panagia Pantovasilissa” adlı eski bir kilise bulunuyor. Bu kilise kısa bir süre evvel Rum Patrikhanesi tarafından satın alındı.

Rum Patriği Bartholomeos, Zeytinbağı’ndaki bu metruk ve dört duvar kalmış kiliseye senede birkaç kez gelerek ziyaretler ve ayinler yapıyordu. 2009 yılında Rum Patriği, Amerikan CBS Televizyonu’na “Kendimi Türkiye de Çarmığa gerilmiş gibi hissediyorum”  şeklinde bir beyanat vermiş ve tepkileri üzerine çekmişti. Aralığa gelindiğinde Mudanya’da yayın yapan bir haber portalında, şu haber çıktı: “Zeytinbağı'ndan Patrik Bartholeomos'a Sert Tepki

Zeytinbağı Beldesi Belediye Başkanı Ali Turan o tarihte şöyle demişti: “…Zeytinbağı (Trilye) beldemize yılda birkaç kez gelerek burada ki kiliselerde dini ayinlerini yapan Ortodoks dünyasına bundan sonra, Zeytinbağı Belediyesi olarak izin vermemeye kararlıyız. Fener Rum Patriği’nin yazılı ve görsel basına çıkarak Türk halkından özür dilemesini bekliyoruz, özür dilemez ise kendilerine belediye olarak kesinlikle Zeytinbağı'na giriş izni vermeyeceğiz…” 

Geçen süre içinde Rum Patriği Bartholomeos, bu kiliseye gelmeye devam etti. Bazen korsan bir ayin, bazen de günü birlik bir gezi mahiyetinde yanında cemaat mensupları ile birlikte bu ziyaretleri yaptılar.  Esnaf da bu ziyaretlerden ziyadesiyle mutlu oldu! Ve geçen sene ortalarında Patriğin parlak elemanlarından, akademik kariyeri hayli yüksek olan “Elpidophoros” dini lakaplı metropolit “Yani Lambriniadis”e “Bursa Metropolitliği” ünvanı verildi. Şahıs gerçekten birçok lisan bilen, kariyeri yüksek ve en önemlisi sosyal medyadaki tüm imkânları kullanabilen ve çevresi de çok geniş olan bir kişi…

Lambriniadis, Bursa Metropoliti olduğunda ilk yaptığı iş, bastırdığı bir broşürde Bizans dönemi Yunanca Bursa haritasına yer vermesi oldu.

Şimdi burada teknik olarak, bazı hususları herkesin anlayabileceği bir şekilde irdelemek gerekiyor. Anadolu’daki Patrikhanece ihdas edilen metropolitlikler arasında Ayvalık Ali Bey Adası (Cunda) da “Cunda Metropolitliği” olarak yer alır. Cunda’nın Patrikhane üzerinde çok büyük bir önemi bulunuyor. Zira Osmanlı zamanındaki ilk ruhban okulu burada kurulmuştur. Bunu simgeleştirmek adına Cunda Metropoliti her kim ise, aynı zamanda Heybeliada Ruhban Okulu’ndan da sorumlu Başpapaz olmaktaydı.

Bu kez bu durum değişti ve Bursa Metropoliti Lambriniadis Heybeliada Ruhban Okulu’ndan da sorumlu Başpapaz olarak tayin edildi. Geçen seneden itibaren Bursa görevi dışında okuldan da sorumlu olarak faaliyetlerde bulunmakta, sosyal medyada Ruhban Okulu profilleri açmakta ABD Büyükelçisi’ni adada ağırlamaktadır.  6 Şubat’ta adada yapılacak bir tören ile de bu resmileşecektir. Cunda Metropolitliği ise boştur…

Yani (Elpidophoros) Lambriniadis, son günlerde çok faaldir. Zeytinbağı’ndaki kilisenin 250 Bin Euro’ya satın alınmasını ve finansmanını sağlamıştır. Bu tabi bazı çevrelerce çok takdir topladı. Patriğin bir dönem, özellikle bir önceki görevi olan, Sen Sinod Genel Sekreteri iken her daim yanında olan Lambriniadis için Bartholomeos ile arasında gizli bir güç kavgası olduğu da söylenmektedir. Geçmişte sivrilen bazı metropolitler (Örneğin: Meliton) eski popülaritelerini kaybettiler. Fakat Lambriniadis artık gayet popülerdir ve bu saatten sonra harcanması da zordur. Kısa bir süre önce de Selanik Üniversitesi’nden kalabalık ve çok sayıda profesörün de bulunduğu bir gruba Heybeliada’da ev sahipliği yapmıştır. Tabi ki bu gruptakiler okulun açılması için adımlar atmaya geldiler. Geçtiğimiz ay Aynoroz’da patlak veren büyük yolsuzlukla ilgili olarak da tek yorum yapan ya da destek veren Lambriniadis’ti…

Yazdığımız her şey bir süre sonra hakikat oluyor. Mudanya ile ilgili de çok şey yazdık ve hepsi tek tek gerçekleşti. Büyük bir pazılın parçalarını birer birer birleştiriyorlar. Bunları ayrı ayrı ele alırsak ve iyimser bir gözle bakarsak “Ne var bunda?” demek de olası… Ama durum öyle değil. Tüm prespektife bakıldığında durum hiç iç açıcı değil!

Bursa, Hıristiyanlık Tarihi açısından çok önemli bir kenttir. M.S. 325 yılında 1. Genel Hıristiyan Konsil’i İznik’te yapılmıştır ve bugün Hıristiyanlığın en önemli amentüsü olan “Baba, Oğul ve Kutsal Ruh” üçlemesi bu konsilde karara bağlanmıştır. 1204’te Haçlı Ordusu’nun İstanbul’u zapt etmesinden sonra Bizans İmparatorluğu da 57 yıl İznik’te barındı. Bursa, Yalova Termalleri ve Mudanya civarları çok önemli Bizans yerleşim alanlarıdır.

Bir sonraki yazımızda bunu ayrıntılı olarak yazacağız ama kısaca değinirsek; Gökçeada’da olmayan cemaat için bir okul açma izni de alındı. Cemaat yok ama Yunanistan’dan bu adaya yerleşmeye meraklı çok sayıda Yunanlı hazırda bekliyor. O zaman açılacak okul için öğrencileri de olacak!

Geçtiğimiz Aralık ayının sonlarında “İHA” kaynaklı bir haber tüm portallarda yer aldı. Haberin başlığında, “Önce Patrik Ziyaret Etti, Ardından Metropolit Satın Aldı” denmekteydi. Devamında ise 2009’da “Zeytinbağı'ndan Patrik Bartholeomos'a Sert Tepki” diye manşet attıran Zeytinbağı Beldesi Belediye Başkanı Ali Turan ile ilgili şu ifade yer almaktaydı:

Niyazibey Mahallesi Kemer Sokak'taki harabe halindeki Kemerli Kilise'yi Patrikhane'nin onararak ayin yapmayı planladığı ifade ediliyor. Zeytinbağı Belediye Başkanı Ali Turan, ibadete açılacak kilisenin anahtarının kendilerine verileceğini, tarihi yapının günü birlik ziyaretlere açık tutulacağını söyledi.

Bu haberin devamında bizim araştırmalarımızla ilgili olarak da şu paragraf yer aldı:

Fener Rum Patrikhanesi'ne karşı 1996-2007 yıllarında açtığı iki davası Yargıtay içtihadı haline gelen araştırmacı yazar Bojidar Çipof, Bursa’da olmayan Ortodoks cemaati için tayin edilen metropolitin bastırdığı Bizans dönemi Bursa haritasını ele geçirmişti. Mart ayında hazırlanan Yunaca ve İngilizce broşürlerde, mayıs ayında Mudanya ve Gemlikte bir dizi incelemelerde bulunan Fener Rum Patriği Bartholomeos'un da yol haritası ortaya çıkmıştı. Araştırmacı yazar Çipof, İzmir'de yayınlanan İlk Kurşun Gazetesi’ndeki yazısında, kiliselerin bulunduğu il ve ilçelerde tek bir Rum'un bile yaşamadığına dikkat çekmişti. Kiliselerin onarılıp sürekli ibadete açılacak olmasının ilk adımın Zeytinbağı'ndan başlatıldığı iddia ediliyor.”

Belediyeler bu konuda çok yanlış davranıyorlar. Turizmden anlık gelecek katkılar öncelikli olarak gözleri boyamakta… En büyük hata ise bu gelişmeleri münferit olarak değerlendirip, hoşgörü ve diyalog içerisinde değerlendirmektedir. Bir bütün olarak bakıldığında ise Anadolu yani onlara göre “Küçük Asya”yı yeniden ele geçirme süreci başlamıştır. Her yazımızda vurguluyoruz! “Yeni Anayasa” çalışmaları çerçevesinde umarız ki Rum Patrikhanesi’ni Vatikanlaştıracak, Türkiye’de “Ortodoks Halifeliği” misali bir yapı oluşturacak bir gol yenmez!

4 Mayıs 2010 tarihli yazımızda başlık olarak “Helenizmi Bursa’da Hortlatma Süreci…” demiştik.

Şimdi de “Helenizm Türkiye’de Hortlamaya Hazır” diyoruz…








23 Aralık 2011 Cuma

PATRİKHANELERDEN TÜRKİYE’YE “YENİ ANAYASA” BASKISI

Fransa’daki kritik Ermeni oylaması, TBMM’deki bütçe çalışmaları ve içinde bulunduğumuz coğrafyadaki siyasi gelişmelerle gündem çok dolu… Ama bu arada sessiz sedasız ilerleyenler var. Yeni Anayasa çalışmaları çerçevesinde sık sık dikkat edilmesini vurguladığımız; Rum Patrikhanesi’ne “Ekümenik” sıfat verilmesi ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması için kulis çalışmaları tam gaz süregelmekte…
 
Bu yazımızda, son gelişmeleri irdeleyerek dikkatleri bu tehlikeli gidişe çekmek istiyoruz. Zira Heybeliada Ruhban Okulu’nun Patrikhane tarafından istendiği şekilde açılması ile yurdumuzdaki eğitim sistemi tepetaklak olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Yinelemekte fayda var ki bu okulu Türkiye kapatmadı. 1971 yılında YÖK Yasası çıktığında, YÖK’e bağlı olarak eğitimi sürdürmek istemedikleri için eğitimi kendileri askıya aldı. Evet, eğitim kendilerince askıya alında ama okul resmen kapatılmadı. Bu gün mevcut eğitim sistemindeki yasa ve yönetmelikler çerçevesinde açılmasında da bir engel yok…

Okula üniversite seçme ya da yerleştirme sınavına girmeden öğrenci almak istiyorlar. Zaten öğrencileri de yok! Öğrenciler ithal olacak, öğretmenler ithal olacak. Müfredata devletin müdahil olmamasını istiyorlar. Eğitim esnasında dini cüppeleri kullanmayı istiyorlar. Peki, mademki burada okuyacak Rum Cemaati mensubu öğrencileri yok, neden burada bir okulun faaliyette olması isteniyor? Yabancı öğrencilerin eğitim alabileceği Dünya genelinde çok sayıda din okulu zaten var… 

Burada istenen “Megali İdea” doktrini çerçevesinde ve kendilerine ait olan “Bir gün İstanbul Konstantinopolis olacak” ütopyasına doğru hareket etmektir. Bu okulun açılmasından sonra da ”Ortodoks Halifeliği” ile eş anlamlı sayılan “Ekümenik” sıfatının Türkiye tarafından tanınması talepleri de gelecek ki bu yolda da çok önemli ölçüde ABD desteği bulunuyor. Patrikhane tarafından Amerika’da kuruluşu pek de yeni olmayan son birkaç yılda da özellikle ön plana çıkmaktan artık beis görmeyen paramasonik  “Archon” teşkilâtı da bu yolda önemli çabalar içindedir. ABD ise bu teşkilâtı çoktandır devlet eliyle desteklemektedir.

Böyle bir tablo ile karşı karşıya bulunduğumuz esnada yürümekte olan “Yeni Anayasa” çalışmalarına da fevkalade dikkat edilmesi ve lehlerinde bir açık yaratılmamasına da dikkat edilmesi gerekmektedir.

Başlangıçta birkaç cümle ile değindiğimiz yoğun gündem arasında boş durulmuyor! Azınlık vakıflarının eski mallarının iadesi için çıkarılan kanun hükmünde kararname çok önemli bazı haklar sağlamıştır fakat her zaman olduğu gibi, ne kadar verilirse verilsin “biraz daha” elde etme çabaları ya da iştahı son bulmamıştır. Birçok azınlık vakfına, bu son kararname ile birkaç sene evvel tahayyül edemeyecekleri kadar edinimler sağlanmıştır ama daha ve daha iştahı da ortadadır.

Bu bağlamda, Rum ve Ermeni patrikhaneleri, Musevi Hahambaşılığı ve Süryani Cemaati; Rum Patrikhanesi’nin başı çektiği bir oluşum içinde Yeni Anayasa’dan nemalanmak için kolları sıvamışlardır.

15 Aralık’ta Ermeni Patrikhanesi’nde ve 20 Aralıkta Rum Patrikhanesi’nde iki kapalı toplantı yapıldı. Toplantılara bu saydığımız dini kurumların yetkilileri dışında kendi çok sayıda hukukçuları da katıldı.

Amaç; Yeni Anayasa çalışmaları çerçevesinde kendi lehlerinde maddeler yaratılmasını sağlamaktır. Bu konuda zaten Ankara’da yoğun bir kulis faaliyeti süregelmektedir. Anayasa Komisyonu’ndaki siyasi sıfatlı üyelerden çok komisyonda görevli Anayasa hukukçularıyla temaslar ve yönlendirmeler yapılmaktadır. Sürdürülmekte olan Yeni Anayasa çalışmalarında açık kapılar yaratılmaması da şarttır. Bir ayrıntı: Zoğrafyon Rum Okulu’nun, Gökçeada’da bir şube açmasına yönelik derinden gelen bir çalışma da sürdürülüyor. Gökçeada’da okuyacak genç mi var? Tabi Yunanistan’dan ithal öğrenci getirmek arzuları da olabilir. Geçen sene onlarca papaza Türk vatandaşlığı verildi hâlâ gözleri doymadı. O kadar taze vatandaşa rağmen yine ikamet tezkeresi ile ya da turistik vize ile gelen ve “kaçak” olarak papaz olarak çalışan Yunan asıllı var… Tabi bunları hepsi gerçekten papaz ise!

Edinimlerine münferit olarak bakıldığında hoşgörü çerçevesi içinde hadiseye sempati duyulabiliyor. Ama bu her adım bir bütünün parçalarıdır. Ve tüme varıldığında altımızdan çekilecek bazı kayıplar olması kaçınılmazdır.

Yukarıda bahsettiğimiz organizasyonları şu anda Vakıflar Meclisi’nde “Azınlık Vakıfları Temsilcisi” olarak görev yapan, Rum Cemaati mensubu ve geçen sene Rum Patriği Bartholomeos tarafından Archon yapılan “Laki Vingas” sürdürmektedir. Ermeni Cemaati’nin 70 bin kişi civarında olduğu bilinirken 2 bin kişi kadar kalmış Rum Cemaati’nin bu Azınlık Vakıfları Temsilcisi’ni içinden çıkartmış olması da büyük bir başarıdır.

Bir önceki seçimde birçok tartışma ortaya atılmış, Ermeni vakıfları temsilcilerinin bir kısmının Laki Vingas’a oy verdiği seçimden sonra anlaşılmıştı. Ermeni vakıflarının adayı olan “Simon Çekem”in bu konuda beyanatları da olmuş ve bu durumu “Bizim için üzücü bir durum. Çünkü meclise aday sokabilecekken kendi kendimizi sabote etmiş olduk” şeklinde tanımlamıştı.

Birkaç gün sonra (25 Aralık Pazar) Ankara’da Vakıflar Meclisi seçimi yenilenecektir ve yine temsilci olarak Laki Vingas’ın bir kez daha Ermeni oylarını da alarak seçilmesi beklenmektedir. Bu sene seçime, Ortaköy Ermeni Kilisesi Yönetim Kurulu Başkanı “İskender Şahingöz” de aday olarak katılmaktadır. Ancak aldığımız duyuma göre kendisinin “Azınlık Vakıfları Yedek Temsilcisi” olacağına ve asil temsilcinin yine “Laki Vingas” olacağına kesin gözle bakılıyor.





12 Aralık 2011 Pazartesi

ABD BAŞKAN YARDIMCISI’NIN TÜRKİYE ZİYARETİ VE RUM PATRİKHANE’SİNE VERİLEN DESTEK

Geçtiğimiz hafta ABD’nin iki numarası, Başkan Yardımcısı Joe Biden Irak’ta, Maliki Yönetimi ve Talabani ile görüştükten sonra Türkiye’ye geldi ve iki gün süren  (2/3 Aralık) temaslarda bulundu. Sonrasında ise Yunanistan’a geçti ve orada da birkaç gün süren temaslarda bulunduktan sonra ülkesine döndü. 

Yurdumuza gelen her ABD üst düzey yetkilisi, Türkiye ile ABD arasındaki önemli başlıklar arasına mutlaka Ekümeniklik ve Heybeliada Ruhban Okulu’nu da katıyor ve bu konularda ısrarcı ve baskıcı davranıyor. (Hillary Clinton’un kısa bir süre önce yaptığı ziyaret esnasında, Dışişleri bakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte yaptığı basın toplantısında olduğu gibi.) 

Evvelâ, Joe Biden’in siyasi yaşamında Türkiye ile ilgili çalışmalarına kısaca bir bakalım. Vice President Joe Biden, 30 yaşında ABD kongresine Delaware Senatörü olarak girdi. Senato’da Adalet ve Dışişleri Komisyonu’nda görev yaptı. Irak’ın işgali için oy kullanan az sayıdaki Demokrat partililerden de birisidir. 1988 yılında Demokrat Parti Başkan aday adaylığı için çalıştı. Ancak bazı gaflar yapınca gördüğü tepki üzerine adaylığını geri çekti. 1974 yılında Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ardından Türkiye’ye silah ambargosu uygulanmasını öneren yasa tasarısını hazırlayan dört senatörden de biridir. Türk askerlerinin Kıbrıs’tan çıkması ve Kıbrıs Rum Kesimi’nin Avrupa Birliğine girmesi için sürekli destek vermiştir. 

Biden için “Türkleri günahı kadar sevmez” denmektedir. Rum ve Ermeni lobilerine ise hep yakın olan bir isimdir. Temsilciler Meclisi Başkanı “Nancy Pelosi” ile birlikte (sözde)Ermeni Soykırımı” iddialarının kabul edilmesine yönelik de çalışmıştır Diaspora’ya verdiği sözler zaman zaman manşetlere de çıktı. Zaten senatörlüğü süresince Türk düşmanlığını gizlemeye hiç gerek duymayan bir tavır sergilemiştir.

Ülkemizdeki birçok haber sitesinde hatta gazetede Biden için Yahudi olduğu yazılıdır. Tabi bu doğru değildir. Joe Biden; Amerika tarihindeki ilk “Katolik Başkan Yardımcı”sıdır. Aslında Hıristiyan olsa da İsrail’i ve Siyonizm’i de destekleyen bir siyasetçidir demek de doğru olur. 20 yıldır Yahudi lobisiyle iç içedir ve bu yakınlığı Türkiye’nin son dönemde Amerika-İsrail çıkarlarını uygulayacak taşeron devlet olmasının sağlanması yönünde kullanmıştır. (Geçmişteki bir İsrail ziyaretinde, Yahudi Soykırımı Anıtı “Yad Vashem” e çelenk koyarken, Yahudi erkeklerinin kullandığı “Kipa”yı kafasında gösteren ve internette dolaşan bir fotoğrafın, kendisine Yahudi denmesinde etken olduğunu düşünüyoruz.)

Barak Obama tarafından Başkan Yardımcısı olarak seçilene dek Amerikan Kongresi’nin en güçlü üyelerinden biri olarak “Dış İlişkiler Komitesi Başkanlığı” yaptı. Senato’da Türkiye’ye dönük askeri malzeme satışlarına sürekli muhalefet etmiştir. 37 yıllık senatörlük hayatı süresince Türkiye aleyhinde olup da desteklemediği tek bir karar tasarısı yoktur. (Kıbrıs ve Ermeni Soykırımı meseleleri dâhil.)

1999 yılında yaptığı ziyaret sırasında Kongre’ye de giden dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’e bir toplantıda takındığı kaba tutum için Türkiye’de kendisine “Rum kuklası küstah senatör” damgası vurulmuştu. (Nedense bu konudaki onlarca, o seneye ait gazete haberlerinden alıntı yapan bir tek medya organı olmadı.)

Biden o görüşme esnasında Bülent Ecevit’e şöyle konuşmuştu:

“Siz ABD’ye muhtaçsınız ancak ABD’nin Türkiye’ye ihtiyacı yoktur. Kredi ihtiyacınızın da olduğunu biliyoruz. Kıbrıs sorununu çözün, istenenleri yapın, size yardım edelim. Aksi takdirde hiçbir yere varamazsınız.”

ABD Başkan yardımcısı Joe Biden Türkiye ziyareti öncesinde, daha Amerika’da iken buyurmuştu… “Heybeliada Ruhban Okulu’nu açın.”

Bir hususa özellikle dikkat çekerek devam etmek istiyoruz! Joe Biden’in Türkiye aleyhtarı çalışmalarını irdelerken şu noktalara lütfen dikkat ediniz:

Ülkemizde 2 binden az Rum Cemaati mensubu var. Hillary Clinton gelir, Joe Biden gelir ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını Rum Patriği’ne Ekümenik sıfat verilmesini buyururlar. Rum Patriği’nin elini öpmeye, ziyarete ise mutlaka giderler.

Ülkemizde 70 binden fazla Ermeni Cemaati mensubu var. Amerika, zaman zaman (sözde) Ermeni soykırımını öne çıkartır. ABD Kongresi ya da bir/birkaç kongre üyesi tarafından soykırımın tanınması ile ilgili yasa teklifleri aralıklarla ortaya atılır. Ama Hillary Clinton gibi, Joe Biden gibi Türkiye’ye gelen üst düzey ABD yöneticileri Ermeni Patrikhanesi’ne gitmezler.
 
Bu konuda, bu soykırım tellallarının tuhaf hareketleri hakkında medyamızda neden hiçbir analiz yapılmaz?

Demek mesela sadece azınlıklarla ilgili değil…

Son dönemde Ermeni işi zaten soğumaya bırakılmıştır. Şu sıralar Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasına yönelik çalışmalar ise açıkça, Rum Patriği’ne Ekümeniklik işi ise daha evvelden olduğu gibi el altından yapılmaktadır. ABD üst derecedeki uluslararası misyonlarının arasında neden Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasını da istemektedir. İşte burada “Neden Ermeni Patrikhanesi’ne de ziyarete gitmezler?” sorusunun üzerinde durulmalıdır.

Şimdi, ABD Devleti ile birlikte merkezi Amerika’da olan ve Yunan asıllı Amerika vatandaşlarının oluşturduğu, Paramasonik bir yapılanma içinde hareket eden Archonlar, “Order of Saint Andrew The Apostle Archon of The Ecumenical Patriarchate” oluşumu devrededir. (Bakınız: Bu konudaki eski yazılarımız.)

Archonlar; Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması için açıkça saldırıya geçtiler. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD gezisinde, Başbakan ve Türk heyeti markaja alındı. Archonların ileri gelenleri ile ABD Başpiskoposu, Başbakan ile ABD’li yetkililerce organize edilmiş bir görüşme yaptı. Bu görüşmede Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması için talep dile getirildi. Başbakan’ın, “Peki, mütekabiliyet çerçevesinde Atina’da bir cami yapılması ve Batı Trakya’daki seçilmiş müftülerin görevlerini yapmalarının engellenmemesi için ne yapılacak?” sorusu ise her zaman olduğu gibi havada kaldı. 

Bunlar sadece istiyorlar ama Batı Trakya’da en küçük bir iyileştirme yapmaya niyetleri kesinlikle yok! Son iki sene içinde Türkiye tarafından azınlık cemaatlerine ve vakıflarına verilmiş olan hakların yüzde biri Batı Trakya’daki Türklere sağlanmamaktadır. Farkında olalım ki artık Yunanistan suskundur ve ABD bu konularda sesini fazlaca yükseltmiştir.  Ve de Archonlar artık resmen devrededir…

Kasım ayının ortasında, azınlık vakıflarının mallarının iadesi için kısa bir süre önce çıkarılan kanun hükmündeki kararname vasıtasıyla “Beyoğlu Merkez Rum Kız Lisesi”nin vakıf statüsü tescil edildi. Sırada daha çok  sayıda vakıf var ama Batı Trakya’daki Türk vakıflarında Türk adının kullanılması hâlâ yasak! Halkın seçtiği müftüler görev yapamıyor. Yunanistan; kendi atadığı Pomak etnik kökenli müftüleri yasal sayıyor. İki seçilmiş ve iki atanmış müftü ile Batı Trakya’daki Müslümanlar arasında tam bir kaotik durum söz konusu ama burada Rum Patriği VİP muamelesi görmekte…

Ne kadar hak verilirse verilsin hep az sayılıyor. İkiyüzlülük var! Bir yandan alıyorlar öte yandan AİHM’ye dava açıyorlar. Şu anda ülkemizde cirit atmaya başlayan Archonlar, bir yandan da ABD’de Rum Patrikhanesi için “Din Özgürlüğü Kampanyası” açtılar.

Yeni Vakıflar Yasası ile Vakıflar Meclisi’nde “Azınlık Vakıfları Temsilcisi” olarak 70 Bin kişilik Ermeni Cemaati temsilci çıkaramamıştı. Bu sandalyeyi 2 bin kişilik Rum Cemaati’nden “Laki Vingas” kazandı ve kendisi 25 Mart 2011’de Patrik Bartholomeos tarafından Archon yapıldı. (Bu arada; 25 Aralık Pazar günü Vakıflar Meclisi için yeni seçim yapılacak.)

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in Rum Patrikhanesi ziyaretinde ABD’den gelen çok sayıda Archon ve ABD Başpiskoposu da hazır bulundu. Adamlar İstanbul’a artık kapı açtı…

2012’de de ABD’nin ve ABD’li Archonların Rum Patrikhanesi için baskısının devam edeceğini bu gelişmeler karşısında öngörmek mümkün. Umarız ki bu gelişmeler Türkiye’nin ali menfaatlerine zarar vermez…
 
http://www.21yyte.org/tr/





30 Kasım 2011 Çarşamba

ABD BAŞKAN YARDIMCISI “JOE BİDEN” RUM PATRİKHANESİ İÇİN GÖRÜŞECEK

ABD Başkan Yardımcısı “Joe Biden”, 2 Aralık Cuma günü resmi görüşmelerde bulunmak üzere Türkiye’ye geliyor. Terör ağırlıklı bir program ile ülkemize gelecek olan Joe Biden’in şu konularda temaslarda bulunması bekleniyor:

Terör ve terörle ilgili işbirliği, Kıbrıs, Arap baharı, Ermenistan ile ilişkilerin düzeltilmesi ve Ermenistan Hududu’nun ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması…

İran Haber Ajansı Fars ise Joe Biden’in, Türkiye’yi Suriye’ye savaş açmaya ikna etmek için de geldiği iddiasında bulundu…

Rum Patrikhanesi’nin ekümenikliğinin Türkiye tarafından kabul edilmesinden bir önceki “Megali İdea” adımının Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasının olduğunu defalarca yazdık. Görüyor ki bu gerçekleşecek ziyarette, Türkiye açısından çok önemli konu başlıkları arasında Rum Patrikhanesi de yer bulacak ve bu konuda bilinen ABD desteği yine tezahür edecek!

Yunanistan’ın boğuştuğu mali krize rağmen maddi yardımları aksatmadığını önceki makalelerimizde vurguladık. Ama manevi açıdan artık bu konuda eski baskıyı yapması mümkün değil. Eskiden olduğu gibi ABD tarafından Patrikhane’ye manevi desteğin ise önümüzdeki dönemde artarak devam edeceği anlaşılıyor. Bu destekte, çoktandır bilinen ama nedense arka planda kalmayı yeğleyen ABD’li paramasonik “Archon(Order of Saint Andrew The Apostle Archon of The Ecumenical Patriarchate) topluluğu ise artık açıkça öne çıktı.

ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un da son Türkiye ziyaretinde yaptığı gibi ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’in de yapacağı üst düzey temaslarda Rum Patrikhanesi’ne “Ekümenik” sıfat verilmesi ve “Heybeliada Ruhban Okulu”nun açılması için bastıracağı aşikâr anlaşılmaktadır.

Bu arada Archonlar ABD Senatosu’nda, 89 Senatör ve 291 Kongre üyesinin ortak imzalarıyla Rum Patrikhanesi lehine “din özgürlüğü” kampanyası başlattılar. Her yıl eski bir Rum Patriği olan “Athenagoras” adıyla ihdas ettikleri “Athenagoras İnsan Hakları Ödülü”nü “Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetleri”ne verdiler. Bu ödülü ABD adına Yunan asıllı bir ABD subayı olan “Amiral James G. Stavridis” aldı.

Joe Biden’in Ulusal Güvenlik Danışmanı olan “Tony Blinken”, ABD Başkan Yardımcısının, 3 Aralık'ta da İstanbul'da düzenlenecek olan “Küresel Girişimcilik Zirvesi”ne katılarak bir konuşma yapacağını ve İstanbul'da Fener Rum Patriği Bartholomeos ile de bir araya geleceğini söyledi.

Takip ettiğimiz onlarca Patrikhane yandaşı web sitesinde bu ziyaret ile ilgili çok sayıda haber ve yorum bulunuyor.

ABD’nin Rum Patrikhanesi’ne desteği biliniyor ama son günlerde çok önemli sorunlar arasında Ekümenizm ve Ruhban Okulu da mutlaka araya sokuluyor ve sürekli olarak bu hususlarda Türkiye’den taviz koparmaya yönelik çalışmalar yapılıyor.

Görünüyor ki ABD Başkan Yardımcısı “Joe Biden” 2 ve 3 Aralık’ta bu konulara yönelik olarak da çabalar, söylemler ortaya koyacak.