17 Kasım 2017 Cuma

YUNANİSTAN CUMHURBAŞKANI PAVLOPULOS TÜRKLERİN VARLIĞINI REDDEDİYOR

“Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos “Onlar dinen Müslüman olan Yunan vatandaşlarımızdır ve kendilerine tam dinî özgürlüğü temin etmekteyiz” “Dün ve önceki gün maalesef duyduğumuz sözde azınlık açıklamaları gibi açıklamalar Lozan Antlaşması’nı doğrudan ihlal etmektedir ve akıl almaz, kabul edilemez” dedi. „

https://bojidar.files.https://bojidar.files.wordpress.com/2017/11/yunanistan-cumhurbac59fkani-pavlopulos-tc3bcrklerin-varlic49fini-reddediyor.pdfBaşbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’nun Yunanistan Gezisinin Ardından Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos Yine Kin Kustu
Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu 2 Kasım’da Yunanistan’a gitti ve çeşitli temaslarda bulundu Batı Trakyalı Türklerle bir araya geldi. (Bakan Çavuşoğlu; 1972 Gümülcine Doğumludur)
AKP milletvekilleri Salih Çetinkaya,  Salih Fırat ve Mehmet Akyürek, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA)  Başkanı Serdar Çam ve Vakıflar Genel Müdürü Adnan Ertem ile Türkiye Atina Büyükelçisi, Yaşar Halit Çevik; Bakan Çavuşoğlu’na bu gezide eşlik ettiler.
İlk olarak Türkiye'nin Atina Büyükelçiliği’ne giden Bakan Çavuşoğlu burada Atina Büyükelçimiz Yaşar Halit Çevik eşliğinde “İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu” yetkilileri ve “İmrozlular Derneği” yetkilileri ile bir saat süren bir toplantı yaptı.
31 Ekim’de "Dini ve Kültürel Çoğulculuk ve Barış İçinde Bir Arada Yaşama Konferansı" için Yunanistan’da bulunan Rum Patriği Bartholomeos da Büyükelçiliği’mizi ziyaret etmişti.
Aşağıda; Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu’nun Yunanistan ziyaretindeki temaslarını bir haber niteliğinde verdikten sonra ilk olarak; İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu’nun aynı gün yayınladığı bir deklarasyonu ve ardından Bakan Çavuşoğlu’nun Yunanistan ziyaretinden evvel TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşma içeriği ve Yunanistan ziyareti esnasındaki söylemlerinden ötürü Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos’un “aksiseda” gibi verdiği tepkiyi irdeleyeceğiz.


Yazımızın içeriğindeki bilgiler ve açıklamalar; Batı Trakya’da yayınlanan Türk medyasından derlenmiştir. Atina Büyükelçiliği’mizdeki İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu ve İmrozlular Derneği yetkilileri ile yapılan görüşmenin ayrıntıları ise İREF ve diğer Yunan/Rum siteleri ile sosyal medya kaynaklarından derlenmiştir.
İlginç olan; Sayın Çavuşoğlu’nun gerek TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yaptığı konuşma içeriğinin ve gerekse Cumhurbaşkanı Pavlopulos’un anında verdiği aşırı tepkinin ulusal basınımızda hiç yer almamasıdır!
Hakan Çavuşoğlu Büyükelçilik ziyaretinin ardından Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kocias ve ardından (Aslen İstanbul doğumlu bir Rum olan) Yunanistan Eğitim, Araştırma ve Din İşleri Bakanı Konstantinos Gavroğlu ve ardından Başbakan Yardımcısı Yannis Dragasakis ile görüştü. Gavroğlu ile görüşmesinden sonra Bakan Çavuşoğlu basın mensuplarına şu şekilde konuştu:
Benim Batı Trakya doğumlu olmam ile Bakan Gavroğlu’nun da İstanbullu bir Rum olmasının karşılıklı sorunların çözümü için bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Eğer biz bu hususta inisiyatif almazsak bize bu görevi verenlere ve içinden çıktığımız topluluklara haksızlık olur. Biz artık meselelerimizi kapalı kapılar ardında birbirimizin ardından konuşmuyoruz. İlk ağızdan oturup konuşabilecek seviyedeyiz.
Hakan Çavuşoğlu Yunanistan’a yaptığı ziyaretin ikinci gününde Gümülcine’ye gitti ve Batı Trakya İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği’nin (BİHLİMDER) onuruna verdiği sabah kahvaltısına katıldı ve Başkan Mehmet Emin Ahmet ile diğer dernek yöneticileri ile görüştü.
Gümülcine Seçilmiş Müftülüğü’ne de giden Hakan Çavuşoğlu Seçilmiş Müftü İbrahim Şerif ile görüşmesinin ardından Gümülcine Türk Gençler Birliği’ni (GTGB) de ziyaret ederek soydaşlara “İnsanların ömründe unutamayacağı dönüm noktaları vardır. Ben de unutamayacağım bir gün yaşamaktayım. Tamamen sizin bağrınızdan çıkmış, burada doğmuş, burada büyümüş, geçmişteki hatıralarıyla buraları her daim iliklerine kadar işlemiş bir arkadaşını ve kardeşiniz olarak bugün sizlerle burada böyle bir kucaklaşmayı yaşamak benim için çok büyük onur ve gururdur.” şeklinde bir konuşma yaptı.
Celal Bayar Azınlık Lisesi’ne yaptığı ziyarette ise kendisini Rodop Milletvekilleri Ayhan Karayusuf ve Mustafa Mustafa ile okul yöneticileri ve öğrenciler karşıladılar. Bakan Çavuşoğlu ve beraberindeki heyet Gümülcine’den ayrılarak görüşmeler yapmak üzere İskeçe’ye de gitti.
Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, Yunanistan gezisinden önce TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Başbakan Yardımcılığına bağlı kurumların bütçesi üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, Batı Trakya’daki soydaşlarla ilgili olarak sorulan suallere aşağıdaki cevapları verdi.
 “İstanbul’daki Rum, Ermeni ve Yahudi vatandaşlarımızdan da Yunanistan’a gittiklerinde ‘Batı Trakyalı soydaşların hakkını verin’ demelerini bekliyoruz.”
Komisyonda kendisinin de Batı Trakya Gümülcine’de doğduğunu ve bir azınlık ilkokulunda okuduğunu ifade eden Bakan “İçinde doğup büyüdüğüm atmosferin içinde yaşamış olduğum bazı olaylar ve kişisel tarihim neticesinde mutlaka empati yapmayı ön plana alıyorum.”şeklinde konuştu. Azınlıkların, bırakıldıkları ülkelere bir emanet olarak tevdi edildiklerini ifade eden Bakan Çavuşoğlu, “Ben böyle görüyorum. İstanbul’daki gayrimüslim azınlıklarımız Türkiye’ye; Yunanistan, Batı Trakya’daki Müslüman Türk azınlığı da Yunanistan’a emanet edilmiştir.
İstanbul’da 64, Çanakkale’de 6, Hatay’da 7 Rum vakfı ile İstanbul’da 48, Hatay’da 3, Diyarbakır’da, Mardin’de, Kayseri’de birer Ermeni vakfı bulunduğuna işaret eden Bakan Çavuşoğlu; İstanbul’da 12, Hatay’da 2, Çanakkale’de, Bursa’da, Ankara’da, Kırklareli’nde, İzmir’de de birer Musevi vakfı ile İstanbul’da 1, Şırnak’ta 1, Diyarbakır’da 1, Mardin’de 6 ve Elazığ’da 1 Süryanı vakfı da bulunduğuna dikkat çekmiştir ve Türkiye’de Keldani, Bulgar ve Gürcü vakıflarının da olduğunu söylemiştir. Son 15 yılda vakıflarla ilgili yapılan yasal düzenlemeleri de anlatan Bakan, AK Parti iktidarları olarak vatandaşların demokratik haklar bağlamında her türlü hakka sahip olmasını arzu ettiklerini de vurgulayan Çavuşoğlu, Ermeni kültür mirasının korunmasına yönelik projeleri anımsatarak; bu çerçevede 3 Ermeni uzmanın 2015’te Türkiye’ye geldiğini, söz konusu çalışmalara katılarak incelemelerde bulunduğunu vurgulamıştır.
Komisyonda HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan’ın, sorularına da yanıt veren Bakan, Kültür ve Turizm Bakanlığınca restorasyon çalışmaları yapılan Ermeni kilise ve eserlerine de değinerek şöyle konuşmuştur. “Erivan’daki Serdar Sarayı’ndan haberiniz var mı? Nerede bu saray? Yerinde var mı? Kalıntısı var mı? Yeller esiyor. O zaman sayın Paylan sizden bir ricam var. Kim yapmış biliyor musunuz? Revan Hanı Hüseyin Ali Han yapmış. Lütfen şimdi basın açıklaması yapın ve bunların gün yüzüne çıkarılması için Ermenistan’ın gerekli işleri yapmasını isteyin. Eğer yapamıyorsa TİKA ile iş birliği sağlasınlar, biz yapacağız. Şah İsmail Mescidi… Haberiniz var mı Ermenistan’da bulunduğundan ve ne durumda olduğundan? Yok, şu anda yok. Şah Abbas Mescidi şu anda yok. Ülkemize haksızlık yapmak gerçekten de olmuyor.”
Çavuşoğlu ayrıca Ruhban okuluyla ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamaları bulunduğunu da belirterek, “Ben öbür gün Batı Trakya’da olacağım. Bunları yaptığımız için Batı Trakya’daki soydaşlarım benim yakama sarılıp, ‘niçin bizim hakkımızı istemiyorsunuz’ diye bağırdıklarında ne söylememi istiyorsunuz?” diye sordu.
Garo Paylan ise “Hep mütekabiliyet” diyorsunuz. Onlar bizim vatandaşlarımız. Biz yapalım onlar utansın deyin” şeklinde konuşmuştur.
Bakan Çavuşoğlu ise “İstanbul’daki Rumlardan da Ermenilerden de Yahudilerden de Yunanistan’a gittiklerinde ‘Batı Trakyalı soydaşların hakkını verin’ demelerini bekliyoruz.”  Söylemini yineleyerek “Ruhban okulu açın diyorlar! Yunanistan’da çıkarılan kanun var ama müftülüklerin seçimi yok. Atina’daki bizim Fethiye Camisi’ni restore ettiler ama müze olarak kullandırılıyor. Bunlar yaşanırken biz bunları yaparken birilerinin de bunları görmesi gerek. Biraz evvel bahsettiğim Ermenistan’daki Osmanlı yadigârı eserlerin restorasyonu için çağrıda bulunun! Ruhban Okulu’nun açılmasının şartlarını Sayın Cumhurbaşkanımız 2012 yılı 8 Şubat’taki grup toplantımızda açıkladı. 3 şart söylemişti. Onları size hatırlatıyorum” dedi.
Bakan Çavuşoğlu’nun TBMM Komisyonunda söylediği açıklamalar Batı Trakya’daki Türk basınına yansıdı. Batı Trakya’da yaptığı konuşmalar sırasında da aynı söylemleri yineledi. Bu konuşmalarda Batı Trakya’daki Türklerden “Türk Azınlığı” olarak bahsetmesine ise Yunanistan Cumhurbaşkanı Prokopis Pavlopulos sert bir dille karşılık verdi.
Pavlopulos yaptığı nezaketsiz açıklamada “Batı Trakya’da sadece dinî azınlık vardır” dedi ve konuyu Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine dahi bağladı ve şöyle devam etti:
Onlar dinen Müslüman olan Yunan vatandaşlarımızdır ve kendilerine tam dinî özgürlüğü temin etmekteyiz” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı “Dün ve önceki gün maalesef duyduğumuz sözde azınlık açıklamaları gibi açıklamalar Lozan Antlaşması’nı doğrudan ihlal etmektedir ve akıl almaz, kabul edilemez ve tabiî ki kabul görmeyen açıklamalardır” ifadelerini kullandı.
Güneydoğu Akdeniz’de gerçekleştirilen Yunanistan-Mısır ortak askeri tatbikatına Türkiye tarafından yapılan tepkilere de bu basın açıklamasında yanıt veren Cumhurbaşkanı Pavlopulos “Bu bir yakın tehdit durumudur ve ihtiyatî savunma hakkımızdır. Bu söylemlerin bir yakın tehdit olduğu ise kendiliğinden kanıtlanmaktadır ve biz bunu çok iyi biliyoruz. Bunu; daha Kıbrıs’a yapılan işgal döneminden ve sürekli ihlallerde gördüğümüz tutumlarından biliyoruz” ifadelerini kullandı.
(Yunanistan’daki Türk Azınlığını kabul etmeyerek Müslüman Yunanistan vatandaşları şeklinde yaklaşan Yunan Devleti Türk söylemini ya da sıfatını bastırmak için Pomak faktörünü nasıl kullandığı hakkında kısa süre içinde bir yazımız çıkacaktır.)
----------------------------------------- 

İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu’nun 2 Kasım Tarihli Basın Bülteninin özeti:

İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu - 2 Kasım 2017

İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu ile Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu ile Türk Büyükelçiliği’nde yapılan toplantı İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu adına Nikolaos Uzunoğlu, Genel Sekreter N. Anagnostopoulos ve Rumvader (Türkiye’deki Rum Vakıfları Derneği) adına George Theodoridis ile Atina’daki İmroz dernekleri yetkilileri katıldılar.
İstanbullu Rumların Evrensel Federasyonu adına şu iki konu ayrıntılı olarak ele alındı: 1- Bakan Hakan Çavuşoğlu'nun sorumluluğu 2-Türk Hükümetinin İstanbul’dan göç etmiş Rumların yeni nesillerinin geri dönmesi ile ilgili yükümlülüğü ve bu geri dönüşün aktif olarak desteklenmesi.
Ayrıca aşağıdaki konular da ele alınmıştır. Rum Cemaat vakıflarının seçimlerine izin verilmemesinde oluşan yasadışılık. Bu yasadışılık Rumlardan çok devlete zarar vermektir.
Türkiye; Balıklı Vakfı’na özel olarak tolerans göstermelidir. Burada 1991 yılından bu yana seçim yapılamamıştır.
Galata’daki üç kilisenin yasadışı olarak işgalinin 50 yıl boyunca devam etmesi. (Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin mülklerinden bahsediliyor)
Mazbut vakıfların geri verilmesi konusu. Vakıflar seçimlerinde Türkiye dışında yaşayan Rumların da katılabilmesi. 




13 Ekim 2017 Cuma

YUNANİSTAN’DA “KÜÇÜK ASYA FELAKETİ” ANMA TÖRENLERİ


https://bojidarhaber.files.wordpress.com/2017/10/yunanistan_da-e2809ckc3bcc3a7c3bck-asya-felaketie2809d-anma-tc3b6renleri.pdf Yunanlılar, İstiklal Savaşı’nı müteakip başta İzmir olmak üzere Ege havalisinden kaçmak zorunda kaldıkları Eylül 1922’deki bozgunları için “Küçük Asya Felaketi” (Mikra Asiatiki Katastrofi)  demektedirler.
Küçük Asya Felaketi, aynı zamanda Yunanistan'ın kuruluşundan itibaren bir yüzyıl Yunan Devleti’nin siyasetinde egemen olan ve “Megali İdea” olarak bilinen  politikasını da bitirmiştir. (Megali İdea’nın en üst mertebesi; İstanbul’un bir gün “Konstantinopolis” adı ile Yunanistan’ın başkenti olma hülyasıdır. Megali İdea günümüzde sadece bir ütopyadır)
Yunanlılar; Küçük Asya Felaketi’ni Yunan Ordusu için bir yenilgi olmanın yanı sıra; 1924 Nüfus Mübadelesi ile Anadolu'daki Rum/Yunan nüfusun (İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada hariç) yok olmasına da neden olduğu düşünmektedirler.
Yunanistan’da her sene Eylül ayı sonlarında Küçük Asya Felaketi ile ilgili anma merasimleri düzenlenir. Çünkü Küçük Asya Felaketi Türklerin kendilerine yaptığı bir soykırım olarak da addedilmektedir.
Küçük Asya Felaketi’ni ve günümüzde Yunanistan’da nasıl anıldığına girmeden evvel İzmir’in işgaline giden süreci kısaca tanımlayalım…
13 Kasım 1918’de İstanbul’un işgal edilmesinden sonra şüphesiz İstanbul’da da Türklere karşı ölümle de neticelenen hareketler oldu ama İzmir’de ve havalisinde Yunanlılar resmen katliamlar yaptılar! Yunan askerleri; çok sayıda çoluk, çocuk, yaşlı, hamile demeden binlerce Türk’ü öldürdüler, kadınların ırzına geçildi, evler yağmalandı.
Mondros Mütarekesi esnasında Rauf Bey’e Yunanlıların mütareke şartlarından istifade edemeyeceği hakkında bir teminat mektubu verilmişti. Ancak bu teminat mektubunun bir anlam ifade etmeyeceği, 13 Kasım 1918’de İstanbul’un işgaline Yunan gemilerinin de katılmasıyla anlaşıldı.
Bir yandan İstanbul’daki Rum Patrikhanesi Bizans bayrağını göndere çekerek, Osmanlı Devleti’ni yok sayarken öte yandan İzmir’de, ikinci kez 1919’da İzmir Metropoliti olarak atanan Chrysostomos (Hrisostomos Kalafatis) da İzmir’de yayınlanan Yunanca gazetelerde Yunan propagandası yapmaya ve yerleşik Rumlara; evlerine, işyerlerine Yunan bayrakları asmalarını tavsiye etmeye başlamıştı.

İzmir Metropoliti Chrysostomos Kimdir?
Chrysostomos (Hrisostomos Kalafatis)  1867’de Mudanya Tirilye’de (Zeytin Bağı) doğdu. İlk olarak 1910-1914 yılları arasında İzmir Metropoliti olarak vazife yaptı. Ancak Nisan 2010’dan itibaren, göreve başlar başlamaz devlet aleyhine çalışmalara başladı, mitingler düzenledi. O yıllarda dini liderler dini işler dışında cismani işlerden de sorumluydular ve İzmir Metropoliti olan kişi aynı zamanda Vilayet Azası da olmaktaydı. 23 Nisan 1911’de Aya Yorgi Yortusu’nda Rumları Osmanlı’ya karşı kışkırtan bir konuşma yaptığı için Aydın Valisi nazım Paşa tarafından Chrysostomos Vilayet Azalığı’ndan uzaklaştırıldı ama ilk dönemi olan 1914’e kadar İzmir Metropoliti olarak kaldı.
Chrysostomos’un ikinci İzmir Metropolitliği dönemi 1919-1922 yıllarını kapsar. Yunanlıların İzmir’i işgal etmesi için Chrysostomos’un önderliğinde zemin hazırlanmaya başlanmış ve Adalar ile diğer illerden Yunanlılar İzmir’de ikamet edilerek nüfus çoğunluğu yaratmaya çalışılmıştır.
12 Mayıs 1919’da Paris’te yapılan konferansta alınan bir karara istinaden işgal devletleri İzmir ve havalisinin Yunanlılara verilmesi resmen kabul ettiler. Yunanlı bir ajan (Albay) Mavroudis ile Metropolit Chrysostomos hemen ertesi gün, 13 Mayıs 1919’da 1922’ye kadar terör örgütü merkezi gibi kullandıkları Aya Fotini Kilisesi’nde bir toplantı düzenlediler ve en kısa zamanda Yunanlıların İzmir’i işgal edeceğinin müjdesini yerleşik Rumlara verdiler.
Yine ertesi gün, 14 Mayıs 1919'da; Müttefik kuvvetlerinden Amiral Caltrope İzmir Valisi İzzet Bey’e bir nota vererek ertesi gün İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edileceğini resmen bildirdi.
İzmir Metropoliti Chrysostomos 15 Mayıs’ta İzmir işgal edilirken bir yandan Yunanlı askerleri Kordon’da takdis etti öte yandan da “Helen evlatlarım. Bugün İsa’nın en büyük mucizesine tanık oluyoruz. Bu uğurda ne kadar Türk kanı dökerek içerseniz o kadar sevaba gireceksiniz! Ben de bir bardak Türk kanı içerek onlara olan kin ve nefretimi teskin etmiş olacağım. Bütün azizler sizinledir. Hadi evlatlarım feslileri öldürün” diye bağırdı.
İlk Yunan askerleri kafilesinin başında olan Albay Zafiriu’ya da Türkleri öldürmenin çok kutsal bir görev olduğunu söylemiş ve Yunanlıların İzmir’i terk etmesine kadar adeta Yunan Hükümeti’nin bir yöneticisi gibi faaliyetlerde bulunmuş, Türklere karşı yapılan katliamlarda rol almıştır.
9 Eylül 1922’de Türk askerleri İzmir’e girdiler. Aya Fotini Kilisesi top ateşiyle yerle bir edildi. Chrysostomos 10 Eylül’de halk tarafından linç edildi. (4 Kasım 1922’de ise kilise tarafından aziz olarak da ilân edildi)
Yunanlıların İzmir ve havalisinde yaptıkları tüm katliamlara karşın, Mustafa Kemal Atatürk ve ordusu tarafından denize dökülerek kaçmaları ve bu ağzı ve eli kanlı Rum papazının linç edilmesini hâlâ içlerine sindirememişlerdir. Kendi katliamlarını unutarak, toprağını savunanların kendilerine “soykırım” yapıldığını günümüzde de iddia etmekte, bu hezimet için ise yazımızın başında belirttiğimiz gibi “Küçük Asya Felaketi” (Mikra Asiatiki Katastrofi)  demektedirler.
Bu hınç ya da kin ile Yunanistan’da bazı yerleşim yerlerine Anadolu topraklarından isimler vererek başına “Nea” yani “Yeni” ibaresi koymuşlardır. Yunanistan’ın Attika bölgesinde de aynı zihniyet ile oluşturulmuş Nea Smirna (Yeni İzmir) bölgesi de vardır. Burada İzmir’de yıkılan Aya Fotini Kilisesi’nin bire bir aynısı bir kilise inşa edilmiştir. Bu kilisenin avlusunda Chrysostomos’un eli ile İzmir’i işaret eden bir heykeli bulunmaktadır ve altında “İzmir Şehidi” yazmaktadır. Ve bu anıt heykelin önünde her sene Küçük Asya Felaketi anmaları düzenlenir. Her sene olduğu gibi bu sene de “Küçük Asya Felaketi’nin 95. Anma Etkinlikleri” yapılmıştır.
Yunanistan’da ayrıca Nea-İonia (Yeni İyonya) adlı bir ilçe de vardır. İonia; İzmir ve Aydın çevresinin eski adıdır. Mübadele ile gidenler Yunanistan’da eski hülyalarının devamı olmalı ki Yeni İyonya adlı bir yerleşim birimi de kurmuşlardır. Mübadele esnasında bu ilçeye Alanya (Yoğunluklu olarak Tophane Mahallesi çevresinden) de yoğun bir yerleşim olduğundan Alanya Belediyesi; Yeni İyonya ile kardeş kent olmuştur.
27 Eylül’de İyonya Belediyesi Meclisi’nin yaptığı bir organizasyonla Küçük Asya Felaketinin 95. Yılı için etkinlikler ve bir koşu düzenlendi. Koşu için verilen güzergâh “Küçük Asya Felaketi mültecilerinin mahallelerinde” olarak tarif edildi.
Etkinliğin ana tanım ise; “Osmanlı Devleti yetkilileri tarafından Küçük Asya Rumlarının Soykırımının anılması” olarak belirtildi.
Atina merkezde ise 17 Eylül Pazar günü Metropolitan Kilisesi’nde Küçük Asya Felaketi devlet töreni olarak yapıldı ve her zaman olduğu gibi yine “soykırım” (Genocide) olarak tanımlandı. Törende Yunanlıların uğradığı sözde soykırımı “Ermeni ve Süryaniler’de olduğu gibi” şeklinde de lanse edildi.
Yunanistan Mülteci Dernekleri Federasyonu ve Attika Bölgesi Federasyonu tarafından düzenlenen ana etkinliğe; 30'u aşkın Küçük Asya dernekleri, çeşitli sivil toplum kuruluşları ile çok sayıda halk katıldılar. Yunanistan’da Türkiye karşıtı STK ve derneklerin sayıları binlerle ifade edilmektedir. Törene Atina ve çevre beldelerin belediye başkanları ve Yunan Hükümeti’ni temsilen Milli Savunma Bakan Yardımcısı Dimitris Vitsas da katıldılar.

94 Yıl Sonra Yeniden Kurulan İzmir Metropolitliği

Geçtiğimiz yıl 29 Ağustos 2016 tarihli bir sen sinod kararı ile 94 yıl aradan sonra İzmir’de yeniden bir Metropolitlik kuruldu.
Yunanistan'ın Volos kentinde doğmuş ve 4 yıl önce Türk vatandaşlığına alınmış olan 45 yaşındaki Bartholomeos Samaras adlı bir papaz İzmir Metropoliti olarak atandı.
Patrikhane, İzmir'e yeni metropolitin atanmasını geçtiğimiz sene son derece önemli ve tarihi bir olay olarak değerlendirmişti. Atina'daki İzmirli Rumların kurduğu dernekler aracılığı ile de bu atamadan duyulan memnuniyet ifade edildi. Yunan basınında ise İzmir’de 94 yıl aradan sonra yeniden bir metropolitlik ihdas edilmesini Türkiye’ye karşı bir “gol” olarak tanımladılar. Bu seneki anma haberlerinde de 2016’da kurulan İzmir Metropolitliği için aynı şekilde kurulmasının önemi hakkında söylemler yer almıştır.





4 Ekim 2017 Çarşamba

ZAMANA CİMRİ OLSAK


Ekim, sonra Kasım, ardından Aralık ve yeni Ocak, yeni sene derken seneler akıyor.

Ve tabi seneler akarken ömürden bakiye kalan da azalmakta ve ne kötü ki bakiyeyi bilmeden sarf etmekteyiz…

Artık ay Ekim. Sonbaharın o güzel ayı Eylül bitti. Kimilerimiz diğer aylar gibi bunu da hoyratça sarf etti!

Oysaki zamana biraz cimri olsak! Hoyratça sarf ettiğimiz anlara sahip çıksak. Ve bu anlarda yaşanan sevgilere de…


Bojidar Çipof 
2 Ekim 2017


GÜN EYLÜL KOKUYORDU…


Buram buram hasret eşliğinde gün Eylül kokuyordu…

Henüz düşmemiş yapraklar son günlerini yaşamakta, rüzgârla savrulacakları anı beklemekteydiler. Hâlâ düşmemiş olanlar; umutsuzca bekleyenlerin tavrı gibi tedirgindiler…

Sonu belli bir hikâyeydi bu… Kopmak ve savrulmaktı kaderde olan…

Henüz kopmamış yapraklar, son ana kadar direnmeye devam ettiler. Dallarından kopmamaya, rüzgâra boyun eğmeye çalıştılar ama nafile!

Ve sonunda son yaprak da yere ulaştı ama o da büyüdüğü ağacın dibine düşemedi. Rüzgâr acımasızdı. Bambaşka bir gövdenin önüne, başka gövdelerden kopmuş yaprakların üzerine savurdu onu…

Buram buram hasret eşliğinde gün Eylül kokuyordu.


Bojidar Çipof
4 Eylül 2017


2 Temmuz 2017 Pazar

TUTTURMAK!



Tam “Bu kez tutturdum” derken bir de bakarsın ki

Sanki “Piyango” biletine yanlış bakmışsın da

“Büyük İkramiye”yi sayı farkıyla kaçırmışsın gibi

Yine tutmamış!


Bojidar Çipof  
4 Haziran 2017




MISRALAR GÜN YÜZÜ GÖRSE



Saklaya saklaya iç içe geçtiler,

Üst üste yığıldılar!

Bir şeyler ayırmaya kalkıyorum

Olmuyor!

Ağzına kadar dolu bir depo misali

Aradığımı bulamıyorum…

Anlayacağınız çok fazla birikmişler

İçimde karman çorman duruyorlar mısralar…


Bazen kendime şöyle soruyorum:

“Yollamadıkça neden yazarsın?”

“Sadece gönlünde kalırsa kim görür bu satırları?”


Diyorum ki;

Sana bir şeyler yazsam?

Bu kez saklamasam derinlerde

Kelimelere esaret yaşatmasam

Mısralar gün yüzü görse…


Bojidar Çipof 
1 Temmuz 2017


NEYİN EKSİK?



Sordular “Neyin eksik?”

Dedim “Yarım eksik”

Dediler “Tam görünüyorsun”


Dedim “Bir de içime sorun”


Bojidar Çipof
25 Haziran 2017




BİR YILDIZ KAYDI BU GECE…


Bir yıldız kaydı bu gece…

Sadece bir an ve gökyüzünün karanlığına karıştı!

Yıldız kaydığında “Dilek tut!” derler

Ben ise elimle tutmak istedim

Yakın göründü, meğer çok uzakmış!

Tutamadım…

Tutamadığım çok şey gibi;

Gökyüzünün karanlığına karıştı

 Bir yıldız kaydı bu gece…


Bojidar Çipof  
18 Haziran 2016


EĞER



Eğer gerçek dostlarınız varsa; yeni dostlar edindiğinizde eski dostlarınızı bir kenara atmayın!

Eğer gerçek dost olacaklarsa; yeni dostlar elbette zenginliktir…

Ama bir yandan zenginleşirken, öte yandan fakirleşmeyin!


Bojidar Çipof
18 Haziran 2017







MEVSİMLERE TAKILMA!


Şunun şurasında sayılı gün,

Yaza ne kaldı ki?

Ya ömür?

Yazı beklerken de Kışı beklerken de akıp gidiyor

Yaz, Kış dinlemeden her an ömrün bakiyesinden eksilmekte…

Yaz aşkı umuduyla sıcağı,

Kış aşkı umuduyla soğuğu beklemeye ne hacet?

Bunun İlkbaharı, Sonbaharı da var!

Meret randevu ile değil ya?

Aşkı görürsen sakın mevsimlere takılma…


Bojidar Çipof

24 Şubat 2014