13 Ekim 2017 Cuma

YUNANİSTAN’DA “KÜÇÜK ASYA FELAKETİ” ANMA TÖRENLERİ


https://bojidarhaber.files.wordpress.com/2017/10/yunanistan_da-e2809ckc3bcc3a7c3bck-asya-felaketie2809d-anma-tc3b6renleri.pdf Yunanlılar, İstiklal Savaşı’nı müteakip başta İzmir olmak üzere Ege havalisinden kaçmak zorunda kaldıkları Eylül 1922’deki bozgunları için “Küçük Asya Felaketi” (Mikra Asiatiki Katastrofi)  demektedirler.
Küçük Asya Felaketi, aynı zamanda Yunanistan'ın kuruluşundan itibaren bir yüzyıl Yunan Devleti’nin siyasetinde egemen olan ve “Megali İdea” olarak bilinen  politikasını da bitirmiştir. (Megali İdea’nın en üst mertebesi; İstanbul’un bir gün “Konstantinopolis” adı ile Yunanistan’ın başkenti olma hülyasıdır. Megali İdea günümüzde sadece bir ütopyadır)
Yunanlılar; Küçük Asya Felaketi’ni Yunan Ordusu için bir yenilgi olmanın yanı sıra; 1924 Nüfus Mübadelesi ile Anadolu'daki Rum/Yunan nüfusun (İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada hariç) yok olmasına da neden olduğu düşünmektedirler.
Yunanistan’da her sene Eylül ayı sonlarında Küçük Asya Felaketi ile ilgili anma merasimleri düzenlenir. Çünkü Küçük Asya Felaketi Türklerin kendilerine yaptığı bir soykırım olarak da addedilmektedir.
Küçük Asya Felaketi’ni ve günümüzde Yunanistan’da nasıl anıldığına girmeden evvel İzmir’in işgaline giden süreci kısaca tanımlayalım…
13 Kasım 1918’de İstanbul’un işgal edilmesinden sonra şüphesiz İstanbul’da da Türklere karşı ölümle de neticelenen hareketler oldu ama İzmir’de ve havalisinde Yunanlılar resmen katliamlar yaptılar! Yunan askerleri; çok sayıda çoluk, çocuk, yaşlı, hamile demeden binlerce Türk’ü öldürdüler, kadınların ırzına geçildi, evler yağmalandı.
Mondros Mütarekesi esnasında Rauf Bey’e Yunanlıların mütareke şartlarından istifade edemeyeceği hakkında bir teminat mektubu verilmişti. Ancak bu teminat mektubunun bir anlam ifade etmeyeceği, 13 Kasım 1918’de İstanbul’un işgaline Yunan gemilerinin de katılmasıyla anlaşıldı.
Bir yandan İstanbul’daki Rum Patrikhanesi Bizans bayrağını göndere çekerek, Osmanlı Devleti’ni yok sayarken öte yandan İzmir’de, ikinci kez 1919’da İzmir Metropoliti olarak atanan Chrysostomos (Hrisostomos Kalafatis) da İzmir’de yayınlanan Yunanca gazetelerde Yunan propagandası yapmaya ve yerleşik Rumlara; evlerine, işyerlerine Yunan bayrakları asmalarını tavsiye etmeye başlamıştı.

İzmir Metropoliti Chrysostomos Kimdir?
Chrysostomos (Hrisostomos Kalafatis)  1867’de Mudanya Tirilye’de (Zeytin Bağı) doğdu. İlk olarak 1910-1914 yılları arasında İzmir Metropoliti olarak vazife yaptı. Ancak Nisan 2010’dan itibaren, göreve başlar başlamaz devlet aleyhine çalışmalara başladı, mitingler düzenledi. O yıllarda dini liderler dini işler dışında cismani işlerden de sorumluydular ve İzmir Metropoliti olan kişi aynı zamanda Vilayet Azası da olmaktaydı. 23 Nisan 1911’de Aya Yorgi Yortusu’nda Rumları Osmanlı’ya karşı kışkırtan bir konuşma yaptığı için Aydın Valisi nazım Paşa tarafından Chrysostomos Vilayet Azalığı’ndan uzaklaştırıldı ama ilk dönemi olan 1914’e kadar İzmir Metropoliti olarak kaldı.
Chrysostomos’un ikinci İzmir Metropolitliği dönemi 1919-1922 yıllarını kapsar. Yunanlıların İzmir’i işgal etmesi için Chrysostomos’un önderliğinde zemin hazırlanmaya başlanmış ve Adalar ile diğer illerden Yunanlılar İzmir’de ikamet edilerek nüfus çoğunluğu yaratmaya çalışılmıştır.
12 Mayıs 1919’da Paris’te yapılan konferansta alınan bir karara istinaden işgal devletleri İzmir ve havalisinin Yunanlılara verilmesi resmen kabul ettiler. Yunanlı bir ajan (Albay) Mavroudis ile Metropolit Chrysostomos hemen ertesi gün, 13 Mayıs 1919’da 1922’ye kadar terör örgütü merkezi gibi kullandıkları Aya Fotini Kilisesi’nde bir toplantı düzenlediler ve en kısa zamanda Yunanlıların İzmir’i işgal edeceğinin müjdesini yerleşik Rumlara verdiler.
Yine ertesi gün, 14 Mayıs 1919'da; Müttefik kuvvetlerinden Amiral Caltrope İzmir Valisi İzzet Bey’e bir nota vererek ertesi gün İzmir'in Yunanlılar tarafından işgal edileceğini resmen bildirdi.
İzmir Metropoliti Chrysostomos 15 Mayıs’ta İzmir işgal edilirken bir yandan Yunanlı askerleri Kordon’da takdis etti öte yandan da “Helen evlatlarım. Bugün İsa’nın en büyük mucizesine tanık oluyoruz. Bu uğurda ne kadar Türk kanı dökerek içerseniz o kadar sevaba gireceksiniz! Ben de bir bardak Türk kanı içerek onlara olan kin ve nefretimi teskin etmiş olacağım. Bütün azizler sizinledir. Hadi evlatlarım feslileri öldürün” diye bağırdı.
İlk Yunan askerleri kafilesinin başında olan Albay Zafiriu’ya da Türkleri öldürmenin çok kutsal bir görev olduğunu söylemiş ve Yunanlıların İzmir’i terk etmesine kadar adeta Yunan Hükümeti’nin bir yöneticisi gibi faaliyetlerde bulunmuş, Türklere karşı yapılan katliamlarda rol almıştır.
9 Eylül 1922’de Türk askerleri İzmir’e girdiler. Aya Fotini Kilisesi top ateşiyle yerle bir edildi. Chrysostomos 10 Eylül’de halk tarafından linç edildi. (4 Kasım 1922’de ise kilise tarafından aziz olarak da ilân edildi)
Yunanlıların İzmir ve havalisinde yaptıkları tüm katliamlara karşın, Mustafa Kemal Atatürk ve ordusu tarafından denize dökülerek kaçmaları ve bu ağzı ve eli kanlı Rum papazının linç edilmesini hâlâ içlerine sindirememişlerdir. Kendi katliamlarını unutarak, toprağını savunanların kendilerine “soykırım” yapıldığını günümüzde de iddia etmekte, bu hezimet için ise yazımızın başında belirttiğimiz gibi “Küçük Asya Felaketi” (Mikra Asiatiki Katastrofi)  demektedirler.
Bu hınç ya da kin ile Yunanistan’da bazı yerleşim yerlerine Anadolu topraklarından isimler vererek başına “Nea” yani “Yeni” ibaresi koymuşlardır. Yunanistan’ın Attika bölgesinde de aynı zihniyet ile oluşturulmuş Nea Smirna (Yeni İzmir) bölgesi de vardır. Burada İzmir’de yıkılan Aya Fotini Kilisesi’nin bire bir aynısı bir kilise inşa edilmiştir. Bu kilisenin avlusunda Chrysostomos’un eli ile İzmir’i işaret eden bir heykeli bulunmaktadır ve altında “İzmir Şehidi” yazmaktadır. Ve bu anıt heykelin önünde her sene Küçük Asya Felaketi anmaları düzenlenir. Her sene olduğu gibi bu sene de “Küçük Asya Felaketi’nin 95. Anma Etkinlikleri” yapılmıştır.
Yunanistan’da ayrıca Nea-İonia (Yeni İyonya) adlı bir ilçe de vardır. İonia; İzmir ve Aydın çevresinin eski adıdır. Mübadele ile gidenler Yunanistan’da eski hülyalarının devamı olmalı ki Yeni İyonya adlı bir yerleşim birimi de kurmuşlardır. Mübadele esnasında bu ilçeye Alanya (Yoğunluklu olarak Tophane Mahallesi çevresinden) de yoğun bir yerleşim olduğundan Alanya Belediyesi; Yeni İyonya ile kardeş kent olmuştur.
27 Eylül’de İyonya Belediyesi Meclisi’nin yaptığı bir organizasyonla Küçük Asya Felaketinin 95. Yılı için etkinlikler ve bir koşu düzenlendi. Koşu için verilen güzergâh “Küçük Asya Felaketi mültecilerinin mahallelerinde” olarak tarif edildi.
Etkinliğin ana tanım ise; “Osmanlı Devleti yetkilileri tarafından Küçük Asya Rumlarının Soykırımının anılması” olarak belirtildi.
Atina merkezde ise 17 Eylül Pazar günü Metropolitan Kilisesi’nde Küçük Asya Felaketi devlet töreni olarak yapıldı ve her zaman olduğu gibi yine “soykırım” (Genocide) olarak tanımlandı. Törende Yunanlıların uğradığı sözde soykırımı “Ermeni ve Süryaniler’de olduğu gibi” şeklinde de lanse edildi.
Yunanistan Mülteci Dernekleri Federasyonu ve Attika Bölgesi Federasyonu tarafından düzenlenen ana etkinliğe; 30'u aşkın Küçük Asya dernekleri, çeşitli sivil toplum kuruluşları ile çok sayıda halk katıldılar. Yunanistan’da Türkiye karşıtı STK ve derneklerin sayıları binlerle ifade edilmektedir. Törene Atina ve çevre beldelerin belediye başkanları ve Yunan Hükümeti’ni temsilen Milli Savunma Bakan Yardımcısı Dimitris Vitsas da katıldılar.

94 Yıl Sonra Yeniden Kurulan İzmir Metropolitliği

Geçtiğimiz yıl 29 Ağustos 2016 tarihli bir sen sinod kararı ile 94 yıl aradan sonra İzmir’de yeniden bir Metropolitlik kuruldu.
Yunanistan'ın Volos kentinde doğmuş ve 4 yıl önce Türk vatandaşlığına alınmış olan 45 yaşındaki Bartholomeos Samaras adlı bir papaz İzmir Metropoliti olarak atandı.
Patrikhane, İzmir'e yeni metropolitin atanmasını geçtiğimiz sene son derece önemli ve tarihi bir olay olarak değerlendirmişti. Atina'daki İzmirli Rumların kurduğu dernekler aracılığı ile de bu atamadan duyulan memnuniyet ifade edildi. Yunan basınında ise İzmir’de 94 yıl aradan sonra yeniden bir metropolitlik ihdas edilmesini Türkiye’ye karşı bir “gol” olarak tanımladılar. Bu seneki anma haberlerinde de 2016’da kurulan İzmir Metropolitliği için aynı şekilde kurulmasının önemi hakkında söylemler yer almıştır.





4 Ekim 2017 Çarşamba

ZAMANA CİMRİ OLSAK


Ekim, sonra Kasım, ardından Aralık ve yeni Ocak, yeni sene derken seneler akıyor.

Ve tabi seneler akarken ömürden bakiye kalan da azalmakta ve ne kötü ki bakiyeyi bilmeden sarf etmekteyiz…

Artık ay Ekim. Sonbaharın o güzel ayı Eylül bitti. Kimilerimiz diğer aylar gibi bunu da hoyratça sarf etti!

Oysaki zamana biraz cimri olsak! Hoyratça sarf ettiğimiz anlara sahip çıksak. Ve bu anlarda yaşanan sevgilere de…


Bojidar Çipof 
2 Ekim 2017


GÜN EYLÜL KOKUYORDU…


Buram buram hasret eşliğinde gün Eylül kokuyordu…

Henüz düşmemiş yapraklar son günlerini yaşamakta, rüzgârla savrulacakları anı beklemekteydiler. Hâlâ düşmemiş olanlar; umutsuzca bekleyenlerin tavrı gibi tedirgindiler…

Sonu belli bir hikâyeydi bu… Kopmak ve savrulmaktı kaderde olan…

Henüz kopmamış yapraklar, son ana kadar direnmeye devam ettiler. Dallarından kopmamaya, rüzgâra boyun eğmeye çalıştılar ama nafile!

Ve sonunda son yaprak da yere ulaştı ama o da büyüdüğü ağacın dibine düşemedi. Rüzgâr acımasızdı. Bambaşka bir gövdenin önüne, başka gövdelerden kopmuş yaprakların üzerine savurdu onu…

Buram buram hasret eşliğinde gün Eylül kokuyordu.


Bojidar Çipof
4 Eylül 2017


2 Temmuz 2017 Pazar

TUTTURMAK!



Tam “Bu kez tutturdum” derken bir de bakarsın ki

Sanki “Piyango” biletine yanlış bakmışsın da

“Büyük İkramiye”yi sayı farkıyla kaçırmışsın gibi

Yine tutmamış!


Bojidar Çipof  
4 Haziran 2017




MISRALAR GÜN YÜZÜ GÖRSE



Saklaya saklaya iç içe geçtiler,

Üst üste yığıldılar!

Bir şeyler ayırmaya kalkıyorum

Olmuyor!

Ağzına kadar dolu bir depo misali

Aradığımı bulamıyorum…

Anlayacağınız çok fazla birikmişler

İçimde karman çorman duruyorlar mısralar…


Bazen kendime şöyle soruyorum:

“Yollamadıkça neden yazarsın?”

“Sadece gönlünde kalırsa kim görür bu satırları?”


Diyorum ki;

Sana bir şeyler yazsam?

Bu kez saklamasam derinlerde

Kelimelere esaret yaşatmasam

Mısralar gün yüzü görse…


Bojidar Çipof 
1 Temmuz 2017


NEYİN EKSİK?



Sordular “Neyin eksik?”

Dedim “Yarım eksik”

Dediler “Tam görünüyorsun”


Dedim “Bir de içime sorun”


Bojidar Çipof
25 Haziran 2017




BİR YILDIZ KAYDI BU GECE…


Bir yıldız kaydı bu gece…

Sadece bir an ve gökyüzünün karanlığına karıştı!

Yıldız kaydığında “Dilek tut!” derler

Ben ise elimle tutmak istedim

Yakın göründü, meğer çok uzakmış!

Tutamadım…

Tutamadığım çok şey gibi;

Gökyüzünün karanlığına karıştı

 Bir yıldız kaydı bu gece…


Bojidar Çipof  
18 Haziran 2016


EĞER



Eğer gerçek dostlarınız varsa; yeni dostlar edindiğinizde eski dostlarınızı bir kenara atmayın!

Eğer gerçek dost olacaklarsa; yeni dostlar elbette zenginliktir…

Ama bir yandan zenginleşirken, öte yandan fakirleşmeyin!


Bojidar Çipof
18 Haziran 2017







MEVSİMLERE TAKILMA!


Şunun şurasında sayılı gün,

Yaza ne kaldı ki?

Ya ömür?

Yazı beklerken de Kışı beklerken de akıp gidiyor

Yaz, Kış dinlemeden her an ömrün bakiyesinden eksilmekte…

Yaz aşkı umuduyla sıcağı,

Kış aşkı umuduyla soğuğu beklemeye ne hacet?

Bunun İlkbaharı, Sonbaharı da var!

Meret randevu ile değil ya?

Aşkı görürsen sakın mevsimlere takılma…


Bojidar Çipof

24 Şubat 2014

UNUTMANIN İLACI


Ne kadar çaba harcandı bitmeye… Seneye bir şeyler bırakmadan, sanki her senede günlerin hızlıca tükendiği gibi tükendi anlar!

Yaşananlar, yaşanmayanlar, yaşanamayanlar…

Zaman, zaman, zaman…  Şu en çok israf ettiğimiz olgu…

Zaman aktıkça, takvimin yaprakları devrildikçe vaka; sadece unutulma değildir.

Görünmeyen bir uçurumun an be an derinleşmesidir de… Ama bir yandan da ilaçtır zaman…

Bu ilacın dozu önemli ancak… Geride bir mum ışığı bile kalsa fayda etmiyor zira…

Bojidar Çipof

29 Aralık 2016  (Seneye iki gün kala…)