ivan savidis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ivan savidis etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Haziran 2019 Çarşamba

TSİPRAS’DAN PONTUS HAMLESİ

Yunanistan Resmi Gazetesinde, "Pontuslu Rumların Tarihsel Arşivi Hazırlama Komitesi" adlı ortak bir komitenin kurulmasıyla ilgili olarak 31 Mayıs 1919 tarihinde B/2009 sayı numaralı, Başbakan Alexis Tsipras tarafından imzalanmış bir kararname yayınlandı. (ΦΕΚ, Τεύχος B’ 2009/31.05.2019)
Bu kararnameyi Alexis Tsipras’ın istifasının öncesinde Türkiye aleyhine attığı bir adım olarak da yorumlayabiliriz ya da istifanın ardından yapılacak seçimlerde Türkiye aleyhtarlığının prim sağlaması için atılmış bir adım.


Fotoğraf: Alexis Tsipras’a Pontus dernekleri ile görüşmesinde kendisine kemence hediye edilirken. Yakasında “G” soykırım anlamında “Genocide rozeti bulunuyor.
 Yunanistan’da Pontus dernek ve kulüplerinin parçalanmış bir yapısı vardır ve aralarında yapılan törenler ve tarihleri üzerinde bile fikir ayrılıkları bulunuyor. Türkiye aleyhine yapılan etkinlikleri kendi doğrultularında yapmaktalar. Oysaki bu işin arkasındaki finansörler ve üst akıl, sayıları azımsanmayacak kadar çok olan Pontus dernek ve kulüplerinin bir arada, tek ses olarak hareket etmelerini arzulamaktalar. Alexis Tsipras da bu adımı atarak bir anlamda bütün Pontus dernek ve kulüplerini bir çatı altında toplamayı amaçlamaktadır.
1994 yılında, Yunanistan Parlamentosu’nda 19 Mayıs 1919 tarihini “Pontus Soykırımının Anma Günü” olarak kabul eden bir yasa onaylanmış ve 8 Mart 1994 tarihli Yunanistan Resmi Gazetesi’nde yayınlanmıştı. 
Bazı medya unsurlarında şu paragraf yer aldı: “Bu, Başbakan Alexis Tsipras'ın, Pontus Helenizm’inin soykırımının hatırasını korumak için, Pontus toplumlarının temsilcilerine ortak bir komite kurulmasına yönelik taahhüdünün gerçekleştirilmesidir.
Alexis Tsipras ile Pontus dernek ve kulüplerinin temsilcileri, 18 Mayıs 2019'da Selanik'teki Başbakanlık binasında toplandılar. Sözde Pontus soykırımı iddiasının 100. yıldönümünden bir gün önce böyle bir toplantı yapılması dikkat çekti! Komisyonun çalışmaları, Yunanistan Resmi Gazete’sinde detaylı olarak açıklandı. Açıklama, Pontus kültürünün ve Pontus tarihinin ortaya çıkmasına ilişkin tekliflerin detaylandırılması ve değerlendirilmesi süreci hakkındaydı. Ayrıca Selanik ve Atina’da tematik parkların oluşturulmasına yönelik tekliflerin hazırlanması ve sunulması istendi. Bu parklarda yapılacak tematik peyzaj ile gezenlerde Pontus kültür ve tarihinin vurgulanarak algı yaratılması hedeflenmektedir.
Yunanistan’da ve Dünya’da “Megali İdea”, “Patrikhane”, “Ruhban Okulu” hususları ile ilgilenen çok sayıda oluşum/destekçi bulunuyor. Bunların Pontusçuluktan ayrıldığı bir nokta var!
Megali İdea, Patrikhane, Ruhban Okulu konularında Türkiye’ye baskı yapanlar; başta ABD olmak üzere AB ülkeleridir. Özellikle ABD “Archon” topluluğu, ABD’de çok zengin ve etkin kişilerden oluşur ve kendilerini canlarını ve mallarını Helenizm ve Patrikhane uğruna harcamaktan sakınmayacak kişiler olarak tanımlarlar!
Pontus dernek ve kulüplerinin faaliyetlerini Megali İdea, Patrikhane, Ruhban Okulu konuları ile iç içe olsalar da ayrı değerlendirmek gerekiyor! Çoğunluğu Yunanistan’da bulunan, Avrupa ve ABD ile Kanada ve Rusya’da sayıları yüzlerle ifade edilebilecek, linkte bir kısmının listesi bulunan dernek ve benzeri Pontusçu oluşum var. 

Megali İdea’nın Türkiye aleyhine çalışan bir başka kolu olan Pontusçuluk on yıllardır çok aktif durumda!

Üzücü olan Karadeniz insanı arasında bir kısım insanları sözde Pontus soykırımı masalına inandırmış olmaları.

Bunun yansıması olarak yazılmış/yazdırılmış Pontusçu kitapların, makalelerin sayıda azımsanamaz.

Aşağıda hakkında bilgi bulunan Yunanlı İvan Savidis’in sahibi olduğu “Pontos News” adlı bir site bu konuda başı çeken medya unsurları arasında. Örneğin bu sitede çıkan bir haberde şu iddia yer aldı; “1919'da Kemal Paşa'nın Samsun'a geçişini takiben Pontus'ta yüz binlerce Yunanlıyı katlettiler. Erkekler, kadınlar ve çocuklar dâhil olmak üzere 350.000'i aşan soykırım kurbanı vardır. Tecavüzler, işkenceler ve taburlarda zorunlu ağır çalışmalar Pontuslu kardeşlerimizin ölümüne yol açtı. Ve bu bir soykırımdır. Pontuslular Rum, Yunanlı ve Hıristiyan oldukları için öldürülmüşlerdir.” denilmektedir.
Sözde Pontus soykırımının 100. yılı için Yunanistan’da sayısız etkinlik düzenlendi. Bir bakıma 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal’in Samsuna ayak basmasının 100. yılının Türkiye’deki kutlamalarını gölgelemeye çalıştılar. Bu seneki sözde Pontus soykırımının 100. yılı için oluşturulan logo; “PGNTGS” şeklindeydi. Pontos kelimesinin içindeki  “O” harfleri yerine “Genocide” (soykırım anlamında) “G” harfi kullandılar.
Gelelim yazımızın konusu olan "Pontuslu Rumların Tarihsel Arşivi Hazırlama Komitesi"ne!
Komisyon; Makedonya-Trakya Sektörü’nden sorumlu İçişleri Bakan Yardımcısı ve Başbakanlık Genel Sekreterliği Selanik Ofisi’nin danışmanları tarafından yönetilecek ve aşağıda belirtilen 11 kurumdan görevlendirilen üyelerden oluşacaktır.
1-Başkan: Makedonya-Trakya Sektörü’nden sorumlu İçişleri Bakan Yardımcısı
2-Pan-Hellenic Pontus Toplumları Federasyonu (ΠΟΠΣ) http://pops.gr
3-Yunanistan POE Federasyonu (ΠOE) http://www.poe.org.gr
4-Eski SSCB Pan-Hellenic Toplulukları Federasyonu (ΕΣΣΔ/ΠΟΣΕΠ)
5-Eğitim, Araştırma ve Din İşleri Bakanlığı temsilcisi
6-Kültür ve Spor Bakanlığı temsilcisi
7-Çevre ve Enerji Bakanlığı temsilcisi
8-Maliye Bakanlığı temsilcisi
9-Başbakanlık Genel Sekreterliği Selanik bürosundan bir danışman,
10-Selanik Aristotle Üniversitesi'nden Pontus Çalışmaları Bölümü ve Arkeoloji Bölümü Başkanlığı temsilcisi
11-Pontus Çalışmaları Komitesi’nin temsilcisi
Ayrıca Yunanistan Başpiskoposluk Federasyonu da bu projeye destek verecektir. 10 ve 11 sıradaki kurumlar Yunanlı milyarder İvan Savidis tarafından finanse ediliyor.
(İvan Savidis, Forbes’e göre yaklaşık 2 Milyar Dolar serveti olan Yunan/Rus işadamıdır. 2003'te, Putin taraftarı bir parti olan “Birleşik Rusya Partisi”nden Devlet Duma milletvekili seçildi. Yunan PAOK Kulübü’nün sahibi olan İvan Savidis Mart 2018’de hakeme kızarak belinde silah ile sahaya inerek Yunanistan Futbol Ligi’nin 3 hafta tatil edilmesine neden olmuştu. 2009’da Sümela’da yaşanan korsan ayinin tertipleyicisi ve 2010’da başlayan ve birkaç yıl devam eden 15 Ağustos Sümela ayinlerinin de finansörü ve organizatörüdür. Bu konuda bkz. Bojidar Cipof, Sümela Mudanya Arasında Megali İdea Hareketliliği)
Yukarıda zikredilen Yunan kurumlarını alt alta yazdığımızda anlaşılan şudur ki; Yunanistan’ın neredeyse tüm resmi kurumları Türkiye aleyhine çalışmak üzere sözde Pontus soykırımı söyleminde bir çatı altında toplanarak Türkiye aleyhine örgütlenecekler.

İstifa etmiş ve erken seçim sürecinde olan Tsipras yapılacak seçimlerde seçilsin ya da seçilmesin Yunanistan Hükümeti’nin başına kim geçerse geçsin Yunan “Megali idea”sı için çok cazip olan Türkiye aleyhtarı “Pontus Projesi”ni sürdürecektir.

YUNAN MEGALİ İDEA’SINA GÖRE BİR GÜN GERÇEKLEŞMESİNİ DÜŞÜNDÜKLERİ “SÖZDE PONTUS” HARİTALARI


MEGALİ İDEA’YA GÖRE BİR GÜN “İSTANBUL” DA “KOSTANTİNOPOLİS” ADIYLA YUNANİSTAN’IN BAŞKENTİ OLACAKTIR





24 Ekim 2011 Pazartesi

BOJİDAR ÇİPOF 23 EKİM 2011'DE KADIRGA TV'DE BÖL. 4


4. BÖLÜM
Araştırmacı Yazar BOJİDAR ÇİPOF; 23 Ekim 2011'de, KADIRGA TV "KARADENİZ'DEN GENİŞ AÇI" Programında MUHARREM BAYRAKTAR'ın konuğu oldu. Son dönemde Rum Patrikhanesi'nin edinimlerini, SÜMELA MANASTIRI'nda dönen entrikaları gözler önüne sererek analiz etti. Bazı hususlarda ise ileriye yönelik oluşabilecek tehlikeler için kamuoyunun dikkatini çekti.

BOJİDAR ÇİPOF 23 EKİM 2011'DE KADIRGA TV'DE BÖL. 3


3. BÖLÜM
Araştırmacı Yazar BOJİDAR ÇİPOF; 23 Ekim 2011'de, KADIRGA TV "KARADENİZ'DEN GENİŞ AÇI" Programında MUHARREM BAYRAKTAR'ın konuğu oldu. Son dönemde Rum Patrikhanesi'nin edinimlerini, SÜMELA MANASTIRI'nda dönen entrikaları gözler önüne sererek analiz etti. Bazı hususlarda ise ileriye yönelik oluşabilecek tehlikeler için kamuoyunun dikkatini çekti.

BOJİDAR ÇİPOF 23 EKİM 2011'DE KADIRGA TV'DE BÖL. 2


2. BÖLÜM
Araştırmacı Yazar BOJİDAR ÇİPOF; 23 Ekim 2011'de, KADIRGA TV "KARADENİZ'DEN GENİŞ AÇI" Programında MUHARREM BAYRAKTAR'ın konuğu oldu. Son dönemde Rum Patrikhanesi'nin edinimlerini, SÜMELA MANASTIRI'nda dönen entrikaları gözler önüne sererek analiz etti. Bazı hususlarda ise ileriye yönelik oluşabilecek tehlikeler için kamuoyunun dikkatini çekti.

BOJİDAR ÇİPOF 23 EKİM 2011'DE KADIRGA TV'DE BÖL. 1


1. BÖLÜM
Araştırmacı Yazar BOJİDAR ÇİPOF; 23 Ekim 2011'de, KADIRGA TV "KARADENİZ'DEN GENİŞ AÇI" Programında MUHARREM BAYRAKTAR'ın konuğu oldu. Son dönemde Rum Patrikhanesi'nin edinimlerini, SÜMELA MANASTIRI'nda dönen entrikaları gözler önüne sererek analiz etti. Bazı hususlarda ise ileriye yönelik oluşabilecek tehlikeler için kamuoyunun dikkatini çekti.

8 Ağustos 2011 Pazartesi

SÜMELA’DA GERİYE SAYIM: 15 AĞUSTOS’TA “PONTUSCULUK” GELENEKSELLEŞECEK


5 Ağustos’ta birçok haber sitesinde şu haber yer aldı: “DHA - Sümela'da ayine izin çıktı - Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Fener Rum Patrikliği'nin Meryemana'nın vefatının yıldönümü nedeniyle Sümela Manastırı'nda ayin düzenlenmesi isteğine olumlu cevap verdi…”

Gerçekten önem arz eden, üzerinde fevkalade hassas olunması gereken Sümela’da yapılacak bu ayin ile ilgili aylardır bu sitede yazılar yazdık. Bu ayinin büyük bir katılımla yapılacağını, Yunanistan’ın çok büyük organizasyonlar hazırladığın, yaklaşık on bin kişinin geleceğini haber verdik. Nitekim 29 Temmuz tarihli son yazımızın bir paragrafı da şöyleydi: “Yaklaşan 15 Ağustos’ta bu kez daha büyük bir organizasyonla ve Rum Patriği’nin yöneteceği bir ayinle artık 15 Ağustos’ta Sümela’da ayin yapılması “geleneksel” hale getirilecektir. Alınan bilgilere göre bu sene “Kültür Bakanı Ertuğrul Günay” da Sümela’daki ayinde hazır bulunacaktır.”

Türkiye üzerindeki “Yunancılık” ve “Megali İdea” emellerinin faaliyetlerini, yaptığımız araştırmalarda elde ettiğimiz bulguları kullanarak sürekli ortaya koyuyoruz. “Yunansever(Grekofil) taraflarda olanlar ilk başlarda bizi komplo üreten biri olarak göstermeye çalışsalar da her yazımızda ortaya konan bulguların daima gerçekleşmesi üzerine bu söylemlerini artık kestiler. Fakat üzülerek şunu da ifade etmemiz gerekiyor: Gerçekten “haber değeri” niteliği olan çalışmalarımızı belli medya platformları dışında paylaşamıyoruz/paylaşmıyorlar…

Sümela’daki ayine 10 gün kala ve sanki yeni bir gelişme, yeni verilen bir müsaade gibi; “Sümela'da ayine izin çıktı” şeklinde bir haber ise her yerde çıkabiliyor. Bu izin geçen seneden alındı, aylar öncesinden otellerde Yunanlılar yerlerini ayırttılar, para kazanma uğruna milli değerleri bir kenara atan yöneticiler, turistik kazançtan nemalanacak olanlar ellerini aylardır ovuşturuyor.


Ajansın haberinde şöyle de denmekte: “Bakanlığın yazısında ayinin, manastırda ziyaretçi dolaşımına engel teşkil etmeyecek şekilde ve sınırlı ziyaretçi katılımı ile avlu bölümünde yapılmasının uygun olduğu da ayrıca belirtildi.”

Geçen sene de aynı şekilde “kısıtlı” diye haberler vardı. Ama 15 Ağustos 2010’da Sümela resmen “kurtarılmış bölge” gibiydi. Bazılarında “Pontus İmparatorluğu”nun eski haritası bulunan, bazılarında ise “I am Pontios” yazılı farklı tişörtler taşıyan çok sayıda Yunanlı; aslında “Fatih Sultan Mehmed”in “15 Ağustos 1461”de ”Trabzon Rum İmparatorluğu”nun yıktığı aynı güne denk getirilen bir tarihte Sümela’da gösteri yaptı. Bu bir anlamda 1461’de yıkılan Trabzon Rum İmparatorluğu’nun rövanşını almak oldu ve bu sene daha da görkemli bir organizasyon ile yine bu rövanşı alacaklar.

Aslında daha önceki yıllarda da aynı tarihte Sümela’da ayin yapma girişimlerinde bulunuldu. 2009’da, “Rusya Yunan Cemaatleri Federasyonu” Başkanı ve Rus Duma’sı milletvekili “İvan Savidis” ve Selanik Valisi “Panayotis Psomyadis”in de aralarında bulunduğu Yunanlı bir grup Sümela içinde korsan ayin yapmaya kalkışınca ve görevliler ayin yapılmasına engel olmak istediğinde evvela bir arbede yarattılar. Korsan ayin girişimleri engellendiğinde ise Sümela’da hep birlikte “Yunan Milli Marşı”nı okudular.

Nedendir bilinmez ki biz sadece işin “dinlerarası hoşgörü” ya da “turizm kazancı” ile ilgileniyoruz ve maalesef milli değerlerin uğradığı erozyon ile diplomatik alandaki “hasar” ile ilgilenmiyoruz.

2009’da Türk topraklarında, bir Türk yetkilinin müdahalesi karşısında “Yunan Milli Marşı”nı okuyabilen Yunan asıllı Rus milletvekili bakınız daha neler yapmış: “16 Ağustos 2009 (İHA) Trabzon’da Ortodoks kilisesi inşa edeceğim - İvan Savidis, buradaki kilisenin kendi atalarına ait olduğunu hatırlatarak; ‘Bu kiliseler, bizim atalarımızdan kalan kiliseler. Dindar insanların kiliseleridir, Türk Hükümeti'nin kiliseleri değildir. Bu olayın ne kadar önemli bir olay olduğunu tüm dünyaya göstereceğim.’ dedi.”

Aynı Savidis 15 Ağustos 2010’da Sümela’da yapılan ayinin hemen ardından Yunan “Kathimerini Gazetesi”ne ise şöyle konuşmuş: “18 Ağustos 2010 Kathimerini (Stavros Tzimas) Sümela Manastırı talep ediliyor - …Basın toplantısında İvan Savidis şunları söyledi: “Türkiye ile yalnız 15 Ağustos'ta değil tüm Ortodoks bayramlarında, Sümela Manastırı'nın açılması yönünde görüşmelere başladık…”

Geçtiğimiz yıl, Trabzon’da dolaşan Yunanlılar arasında bulunan çok sayıda papaz üzerlerinde “raso” denilen siyah papaz cübbeleri ile sokaklarda dolaştılar. Anayasamızın “İnkılâp Kanunları”nı koruyan 174. Maddesi içeriğindeki “Bazı Kisvelerin Mabet Dışında Giyilemeyeceğine Dair Kanun”a aykırılık teşkil eden bu davranışı engellemeye çalışan polislere, Yunanlılar alaycı hatta hakaretamiz tavırlar sergilemişler, bir olaya neden olmamaya özen gösteren memurlar aciz kalmışlardır.

Kültür Bakanlığı’nın geçen sene de verdiği izinde aynı şekilde belirtmesine rağmen, bu ayin organizasyonu dışındaki kalan günlük ziyaretçilerin o esnada müzeyi ziyaretleri mümkün olmamıştır. Bu sene yapılacak olan etkinlikler üç gün sürecek, başka metruk kiliselerde de ayinler yapılmasının yolu açılmaya çalışılacak ve dolayısı ile ”Pontus Ruhu”nun bölgede hortlanması sağlanacaktır.

Maçka Belediye Başkanı Ertuğrul Genç yapılacak etkinlikler için şunları söylemiş: "Geçen yıl bazı çekinceler vardı. Birçok kişi, daha önce ilde yaşanan olayların etkisi ile güvenlik anlamında tedirgindi. Ancak 15 Ağustos 2010'da bütün dünya Trabzon halkını tanıdı… Bu yıl gelen turist sayısının iki misliden daha fazla olacağını tahmin ediyoruz. 10 bine yakın kişinin gelmesini bekliyoruz. Şimdiden talepler gelmeye, rezervasyonlar yapılmaya başlandı" diye konuştu.”

Bu sene etkinliğin uzatılmasının en büyük nedeni; Trabzon’da Sümela dışında başka yerleri de devreye sokmaktır. Ve eski metruk iki kilise için çok önemli adımlar atılacak. Bunlar “Aya Yani Barzelonis” ve “Aya Yorgi Peristereota”dır.

Rum Patriği Barholomeos bu organizasyon çerçevesinde; bu iki kiliseyi ziyaret edecek ve bunların restorasyonuna yardım süreci böylece başlayacaktır. Bu tabi ki orada nemalanan turizmcileri ve ilgili belediyeleri fevkalade sevindirici bir haberdir.

Yunanistan’da ve Dünya’da yüzlerce Pontus derneği bulunmaktadır. Bunların arasında bulunan, “Yunanistan Panpontuslular Federasyonu Gençlik Koordinasyon Komitesi” 2008’de “Aya Yorgi Peristereota Araştırma Merkezi” ve “Yunanistan Ermeni Gençliği” ile işbirliği yaparak bir sempozyum düzenlediler.

Tarihi Batı Ermeni Toprakları'ndaki değişim. Geçmişe bir yolculuktan düşünceler” adını taşıyan bu sempozyumda Pontuscu Yunanlılar ile Ermeniler işbirliği içinde olmuşlardır ve bu süregelmektedir. Pontuscuların, Ermenicilerle çok uzun yıllara dayanan işbirliği bulunmaktadır.

Burada zikredilen, Tarihi Batı Ermeni Toprakları; Ağrı ve havalisidir. Ermenistan Cumhurbaşkanı “Serj Sarkisyan”ın çok kısa bir süre önce Ermeni gençlerine yaptığı ve Türkiye’ye adeta savaş ilân eden şu konuşmasını anımsayalım: “Karabağ’ı biz aldık Ağrı’yı size bıraktık!"

Bu sene gelecek olan ziyaretçilere farklı tişörtler hazırlanmıştır ve dağıtılacaktır. Yine geçen sene olduğu gibi; ayin esnasında gömleklerin altında Pontus haritalı tişörtler ortaya çıkarılacaktır.

Ulusal medyamız ve haber ajanlarımıza birkaç söz:

Lütfen, yine dinler arası diyalog safsatası ile bizi oyalamayın ve Yunan gazetelerinin “önce” ve “sonra” yazdıklarını da kamuoyu ile paylaşın…

Oralardaki Yunanlı ya da eski İstanbul Rumu muhabirlerinizin size aktardıklarına kontrol etmeden itibar etmeyin. Çünkü gerçekler oradan “sempatize” edilerek sunulmakta ve buzdağının altı görünmemektedir. Sümela’da yaşanan ve yaşanacaklar “çok bilinmeyenli” bir denklemdir. Halkın bunu anlamasına yardımcı olun ve bize attıkları “kazık”ları, Yunan gazetelerinin ne güzel ve de ballandıra ballandıra nasıl yazdıklarını da kamuoyu ile paylaşın…

Sümela’da yaşanan ve yaşanacaklar “çok bilinmeyenli” bir denklemdir. Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon Rum İmparatorluğu’nu yıkışının tarihi olan 15 Ağustos’un rövanşı bu sene maalesef gelenekselleşecek ve Karadeniz üzerindeki “Megali İdea” emelleri hızlanacaktır.

Yukarıda adını verdiğimiz ve “Rum Patriği Bartholomeos”un önümüzdeki günlerde ziyaret edeceği iki eski Rum kilisesinden biri olan “Aya Yorgi Peristereota”ya özellikle dikkat edelim…


29 Temmuz 2011 Cuma

BOJİDAR ÇİPOF 29 TEMMUZ 2011 TEK RUMELİ TV'DE



Araştırmacı Yazar Bojidar Çipof; 29 Temmuz 2011'de, Tek Rumeli Tv'de Murat Er'in sunduğu Ana Habere konuk oldu. 1 Ağustos 2011'de Heybeliada Ruhban Okulu'nda; Rum Patriği Bartholomeos ile birlikte Kudüs, Antakya (Şam'da bulunur) ve İskenderiye patrikleri ile Kıbrıs Başpiskoposu'nun yapacakları gizemli toplantıyı irdeledi. 15 Ağustos'ta Sümela Manastırı'nda yapılacak ayin hakkında değerlendirmelerde bulundu.

31 Mayıs 2011 Salı

ALAÇATI'DA REZALET; “RUM PATRİĞİ CAMİDE AYAKKABILARLA RUMCA AYİN YAPTI”


İzmir’in ilçesi Çeşme’nin güzel beldesi Alaçatı, 29 Mayıs Pazar günü çok enteresan bir Ortodoks ayinine tanık oldu.  Rum Patriği Bartholomeos ve maiyeti şu an camii statüsünde olan bir yerde ve bir ilk olarak Ortodoks ayini yaptılar ve ayakkabıların çıkartmadılar. (galoş giydiler)

Yine bildik yerel yönetici profilleri ve yine bildik ellerini ovuşturan turistik rantçıların “turist gelecek, para akacak, ihya olacağız” bakış açısı maalesef Alaçatı’da da ortaya çıktı.

Bu turizmi geliştirme adı altında o kadar çok gol yeniyor ki!

15 Ağustos 2010’da Sümela Manastırı’ndaki skandal görüntüler hâlâ hafızalarda ve bu sene 15 Ağustos’ta Sümela Manastırı’nda yine binlerce kişinin katılacağı bir ayin yapılacak. Bilgisini aldığımız hazırlıklar ise Sümela’nın, 15 Ağustos’ta “Kurtarılmış Bölge” konumunda olacağı şeklinde…

1874 yılında inşa edilen ve Rumların İzmir’i terk etmesinden sonra,1923 yılında “Pazar Yeri Camii” olarak ibadete açılan bu kilisenin birdenbire böyle bir ayinle haber olmasının arka plânında neler var?

2010’da Pazar Yeri Camii; aniden restorasyona girdi ve o esnada içinde bulunan ama İstanbul’un Fethi’nden sonra Ayasofya’da olduğu gibi gizlenen ikonalar ortaya çıkarıldı ve tamir edildi. Müze statüsünde olmamasına rağmen Yunanlı turistlerin yoğun ilgisi nedeniyle ortaya yine “turistik rantçılar” çıktı ve belki de Türkiye’de bir ilk burada gerçekleştirildi. Bu camide bir perde ile namaz esnasında kapatılabilir bir sistem yapıldı. Sanki bir tiyatro sahnesi gibi kullanılan bu düzenekle, cami namaz vakitleri dışında; başta Yunanlılar olmak üzere ziyaretçilere açıldı. İzmir’den Yunanlıların denize dökülmesinden 89 yıl sonra Rum Patriği ve şürekâsı bu camiye “ayakkabılarını çıkartmadan”, galoş giyerek girdiler ve ayin yaptılar.  

Bu arada yanlışlık yapmamak adına; Patrik ve şürekâsının ayakkabılarını çıkarmadan galoşla camiye girdiklerini yazdık ama Yunan Adaları’ndan gelen 150 kadar Yunanlının ise ayakkabılarını çıkardıklarını, burada hak yememek adına da belirtelim. Ve bunun da “çok büyük haber” niteliği sebebiyle burada olup bitenleri dahi gölgelediğini, medyamızda bunun adeta özel bir haber olarak verildiğini de vurgulayalım.

Şimdi gel de Papa’yı arama. Hakkını vermek lazım Papa’nın... Sultanahmet’teki ziyaretinde galoş giymedi. Gelenekler ne ise onu uyguladı, ayakkabılarını çıkarttı.

Hangi “turistik amaç” ya da hangi “kazanç” böyle “peşkeşleri” haklı çıkartır?

Türkiye’nin her tarafında Anadolu ve Trakya’da metruk kiliseleri tek tek Rum Patriği tarafından gezilmekte ve sırasıyla restorasyon ve sonra da ayin yapılıyor. Çok kısa bir süre evvel bu sitede Bursa’nın Mudanya İlçesi, Zeytinbağı (Tirilye) Beldesi’ndeki bir kilise hakkında makale yazmıştık ve oynanan oyuna dikkat çekmiştik. Aslında yöntem hep aynı…

Megali idea” yani “Büyük Yunan Ülküsü” Yunanistan’ın tüm olumsuz maddi durumuna rağmen sürdürülmektedir. Bazen yukarıda zikrettiğimiz gibi ellerini ovuşturan turizm rantçıları ve onlara destek veren yerel yöneticiler, bazen de sürekli olarak Rum Patrikhane’sini “Ekümenik” kabul etmemize baskı yapan ABD ve AB ülkelerinin bitmeyen baskısı ile adamlar adım adım ilerliyorlar. Komplo ürettiğimizi zaman zaman ileri sürenler var! Ancak her araştırmamız ve yazdığımız “dikkatler” çok kısa bir zaman içinde maalesef gerçekleşmektedir.

Rum Patriği’nin, Alaçatı’da, camii içinde yaptığı konuşmadan şu söylem de fevkalade önemlidir:

Bu gibi davranışlar Avrupa Birliği'nin kapısını aralayan, Avrupa camiasına hakkıyla tam bir üye olarak mensup olma gayreti içinde olan ülkemize layık gelen inisiyatif ve davranışlardır.

Patrik bu “Bu gibi davranışlar”ımızı anlaşılıyor ki çok takdir etmekte!

Sevinelim!

Batı Trakya Türkleri ile ilgili mütekabiliyet ve benzeri söylemleri artık yazılarımızda ağzımıza almıyoruz. Çünkü bu tahlillerde artık “eser nispette” mütekabiliyet çıkmıyor!

“Üstü Kukla Altı Panukla”

Bu Yunanca bir söylemin, “Koukla-Panoukla” (Bebek ve Çok çirkin) Türkiye’deki azınlıklar arasında değiştirilmiş bir ağız söylemidir. Hani şu bizim “ayranı yok içmeye gümüş köprü ister geçmeye” ya da “ayranı yok içmeye tahtırevanla gider (…)” söylemimizin aynı mecazi manasındadır. Bu söylem; yemek yiyecek parası olmasa da hava basmaya, eğlenmeye, kafa çekmeye para bulan insanlar için hâlâ azınlıklar arasında kullanılmaktadır.

Bu bağlamda; Yunanistan resmen iflas etmiş bir ülkedir ve şimdi Yunanistan’ı Avrupa Birliği’ne alanların da başına maddi manevi beladır.

Ama biz çok makalemizde yazdık! Yunanistan iflas da etse, acından da ölse, “Megali İdea” için, Rum Patrikhanesi’ni “Ekümenik” etmek için, Heybeliada Ruhban Okulu’nu açmak için son meteliklerini dahi bu doğrultuda harcar.

Papandreu Başbakan olduğundaki ilk icraatlarından biri;  yıllık “8 Milyon Euro” olan “Rum Patrikhanesi’ne Örtülü Yardımı”, “10 Milyon Euro”ya çıkarttı.

Bu para; diplomatik kanallardan getirilerek Rum Patrikhane’sine verilen “trink” paradır. Ve Yunanistan’ın içinde bulunduğu tüm maddi olumsuzluklara rağmen, geçtiğimiz Nisan ayında yıllık 10 Milyon olan ve 4 taksitte gönderilen bu yardımın “2.6 Milyon Euro”luk kısmı yine diplomatik kanallardan Patrikhane’ye ulaştırılmıştır.

Bizde Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi “siesta” geleneği yok ama bizi “öğle uykusunun rehavetine” alıştırdılar vesselam…

Güzel çalışıyorlar…

https://21yyte.org/tr/

19 Mayıs 2011 Perşembe

SÜMELA MANASTIRI İÇİN “15 AĞUSTOS 2011” TARİHİNE ŞİMDİDEN ÇOK DİKKAT EDİLMELİDİR


Bu sitedeki, “Sümela Mudanya Arasında “Megali İdea” Hareketliliği” adlı bir önceki makalemizde; Rusya Yunan Cemaatleri Federasyonu Başkanı olan “İvan Savidis” ile ilgili olarak bir bilgi vermek istiyoruz. Adı geçen “İvan Savidis”in aynı zamanda Rus Duması milletvekili olması sebebiyle bazı mailler aldık ve “Yunanistan/Patrikhane/Megali idea” üçgeninde Rusya’nın nerede durduğunu ya da “Rusya da mı Rum Patrikhanesi’nin arkasındadır?” şeklinde sorular soruldu.

Burada bahsedilen Rus milletvekili yazımızda da belirttiğimiz gibi “Yunan asıllıdır” ve “Rusya Yunan Cemaatleri Federasyonu Başkanı”dır. Rusya’nın Rum Patrikhanesi’ne açık bir destek vermesi söz konusu değildir, Rusya’daki “Yunan Diaspora”sı teşkil eden Yunan asıllıların desteği söz konusudur.

Aşırı “Pontus’çu” olan bu kişinin, Bursa Metropolitliğine yeni tayin edilen Metropolit “Elpidophoros (Yani) Lambriniadis” ile de dirsek temasında olduğu ile Bursa’nın Mudanya İlçesi, Zeytinbağı (Tirilye) Beldesi’nde bulunan “Kemerli Kilise” Yunanca adı ile “Panagia Pantovasilissa” üzerinde birlikte çalışmalarda oldukları da yazımızın içeriğindeydi.
İvan Savidis; 15 Ağustos 2010’da Trabzon Sümela Manastırı’nda Rum Patriği Bartholomeos tarafından yapılan ve Fatih Sultan Mehmed’in, Pontus Rum İmparatorluğu’nu yıktığı güne denk getirilen ayinin de organizatörleri arasındaydı.

15 Ağustos 2009’da ise Sümela’da provokatif bir ayin düzenlemeye çalışan ve Sümela’nın müdiresi ve görevliler tarafından engellenince arbede yaşanmasına neden olan Savidis ile ilgili elimize 2009 tarihli şok görüntüler geçti!

15 Ağustos 2009’da; Selanik Valisi Panayotis Psomyadis’in de aralarında bulunduğu grup, Din adamları Sümela içinde korsan ayin yapmaya kalkışınca ve Müzeler Müdürü Nilgün Yılmazer'in tepkisi karşısında kendisini tartaklamaya ve hakaret etmeye başlayan grup aniden  “Yunan Milli Marşı”nı okumaya başlamış. 

16 Ağustos 2009’da İHA’da şu haber yer aldı: Savidis; “Trabzon'da Ortodoks kilisesi inşa edeceğim” ve  “Bu kiliseler, bizim atalarımızdan kalan kiliseler. Dindar insanların kiliseleridir, Türk Hükümeti'nin kiliseleri değildir. Bu olayın ne kadar önemli bir olay olduğunu tüm dünyaya göstereceğim” dedi. 

Bir önceki makalemize ek mahiyetinde bu girişi yapmaktaki maksadımız ise önümüzdeki 15 Ağustos’ta artık Patrikhane ve Pontus’çu oluşumların bu kez “ev sahibi” modunda orada olacaklarıdır.

Acaba aklımızın şöyle bir durumu alması mümkün müdür? Bir Türk turist grup, aynı bu 2009’da turist olarak gelen Yunanlı grup gibi Yunanistan’ın bir yerinde korsan namaz kıldırması ve buna müdahale eden resmi görevlilere darp etmesi, tartaklaması mümkün müdür? Hele de, görevlilere hakaretler yağdırırken “İstiklal Marşı”nı okumaya başlaması mümkün müdür?

Ya da suali bir de şu şekilde soralım: Böyle bir fiili yapacak Türk grubun başına ne gelir?

Rum Patrikhanesi ve Megali İdea faaliyetlerini hakkında önceden yazdığımız her yazı gerçekleşiyor. İnternet ortamında bazı adı Hıristiyan olan sitelerde bizi komplo üretmekle suçlayanlar da oluyor. Ama yazdığımız her yazı tarihe not düşmekte ve doğruluğu ortaya çıkmaktadır. Medya ve internet ortamlarında münferit olarak bu olaylar hakkında, oluştuktan sonra ufak da olsa haberler çıkmakta ve yazılarımızın sağlaması gerçekleşmektedir. Ancak, üzücü olan şudur ki; bu fiiller bir bütünün parçalarıdır ve bunların tümü bir arada analiz yapıldığında gerçek fevkalade ürkütücüdür.

Yunanistan’ın şu anda ekonomik açıdan resmen “iflas” noktasında olmasını; “Bu adamlar bize bu durumda ne yapabilir?” şeklinde hafife alanlar da maalesef çoktur. Unutulmamalıdır ki; başta ABD olmak üzere Dünya’da dolar milyarderi Yunanlı çoktur ve her ne kadar şu anda Rum Patrikhane’sine on yıllardır akan Yunanistan bağışının aksaması ile maddi açıdan Patrikhane’nin de şu anda biraz dara düşmüş olması  ana ülkü için para bulma kabiliyetlerinde sıkıntı yaratmaz.
İşte Sümela örneğinde olduğu gibi ya da geçen sene Ayasofya’da kırsan ayin yapmaya kalkışan Amerika’dan bir Yunan asıllı dolar milyarderi Chris Spirou örneği gibi ana ülküleri olan “Megali İdea” için bunlar her zaman para bulacaklardır.

Bu bağlamda; 15 Ağustos 2009’da Sümela’da yapılan terbiyesizlik ve Yunan Milli Marşı’nın okunması ile 2010’daki büyük gövde gösterisi, ister istemez gözlerimizi 15 Ağustos 2011’e dikmemize sebeptir ve çok dikkat edilmesi gereklidir.

Zira bu kez artık “gelenekselleşecek” bir ayine izin verilmiş olunacak, “ayin bahane” olacak yine eski Pontus haritalı giysiler ve okunacak milli marşlarla Sümela artık “Yunan/Pontus kurtarılmış bölgesi” halini alacaktır.

15 Ağustos 2009’daki provokasyon ile ilgili olarak, biraz gecikmeli de olsa, 7 Ocak 2010’da Aydın Milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu’nun TBMM’de gündem dışı söz alarak yaptığı konuşma; içeriği nedeniyle önem arz etmektedir.

Aşağıda Meclis tutanaklarından bu konuşmanın tam metnini ve imlâsına da dokunmadan, konu ile ilgili olanların bilgisine sunuyoruz:

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ 

45’inci Birleşim

7 Ocak 2010 Perşembe

BİRİNCİ OTURUM 

Açılma Saati: 15.00

 BAŞKAN: Başkan Vekili Şükran Güldal MUMCU

KÂTİP ÜYELER: Bayram ÖZÇELİK (Burdur), Yusuf COŞKUN (Bingöl) 

BAŞKAN – Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 45’inci Birleşimini açıyorum. 

Toplantı yeter sayısı vardır, görüşmelere başlıyoruz.

Gündeme geçmede önce üç sayın milletvekiline gündem dışı söz vereceğim.

(…) Gündem dışı ikinci söz, Sümela Manastırı’nın ayine açılması hakkında söz isteyen Aydın Milletvekili Ertuğrul Kumcuoğlu’na aittir. (MHP sıralarından alkışlar) 

Buyurunuz Sayın Kumcuoğlu. 

2.- AYDIN MİLLETVEKİLİ ERTUĞRUL KUMCUOĞLU’NUN, SÜMELA MANASTIRI’NIN AYİNE AÇILMASINA İLİŞKİN GÜNDEM DIŞI KONUŞMASI

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Aydın) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepimizin bildiği gibi, son günlerde Sayın Dışişleri Bakanı ve Dışişleri Bakanlığımız “Komşularla Sıfır Sorun” biçiminde bir söylem geliştirdi. 

Hepiniz takdir edersiniz ki dış politikada söylemler ile eylemleri örtüştürmek son derece zor bir sanattır. Dolayısıyla, bu konuda mesafe alabilmeniz için, sizin, sadece sizin değil muhataplarınızın da en az sizin kadar hazırlıklı, istekli ve iyi niyetli olması gerekir. 

Şimdi, bu komşularımızdan biri, bizim, Yunanistan. Yunanistan Ortodoks bir ülke ve bizim de Trabzon’umuzda Sümela Manastırı diye, eskiden manastır olarak kullanılmış, fakat uzunca bir süredir kaderine terk edilmiş, sonra müzeye dönüştürülmüş bir yapımız var. 

Şimdi, gazetelerde bir haber görüyorum. Diyor ki: “Trabzon’daki tarihî Sümela Manastırı’nda bir tabu yıkıldı.” Yıllardır ibadete kapalı olan bu manastır, senede en az bir defa 15 Ağustosta ibadete açılacakmış. Buna sebep olan hadise de geçen 15 Ağustosta yaşadığımız oradaki bir etkinlik ve etkinlik dolayısıyla misafirler ile oradaki yöneticiler arasında çıkan çatışmaymış. 

Değerli arkadaşlar, ne olmuş? İşte, Yunanistan’dan 500 kişi ayine gelmiş de ayin yapmak istemişler. Bakalım öyle mi olmuş? 

Bir kere şunu unutmayalım, hafızalarımızı tazeleyelim: O 500 kişi oraya kendiliğinden gelmedi. O 500 kişinin başında Selanik Valisi vardı. Siz, Türkiye'de herhangi bir valinin, bir bayram namazı vesilesiyle Yunanistan’dan, Türkiye'den 500 Müslüman’ı toplayıp Selanik’te veyahut da İskeçe’de bir camide namaz kılmaya gitmesini devletinin izni, bilgisi hatta teşvik ve desteği olmadan yapabileceğini düşünüyor musunuz?  Provokasyonun arkasında Selanik Valisi vardı. 

Haydi geçelim bunu bir kalem. Bakalım, bu adamlar buraya ayin yapmaya mı gelmişlerdi? Bakın ne diyor, kim ne diyor: 24 Ağustos tarihli Kathimerini gazetesi -ki, bu Yunanistan’da neşredilen bir Yunan gazetesidir- “O gün -15 Ağustos 2009 tarihinde- Sümela Manastırı’nda 2 kişi -isim de veriyor- Stelios Papathemelis ve Panagiotis Psomiadis diye 2 Yunanlı Yunan Millî Marşı’nı söylemişler hem de Türk topraklarında.” diye altını çiziyor.  

Beyefendiler, Hükûmet olarak ağzınızı açacağınıza kulağınızı açsaydınız, orada okunanın İncil değil Yunan Millî Marşı olduğunu bilirdiniz. Ama, bunu işte ilk defa burada öğreniyorsunuz. Karşı taraf iyi niyetli değil. 

Efendim, o tesadüftü, adamların dilleri sürçtü, İncil okuyacaklarına Yunan Millî Marşı’nı okudular… Öyle mi? Gelin bakalım öyle mi değil mi. 

Kathimerini gazetesi devam ediyor: Pontus konusuna ilişkin yeni ve güçlü bir adam ortaya çıkmış. Kimmiş bu? Rus Parlamentosundan İvan Savidis’miş. Rus Parlamentosundan İvan Savidis. Neymiş bu adamın konumu? Rus milletvekili, aynı zamanda Yunan devleti tarafından yurt dışındaki Helenizm Konseyine Doğu Avrupa’daki soydaşlarla ilgili konulardan sorumlu olarak atanmış Savidis. Yunan Hükûmeti tarafından Rus milletvekili doğudaki Yunan soydaşlarının sorunlarını yönlendirmekten sorumlu yapılmış. 15 Ağustosta Sümela’daki hadisenin arkasında bu Savidis var. Çünkü niye? Gazete devam ediyor: “Trabzon’daki Sümela Manastırı’na şimdiye kadar düzenlediği üç ziyaret kutsal ziyaret özellikleri kazanmaya başladı.” Haa, demek ki, bizim gazetenin yazdığı gibi, efendim, öyle, bir tabu yıkılmamış, eskiden beri ibadete filan açık değilmiş burası. Son üç yıldır, Yunan Hükûmeti, bir yandan Selanik Valisi üzerinden, diğer yandan Savidis isimli Rus parlamenter üzerinden bir tezgâhın peşinde. 

Şimdi, bunları bilmeden, bunları nazarıitibara almadan komşularınızla ilişkilerinizi iyileştiremezsiniz. Efendim, biz iyileştiririz. 

Burada dikkat edilmesi gereken ikinci konu da şudur değerli arkadaşlar: Eğer siz dış politikada ufak veya büyük, önemli veya önemsiz bir değişiklik yapıyorsanız, bunu kamuoyuna “Efendim, bizden önce yapılan her şey yanlıştı. Biz bunları düzeltiyoruz.” diye girerseniz, karşı tarafta böyle bir izlenim bırakırsanız, böyle bir kanaat bırakırsanız başınıza ne gelir biliyor musunuz? Taş düşer. Kalkar bir Bulgar Hükûmeti üyesi sizden 1913’te olan meseleler dolayısıyla 10 milyar dolar tazminat ister. 

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MEHMET ŞANDIR (Mersin) – 20 milyar dolar!

BAŞKAN – Lütfen sözünüzü tamamlayınız. 

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla) – Değerli arkadaşlar, yıl 1999, tarihi 11 Aralık, Helsinki Zirvesi var. Türkiye, Avrupa Birliğine tam üyelik sürecinde önemli bir dönüm noktasında direniyor ve Avrupa, Türkiye ile tam üyelik sürecini kesmeyi göze alamadığı için, gece yarısında, efendim, Komisyon Başkanı Solana ile AB’nin genişlemeden sorumlu Verheugen’i Chirac’ın uçağına bindirip Türkiye’de zamanın Türk yönetiminin ayağına gönderiyor ve yazılı olarak Türkiye’nin istedikleri tavizleri verip gidiyorlar. Ondan sonra zamanın Başbakanı öbür taraftaki, ertesi günkü toplantıya gidip şey yapıyor. 

Bakın arkadaşlar, aradaki farka bakın. On sene önce, Avrupa bizim ayağımıza geliyor, on sene sonra siz, Avrupa Birliğine tam üye olmak için Bulgaristan’a 10 milyar dolar rüşvet ödemek durumunda kalıyorsunuz. Bunun da adı “Başarılı dış politika.” Hadi canım sen de!

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – Kim ödemiş? 

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla) – İstiyor adam rüşveti.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

ÖZKAN ÖKSÜZ (Konya) – İste, iste, sen de iste!

BAŞKAN – Sayın Kumcuoğlu, lütfen sözünüzü bağlayınız. 

ERTUĞRUL KUMCUOĞLU (Devamla) – Bakın, değerli arkadaşlar, dikkatli olmak zorundayız. Gözümüzü dört açmak zorundayız. Ağzımızı değil kulağımızı açmak zorundayız. Dış politika, ince sanattır, lafa, güzafa gelmez. 

Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygıyla selamlıyorum, teşekkür ediyorum. (MHP ve CHP sıralarından alkışlar)

BAŞKAN – Teşekkür ediyoruz Sayın Kumcuoğlu.





11 Mayıs 2011 Çarşamba

SÜMELA MUDANYA ARASINDA “MEGALİ İDEA” HAREKETLİLİĞİ

Bir önceki makalemizde; Rusya Yunan Cemaatleri Federasyonu Başkanı olan “İvan Savidis” ile geçtiğimiz Mart ayında Bursa Metropolitliğine tayin edilen Elpidophoros (Yani) Lambriniadis arasında Bursa’nın Mudanya İlçesi, Zeytinbağı (Tirilye) Beldesi’nde bulunan “Kemerli Kilise” Yunanca adı ile “Panagia Pantovasilissa” için kurulan ittifakı gözler önüne sermiştik. Bu suretle de Anadolu ile Trakya’daki metruk kiliseler üzerinde dönen oyunları ve bu kiliselerin mülkleri üzerinde, Rum Patrikhanesi’nin son yıllarda görülen “iştahı”nı ortaya koymuştuk.

Aslında tüm Türkiye üzerinde “Megali İdea”yı hortlatma “Bizans”ı yeniden “ihya” etme gayretleri Rum Patriği Bartholomeos’un göreve geldiği 1991’den bu yana hız kazandı. Türkiye, çok önemli bir “gol”ü de 15 Ağustos 2010’da Trabzon’da, Sümela Manastırı’nda yedi!

Zira 15 Ağustos, Fatih Sultan Mehmed’in, Pontus Rum İmparatorluğu’nu yıktığı gündü ve bu güne isabet eden bu tarihte gövde gösterisi gibi bir ayin Yunanistan’dan ve Rusya’daki Yunan Diasporası’ndan gelen 7 bin kişinin katılımı ile ve Rum Patriği Barholomeos’un yönetiminde yapıldı.

Sümela’daki ayinin organizatörleri arasında, Rus Duması milletvekili ve Rusya Yunan Cemaatleri Federasyonu Başkanı İvan Savidis vardı. Bu kişi, 15 Ağustos 2009’da Sümela’da provakatif bir ayin düzenlemeye çalışan ve Sümela’nın müdiresi ve görevliler tarafından engellenince arbede yaşanmasına neden olan kişidir. Savidis, Rusya Devlet Başkanı Putin’in yayınladığı bir kararname ile Rus devlet kurumlarının gelişmesine yaptığı hizmetlerden dolayı Rusya Federasyonu madalyası ile ödüllendirildi. 2003 yılından bu yana Rus Duma’sında görev yapan Savadis, bir dönem Bütçe ve Vergi Komitesi Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. Daha önemlisi ise Yunan Parlamentosu ile dostluk komitesi koordinatörüdür ve 2004 yılından bu yana Rusya'daki Yunan Dernekleri Federasyonu başkanıdır. 

15 Ağustos 2010’da Sümela’da yapılan ayin medyada yer almıştı. 15 Ağustos 2009’da yapılmak istenen “korsan” ayin ise medyamızda daha küçük haberler şeklinde şöyle yer aldı: 

Aralarında Selanik Valisi Panayotis Psomyadis ve Rus Milletvekili İvan Savidis'in de bulunduğu yüzlerce kişilik Yunan ve Rus kafile, Sümela Manastırı'nı gezmek ve ayin yapmak için sabah saatlerinde Trabzon'a geldi. Kafile daha sonra otobüslerle Maçka İlçesi Altındere Vadisi'ndeki Sümela Manastırı'na gitti.

Din adamları nezaretinde manastır içerisinde ayin yapmak isteyen grup, Trabzon Müzeler Müdürü Nilgün Yılmazer'in tepkisi ile karşılaştı. Yılmazer, “Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre burada ayin yapamazsınız” diyerek, Rus Milletvekili İvan Savidis'in yaktığı mumu söndürdü. Mumun söndürülmesi üzerine, Psomyadis ve Rus Milletvekili Savidis duruma tepki gösterdi. Grup ve Yılmazer arasında yaşanan gerginlik, görevliler tarafından yatıştırıldı. Grup üyeleri, uyarılara rağmen manastırın çevresinde değişik yerlerine karanfiller ile yaktıkları mumları bırakmaya devam etti. Kemençe ve davul eşliğinde horonlar oynayan kafile, daha sonra Sümela Manastırı'ndan ayrıldı. 

Trabzon'un Maçka ilçesi Sümela Manastırı'nda dün yaşanan 'ayin' gerginliğinin içerisinde yer alan Rus Milletvekili İvan Savidis, kendilerine neden böyle davranıldığına bir anlam veremediğini söyledi. 

Rus Milletvekili İvan Savidis, Hıristiyan inancına sahip insanlar olarak önümüzdeki yıllarda tekrar Trabzon'a gelerek Sümela Manastırı'nı ziyaret etmek istediklerini söyledi ve Sümela Manastırı'nda yaşananlarla ilgili Brüksel'de önümüzdeki günlerde bir basın toplantısı düzenleyeceğini vurguladı.
 
16 Ağustos 2009’ İHA’da şu haber yer aldı: 

TRABZON'DA ORTODOKS KİLİSESİ İNŞA EDECEĞİM

Savidis, buradaki kilisenin kendi atalarına ait olduğunu hatırlatarak “Bu kiliseler, bizim atalarımızdan kalan kiliseler. Dindar insanların kiliseleridir, Türk Hükümeti'nin kiliseleri değildir. Bu olayın ne kadar önemli bir olay olduğunu tüm dünyaya göstereceğim” dedi. 

Aynı Savidis 15 Ağustos 2010’da Sümela’da yapılan ayinin hemen ardından ise çok sivri bir şekilde konuştu. Yunan “Kathimerini Gazetesi”nde, 18 Ağustos 2010’da, Stavros Tzimas imzasıyla çıkan haber/yorum şöyledir: 

Moskova, Sümela Manastırı Talep Ediliyor 

Basın toplantısında İvan Savidis şunları söylemişti: “Türkiye ile yalnız 15 Ağustos'ta değil tüm Ortodoks bayramlarında, Sümela Manastırı'nın açılması yönünde görüşmelere başladık”.

Savidis'in başkanı olduğu “Doğu Avrupa Helenizm Kurulu”ndan yapılan açıklama şöyledir: “Etkinliğin gerçekleşmesinde ve düzenlenmesinde başrolde Rusya’daki “Yunan Cemaatleri Federasyonu” ve bu federasyonun başkanı Rusya Federasyonu Devlet Duması Milletvekili “İvan Savidis” vardır"
Alınan bilgilere göre gerek Başbakan Vladimir Putin ve gerekse Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a hitaben Ortodoksların bu yöndeki taleplerini içeren mektupları gönderdiler. 

Trabzon’daki Sümela’ya göz diken Yunan asıllı Rus Milletvekili İvan Savidis ile Bursa Metropoliti Elpidophoros (Yani) Lambriniadis  şimdi Mudanya’daki kiliseler için ittifak kurdular!

Bu ilişki yumağının anlamını çözmeye çalışırken 9 Mayıs 2011’de  bir gelişme oldu. Rum Patriği Barholomeos ve Bursa Metropoliti Elpidophoros Mudanya’ya birlikte bir ziyaret düzenlediler. Bunun haberi şöyledir:

Bartholomeos’tan Mudanya'ya ziyaret (DHA, 9 Mayıs 2011, 19.40.)

Fener Rum Patriği Bartholomeos, Bursa’nın Mudanya İlçesi’ne bağlı Zeytinbağı Beldesi'nin Kumyaka ve Kurşunlu köylerinde bulunan tarihi kilise binalarını inceledi.

Patrik Bartholomeos ve beraberindeki heyet, bu sabah feribotla Güzelyalı’ya geldi. Buradan Mudanya İlçesi’ne bağlı Zeytinbağı Beldesi’ne geçen Bartholomeos öğle yemeğinin ardından, kiliseden camiye çevrildiği bildirilen Fatih Camii ile Kemerli Kilise, daha önce ruhban okulu olan Dündar Evi ve Taş Mektep’i gezdi.

Özel kişide tapusu bulunan ve kapısı kilitli olan tarihi Kemerli Kilise’ne giremeyen Bartholomeos, binanın dışındaki camlardan içerisini inceledi.

Daha sonra Kumyaka Köyü’ndeki bir süre önce sahibi tarafından satılığa çıkarılan Üç Melekler Kilisesi’ni ziyaret eden Bartholomeos ve beraberindekiler burada Baş Melek Duası’nı birlikte okudular. 

Gazetecilere gezisiyle ilgili açıklama yapan Bartholomeos dostlarıyla bir günlüğüne eski ibadet yerlerini görmeye geldiklerini kaydederek, “Bazı köyleri gezdik. Ayrıca şirin bir belde olan Zeytinbağı’nda bir kere daha bulunmaktan mutluluk duyuyoruz. Buraya daha önce de gelip ayin yapmıştık. Her gittiğimiz ve ziyaret ettiğimiz yerlerde misafirperverlik, sevgi, hüsnüniyet ile karşılandık. Herkese müteşekkiriz. Her zaman dostluktan ve barıştan yana olduğumuzu bir kere daha ifade etmek istiyorum. Barış ve beraberliğin olduğu yerde hakiki gerçek mutluluk olabilir. Buna canı gönülden inanıyoruz” dedi. Heyet daha sonra Kurşunlu’daki kiliseyi de gezdikten sonra hızlı feribotla İstanbul’a hareket etti.

5 Mayıs 2011’de bu sitede çıkan “ Bursa’da Helenizmi Hortlatma Süreci…” adlı makalemizde, 4 Mayıs’ta Tek Rumeli Tv akşam haberlerinde Murat Er’in konuğu olarak ve 6 Mayıs’ta Meltem Tv’de Muharrem Bayraktar’ın sunduğu “Diyalog” programında gözler önüne serdiğimiz gerçekler birer “komplo teorisi” mi yoksa bu gelişmelerden korkmalı mıyız?

Anladığımız; “Megali” İdea adım adım ilerliyor.