S400 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
S400 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2019 Çarşamba

ABD’NİN TÜRKİYE KARŞITI “HELEN” KOZU



Barış Pınarı harekâtının başlamasından sonra ABD, AB ve birçok ülkeden Türkiye aleyhine sesler yükseldi.
ABD bu konuda başı çekiyordu. Her ne kadar bir anlaşma tesis edilmiş olsa da Başkan Trump’ın çelişkili açıklamaları, birbirini tutmayan Twitter paylaşımları, hatta aynı Twitter paylaşımında cümleler arasında bile çelişkiler oldu! Trump’ın tüm bu tuhaf paylaşımlarından ve beyanlarından -iyimser bir bakışla- anladığımız iç kamuoyuna yönelik söylemler olduğuydu. ABD’de Trump ile devlet organlarının farklı bakış açısı ve söylemi benimsediklerini anladık!
ABD’deki neredeyse tüm STK’lar aleyhimize bağırmaya başladılar. Senato ve Temsilciler Meclisi (House of Representatives) üyelerinin çoğunluğunun da aynı şekilde Türkiye aleyhinde olduğunu gördük. Türkiye’ye baskı çığırtkanlığında en üst seviyede görünen Temsilciler Meclisi üyesi Nancy Pelosi ve bir grup senatör ile 18 Ekim Çarşamba günü Beyaz Saray’da bir toplantı yapıldı. Trump’ın toplantı sonrasındaki açıklamalarından ve basından anlaşıldığı üzere bu toplantıda kavga çıkmış! Türk düşmanı Nancy Pelosi yanındaki iki senatörle birlikte Beyaz Saray bahçesinde basına açıklama yaparken sinir krizi geçiriyordu.
Senato ile Temsilciler Meclisi üyelerinin büyük çoğunluğunun bu kadar Türkiye aleyhtarı olmalarının nedeni nedir? Bu nedenlerden biri “Helenizm”dir. Bu makalemizde ABD Türkiye ilişkilerinin “Helen” boyutunu ele alacağız. Bunu irdelerken sadece Helen boyutu ile değil, “Helensever” boyutunu da dikkate almak gerekiyor.
Hakkını vermek lazım ki dünyada hayli Helensever var. Bu sevgi, eski Yunan’dan süregelen bir hayranlıktır. Megali İdea’nın mimari Rigas Ferreos, 19. Yüzyıl başlarında Lord Bayron’u etkileyerek büyük bir Helensever yapmış ve bu kişiyi kullanarak Avrupa’da Helenizm’i yaymıştı. Günümüzde de Helenseverlerin sayısı azımsanamaz.
ABD’de Uluslararası Din Özgürlüğü Komisyonu (USCIRF) adlı bir kuruluş var; her sene bir rapor hazırlıyor ve ABD Hükümeti’ne sunuyor. Aslında bu raporun uluslararası diplomaside hiçbir bağlayıcılığı yok çünkü rapor sadece tavsiye niteliğinde ancak ABD tarafından “Algı Yönetimi” olarak kullanılan önemli bir argüman! Bu raporda başta Rum Patrikhanesi üzerinden olma üzere her sene Türkiye aleyhine ifadeler yer alıyor.
ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya da bu esnada özel bir nokta koymak gerekiyor. Çünkü Pompeo da önemli ve etkin Helenseverler arasında! Geçtiğimiz 21 Haziran 2019’da ABD’nin her sene yayınladığı gibi bir önceki senenin “Dini Özgürlükler Raporu” açıklanmıştı. Her sene bu raporlarda Türkiye aleyhine satırlar, asılsız suçlamalar bulunuyor. Pompeo, bu toplantıda sözü ABD’nin Uluslararası Dini Özgürlükler Büyükelçisi Sam Brownback’e bırakmadan önce şu konuşma ile sözlerini bitirmişti.
Ve Türkiye’de Başkan Trump’ın çağrısı üzerine, inancı nedeniyle hapsedilen Pastor Andrew Brunson’u serbest bıraktılar. Ek olarak, İstanbul’daki Heybeliada Ruhban Okulu’nun da derhal yeniden açılmasını tavsiye ediyoruz.
Dini özgürlükler konusunda “kabadayılık” yapan herkes için şunu söyleyeyim: ABD sizi izliyor ve hesaba katılacaksınız…  [1] 
Bir önceki senenin “Dini Özgürlükler Raporu” da bu sene açıklanandan farklı değildi. [2] 
Mike Pompeo 6 Ekim’de Yunanistan’daydı ve mevkidaşı Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias ile birlikte Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nın girişinde bulunan ve Türk Donanması'nın “Elli Deniz Muharebesi”ndeki yenilgisinin resmedildiği tablo önünde gülerek poz vermişlerdi. Yunan medyasında bu görüntünün Pompeo tarafından Türkiye’ye muhtemelen yapılacak olan Barış Pınarı Harekâtı ve hatta S400’lerle ilgili açık bir mesaj olduğu şeklinde yorumlar çıktı
Elli Deniz Muharebesi ya da bir başka adı ile İmroz Deniz Muharebesi 16 Aralık 1912’de, 1. Balkan Savaşı esnasında Seddülbahir Burnu ve İmroz Adası açıklarında, Osmanlı ve Yunan deniz güçleri arasında yaşanan bir muharebedir ve Yunan üstünlüğü ile sonuçlanmıştır.
ABD’de “Helenizm uğruna malımızı ve canımızı vermekten sakınmayız” şiarı ile yıllardır Rum Patrikhanesi üzerinden Türkiye düşmanlığı yapan STK’ların şüphesiz en önemlisi Archonlardır. Geçmişteki Rum Patriklerinden 1.Athenagoras’ın 1966’da ABD’de, “Order of Saint Andrew The Apostle Archon of The Ecumenical Patriarchate” adıyla kurduğu, kısaca “Archonluk” diye tanımlanan bu topluluk, ABD’de siyasi açıdan ve ekonomik açıdan çok güçlüdür.  [3] 
Archonların resmi web sayfalarına baktığımızda Türkiye aleyhine çok paylaşım görmekteyiz. Bu grup, Rum Patrikhanesi’nin ve Hıristiyanların Türkiye’de ezilmekte olduğu ve daha birçok safsatayı şiar edinmişlerdir.
Rum Patrikhanesi’ne Ekümeniklik sıfatı ve tüzel kişilik verilmesi ile Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden ve TC yasalarına uygun olmayan bir şekilde, YÖK ile hiçbir bağı olmadan açılmasını sağlamak ana hedefleridir. Türkiye aleyhindeki söylemlerini 5 başlıkta manifesto olarak belirtmektedirler. Bu grup içerisinde ABD siyasetinde çok etkin kişiler yer almaktadır. Bu kişiler o kadar etkindirler ki 2006’da ABD’de başlattıkları “Ekümenik Patrikhane’ye Din Özgürlüğü Projesi” kapsamında, ABD’nin 50 eyaletinin 46’sında Patrikhane adına, Türkiye aleyhine eyaletlerin hem senatolarına hem de temsilciler meclislerine sunulan “Ortak” bir metin kabul edilerek onaylanmıştır. Mart 2018’de Indiana Eyaleti ve Eylül 2018’de Minesota Eyaletleri de bu projeye katıldı.  [4] 
Burada dikkat çekilmesi gereken bir husus var ABD’nin neredeyse tüm eyaletlerinde Türkiye aleyhinde ve Helenizm lehindeki bu kararları senatörler, temsilciler meclisleri üyeleri verdi. Günümüzdeki Suriye konusunda neredeyse Türkiye lehine söz söyleyecek senato üyesi kalmamış. Çoğunluğu neredeyse 2006’dan başlayarak aleyhimizdeki reylerini ihdas etmişler!
Amerikan Helenik Eğitim İlerleme Derneği (American Hellenic Educational Progressive Association)AHEPA, Archonlardan bir sonraki Türkiye karşıtı Patrikhane savunucusu STK’dır.
Patrik Bartholomeos, 1 Mayıs’ta beraberinde çok sayıda din adamı ile birlikte Heybeliada Ruhban Okulu’nda İngiltere Büyükelçisi Sir Dominick Chilcott ve AHEPA Derneği'nin üst düzey üyelerini ağırladı. Bundan birkaç ay önce 6 Şubat’ta da Heybeliada Ruhban Okulu’nda Türkiye’de bulunan misyon temsilcileri, Büyükelçi ve Başkonsolosların katılımıyla “Halki İlahiyat Okulu'nun yeniden açılması için Ekümenik Patriğin yeni çağrısı” adı verilen bir toplantı yapılmıştı. [5] 
7 Şubat 2018’de senatörler Carolyn Bosher Maloney ve Gus Michael Bilirakis “H.Res.732” sayılı Türkiye karşıtı bir önergeyi senatoya verdiler. Önerge başlığı, “Türkiye'yi Ekümenik Patrikhanenin haklarına ve din özgürlüklerine saygı göstermeye çağırıyoruz” şeklindeydi. Demokratik Partili Carolyn Bosher Maloney ile Cumhuriyetçi Partili (Yunan asıllı) Gus Michael Bilirakis’ingeçtiğimiz yıllarda da Archonlar ve AHEPA üzerinden Türkiye karşıtı çalışmaları olduğunu bilmekteyiz. Bu iki ayrı parti temsilcisinin ortak noktası, “Helenik Suçlarla Mücadele Kongresi” adı altında kurulmuş bir sivil toplum kuruluşunun kurucu üyeleri olmalarıdır. Senatoda etkili bu iki isim de Archonlar ve AHEPA ile dirsek temasında olarak, ABD Devleti nezdinde Türkiye aleyhine çalışıyorlar. Bu iki siyasetçi geçtiğimiz aylarda, Yahudilerle de işbirliği yaparak bu aleyhte çalışmalarını sürdürdüler. [6] 
Ekim başlarında AHEPA’nın Başkanlığına yeni seçilen George D. Horiates, derneğin başkanlık devir tesliminde “Birçoğumuz gibi, AHEPA'nın Hellenizm adına savunucu olma potansiyeli ve topluluklarımızı bir arada tutan programlarından ilham aldım” dedi.
ABD’den yayınlanan Greek News haber sitesinde George G. Horiates’in ağzından çıkan 10 Ekim tarihli bir haber ise şöyle: “Yunan/Amerikan örgütleri, Başkan Trump’ın Kürtleri terk etme kararıyla öfkelendiler. Başkan Donald Trump’ın ABD Silahlı Kuvvetleri’nin kuzeydoğu Suriye’den geri çekme kararı, Kürt’lerin ortadan kaldırılmasıyla sonuçlanacak bir istilaya yol açmasına izin verecektir. Yunan/Amerikan topluluğu, Batı’nın Türkiye’yi engellemek için uygun tedbirler alamaması nedeniyle öfkelidir ve açık bir şekilde hüsrana uğramıştır.
Gelişmeler, NATO müttefiklerimizin ve stratejik ortakların güvenliği ve çıkarları pahasınadır. Tekrar ediyoruz ve vurguluyoruz! Türkiye bir ABD müttefiki değildir!”
Çok sayıda Helenik STK’nın yıllardır faaliyetlerini biliyoruz ama son yıllarda bu hareketlilik fevkalâde arttı!
Bir başka Helenik STK olan Amerikan Hellenic Institute de (AHI) 20'ye kadar Türk deniz gemisinin Kıbrıs'ı sardığını bildiren haberlerle ilgili şöyle bir açıklama yaptı:
AHI, Türkiye’nin ABD’nin Kürt güçlerine saldırmayı planladığı Kuzeydoğu Suriye’nin işgaline denk düşen Kıbrıs’ın özel ekonomik bölgesinde varlığındaki hızlı yükselişini şiddetle kınıyor.
AHI, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun bu haftanın başlarında Atina’ya yaptığı ziyarette “Yasadışı delme kabul edilemez” uyarısını memnuniyetle karşılamaktadır. Ayrıca AHI, Başkan Donald Trump’ın Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gelecek ay Beyaz Saray’ı ziyaret etme davetine de şiddetle karşı çıkıyor ve tüm ABD Kongresi'ndeki senatörleri Türkiye karşıtı eylemlere katılmaya davet ediyoruz
Bu tür faaliyetlerde genellikle ABD’li siyasetçilerin, senatörlerin katılımında artış da gözlemleniyor! ABD’de halen sürdürülen Türkiye’ye yaptırım dileklerinde bu tür Helen örgütlerinin çok etkin olduğu da gözleniyor. Bu tür STK’ların ortak noktaları şunlar: Türkiye’de Hıristiyanlar eziliyor, baskı altındadırlar söylemi, Patrikhane’nin Ekümenik statüsü ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması için Türkiye’ye baskı yapılması.
Bir başka STK da “Kıbrıs Mücadelesi Dünya Koordinasyon Komitesi”dir. (PSEKA) Bu grup 11 Ekim’de ABD Washington’da 35’inci toplantısını yaptı. PSEKA’nın bugüne kadar Kıbrıs üzerinden Türkiye aleyhine söylemleri vardı ama dinî konulara girmiyordu.
PSEKA Başkanı Philip Christopher, “Türkiye-Güvenilmez Müttefik” sloganı ile toplantıyı açtı! Söylemlerinde Trump karşıtlığı da yer aldı.
Toplantıda PSEKA üyeleri dışında çok sayıda Archon ve AHEPA üyesi ile ABD’de yaşayan Yunanlılar ve Rumlar ve din adamları ile senatörler katıldı.
PSEKA Başkanı Philip Christopher şöyle konuştu; “Amerikan vatandaşları olarak, Suriye'deki sözde barışı koruma operasyonlarına sessizce şahit oluyoruz. Müttefiklerimizi öldürmek için Suriye'yi işgal ediyorlar. Dünyayı IŞİD'in barbar ve terör eylemlerinden kurtarmak için Amerikan askerlerinin yanında savaşan ve 11 bin kişi kaybeden Kürtler öldürülüyor…
Bu sözde barışı koruma operasyonu bize 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs'ın yasadışı, acımasız Türk işgali işgalini hatırlatıyor, işgal altındaki Kıbrıs’ta Müslüman bir köktendinci devlet yaratan, 200 bin kişiyi evlerinden eden bir işgal.
O zamanki Dışişleri Bakanı Henry Kissinger, adanın istila etmesi için Türkiye'ye yeşil ışık vermişti ve bugün de Başkan Trump, “Sonsuz Eşsiz Bilgeliği”nde yeşil ışığı diktatör Erdoğan’a veriyor. Ve müttefiklerimiz Kürtler katlediliyor!
Türkiye'nin eylemlerinin sonuçlarıyla yüzleşmesinin zamanı geldi. Birleşik Devletler Kongresi'ne yaptırım uygulamalarını ve insanlığa karşı işlenen suçlardan sorumlu olmalarını tavsiye ediyoruz!
Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgedeki gerçek ve sadık müttefikleri İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs'tır.”
PSEKA toplantısında konuşan ABD Senatörü Robert Menendez ise “ABD’nin gerçek müttefiki, S-400 füze savunma sistemini satın almayı düşünmez ve F-35 programına bağlı kalırdı” dedi.
Senatör Menendez, ABD Kongre'sinin Kıbrıs'a uygulanan silah ambargosunun kaldırılması, Yunanistan - Kıbrıs - İsrail arasındaki üçlü işbirliğini desteklemek ve S-400 alımına devam etmesi halinde Türkiye aleyhine harekete geçmek için hazırlanan tasarıya destek verdiğini de ifade etti.
Görüldüğü üzere bu yazımızda son zamanlarda ABD’de yükselen ve senatörleri, siyasileri etkileyen “Helenik” faaliyetler söz konusudur. Bunların ortak noktaları; Patrikhane’ye tüzel kişilik kazandırmak, Heybeliada Ruhban Okulu’nu yeniden açtırmak! Görüldüğü gibi ABD’deki çoğu resmi kurum “Helenlerin” yakın takibindedir ve etki altındadır.
Son zamanlarda ortaya atılan, bildiğimiz ama fazla dillendirilmeyen bir kavram var! “Philhellen” (Helensever) Bu kavram bir başka deyişle “Grekofil”dir. (Slavca’da=Gırkoman)
Helen topluluklarının son birkaç ay içinde “Helenseverliği” de ön plana çıkarması ilgi çekici…
Bu bağlamda, bir başka Helenik STK olan Helenik İnisiyatif’in (THI) Başkanı George Stamas’a göre, 27 Eylül Cuma günü New York’ta düzenlenen 7. Yıllık Gala’sında 2.3 milyon dolardan fazla para topladı. ABD, Kanada, İngiltere, Avrupa ve Avustralya'dan 850'den fazla konuk bu galaya katıldı. Helenik İnisiyatif İcra Direktörü Peter Poulos ise “Bu yılki Gala, şimdiye dek elimizden gelenin en iyisini yaptı ve Yunan vatanına bağlanmak ve onu desteklemek isteyen Yunan diasporasının coşkusu ve adanmışlığının bir kanıtı oldu” dedi.
2012 yılında kurulan “Helenik İnisiyatif”, Yunanlılar için sürdürülebilir ekonomik iyileşme ve yenilenmeyi desteklemek için dünyadaki Yunan Diasporası ve “Philhellenes(Helenseverler) topluluğunu harekete geçirmek için çalışan bir kurumdur. Helenik İnisiyatif sürekli olarak Türkiye aleyhine, sözde Pontos soykırımını tanıtmaya çalışan ve Patrikhane için özgürlük adı altında kampanyalar yapan bir STK’dır.
Örnek olarak verdiğimiz Helenik İnisiyatif’in kuruluş sözleşmesinde “Philhellen” (Helensever) kavramı var. Ama bu güne kadar bu kavramı dillendirmeyen başta AHEPA olmak üzere diğer Helenik toplulukların söylemlerinde şimdi bunu sıkça kullanmaları dikkat çekiyor.
Onlarca Senatör ve Temsilciler Meclisi üyelerinin bir ağızdan Türkiye aleyhine konuşmaya başlaması çok sayıda STK’nın ortak söylemlerinde Patrikhane, Ekümenizm, Ruhban Okulu gibi başlıkların yer almasının endişe verici boyutlara vardığı kanaatindeyiz.
Koskoca ABD’nin 50 eyaletinin 46’sında, Senato ve Temsilciler Meclislerinde sanki bir kalemden çıkmış gibi Türkiye aleyhine Patrikhane karar tasarıları alınmış olması bu endişeyi artırıyor.
Örneklerin sonu yok! Bu makalede paylaştıklarımız bunların çok az bir kısmı. Ama son bir örnek verelim!
ABD Temsilciler Meclisi’ne 19 Ekim’de Patrik Bartholomeos’un ruhbanlığa girişinin 50. yıldönümünde onurlandırılması için verilen bir tasarı, geçtiğimiz 7 Ekim’de “HR0348” numara ile kabul edildi. Patrik Bartholomeos, 19 Ekim 1969'da rahip olarak kutsanmıştı.
Tasarıyı sunan Illinois Eyaleti Temsilcisi Darin LaHood, 7 Ekim’de yaptığı açıklamada, "Bugün Ekümenik Patrik Bartholomeos’u ruhbanlığının 50. yıldönümü için onurlandırmak istiyorum. Ekümenik Patrik Bartholomeos’un Amerikalılar ve dünyadaki tüm insanlar için yaptığı tüm iyilikler için minnettarım. Bartholomeos, bir kişinin olumlu çabalarının dahi sayısız insanın hayatında yararlı olabileceğini bize hatırlatıyor” şeklinde konuştu.
Kongre Üyesi Darin LaHood, Illinois’in 18. Kongre Bölgesini temsil ediyor. Kongreye seçilmeden önce de 37. yasama bölgesini temsil eden Illinois Senatosu üyesiydi. Darin LaHood, Barack Obama döneminde eski ABD Ulaştırma Bakanı Rayck LaHood'un oğludur.
SONUÇ:
30 seneye yakın takip ettiğimiz Patrikhane konusu, Eyalet Senato ve Temsilciler Meclisleri örneğimizde vurguladığımız gibi 2006’dan itibaren başlayan ve son birkaç yılda artan bir şekilde Türkiye’ye karşı kullanılan bir konudur.
Geçmiş yazılarımızda çıkardığımız sonuçlarda Evanjelist yoğun ABD’nin, Ortodoks Patrikhane’ye yıllardır verdiği destek için “Neden?” diye çokça düşündük…
Helenseverlik ya da Yunan hayranlığı ile Dünya Ortodoks nüfusunun büyük çoğunluğu bulunan Rusya’nın Ortodoks liderliğini ele geçirmemesi için ABD bu desteği veriyor düşüncesi hep ağır bastı.
ABD ve hatta AB tarafından Türkiye’ye yapılan Patrikhane baskılarında, Yunanistan’ın bir figür olduğunu ama baş aktör olmadığını, hatta bu son gelişmelerin ışığında Patrikhane’nin dahi bir figür olduğunu düşünüyoruz.
Bu kadar çok farklı yerlerden çıkan bu “Helenik” faaliyetleri Yunanistan da Patrikhane de bizce organize edemez ve yönetemez kanısındayız…
Bu işin başında mutlaka bir “Üst Akıl” var!
STK ve diğer “Helenik Oluşumlar” mutlaka bu “Üst Akıl”a etki yapıyorlar ama “Üst Akıl” da “Helen” kozunu Türkiye aleyhine kullanmaktan son derece mutlu!
Ne zaman nereden patlak verir bilinmez ama ABD ile ilişkilerimizde her zaman patlamaya hazır bir bomba bu…

[1] “Lambriniadis ve Artan Heybeliada Ruhban Okulu Baskısı

https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/teostrateji-arastirmalari-merkezi/lambriniadis-ve-artan-heybeliada-ruhban-okulu-baskisi


[2] ABD, Archonlar ve Dini Özgürlükler Raporunda Türkiye

[3] Archonların Türkiye’deki Endişe Verici Faaliyetleri”


[4] ABD'de Ekümeniklik Karar Tasarıları”

https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/teostrateji-arastirmalari-merkezi/abdde-ekumeniklik-karar-tasarilari

http://soyledik.com/tr/makale/7178/abdde-ekumeniklik-karar-tasarilari--bojidar-cipof.html

[5] ABD, Patrikhane ve Helenizm Trafiği-II



Daha geniş bilgi için “ABD, Patrikhane ve Helenizm Trafiği-IIadlı makalemizi de okuyunuz

[6] ABD Kuşatmasında Türkiye’ye Helenizm Baskısı

https://21yyte.org/tr/merkezler/islevsel-arastirma-merkezleri/teostrateji-arastirmalari-merkezi/abd-kusatmasinda-turkiye-ye-helenizm-baskisi

http://soyledik.com/tr/makale/7919/abd-kusatmasinda-turkiyeye-helenizm-baskisi--bojidar-cipof.html

27 Temmuz 2019 Cumartesi

ABD KUŞATMASINDA TÜRKİYE’YE HELENİZM BASKISI


 Geçtiğimiz 21 Haziran’da ABD’nin her sene yayınladığı, bir önceki senenin din özgürlüğünü inceleyen raporu “Annual Report on International Religious Freedom” açıklandı. Geçen yıllarda olduğu gibi bu raporda da Türkiye aleyhine yapılan eleştiriler yer aldı. Araştırma konularımızdan olan Rum Patrikhanesi hakkında bu raporda da ağır ifadeler yer aldı. Türkiye suçlandı.
Raporu ABD Dışişleri Bakanı Mike R. Pompeo ve ABD’nin Uluslararası Din Özgürlüğü Büyükelçisi Sam Brownback birlikte sundular. Akabinde Yunan medya kanallarında “ABD Hükümeti’nin ve Mike Pompeo  Heybeliada Ruhban Okulu’nun derhal yeniden açılması için çağrı yapıyor” şeklinde yorumlar yer aldı.
Aynı zaman dilimi içinde, 22 Haziran’da ilk kez Türk vatandaşı bir papaz olan “Elpidophoros Lambriniadis” ABD’ye giderek “ABD Başpiskoposu” oldu.
Elpidophoros 22 Haziran’da belki de yaşamındaki en önemli seremoniyi yaşamak üzere ABD’de iken bir gün öncesinde Appeal of Conscience Foundation” (Vicdana Çağrı Vakfı) adlı bir Yahudi kurumunun onuruna verdiği resepsiyona iştirak etti. Bu vakıf 1965 yılında Avusturya kökenli bir ABD vatandaşı olan Haham “Arthur Schneier”  tarafından kurulmuş ve 2004 yılından itibaren ülkemizde de faaliyetlerde bulunmuş bir vakıftır.
Makalemize başlarken olduğunca kısa olarak bir önceki makalemizden anımsatma yapmak adına yukarıdaki birkaç paragrafa yer verdik.[1]
21 Haziran’da açıklanan “Uluslararası Din Özgürlüğü Raporu” ile ilgili olarak 16-18 Temmuz 2019 tarihlerinde Washington’da “Dini Zulümle Mücadele Etmek İçin Dünya Çapında Bir Taban Hareketi Sağlanması” sloganıyla “2. Dini Özgürlükler Toplantısı” yapıldı.
2. Dini Özgürlükler Toplantısı’nın bizim açımızdan önemi; bu zaman dilimi içinde 17 Temmuz’da ABD Archon teşkilatının, ABD Başpiskoposluğu ile müştereken verdikleri bir akşam yemeği ve orada konuşulanlar ile katılanlardır.
Çünkü 17 Temmuz’da yapılan etkinliğe katılan çok sayıda davetli arasında senatörler ve temsilciler meclisi üyeleri de vardı.  Kısa bir süre sonra 23 Haziran’da Beyaz Saray’da Trump ve senatörlerin Türkiye hakkında bir toplantı yaptıklarını dikkate alırsak, bu toplantıya aşağıda adları bulunan senatörlerin de katılmış olması muhtemeldir.
Bu zaman diliminde gerçekleşen bir başka husus ise yeni ABD Başpiskoposu Elpidophoros’un 16 Temmuz’da ABD Başkanı Trump, Dışişleri Bakanı Mike Pompeo ve ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ile Beyaz Saray’da görüşmeleridir.
ABD Başpiskoposu Elpidophoros ile ABD Başkanı Trump’ın “Oval Ofis”te verdikleri ve basına servis edilen foto da çok önemlidir. Oval Ofis’te çekilen fotoğrafların bir dili ve anlatmak/vurgulamak istediği mesajlar vardır. Eski başkan Obama’nın Türkiye’ye ayar vermek istediği bir durumda elinde “Beyzbol Sopası” ile fotoğraf vermesini anımsayalım! Beyaz Saray’daki en üst seviyede güvenlik önlemleri herhalde Oval Ofis’te de alınmıştır. Fotoğrafta sadece Elpidophoros ile Başkan Trump bulunuyor ki bu çok özel kişiler dışında uygulanmayan bir ayrıcalık! Elpidophoros’un elinde Başpiskoposluk asası bulunuyor. Yani sonuçta bir sopa… Bu fotoğrafın dilini şöyle okuyabilir miyiz?

Sana güvenim tamdır ve senin her koşulda arkandayım

17 Temmuz’da “Dini Özgürlükler Toplantısı” çerçevesinde ama bu toplantının programı dışında ABD’li Archonların sponsorluğunda ve Başpiskopos Elpidophoros Lambriniadis’in himayesinde, onur konuğu ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi olan bir akşam yemeği düzenlendi.
Ayrıca çok sayıda ABD Kongre Üyesi senatör ile farklı kademelerdeki ABD’li diplomatlar, çeşitli devletlerin diplomatları, uluslararası örgüt temsilcileri, dini liderler bu toplantıya katıldılar.

Archonların Başkanı Anthony J. Limberakis yaptığı konuşmada Nancy Pelosi için; “Ulusumuzun tarihinde gerçekten olağanüstü bir isim, ABD tarihinde bu kadar yüksek bir görev yapan tek kadın olan Pelosi uzun zamandır ABD’de Yunan Ortodoks Cemaati’nin arkadaşıdır. Ekümenik Patrik Bartholomeos’un da yakın arkadaşıdır ve din özgürlüğünün savunucusudur” dedi ve yeni Başpiskopos Elpidophoros’u onurlandırdığı ve ona gösterdiği saygısını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek teşekkür etti.
Limberakis, sözleri sırasında “Hıristiyanlar azınlıkta oldukları hemen hemen her yerde, düzenli taciz, ayrımcılık ve daha da kötü durumlar ile karşı karşıyadırlar. Dünya nüfusunun yüzde 30'u Hıristiyan olarak tanımlanır, ancak tüm dini ayrımcılık eylemlerinin yüzde 80'i Hıristiyanlara yöneliktir. Bu zulüm dünyanın belirli bir bölgesi ile de sınırlı değildir
Limberakis, konuşmasında Rum Patrikhanesi'nin durumuna odaklandı ve “İstanbul'da Ortodoks inancımızın merkezi olan Ekümenlik Patriklik acı çekmeye devam ediyor. Türk Hükümeti önlenmediği takdirde, Türkiye'deki Ortodoks Hıristiyanlığının boğulmasına yol açabilecek politikaları sürdürmekte ısrarcıdır. Kutsal ve Büyük Ana kilisemiz tehdit altındadır” dedi.
Archonlara hitaben ise şu sözleri söyledi: “İstanbul Türkiye'de bulunan 300 milyon Ortodoks Hıristiyanın Manevi Merkezi Konstantinopolis'in Ekümenik Patrikliğinin din özgürlüğünü güvence altına alma konusundaki strateji için çabalarınızı takdir ediyorum ve maddi manevi yardımlarınıza sonsuz teşekkür ediyorum
Elpidophoros ise konuşmasında Nancy Pelosi'ye ve diğer Kongre üyelerine, destekleri ve dini özgürlüğü teşvik etme çabaları ile özellikle Ekümenik Patrikliğe destekleri için teşekkür etti.
Bu toplantıda çok dikkat çeken bir husus vardır. Fotoğrafta Elpidophoros ile Nancy Pelosi bulunuyor. Archonların bu yemeği ve yapılan konuşmalarda arkada Archon amblemli pankartlar görülüyor. Ayrıca Dini Özgürlükler Toplantısı’na katılan ülkelerin de birer flama gibi altında birkaç satır açıklama bulunan pankartları da salonda yer almış. Ancak bunlar arasında İsrail’inki biraz daha büyük ve Archonların büyük pankartlarının sağında yer almış!
Son günlerde Yahudi lobisi ile Yunan lobisinin birlikte hareket etmeye başladığı bilgileri gelmişti. Aşağıda linkini verdiğimiz bir önceki makalemizde bu hususta ayrıntılı bilgi bulabilirsiniz.
Bu yemeğe katılanlar arasındaki iki senatörün; Demokratik Carolyn Bosher Maloney ile Cumhuriyetçi Gus Michael Bilirakis’in geçtiğimiz yıllarda Archonlar ve AHEPA üzerinden Türkiye karşıtı çalışmalarını bilmekteyiz.
Bu iki ayrı partiden senatörün ortak noktası; “Helenik Suçlarla Mücadele Kongresi” adı altında kurulmuş bir sivil toplum kuruluşunun kurucu üyeleri olmalarıdır.
7 Şubat 2018’de Carolyn Bosher Maloney ve Gus Michael Bilirakis H.Res.732 sayılı Türkiye karşıtı bir önergeyi senatoya verdiler. Önerge başlığı: “Türkiye'yi Ekümenik Patrikhanenin haklarına ve din özgürlüklerine saygı göstermeye çağırıyoruz” şeklindeydi.[2]

Hayli ilginç olan bir başka husus ise bu her iki senatörün sıfatlarında “HELEN-İSRAİL İTTİFAKI EŞ BAŞKANI” ibarelerinin de zaman içinde eklenmiş olmasıdır!

Türkiye S400 ve F35 ile Akdeniz’deki sorunlar ile mücadele ederken ABD’de aleyhimize bir başka cephe de açılmış durumdadır. Rum Patrikhanesi’ne tüzel kişilik verilmesi, ekümenikliğin kabul edilmesi ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun Yunan tezine uygun olarak açılması gibi konularda başımızın ilerleyen günlerde ağrıyacağı anlaşılıyor.

Evanjelik ve Protestan yoğun bir nüfusa sahip ABD’nin Türkiye’de birkaç bin kişi kalmış Rumlar için neden bu kadar çaba içinde olduğunu Dünya Ortodoks nüfusunun çok büyük bir kısmının yaşadığı Rusya ile bilek güreşi halinde olmasıyla açıklayabiliriz. Ayrıca önümüzdeki süreçte ABD’deki etkin Yunan diasporasının bundan böyle Yahudi diasporası ile de dirsek temasında olacağı anlaşılıyor!

17 Temmuz 2019 Toplantısına Katılanlar ve Sıfatları:
ABD Başpiskoposluğu Genel Sekreteri ve Archonların Manevi Danışmanı Papaz Alexander Karloutsos
Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Dendias
Helen-İsrail İttifakı Eş Başkanı ve Ekonomik Komite Başkan Yardımcısı Carolyn Bosher Maloney New York Temsilciler Meclisi Üyesi (Demokratik Parti)
Helen-İsrail İttifakı Eş Başkanı ve aynı zamanda bir Archon olan Florida Eyaleti 12. BölgeTemsilcisi Gus Michael Bilirakis  
(Cumhuriyetçi Parti Temsilciler Meclisi Üyesi)
Senato Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Senatör Robert Menendez (New Jersey Demokratik Parti Kıdemli Senatörü)
Senato Ödenekleri Komitesi Üyesi Senatör Christopher J. Van Hollen (New Jersey Demokratik Parti Senatörü)
Dış İlişkiler Küresel Haklar Alt Komitesi ve Tom Lantos İnsan Hakları Komisyonu Eş Başkanı, Chris Smith (Cumhuriyetçi Parti Temsilciler Meclisi Üyesi/ New Jersey)
Tom Lantos İnsan Hakları Komisyonu: ABD Temsilciler Meclisi'nin bir kuruluşudur.
Enerji ve Ticaret Komitesi Üyesi John Sarbanes (Cumhuriyetçi Parti Temsilciler Meclisi Üyesi/ Maryland)
Dışişleri Avrupa Alt Komitesi Üyesi David Cicilline (Demokratik Parti Temsilciler Meclisi Üyesi/ Rhode Island)
Hukuk Komitesi ve Gözetim Komitesi Üyesi Jamie Raskin (Demokratik Parti Temsilciler Meclisi Üyesi/ Maryland)
Kudüs Patrik Vekili Theophilos
Londra’nın Kıpti Ortodoks Başpiskoposu Angaelos
Avrupa Birliği’nde ABD Büyükelçisi Stavros Lambrinidis
Kıbrıs Rum Kesimi’nin ABD Büyükelçisi Marios Lysiotis
ABD Yunanistan Büyükelçiliği Misyon Şefi Theodoros Bizakis
ABD Yunanistan Büyükelçiliği Siyasi İşler Görevlisi Aşil Rakinas

[1] Bojidar Cipof, Lambriniadis ve Artan Heybeliada Ruhban Okulu Baskısı 

[2] Bojidar Cipof, ABD, Patrikhane ve Helenizm Trafiği 
Bu makalede önergenin tam metnine link verilmiştir.



5 Temmuz 2019 Cuma

ABD BAŞPİSKOPOSU LAMBRİNİADİS ve ARTAN HEYBELİADA RUHBAN OKULU BASKISI



Türkiye’nin S400, F35, Akdeniz, Suriye gibi ağır gündemler ve ekonomimize yapılan operasyonlarla meşgul olduğu bu dönemde bir cephe de Patrikhane üzerinden çalışıyor. Bu bağlamda; önümüzdeki günlerde “Patrikhane” konusuna bağlı olarak “Heybeliada Ruhban Okulu” üzerinden de başımızın ağrıyacağının sinyalleri geliyordu.
21 Haziran’da bir önceki senenin “ABD Din Özgürlüğü Raporu” yayınlandı ve rapordaki önemli bir konu başlığı; “Heybeliada Ruhban Okulu” idi.
Yazımızda ele aldığımız çok önemli bir husus daha var! Bu güne kadar Patrikhane, Ruhban Okulu hususlarında Türkiye’nin karşısına ABD ve AB unsurlarının çıkmasına alışmıştık. Bu kez farklı olarak “İngiltere” ve “ABD” üzerinden “Yahudiler” de devreye girdi.
Nisan ayında Türkiye aleyhine iki Yahudi yazar tarafından yazılmış bir kitap yayınlanıyor. Ancak Patrikhane’de biri öksürse haber ve fotoğraflar yayınlayan Yunan/Rum haber kaynaklarında 25 Haziran’a kadar bu kitap ile ilgili bir haber yer almamış.

Şu zaman aralığına dikkat çekiyoruz:
21 Haziran’da “ABD Din Özgürlüğü Raporu”nun yayınlanması,
21 Haziran’da Associated Press’in haberine göre (aşağıda detayı bulunan) 22 Haziran’da ABD Başpiskoposu olarak göreve gelecek Elpidophoros’un bir ABD Yahudi kuruluşu olan “Vicdana Çağrı Vakfı”nın (Appeal of Conscience Foundation) onur konuğu olarak verilen bir resepsiyona katılması,
22 Haziran’da ilk kez bir Türk vatandaşının “ABD Başpiskoposu” olması,
22 Haziran’da Yunan/Rum haber kaynaklarında “Heybeliada Ruhban Okulu” hakkında hezeyana varan yorumlar,
25 Haziran’da ise iki Yahudi yazar tarafından yazılmış Türkiye aleyhtarı kitap ile ilgili Yunan/Rum haber kaynaklarında haberler çıkması zamanlama olarak dikkat çekici!
Bunların dışında Yunanistan cephesinden de Alexis Tsipras’ın başını çektiği bazı adımlar atılıyor. Yunanistan Resmi Gazetesinde, "Pontuslu Rumların Tarihsel Arşivi Hazırlama Komitesi" adlı ortak bir komitenin kurulmasıyla ilgili olarak bir kararname yayınlandı. 
Yunanistan Parlamentosu 19 Mayıs 1919 tarihini “Pontus Soykırımının Anma Günü” kabul eden bir yasayı kabul etmişti ve bu sene sözde soykırımın 100. yılını anma faaliyetleri yaptılar.
Rum Patrikhanesi’nin “Kin Kapısı” olarak tanımlanan kapalı giriş kapısında 1821’de asılan patriğin anısına 200. Yılı için bir algı operasyonu başlatıldı.
Açıkçası ABD ile sorunlarımız S400-F35 ve aba altından yaptırım tehditlerinden ibaret değil. Heybeliada Ruhban Okulu’nu da önümüzdeki zamanlarda ABD ile yaşanacak bir sorun olarak görmeliyiz.

İLK KEZ BİR TÜRK VATANDAŞI ABD BAŞPİSKOPOSU OLDU
Patrikhane ilk kez bir Türk vatandaşı olan “Elpidophoros Lambriniadis”i geçtiğimiz haftalarda ABD Başpiskoposu yaptı. Son yıllarda Bursa Metropoliti, Heybeliada Ruhban Okulu sorumlusu olarak sık sık medyada beyanatlarını görmeye alıştığımız bir kişi olan Elpidophoros’un çok parlak bir eğitim kariyeri var, birçok lisanı konuşmakta ve en önemlisi uzun bir süredir bu göreve hazırlanmaktaydı. Yeni ABD Başpiskoposu’nu resmi makamında ziyaret eden ilk resmi kimlikli kişi ABD Dini Özgürlükler Büyükelçisi Samuel Brownback oldu. (28 Haziran 2019)
Bir yandan ABD öte yandan AB ülkeleri yıllardır Türkiye’ye Patrikhane üzerinden baskı yapıyor. Elpidophoros’un ABD’ye gitmesiyle birlikte bu baskıların artacağı anlaşılıyor. Baskıların amacı ya da talepler; Patrikhane’ye “tüzel kişilik” verilmesi, “Ekümenik” sanının Türkiye açısından kabul edilmesi ve “Heybeliada Ruhban Okulu”nun yeniden açılması şeklinde. Yunan “Megali İdeası”nın (ütopik) ve gerçekleşmesi mümkün olmayan emellerinden geriye şu “Helenik” söylem kalıyor: “İstanbul bir gün yeniden Konstantinopolis adı ile Helenlerin başşehri olacaktır
Elpidophoros Lambriniadis bu göreve gelmeden çok öncelerinden Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması için ağır söylemler, beyanatlar vermekte ve okulun kapatılmasında Türkiye’nin kusuru olduğuna vurgu yapmaktaydı. Oysaki Heybeliada Ruhban Okulu’nu 1971’de çıkan YÖK Yasası kapsamında, YÖK’e bağlanmayı kabul etmediklerinden dolayı kendileri kapattı ve her platformda bu konu Türkiye’nin bir ayıbı gibi ortaya atıldı. Helen medyasında yıllardır Ruhban Okulu konusunda Türkiye aleyhtarı söylemler ile algı operasyonu yaratılmıştır.

ABD DİN ÖZGÜRLÜĞÜ RAPORU
21 Haziran’da ABD’nin her sene yayınladığı bir önceki senenin din özgürlüğünü inceleyen raporu açıklandı. Rapor ile ilgili basın açıklamasını, ABD Dışişleri Bakanı Mike R. Pompeo ve ABD’nin Uluslararası Din Özgürlüğü konusundaki Büyükelçisi olarak görev yapan avukat, politikacı ve Cumhuriyetçi Parti üyesi Sam Brownback birlikte yaptılar.
Mike R. Pompeo ve Sam Brownback’ın raporun Patrikhane ve Heybeliada Ruhban Okulu ile ilgili bölümü hakkındaki söylemleri şöyledir:
Mike R. Pompeo Bu görev sadece bir Trump yönetiminin önceliği değil, kendi açımdan kişisel bir görevdir de. Yıllarca, bir Pazar okulu (Kilise) öğretmeniydim ve kilisemde dyakondum. (Papazlıktan bir alt dini rütbe) Sık sık alçakgönüllülükle, Tanrı'nın bu hakkını savunmak için beni bu ofise nasıl yönlendirdiğine dair düşünürüm. Kendi büyük özgürlüklerimizi göz önüne alındığında inanca dayanmak, bariz olarak bir Amerikalı sorumluluğudur. Din Özgürlüğü Büyükelçisi Sam Brownback ileride de doğrudan bana rapor vermeye devam edecektir.
Bildiğiniz gibi Başkan Trump’ın çağrısı üzerine, Türkiye’de inancı nedeniyle hapsedilen Pastor Andrew Brunson’u serbest bıraktılar. Yerel olarak çalışan personelin de serbest bırakılmasını talep etmeye devam ediyoruz. Ek olarak, İstanbul’daki Heybeliada Ruhban Okulu’nun da derhal yeniden açılmasını hararetle tavsiye ediyoruz.
Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi, raporumuz baskıcı rejimler, şiddet uygulayıcı aşırılık yanlısı gruplar ve bireysel vatandaşlar tarafından işlenen soğukkanlı bir dizi kötüye kullanımları ortaya koyuyor. Dini özgürlük konusunda “kabadayılık” yapan herkes için şunu söyleyeyim: “ABD sizi izliyor ve hesap ödemeye katılacaksınız.
Şimdi sorularınızı sormak için kürsüyü arkadaşım ve Uluslararası Dini Özgürlük Büyükelçimiz Sam Brownback'e devrediyorum.
Sam Brownback Teşekkürler Sayın Pompeo. Dini Özgürlük gündemini ilerletme konusundaki güçlü liderliklerinden dolayı, Başkan Trump ve Başkan Yardımcısı Pence’e teşekkür etmek istiyorum. Bu rolde ve ulusumuzun ve dünyamızın tarihi için kritik bir zamanda hizmet etmenin büyük bir onur olduğunu düşünüyorum.
Emeğimizin meyvesini görüyoruz. Başkan Trump önderliğindeki dini özgürlük taban hareketi dünyayı ele geçirmeye başladı. Başkan Trump, Papaz Andrew Brunson'un serbest bırakılmasını sağlamak için hükümet çapında büyük bir çaba başlatmış ve başarmıştır.
Türkiye'de Cumhurbaşkanı Erdoğan Hükümeti; Heybeliada Ruhban Okulu’nu kapalı tutmaya devam ediyor! Türkleri okulun yeniden açılması için izin vermeye çağırıyoruz.
ABD’deki bu açıklamaların hemen ardından Yunan medya organlarında ve Patrikhane haberleri veren dini sitelerde yorumlar da içeren paylaşımlar başladı. ABD Dini özgürlükler Raporu’nda çok sayıda ülke ile ilgili başlıkların da bulunmasına karşın Yunan sitelerinde ağırlıklı olarak “Heybeliada Ruhban Okulu” ile “Cumhurbaşkanı Erdoğan Hükümeti” başlığı ile yapılan bölüme yer verildiği görülmektedir.
Örneğin; “Ekathimerini Gazetesi” 22 Haziran’da “ABD Heybeliada Ruhban Okulu’nun derhal yeniden açılması için çağrı yapıyor” başlığını attı ve “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Heybeliada Ruhban Okulu’nu kapalı tutmaya devam ediyor” şeklinde yazdı.
Greek Reporter” adlı bir sitede ise aynı şekilde ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’nun Heybeliada Ruhban Okulu’nun derhal açılması için “emir” verdiği şeklinde yorum yapıldı.
Tornos News” adlı bir başka sitede aşağı yukarı aynı haber verilirken, Ruhban Okulu’nun fotoğrafının altına: “ABD Dışişleri Bakanı, ABD vatandaşlarının Türkiye’de hapsedilmesine de değinerek, genel düzeyde, 2018’de dini özgürlükler konusunda Türkiye’de bir miktar ilerleme kaydedildiğini ancak insani haklar açısından 2018’in ideal bir yıl olmadığı”nı yazdı.
ABD’den İngilizce yayın yapan “Romfea News” web sitesinde ise: “ABD Dışişleri Bakanlığı: Halki'nin (Heybeliada) yeniden açılması için iki katmanlı mesaj vermiştir” başlığı ile aşağıda özeti bulunan haberi yayınladı:
ABD Dışişleri Bakanlığı Ankara’ya, 2018 yılı için dünyadaki dini özgürlükler hakkındaki yıllık raporunda Halki İlahiyat Okulu’nun yeniden açılmasına dair iki katmanlı bir mesaj verdi.
Raporun sunulduğu geleneksel basın toplantısında hem ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo hem de ABD Dini Özgürlük Büyükelçisi Sam Brownback Heybeliada konusunda sert konuştular.
ABD Dışişleri Bakanı, “Konstantinopolis yakınlarındaki Heybeliada Ruhban Okulu’nun derhal yeniden açılmasını istiyoruz” dedi. Brownback ise “Türkiye'de Cumhurbaşkanı Erdoğan Hükümeti Heybeliada Ruhban Okulu’nu kapalı tutmaya devam ediyor. Onları yeniden açılmalarına izin vermeye davet ediyoruz.” dedi.
Ek olarak, Mike Pompeo, ABD’nin Amerikan vatandaşlarının hapsedilmesine de değinerek, “Başkan Trump’ın güçlü bir şekilde baskısıyla, Washington’un inancı için mahkum olan papaz Andrew Brunson’ı serbest bırakmayı başardığını söyledi ve orada çalışan personelimizin de serbest bırakılmasını sürdürmeye devam ediyoruz” dedi.
Bu haberlerin arasında en dikkati çeken 23 Haziran’da “The Persecfution of Christians” (Hıristiyanlara Zulüm) adlı web sitesinde paylaşılan bir haber oldu. https://www.christianpersecution.com/
Başlıkta: “Heybeliada Ruhban Okulu 1971'de Türk makamları tarafından zorla kapatılmıştır” şeklinde bir ifadenin yer aldığı haberin önemli bir bölümü aşağıdadır.
 ABD Dışişleri Bakanı; Heybeliada Ruhban Okulu’nun ‘derhal’ yeniden açılmasını” istedi.
Ekümenik Patrikhane, kapatılmasından bu yana, rahipliğe girmek isteyen Rum Cemaati’nden gençleri Yunanistan'daki ilahiyat okullarından birine göndermek zorunda kalmaktadır. Birçok durumda, Türkiye’de çalışma izni alma konusundaki zorlu kısıtlamalar ve maalesef Türkiye'de hâlâ geçerli olan genel korkutma ortamı nedeniyle ise bu öğrenciler geri dönmüyorlar” şeklinde ifadeler yer aldı.
Haberin bu kısmında sanki TC vatandaşları olan Rum Cemaati’nden papazlık eğitimi almak isteyen gençler var ve bunların çalışma izni için baskı var şeklinde bir algı yaratılmaktadır. Rum Cemaati içinde bildiğimiz kadarı ile papaz olmaya meraklı uygun yaşlarda kimse yoktur!
Yurtdışında başka alanlarda üniversite eğitimi alan ve Patrikhane tarafından finanse edilen Rum Cemaati mensubu gençler olduğu bir gerçektir ama bu kişiler istikballerini Türkiye’de değil başta ABD olmak üzere başka ülkelerde kurmak arzusundadır ve eldeki bilgilere göre bunlar arasında dini okullarda okuyanlar zaten yok! Ayrıca bu kişiler ne zaman isterlerse Türkiye’ye geliyorlar. Yani haberde yer alan “genel korkutma ortamı” da tamamen asılsız ve algı yaratmaya yöneliktir.
Haberin devamı şöyle: Türk Hükümeti’nin Heybeliada Ruhban Okulu’muzu yeniden açacağı konusunda çok kere verdiği sözlere rağmen ilerleme kaydedilemedi. Çözülmemiş, idari işleyiş ve kabul edilmeyen Ekümenik Patrikhane'nin statüsü de geleceğimizi tehlikeye sokmaktadır. Heybeliada Ruhban Okulu’nun kapatılması; Ekümenik Patrikhane ve Türkiye Ortodoks Hıristiyanlarının dini özgürlüğünün doğrudan bir kısıtlamasıdır. Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması, ABD Hükümeti için Türkiye ile olan ilişkilerinde ve dünya çapında din özgürlüğünü savunmaya kararlı olan tüm hükümetler için bir öncelik olmalıdır.
Pompeo ve Brownback'in bu sözlerinin, Türk makamlarında emir etkisi yaparak Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasına izin vermeye zorlayacağını umuyoruz.
Öğrencisi olmayan bir okuldan bahsediyoruz, “Olsun biz dışarıdan getirtiriz” diyorlar. Maksat okul açılsın ve YÖK’e bağlı olmasın, Türkiye öğrenci alımlarına, müfredata ve öğretmen getirtilmesine karışmasın!
Bunun özü şudur: Türkiye’deki milyonlarca genç üniversiteye girmek için sınavlara girsin. Birkaç bin kişilik bir cemaatin dini kurumu illaki YÖK ile bağı olmadan çalışan bir okul açmaya çalışsın. Bu talep Anayasamızdaki eşitlik ilkesine ve YÖK ile ilgili maddelerine (Md.130,131,132) de aykırıdır.

22 HAZİRAN’DA ELPİDOPHOROS ABD BAŞPİSKOPOSU OLDU
Elpidophoros ABD Başpiskoposu seçilmesinden evvel de Ruhban Okulu için söylemlerinin dozunu arttırmıştı. 22 Haziran’da New York’ta ABD başpiskoposu olarak göreve geldiğinde yaptığı konuşmasında Türkiye’yi suçlayıcı şu ifadeleri kullandı:
Bugün, hepiniz ve Kutsal Peygamberimizin önünde alçakgönüllü ve minnettarım. Ekümenik Patrik Bartholomeos’un tavsiyesi ve lütfuyla bana vermiş olduğu, Amerika Kutsal Başpiskoposluğunun yedinci Başpiskoposu olarak bu büyük göreve hazırım.
1971'den beri haksız yere kapalı kalan değerli Ruhban Okulu ve manastırımızın refahı ve geleceği için çok çabaladım. 150 yıl boyunca, tarihsel iz bırakan bu okulun, Ekümenik Konseylerin toplandığı, doktriner tanımların açıklandığı, ayin ve geleneklerin şekillendirildiği, kabul görmüş azizlerin anıldığı bu okul; Büyük Konstantin’in Mesih Kilisesi'nin, kutsal kilisemizin din adamlarını eğitmiştir… Bundan böyle, bana Başpiskopos olarak emanet edilen herkese, bana hayatım boyunca gösterdiğiniz sevgi ve desteği vererek ilham vermeyi umuyorum. Ekümenik Patrikhanemiz için değerli bir başpiskopos olarak birlikte ilerleyelim…
Yunanistan Dışişleri Bakanı George Katrougalos, Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis, Büyükelçi ve Kıbrıs Rum Kesimi eski bakanlarından Andreas Mavroyannis, ABD Kaliforniya Demokrat Parti sorumlusu Eleni Tsakopoulou-Kounalaki, Amerika Başpiskoposluk örgütlerinin başkanları AHEPA Başkanı George Loucas ve geniş bir kadro ile Archonlar törene katılanlar arasındaydı.
Yunanistan Dışişleri Bakanı George Katrougalos; Yunan Devleti’nin yeni ABD Başpiskoposu’na tam destek ve yardım edeceğine dair güvence verdi ve “Yunan kültürünü, öncü eğitimi, sosyal ve kültürel aktiviteyi, cemaatler, okullar ve diğer kurumlar ağı aracılığıyla geliştirmek için Yunanistan Devleti olarak Elpidophoros’a sürekli destek olacağız… Yunan Devleti dört gözle bekliyor ve umut ediyoruz. Elpidophoros’un liderlik ve koordinasyon rolünün Helenizm sınıflarının toplanması ve birleşmesine yol açacağından, anavatana (Yunanistan) ve Kıbrıs'a (Rum Kesimi) desteğini güçlendireceğine eminiz. Günümüzün zor koşullarında uyanıklık, zorlama, ortak hareket ve hepsinden önemlisi Helenizm birliği gerektiren bir zamandayız” dedi.
24 Haziran’da Hürriyet Gazetesi’nde “Bakırköylü Lambriniadis ABD’li Rumların dini lideri oldu” başlıklı bir haber yer aldı. Haberde; 22 Haziran’daki törende sadece Hürriyet muhabirinin bulunduğuna vurgu yapılarak, muhabirin sorusuna Elpidophoros’un “Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması için çalışmak, buradaki önceliklerimden biri olacak” şeklinde yanıt verdiği yer almış.

ALMANYA METROPOLİTİ AUGUSTİNOS’UN “ŞAŞIRTICI” SÖYLEMİ
22 Haziran’da Elpidophoros’un dini tören ile ABD Başpiskoposu olmasının ardından verilen akşam yemeğinde Patrik Bartholomeos’un temsilcisi olarak bulunan “Almanya Metropoliti Augustinos” haber kanallarınca “Şaşırtıcı” olarak nitelenen bir konuşma yaptı! Bu konuşma Patrikhane hakkında yayın yapan tüm sitelerce aynı anda paylaşıldı.
Haber sitelerinde çıkan ortak vurgu “Amerika'nın yeni Başpiskoposu şerefine verilen resmi akşam yemeğinde şaşırtıcı bir konuşma yapıldı” şeklindedir. Almanya Metropoliti Augustinos konuşmasında, "Yeni Başpiskopos Elpidophoros'un Amerika'da tarih yazacağını" söyledi. Patrik Bartholomeos için ise çok ilginç göndermeler yaptı ve Bartholomeos'u tarihin altın harfleriyle yazılacak olan büyük bir kişi olarak nitelendirdi “Patrik Bartholomeos ne Ruslardan ne de Türklerden ne de Ukrayna'dan korkmuyor. Ekümenik Patrik sadece Tanrı'dan korkuyor
Törende Bartholomeos’u temsil eden Almanya Metropoliti’nin bu sözlerini yabana atmamak gerekiyor! Konuşmada altını çizerek Patriğin Türklerden korkmadığına vurgu yapılması ve bu söylemin kendi yandaş haber kanallarında “Şaşırtıcı” olarak tanımlanmasının “laf ola” söylenmiş olması mümkün değildir.

İKİ YAHUDİ YAZARIN TÜRKİYE ALEYHİNE YAZDIĞI KİTAP
25 Haziran’da “Ekathimerini Gazetesi”nin İngilizce yayın yapan web haber sayfasında “Sakis Ioannidis” imzalı bir haber çıktı.
Otuz Yıllık Soykırım: Türkiye'nin Hıristiyan Azınlıklarının Yıkımı, 1894-1924” adlı bir kitabın Nisan ayında “Harvard Üniversitesi Yayınevi” tarafından basıldığı ve bahse konu kitabın Yunanca olarak yakında yayınlanacağı haberde yer aldı.
İnternette yaptığımız araştırmada “Benny Morris” ve “Dror Zeevi” adlı Yahudi yazarlar tarafından kaleme alınan kitabın 24 Nisan 2019 itibariyle dağıtımda bulunduğu Amazon gibi birçok internet ortamında da satıldığı görülmüştür.


Kitabın tanıtım yazısı Türk düşmanlığı ile dolu!
Türkiye'deki Hristiyanların 30 Yıllık Soykırımı
1919 ile 1923 yılları arasında, yaklaşık 1.5 milyon Yunanlı, Küçük Asya ve Doğu Trakya'dan temizlendi. Neredeyse hepsi Yunanistan'a yerleştirildi. Birkaç yüz bin Osmanlı vatandaşı Yunanlı ise öldü. Ya tamamen öldürüldü ya da kasıtlı olarak açlık ve hastalığa maruz kalma kurbanı oldular. Araştırmacılar başlangıçta Ermeni soykırımı konusundaki ilgileriyle motive edildiler. Yazarlara göre, 19. yüzyılın sonunda, Hıristiyanlar, Küçük Asya nüfusunun yüzde 20'sini oluşturuyordu. 1924'te ise nüfusları yüzde 2'ye düştü. Hikâye, Ermeni soykırımından daha derin ve daha geniştir.
İki yazar söz konusu dönemde Osmanlı Ordusu'nun ellerinde ölen Yunanlıların sayısını tam olarak belirlemek için yeterli kanıt bulunamayacağını söylüyor. Bununla birlikte, 1919-1924 yılları arasında yüz binlerce etnik Rum Osmanlı vatandaşının katledildiğini şöyle vurguluyorlar:
1923'te Türkler Pontus'ta yaşayan Rumları sistematik olarak kovdu ve öldürdüler; aynı zamanda ülkenin merkezinde yaşayan ve Ege kıyılarının altında yaşayan Rumları da öldürdüler. Türkiye'deki muhtemelen en büyük Yunanlı konsantrasyonu Pontus'taydı, bu doğrudur.
Kitabın sonucu, Osmanlı halkının Hıristiyan nüfuslarının Türk devletine yönelik tehdidi üzerindeki “abartılı, hatta paranoyak” endişesine kısa bir atıf da içeriyor; “Türk Zulümleri Ve Nazi Holokostu Arasında Ortak Unsurlar Var mı?
İki Yahudi yazarın 24 Nisan 2019’da Türkiye’deki Rumlarla ilgili bir soykırım kitabı yayınlaması ve bu kitabın “Harvard Üniversitesi” gibi köklü bir yayınevi tarafından evvelâ İngilizce olarak basılmış olması ve kitabın Yunan/Rum haber kaynaklarında 25 Haziran’a kadar yer almaması çok ilginçtir.

21 HAZİRAN’DA “VİCDANA ÇAĞRI VAKFI”NIN RESEPSİYONU
Associated Press’in bir haberine istinaden 22 Haziran’da ABD Başpiskoposu olarak göreve gelen ve seremonisi yapılan Elpidophoros bir gün önce 21 Haziran’da “Appeal of Conscience Foundation” Vicdana Çağrı Vakfı’nın kurucusu, finansörü ve halen başkanı olan aynı zamanda “Park East Sinagogu”nun kıdemli hahamlarından “Rabbi Arthur Schneier” tarafından ağırlanmıştır.
Elpidophoros’un şerefine 21 Haziran 2019 Cuma günü, “Sam & Esther Minskoff Cultural Center”de düzenlenen bir resepsiyon verilmiştir. (Rabbi Arthur Schneier’in vakıf adına sahibi olduğu Park East Day School bünyesindeki bir kültür merkezi)  Resepsiyonda; çeşitli dini liderler ve diplomatlar ile ABD Yahudi toplumunun önde gelenleri bir araya gelmişlerdir.
Görülüyor ki yeni ABD Başpiskoposu Elpidophoros; henüz Helenik esaslara göre seremonisi yapılmadan (bir gün önce) Yahudilerce ağırlanmıştır.
Bu çok ilginç bir durumdur. Çünkü Elpidophoros 22 Haziran’da belki de yaşamındaki en önemli seremoniyi yaşayacaktı. Bir gün öncesinde bir Yahudi kurumunun resepsiyonuna iştirak etmesi ile 25 Haziran’da iki Yahudi yazarın Türk aleyhtarı kitabının haberleşmesi bir rastlantı olabilir mi?

VİCDANA ÇAĞRI VAKFI (APPEAL OF CONSCİENCE FOUNDATİON) NEDİR?
Appeal of Conscience Foundation” Vicdana Çağrı Vakfı: 1965 yılında yukarıda Merkel ile fotoğrafı bulunan Rabbi (Haham) “Arthur Schneier” (Avusturya kökenli bir ABD vatandaşı) tarafından kuruldu.
Misyon olarak; “Barış, hoşgörü ve etnik ihtilafların çözümünü” teşvik etmek için bir araya gelen tüm inançlardan kurumsal ve manevi liderlerin dinler arası bir ortaklığı olduğunu ifade etmektedirler. ABD’de çok güçlüler ve UNESCO’yu da amaçları doğrultusunda kullanmaktalar. Arthur Schneier’in Vatikan ve Papa Francis ile üst düzey ilişkileri var. ABD senatosunda en üst düzeyde çok etkin bir kişi ve bütün dünya hatta Arap liderleri ile de yakın ilişkiler kurmuş bir kişi. Dünyadaki birçok ülkeye din özgürlükleri adına burnunu sokan ve Patrikhane’nin statüsü ile Heybeliada Ruhban Okulu için de Türkiye’yi de eleştiren bir kişi.
Yahudilik faaliyetlerini New York’taki Park East Sinagogu üzerinden yapıyor. Aynı adı taşıyan Manhattan’da bulunan “Park East Day School”da geleneksel Yahudi eğitimi veriliyor. Küçük çocuklara yönelik bu okulda ilkokul eğitimi ardından sekizinci sınıftan sonra öğrencilerini mezun ediyor. Birçok karşıt gruplar tarafından sempatik kisveler altında “Siyonist” propagandası yapan bir oluşum olarak tanımlanmakta…

ARTHUR SCHNEİER 1994’TE İSTANBUL’DA DA PATRİKHANE İLE BİRLİKTE “BARIŞ VE HOŞGÖRÜ” KONFERANSI TERTİPLEDİ
Fener Rum Patrikhanesi ile Vicdana Çağrı Vakfı 7-9 Şubat 1994 tarihleri arasında İstanbul “Swiss Otel”de üç günlük bir konferans tertiplemişlerdi ve konfe­ransın sonunda imzalanan “Boğaziçi Deklarasyonu büyük bir krize ve çeşitli spekülasyonlara neden olmuştu.
Teamül gereği, bu tür konferans, anlaşma, mütareke ve deklarasyonlar yapıldığı şehrin adı ile anılırlar. (Örne­ğin Lozan Anlaşması gibi)
Neden, “İstanbul Deklarasyonu de­ğil de “Boğaziçi Deklarasyonu adı verildi?
Bu konu çok tartışıldı. Çünkü bazı çevrelerde en tahammül edilmez isim “İstanbul en sevilen isim ise “Konstantinopledir. Bu bildiriye İstanbul Deklarasyo­nu denmesi Rumların işine gelmezdi, Konstantinople Deklaras­yonu demek ise yürek isterdi!
Bu toplantıda, Rum Patriği'nin Ekümenik Patrik sıfatı tes­cil edilmek istendi. Boğaziçi Deklarasyonu'nun altına imza ko­yarken Türkçe metinde “Patrik Barhalomew l”, İngilizce metin­de ise “His All Holiness Ecumenical Patriarch Barhalomew I” yazıldı.
Toplantıda hazır bulunan, günün Diyanet İşleri Başkanı “Mehmet Nuri Yılmaz”, bu deklarasyonun altına yukarıdaki nedenlerle imza koymak istemedi ve salonu terk etti ve Ankara’ya telefon etti. Konferans uzun bir süre kilitlendi. Fakat sonra her ne olduysa Ankara’dan gelen bir talimatla imzasını deklarasyona istenen şekliyle attı.
Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi; S400, F35, Akdeniz, Suriye gibi ağır gündemler ve ekonomimize yapılan operasyonlarla meşgul olduğumuz bu dönemde ABD tarafından Patrikhane ve Ruhban Okulu konuları üzerinden de aleyhimize bir cephe açılacağı anlaşılıyor.
Mike Pompeo ve Sam Brownback; birlikte sundukları “ABD Din Özgürlüğü Raporu”nun basın toplantısında Türkiye’ye Patrikhane lehine tehdit içeren söylemlerde bulundular.
Harvard Üniversitesi Yayınevi” tarafından 24 Nisan’da yayınlanan Türkiye aleyhtarı bir kitabın 25 Haziran’da afişe edilmesi ne anlama geliyor?
Vicdana Çağrı Vakfı” gibi Yahudi lobileri vasıtasıyla yaratılacak algı operasyonları ile de mi karşı karşıya kalacağız?