17 Ekim 2011 Pazartesi

DÜNYA’DAKİ TÜM YUNAN ASILLI ve ÜST RÜTBELİ PAPAZLAR BU GİDİŞLE TÜRK VATANDAŞI OLACAK

1 Eylül’de Heybeliada Ruhban Okulu’nda ve 2 Eylül’de Patrikhane avlusunda bulunan Aya Yorgi Kilisesi’nde toplantılar yapılmış ve bu toplantılarda Rus Patrikhanesi ile ilgili konularda da strateji belirlenmişti. Kudüs, Antakya (Şam’da bulunur) ve İskenderiye patrikleri ile Kıbrıs Başpiskoposu ve Rum Patriği Bartholomeos katılacağı bu toplantıya Antakya Patriği Rus Patrikhanesi’nin müdahalesi ile son anda katılmamıştı.  
Rum Patriği Barholomeos’un çok yoğun bir tempo ile uygulamakta olduğu bir programı uygulaması ve bu program dâhilinde 7-12 Ekim arasında Aynaroz Bölgesi’ne bir ziyaret gerçekleştirecek olması, o bölgede Rusya için fevkalade önem arz eden “Aziz Pandeleimon Rus Manastır”ı ile ilgili Rusya’nın da önemli bir adım atmasına neden oldu.
30 Eylül’de Rus Patriği Kiril, Devlet başkanı Dimitri Medvedev ve çok üst düzey bürokratların katılımı ile “Aziz Pandeleimon Rus Manastırı Kültür ve Manevi Mirası Koruma Kurulu” oluşturuldu ve bu manastırın rehabilitasyonu için büyük bir bütçe ayrıldı. Bu suretle; 1 Eylül’de Rum Patrikhanesi’nde yapılan ve kendileri ile ilgili konuları da içeren yapılan toplantıya Rusya Kilisesi ve Devleti en üst düzeyde cevap vermiş oldu.
Bu sene Rum Patrikhanesi’nde her şeyin yıldönümüdür ve bunu en iyi şekilde kullanmak üzere hazırlıklar yapılmıştır. Bartholomeos’un Heybeliada’dan mezun olup ruhban oluşunun 50. Yılı, Okulun kapanmasının 40. Yılı ve Bartholomeos’un Patrik oluşunun 20. Yılı… Bu gövde gösterisi öncesinde ya da süresince Rusya’nın da birtakım oldubittilere sessiz kalmayacağı yaptığı hamlelerden anlaşılmaktadır
21 Ekim akşamı “Four Seasons Otel”de bir yemekle başlayacak etkinliklerle, Bartholomeos’un Patrik oluşunun 20. Yılı kutlamaları başlıyor. “Amerika Başpiskoposu Dimitrios” ve kalabalık bir ruhban grubu ve Amerika’daki “Archonlar” da başkanları “Antony J. Limberakis” ile birlikte kalabalık bir grup olarak İstanbul’a geliyorlar. 21 Ekim’de yapılacak bu yemeğin 300 kişi civarında olması bekleniyor.
22 Ekimde ise “İstanbul Kongre Merkezi”nde (Harbiye’deki eski Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu) 3 bin kişilik bir resepsiyon veriliyor. Resepsiyonda, piyano resitali ve sunum da yapılacaktır. Bu resepsiyona, tüm yerli siyasi ve yöneticilerin yanı sıra çok sayıda Türk iş adamı da davetlidir. Bu davet ile yapılmakta olan her ne kadar Bartholomeos’un Patrik oluşunun 20. Yılı’nı kutlamak olarak görünüyorsa da esas maksat; Heybeliada Ruhban Okulu’nu açtırmaya yönelik hamleyi başlatmaktır.
Etkinliklerin son günü olan 23 Ekimde, 16.00 18.00 saatleri arasında Karaköy’deki “Galata Rum İlkokulu” (Σχολή Γαλατά) da bir panele ev sahipliği yapacaktır.
Archonlar, son zamanlarda Türk siyasilerini yakın markaja almaya başladılar ve üst düzey temsilcileri ile Patrikhane lehine talepler içeren görüşme taleplerinde bulunuluyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın son Amerika gezisinde, Amerika Başpiskoposu ve Archonların üst düzey temsilcileri Türk Heyeti’ni yakın markaja aldıkları hakkında internet ortamında çokça haber var. 21-23 Ekim’de yapılacak olan “Bartholomeos’un Patrik oluşunun 20. Yılı Kutlamaları” çerçevesinde papazların ve Archonların bu kadar kalabalık gelmeleri de Türk yetkililerle görüşme taleplerini yinelemek ve Heybeliada Rum Ruhban Okulu’nun açılmasını sağlamaya yöneliktir.
Rum Patriği Bartholomeos da bu bağlamda Kasım ayı içinde, Ankara’ya temaslar yapmaya yönelik bir çıkartma yapma hazırlığı içindedir. Ekümenikliği tescil ile Heybeliada Rum Ruhban Okulu’nun açılması bunların en büyük idealleridir. Ve bu bağlamda da Patrikhane’nin “maiyet”ini arttırma çabaları bir yandan devam ediyor.
2 Bin kişiden az kalmış Rum Cemaati’nin dini ihtiyaçları ile ilgili olarak hiçbir orantıya uymayan Yunan asıllı yabancı papazların Türk vatandaşı yapılması talepleri de bu arada devam ediyor. Sürekli olarak yinelenen bu yabancı tebaalı papazları Türk vatandaşlığına alınması isteklerinin sonu gelmiyor. Bu kadar çok papazın cemaatin dini ihtiyaçları ile ne alâkası olacağını da anlamak mümkün değil.
Şubat 2011’de TC olmaları için müracaat edilen şu Yunan asıllı yabancı papazlar Ağustos’ta Türk vatandaşı olmuşlardı:
Rethimnis ve Avlopotamu Metropoliti Evangelos Antonopoulos,  
Kidonias ve Apokoronau Metropoliti Emmanouil Papayannakis,  
Hong-Kong Metropoliti Nektarios Tsilis 
Almanya Metropoliti Augustin Lambardakis 
Meksika ve Orta Amerika Metropoliti Georgios Anastasiadis 
Leros ve 12 Ada Metropoliti Panagiotis Aravantios 
Bu şahısları önceki yazılarımızda belirtmiştik ve sürekli kabaran bu listeye en son olarak “Girit Başpiskoposu Nikolaos Athanasiadis” de eklendi. İnsana “Aman Allahım” dedirtecek bir topluluk yavaş yavaş Türk vatandaşı oluyor. Girit Başpiskoposu’nun Türkiye ile ne alâkası var?
Resmen Bizans döneminin kadrosunu topluyorlar. Türkiye içinde Rumluğun esamesi kalmamış yerlere metropolit atıyorlar.
Ve bu suretle de Türkiye hudutları dışında ne kadar üst düzey Yunanlı papaz varsa ağır ağır sürdürülen bir programla Türk vatandaşı oluyor.
Bu gözü dönmüş, doymak nedir bilmeyen zihniyet, bu süreçte vatandaşlığa alınmasında “sakınca” görülen “Fransa Metropoliti Emmanuel Adamakis”in işlemlerinin Türkiye tarafından ret edilmesine ise çok içerlemiş.  Rum Patriği Bartholomeos’un, Kasım’da Ankara’ya yapacağı çıkartmada bu hususu da gündeme getirmesi ve bu “sakıncalı” papaza da Türk vatandaşlığı almak için bastırması durumunda ortaya çıkacak vahamete ise ne demeliyiz acaba?
Yahu muhteremler! Fransa zaten bizim başımıza (sözde) Ermeni soykırımı işini sarmaya “tam teşebbüs hali” ile iştigal ederken bir de başımıza “Fransa Metropoliti”ni de Türk vatandaşı yaparak musallat etmeyin! 
Bu adamcağız, sizin ilerideki , Bartholomeos’tan sonraki patrik adayınız olmasın?
İleride Türkiye’nin başına, Yunan asıllı bir “Fransız”ı miras bırakmak istiyorsunuz anlaşılan…
Ve birinci sırada Ekümeniklik sonra da Heybeliada Ruhban Okulu’nun YÖK’e bağlı olmadan açılması için ne gerekiyorsa yapmaktalar.
Yeni Anayasa’da yapılacak düzenlemelere çok dikkat edilmesi ve Patrikhane’nin önünü açacak maddeler tesis edilmemesi ile Patrikhane için çalışan hukukçu ordusunun, bu bağlamda Anayasa Komisyonu’ndaki meslektaşlarına telkinlerde bulunamaması için çok dikkat edilmesi gereklidir.