hoş geldin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hoş geldin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Aralık 2015 Salı

ŞİİR: SEN ve SORU İŞARETLERİ? (BOJİDAR ÇİPOF)



Sen! 
Evet sen!
Rüzgârın bana getirdiği
Aniden önüme düşürdüğü o tane
Toprakla yeşeren tohum misali fidan…

Sen!
O büyük bir tarla vaat eden
Hani ihtimamla ektiğim suladığım,
Can suyunu tüm sevgimle verdiğim
Başında yeşermeni beklediğim Sen…

Sen’i gördüm topraktan yüzeye çıkarken
Filizlenirken, dallanıp yapraklanırken
Tam meyve verecektin ki ne oldu sana?
Havadan, sudan, topraktan mı etkilendin?
Zaten hep havadan sudan değil midir?
Durduran o filizin uzamasını, dallanmasını
Aşkın meyvesini vermesine engel olan
Sona neden olan, sonsuzluğa engel olan
Hep havadan sudan bir bahane değil midir?

Peki, kabahat kimde?
Havada ya da suda
Belki de tohumu atan bahçıvanda…
O tohum rüzgârla gelmemiş miydi?
Aniden önüme düşmemiş miydi?

Tohumu bulduğumda bahçıvan olmuştum
Sulamaya çapalamaya koyulmuştum…
Yeşermesini beklemeye, uzamasını görmeye
Filizden meyve olmasını umarak zaman aktı…

Bilmeden bahçıvan olmanın sonu işte bu!
Toprak, su ve tohum uymadı birbirlerine
Gerçekte kusur ne tohumda ne de fidandaydı
Kabahat sadece bahçıvandaydı
Ya da bahçıvan olmaya kalkandaydı…

Bojidar Çipof    




19 Kasım 2015 Perşembe

ŞİİR: HOŞ GELDİN (BOJİDAR ÇİPOF)


Sert rüzgârlar bitti

Şimdi sessizlik zamanı

Kuvvetli poyraz yerini bana bıraktı

Bu sessizlik çok sürmez

Ben fırtına isterim hayatımda

Ayaklarım yerden kesilmeli

Savrulan yapraklarla raks etmeliyim

Ruhum havalara uçmalı

Kalbim onunla güm güm atmalı

Yüreğim onun ışığından ısınmalı 

Ve ikimize bir kış masalı yazmalıyım

Çiçeklere teninin kokusunu,

Kuşlara gözlerini anlatmalıyım

Ben; Ben’i O’na verdim ve dedim ki;

Yukarıdan aşağıya bir kez daha oku

Bunlar Sen’in…

Bir başkasının yeri değil sana verdiğim

Hoş geldin…


Bojidar Çipof
24 Ekim 2014 



26 Ekim 2014 Pazar

SEVERSİN İŞTE!

 

Söyleyemesen de harfleri, kelimeleri

Ve kuramazsan da cümleleri kelimesiz

Söyleyemediklerinle dilin acısa da seversin

Suskunluğunda yaşasan da sevdiğini

Nefes almak bile güç gelse sana

Yine de seversin biçare gönlünde yalnız…

Yaşarsın yalnızlığı etrafında çokluk da varsa

Bazen başka tenlerde ararsın, ısındım sanarak

Ve üşürsün sana değen anlık tenin sıcaklığıyla

O harfleri anımsarsın böyle anlarda yine

Hani kuramadığın cümlelerdeki

Dilin incinir diye demediğin kelimeleri anımsarsın

Dudağından çıkamayan kırık gönlün çığlıdırlar

Gönderemediğin duyguların elçileridir onlar

Yanarsın elinden kayan anlara şaşı baktığın için

Üzülürsün dökemediğin kelimelere, cümlelere…

Yaşama mola verilebilseydi, söylerdin belki

Salise kaybetmeden yaşamak için sevdanı

Duyguların akardı ağzından ırmak misali

Yaşamın her anını damıtarak yudumlamak için

Haykırırdın sen de şaşırarak içinden gelenleri

Seversin işte!

Bojidar Çipof
29 Mayıs 2013 



SEN ve SORU İŞARETLERİ?



Sen! 
Evet sen!
Rüzgârın bana getirdiği
Aniden önüme düşürdüğü o tane
Toprakla yeşeren tohum misali fidan…

Sen!
O büyük bir tarla vaat eden
Hani ihtimamla ektiğim suladığım,
Can suyunu tüm sevgimle verdiğim
Başında yeşermeni beklediğim Sen…

Sen’i gördüm topraktan yüzeye çıkarken
Filizlenirken, dallanıp yapraklanırken
Tam meyve verecektin ki ne oldu sana?
Havadan, sudan, topraktan mı etkilendin?
Zaten hep havadan sudan değil midir?
Durduran o filizin uzamasını, dallanmasını
Aşkın meyvesini vermesine engel olan
Sona neden olan, sonsuzluğa engel olan
Hep havadan sudan bir bahane değil midir?

Peki, kabahat kimde?
Havada ya da suda
Belki de tohumu atan bahçıvanda…
O tohum rüzgârla gelmemiş miydi?
Aniden önüme düşmemiş miydi?

Tohumu bulduğumda bahçıvan olmuştum
Sulamaya çapalamaya koyulmuştum…
Yeşermesini beklemeye, uzamasını görmeye
Filizden meyve olmasını umarak zaman aktı…

Bilmeden bahçıvan olmanın sonu işte bu!
Toprak, su ve tohum uymadı birbirlerine
Gerçekte kusur ne tohumda ne de fidandaydı
Kabahat sadece bahçıvandaydı
Ya da bahçıvan olmaya kalkandaydı…

Bojidar Çipof
14 Eylül 2010 




24 Ekim 2014 Cuma

GÖZLERİNDEN TANIRSIN…


Gördüğün; özlediklerinse

Gözlerinden tanırsın

Güneşin sıcaklığını alırsın

Ve soğumuş kalbin ısınır…

Yaşayacağınız sessiz anlarda

“Nihayet seni buldum” dersin

Yıllardır duyuyormuşçasına

Hep kokluyormuşçasına…


Bojidar Çipof
24 Ekim 2014 




HOŞ GELDİN…


Sert rüzgârlar bitti

Şimdi sessizlik zamanı

Kuvvetli poyraz yerini bana bıraktı

Bu sessizlik çok sürmez

Ben fırtına isterim hayatımda

Ayaklarım yerden kesilmeli

Savrulan yapraklarla raks etmeliyim

Ruhum havalara uçmalı

Kalbim onunla güm güm atmalı

Yüreğim onun ışığından ısınmalı 

Ve ikimize bir kış masalı yazmalıyım

Çiçeklere teninin kokusunu,

Kuşlara gözlerini anlatmalıyım

Ben; Ben’i O’na verdim ve dedim ki;

Yukarıdan aşağıya bir kez daha oku

Bunlar Sen’in…

Bir başkasının yeri değil sana verdiğim

Hoş geldin…


Bojidar Çipof
24 Ekim 2014